kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Vicdan Azabı

Vicdan Azabı
23 / 7 / 2008  Çarşamba tarihinde Tahsin Çayıroğlu tarafından eklendi, 467 kez okundu...

“– İleri Ahmet, ileri ileri, goşş!– …– Ahmet, burdim oğlum, görsene benii!– …– Kör müsün, burdim, pas ver, gör beniii!– …– Öff ya.. hep böyle yapıyosun, bi daha senle oynarsam ne olim..!İlk yarı sona ermiş ve iki bir yenik durumdaydılar. Ahmet başını kaldırıp tepeye ormanın yanına baktı....”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Tahsin Çayıroğlu

Tahsin Çayıroğlu







Vicdan Azabı


– İleri Ahmet, ileri ileri, goşş!
– …
– Ahmet, burdim oğlum, görsene benii!
– …
– Kör müsün, burdim, pas ver, gör beniii!
– …
– Öff ya.. hep böyle yapıyosun, bi daha senle oynarsam ne olim..!
İlk yarı sona ermiş ve iki bir yenik durumdaydılar. Ahmet başını kaldırıp tepeye ormanın yanına baktı. Kardeşine seslendi:
– Hadi Ali, yukarı çıkak, goyunların yanına…
– Niye ya, maç bitmedi ki da!
– Hadi oğlum peder duyarsa iyi olmaz sona ha!
Sonra arkadaşlarına:
– Muhsin, Hasan biz gidiyoz,
– Nerye oğlum?
– Goyunların yanına.
– Burdan gözüküyorlar ya..
– Birisi örüklü, boğulur moğulur başımıza bela olmasın sona!
– Yaa hep böyle mızıkçılık yapıyosun!
– Ali hadi hadi biz gidek..
Hava hayli sıcaktı ama esen rüzgâr insanı rahatlatıyordu. İki kardeş okulun bahçesinden uzaklaşarak tepeyi çıkmaya başladılar. Hızlı hızlı çıktıklarından nefesleri kesilmişti ama onlar buna aldırmıyor maçın kritiğini yapıyorlardı.
Sabah çayından sonra anneleri koyunları otlatmak için onları yaylaya göndermişti. Yayla kasabanın yirmi dakika kadar uzağında bir meraydı. Tüm kasabanın hayvanları burada otlardı. Herkesin horu denilen bir arazisi vardı ve hayvanlarını örüklerler sadece günün belli saatlerinde sulamak ve ot vermek için yoklarlardı.
Babaları dört gün önce iki koyun almıştı, Kurban Bayramı için! Büyük koyun küçük olanın annesiydi. İki koyunun da kılları kırkılmadığından öbek gibilerdi. Bu onları daha güzel gösteriyordu. Ahmet, koyunların kesilecek olmasına üzülüyordu ama elinden gelen bir şey de yoktu. Yine de onlarla vakit geçirmeyi seviyordu. Bir gün evlerinin önünde küçük koyunu bacağı arasına almış severken oğlak birden hareket etmiş ve bu esnada ayağı boşlayan Ahmet, koyunun sırtına oturuvermişti. Bir süre sırtında kalmış olmasından dolayı koyuna acı verdiğini düşünerek vicdanı sızlıyordu Ahmet’in ama kızarlar diye de kimseye bir şey demiyordu.
İki kardeş beş dakikanın içinde koyunların yanına çıktılar. Büyük koyuna bol miktarda ot verdiler ve küçük olanla da biraz oynaştılar. Biraz sonra aşağıdan çocukların sesi duyulmaya başladı. Maç tekrar başlamıştı. Maçı tepeden seyretmek için on metre kadar aşağıya inip bir taşın üzerine oturdular. Hem kendi aralarında konuşuyorlar hem de maçı seyrediyorlardı. Aslında, maçla fazla ilgilenmiyordu Ahmet, yarını düşünüyordu! Birkaç kez hayvan kesilirken görmüştü ama büyüdükçe hayvanlara daha fazla acımaya başlamış ve kesilmelerini görmek istemiyordu. Yarın, kesim yerinde olmamak için bir şeyler yapmalıydı. Bir ara dalmıştı Ahmet! Musiki dinler gibi aşağıdan çocukların, ormandan da kuşların seslerine kaptırmıştı kendini! Çeşit çeşit kuş sesleri… Hele guguk kuşunun sesi Ahmet’te başka manalar uyandırıyordu. Anlatılanlara göre guguk kuşu yavrusunu kaybetmiş ve onu arıyordu! Zavallı hayvan, kim bilir ne haldeydi, diye içinden geçiriyordu ki kargaların sesi bu düşüncesini bozdu! Kafasını göğe doğru kaldırdığında beş altı karganın yaylanın üstünde daireler çizdiğinin gördü. Annesinden duymuştu ‘’bir uğursuzluk olacaktı’’galiba..! Ali birden;
– Ahmet..!
– Hı!
– Muhsin ne gıcık çocuk!
– Niye ki?
– Baksana pas vermiyo, onun yüzünden yenildik görmüyon mu?
– Hava atıyodur oğlum!
– Kendini bir halt zannediyo!
– Ahmet!
– N’oldu?
– Ben acıktım, eve gitcem ben!
– Haçan acıktın, bir iki saat daa dayan!
– Ben gidim hem saa da herşi getiririm.
– Yav bilader az dur işte, donuz çocuğu mu var garnında, hem bize kızarlar er geldiz, diye!
– Saati nasıl bilceğz ki?
– Yoldan geçenlere çağırırız!
– …
– Hem yarın bayram, boğun son gün!
– Ahmet!
– Ne var?
– Bubam niye bize top oynatmıyo?
– Ne bilim oğlum, ‘’sokak çocukları mısız siz’’ diyo hem, ‘’ekmeğin peşinden koşun, top neymiş’’ diye kızıyo!
– Sen bubamdan korkuyon mu?
– Ne korkcakmışım oğlum, ben Allah’tan başkasından korkmam..!
Bunun üzerine Ali gülmeye başlamıştı. Haklıydı, Ahmet hakikaten babasından çok korkardı! Bu korkunun nedenini belki tam olarak bilemiyordu ama babasının bakışı bile korkması için yeterli bir nedendi! Aslında, ailede herkes ondan korkardı ama Ahmet’inki başkaydı. Tüm benliğini sarmıştı bu korku!
– Ahmet!
– Efendim?
– Küçük goyun, abim için alınmış, öyle mi?
– He, bende öyle duydum!
– Bubam parasını almış abimden!
– İkisi beraber kesilcekmiş!
– Enes niye gelmedi ki madem küçük goyun onlarınmış?
– Senin yüzünden oğlum, seni dövüyo diye yingem göndermiyo!
– Gıcıklık yapıyo ben n’apım?
Sohbetlerini aşağından gelen Muhsin’in sesi bozdu! Avazı çıktığı kadarıyla bağırıyordu:
– Ahmettt, goyun gidiyooo!!
– Neee??
– Köpekler goyunu götürüyoorr!
– Nerdee??
– Arkan bak, ormana aşağ sürüyoor..
Ahmet işin ne olduğunu anlayamamıştı. Aklı karışmıştı. Etrafına bakındı bir şeyler arıyor gibiydi! Kalbi kulaklarında atıyordu sanki! Bir iki tur etrafında döndü ama küçük koyunu göremiyordu.
– Muhsinnn, nerdeee , ben göremiyomm?
– Ne duruyon oğlum orda, koşsana, aşağ, ormana doğru gittiler!
– Muhsin etmeee, sende geelll!! Tamam mıı?
Ahmet, bir an durakladı ve kardeşine dönerek:
– Ali sen büyük goyunu al ve hemen eve git! Anama gizligine söyle! Çabuk ol emi!
Ahmet koşar adımlarla ormana aşağı koşmaya başladı. Kalbi o kadar hızlı atıyor ki sanki yerinden fırlayacaktı! Nefesi daralmış, hırıltılar çıkarıyordu! Dizleri tir tir titriyor neredeyse onu taşıyamayacaktı! Gözleri kıpkızıl olmuş ağlıyordu. O anda o kadar çok şey geçiyordu ki hatırından… Bir an babası geldi gözlerinin önüne! Ne diyecekti acaba! Zaten konuşamazdı babasının karşısında! Bu sefer kaskatı kesilirdi herhalde! Sonra çevresini düşündü. Bir koyuna sahip çıkamamıştı! Koskoca, eşek kadar adam olmuştu! El alem ne demezdi! Keşke maç yapmasaydı! Evet, maç yapmamış olsaydı bunlar başına gelmeyecekti! Babasının yasakladığından beridir yani, çok uzun süreden beri zaten top oynamıyordu. ‘’Salak’’, dedi kendi kendine, ‘’hak ettin sen bunu!’’. En çok da bundan korkuyordu! baba sözü dinlememiş, sokak çocuklarına uymuştu! Şimdi ne halt edecekti! Sonra zavallı oğlak geldi gözlerinin önüne, kim bilir ne zor durumdadır şimdi! Belki de canavarlar onu canlı canlı yiyordur! Sahip olamamıştı! Vicdanı sızlıyordu ama babasının korkusu daha baskındı! Ayağı birden ağaç köküne takılınca yere yuvarlandı. Yüzükoyun düşmüş olmasına aldırmadan hemen ayağa kalkarak koşmaya devam etti. Yola indiğinde karşısında Muhsin’i gördü:
– Gördün mü Muhsin, nerye gittiler?
– Eve gitmiş olmasın?
– Eve gitse yolun garşısından görürdük!
– Bak bak, feraktu yıkılmış, derye aşağ izler de var!
– Hani, nerde?
– Aha işte, burda? Hem ağlama dostum, buluruz şindi! Goyunlar akıllıdır!
– Ben n’apcam oğlum, eve falan da gidemem!
– Korkma korkma, hadi derye inek!
Koşa koşa tarladan aşağı indiler. Dereye vardıklarında ne yöne gideceklerini kestiremediler önce! Sonra Muhsin birden:
– Ahmet bak köpekler garşı tepede!
– Nerde?
– Aha işte, goyun da yok yanlarında!
– ….
– Gurtulmuş heralde ellerinden!
Ahmet sevinmişti! Hakikaten de koyun yoktu yanlarında. En önde kurt köpeği olmak üzere yedi köpek gidiyordu. Ama koyun neredeydi? Şimdi bunu bulmak gerekliydi. Ama içi ferahlamıştı, derin bir nefes çekerek içine:
– Ohh.. ! diye içini çekti!
Ahmet biraz aşağıya doğru ilerledi. Ama birden ayağı kaydı:
– Off, düşüyom Muhsiinn!
– Ahmet dikkateett!
– Uçurummuş burası, burya gelme sakın!
Ahmet, ani bir refleksle bir dala tutunarak kurtulmuştu. Olduğu yerden doğruldu ve aşağıya baktığında gözlerine inanamadı:
– Muhsin, goyun aşada!
– Demedim mi saa!
– Şükürler olsun, bulduk!
– Akıllıdır oğlum goyunlar, bak dememiş miydim?
– Saklanmış mı?
– Tabii saklanmış?
– İyi de aşağ nasıl incez ki?
Her tarafı çayırlar, çalılıklar ve ağaçlar bürümüştü. Üstelik etraf da uçurumdu. Aşağıya inmek için uzun bir yol yürümeleri gerekiyordu. Muhsin birden:
– Bu toni diğil mi, Ahmet?
– A, evet!
– Toni gel oğlum burya!
– İyi de bunun azı burnu gan içinde!
– Goyunu gurtarmak için köpeklerle boğuşmuş demek ki!
– Afferim toni saa, afferim!
Toni, kuyruğunu sallayarak iki arkadaşın yanına geldi. Biraz sürtündü sonra ne aradıklarını bildiği için çalılıkların içine daldı. Ahmet ile Muhsin, toniyi takip ettiler. Toni gerçekten gizli bir yol biliyordu. Toni önde iki arkadaş geride kaya kaya aşağı indiler. Ahmet, hemen öne davranarak koyunun yanına geldi ve hemen koyuna sarıldı. Çok şükür sağ salim onu bulmuştu! İçi rahattı artık. Sarılma faslı bittiğinde doğruldu. Bir de ne görsün! Koyunun bacağından kanlar akıyordu.
– Toni goyunun bacağnı yemiş!
–...!
Koyunun sağ ön bacağı omuz hizasından biraz yenmişti. Ahmet ağlamaya başladı ve toninin üzerine yürüdü. Toni on metre geriye kaçtı ve olduğu yere çöktü. Belli ki köpek de şaşırmıştı. Çünkü o bir av köpeğiydi ve avını efendisine sunmanın ödülünü beklerken kovulmuştu!
Ahmet yarayı biraz inceledi. Her şeye rağmen sevincini yitirmemişti. Çünkü yara büyük değildi ve ucuz atlatmıştı. İyi ki vaktinde gelmişti. Yoksa başı belaya girebilirdi. Babası belki bir şey demeyebilirdi! Muhsin ise iki metre geride olanları seyrediyordu.
Ahmet, koyunun yürüyebileceğini hesap ederek onu kaldırmaya davrandı. Bir kere zorladı olmadı! Muhsin’den yardım istedi. Muhsin de koyunu tutarak ayakları üzerine kaldırmaya çalıştı, olmadı! Güçleri yetmemişti. Bu sefer Ahmet iki kolları ile koyunu boynundan kucaklayarak kendine doğru çekmeye başladı. Çekti olmadı! Bu sefer daha iyi kavrayarak tüm gücüyle zorladı. Birden ‘’foşş’’ diye bir sesle irkildi. Anlayamadı önce, geri çekildi. O da neydi öyle! Bağırmaya, çağırmaya başladı! Ahmet, kendini kaybetmiş gibiydi. Olanları Muhsin daha anlamamıştı! O da yaklaştı ve:
– Aa, goyunun garnına n’olmuşş!!
– Köpekler goyunun garnını deşmişler!!
– …..!
Zavallı koyun o kadar sakindi ki! Bacağı yenmiş, karnı deşilmişti! Melul melul Ahmet’e bakıyordu. Belki de ona veda ediyor belki de sitem ediyordu! Ahmet’in gözleri koyunun gözlerine kilitlenmişti. Ahmet, hem ağlıyor hem de af diliyordu. Zavallı hayvana sahip olamamış onu canavarlara yem etmişti. Vicdanı sızlıyordu ve kendisini asla affetmeyecekti…!



Telif Hakkı Uyarısı Vicdan Azabı isimli yazı, Tahsin Çayıroğlu tarafından 23.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Emre Kundakçı yazıyı tebrik etti...
tebrik Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
tebrik Ecem Çevikdil yazıyı tebrik etti...
tebrik Sinan Çakır yazıyı tebrik etti...
Tahsin Çayıroğlu
Tahsin Çayıroğlu / 05.08.2008
Adı ``Vicdan Azabı`` olan hikayem Temmuz ayı hikaye yarışmasında ikinci oldu ancak genel itibari ile puanlar oldukça düşük! Gönül isterdi ki hikayem birinci olsun! Neyse bu aslında çok önemli değil! Hikayemin konuşma metinlerinde düzenleme yaptım. Amacım hikayenin geçtiği yörenin ağzını olduğu gibi verebilmek! Onun dışında hikayenin muhteviyatında herhangi bir değişiklik yapmadım, bilginize!

Mert Cemil
Mert Cemil / 31.07.2008
Çok beğenerek okudum, başarılar!!

Sinan Çakır
Sinan Çakır / 31.07.2008
Hikayenizi beğeni ile okudum hem de bir solukta! Heyecan ve hüzün bir arada! TEBRİKLER!!

Oğuz Yeşil
Oğuz Yeşil / 26.07.2008
Güzel bir hikaye ama üzerinde daha çok çalışılsaydı harkülade olurdu ama neticede sizin kalemizden çıkmış yine de çok güzeldi

Tahsin Çayıroğlu
Tahsin Çayıroğlu / 23.07.2008
Teveccüh ediyorsunuz, teşekkür ederim!

Emre Kundakçı
Emre Kundakçı / 23.07.2008
Asıl ilginç olan bu öykü 14 kere okunmuş ve sadece 2 yorum, 1 tebrik var. Bence bu öyküye yaraşacak bir yorum ve tebrik sayısı degil.

Tahsin Çayıroğlu
Tahsin Çayıroğlu / 23.07.2008
Emre bey yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu kaleme aldığım ilk hikaye olması ve üzerinde çok durmamam yani acaleye getirmiş olmam bir de buna dil özelliğimin eklenmesinden dolayı anlatım biraz vasat olmuş olabilir.. Ek olarak da hikayenin içinde geçen konuşmalar yöresel olduğu için değerlendirme yaparken bunu gözden kaçırmış olabilirsiniz! Vurgulamak istediğim diğer husus ise hikayedeki olayın gerçek hayattan alınmış olmasıdır. Güzel yorumunuz için tekrar teşekkür ederim!

Emre Kundakçı
Emre Kundakçı / 23.07.2008
Çok güzel konu, belki biraz vasat anlatım. Vurucu cümleler, şiirsel bir anlatım olsa. Tadından yenmezdi.


Ekim
8
Delirten Yağmur!
Bahattin GülyuvaYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
7
Aysel/59
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
7
Beyoğlu Beyoğlu Ooof Beyoğlu (ı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 30 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
7
Kayıp Yazar Devamı /11
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 38 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ekim
7
Aysel/58
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 50 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
26
Dilimize Sadakat
Tahsin ÇayıroğluEğitim Makaleleri • 214 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Eylül
5
Oruçla İlk Tanışma!
Tahsin ÇayıroğluÇocuk Hikayeleri • 178 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Eylül
3
Ma`dum Umutlar
Tahsin ÇayıroğluSerbest Şiirler • 101 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
1
Vefa
Tahsin ÇayıroğluKişisel Denemeler • 137 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Kurnaz Şakası
Tahsin ÇayıroğluÇocuk Hikayeleri • 222 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
19
Haziran
16
Mülakat Siyasetin Çirkef Yüzü
Tahsin ÇayıroğluEleştiri Makaleleri • 581 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
12
Temmuz
14
Uluslararası İlişkiler
Tahsin ÇayıroğluEğitim Makaleleri • 548 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
23
Vicdan Azabı
Tahsin ÇayıroğluYaşamdan Hikayeler • 468 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Vicdan Azabı, Vicdan Azabı hikayesi, Vicdan Azabı hikaye, Vicdan Azabı nedir?, Vicdan Azabı hakkında bilgi, Vicdan Azabı hikayeleri, Tahsin Çayıroğlu hikayeleri, Vicdan nedir, Vicdan hikayesi, Vicdan hikayeleri, Azabı nedir, Azabı hikayesi, Azabı hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Kapalı )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Anime Episodes | Mortgages | Mortgage Loans | Myspace Comments | Credit Cards | Gazlıgöl | Saat