Virane HayallerVirane HayallerGünler ayları, aylar yılları kovalarken, zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmeden acısıyla tatlısıyla insan nasıl büyüdüğünü anlamadan, olayların nasıl geliştiğinin farkında bile olmadan, hayata hazırmıyım? Sorusunu bile kendine soramadan hayatın akışıyla kendini olayların içinde bulan, hayaller kurup onların peşinden koşmaya gayret eden, bir umut deyip içini sımsıcak bir güneşle ısıtan pembe düşler çevrilmiş ama yalan olan bir hayatta insan ne kadar tutunup kalır?Yağmur tüm şiddetiyle yağıyordu. Kasvetli ve yalnızlığın içinde tüm öfkesini kusan bir insanın duygularını anlatırcasına şiddetini sürdürüyordu. Sokağın köşesinde hızlı ama öfke dolu iki ayak belirdi. Sırılsıklam olmuştu, kuru hiçbir yeri kalmamıştı tek istediği şey evine gitmekti. Adımlarını hızlandırdı. Evine varıp kapıyı açtığında onu bekleyen tek kişi çok sevdiği kedisiydi. Üstünü değiştirip pencerenin önündeki koltuğa öylece bıraktı kendini. Boş gözlerle yağmuru seyrediyordu. Pencereye vuran her yağmur tanesi onun gözünden değil de kalbinden akan gözyaşları gibiydi sanki. İçinde fırtınalar kopuyordu düşünüyordu imkânsız aşkını. yıllar sonra karşısına çıkan ama zamansız sevdasını, hayat ona hiç adil davranmamıştı. Ailesin den yana nede sevdiği adamdan yana yüzü gülmemişti. Çok acı çekmişti şimdi her şey gözünün önünde bir film şeridi gibi beliriyordu, yaşadığı o gecenin buz gibi soğuk havası sanki hala üzerindeydi. Lanet ediyordu doğduğu güne ölümün eşiğindeyken nasıl hayatta kaldığına, keşke ölseydim diye düşünüyordu ve birden hıçkırıklara boğulmuştu oturduğu yerde, yağan yağmurun bile sesi kaybolmuştu hıçkırıklarının arasında. Hayatını değiştiren o geceyi hiçbir zaman unutamayacaktı ömrünün sonuna kadar geçmişiyle yaşamaya Mahkûmdu sanki istese de atamıyordu içinden çektiği acıları. Artık tükenmişti taşıya mıyor du, Omuzlarındaki yük o kadar ağırlaşmıştı ki eziliyordu altında. Oysa daha 28 Yaşındaydı. Yaşamak isteyipte yaşayamadığı o kadar çok şey yarım kalmıştı ki haya tında ve hayatın daha önüne neler çıkaracağı belli değildi. Artık acı çekmek istemiyor du. Kötü günleri geride bırakıp mutlu olmak huzurun tadını çıkarmak istiyordu. Ama sanki bir şeyler onun mutlu olmasını istemiyor gibi önüne engeller çıkıyordu.”Yeter” Artık diye avazı çıktığı kadar bağırmak istiyor du. Bu fırtınalı gece sanki onun için hiç Bitmeyecek gibi geliyordu. Sabah olmak bilmiyordu, bir anda yaşadığı o gece geldi aklına ve daha çok hıçkırıklara boğuldu. Yine böyle fırtınalı bir gecede hayatını altüst edecek kararı alacaktı. Gece karanlık dışarıda sanki bir felaket yaşanırcasına yağmur yağıyordu, kulaklarını çınlatırcasına gök gürlüyordu. Evde ondan başka uyumayan yoktu. Kardeşleri ve annesi uyuyordu, bir tek babası evde yoktu ve elif onu bekliyordu. O gelmeden de Uyku girmiyordu gözüne ki nasıl geleceğini biliyordu. Bir süre sonra uzaklardan bir Ses duydu, babasının sesiydi bu yine sarhoştu, yine küfürler savuruyordu etrafa elif usulca yatağından kalktı kapıya doğru gitti, sessizce kapıyı açtı. Babası kapıya gelmiş ti. Kendini ayakta zor tutuyordu, elif koluna girip içeri soktu babasını bir şey diyemiyor du. İçtiği zaman ne kadar zor bir adam olduğunu biliyordu çünkü. Babası bağırmaya devam ediyordu, ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Birden annesine saldırdı kadın uyuyordu, neye uğradığını şaşırdı birden saçlarından tutup şiddetli bir şekilde çekip kaldırdı kadını. Elif bağırmaya başlamıştı annesini babasının elinden almaya çalışıyor du. Ama bu nerdeyse imkânsızdı gücü yetmiyordu. Kardeşleri de uyanmıştı ağlıyorlar dı.”Baba ne olur vurma anneme”elifte artık çığırından çıkmış. Bağırıp çağırıyor babası na lanetler okuyordu. —Yeter artık. Diye bir çığlık duyuldu, o gürültünün içinden. Yeter artık nedir bu çektiğimiz senden içip içip gelip hıncını bizden çıkarıyorsun. Ne yaptık biz sana? Nedir bizden istediğin bu zavallı kadından ne istiyorsun? Öldürmek mi istiyorsun annemi. İçip te geleceğine içtiğin yerde zıbarıp kalsana bizde kurtuluruz sende. Babası bu sözleri duyar duymaz elifin üstüne çullandı .-Sen bana bu şekilde nasıl konuşursun, der demez elifi tuttuğu gibi savurmuştu. Elif ne olduğunu anlayamadan kendinden geçmişti. Kafası odadaki divanın köşesine çarpmıştı. Annesinin çığlıkları evi inletiyordu. Babası şaşkın öylece elife bakıyordu. Donup kalmıştı olduğu yerde. Birden dizlerinin bağı çözüldü sanki olduğu yere diz çöktü. Kendi kendine “ben ne yaptım”diye, düşünüyordu. Ama iş işten geçmişti. Annesi Bağırıyordu artık. —Allah cezanı versin senin. Yaptığından memnunmusun. Mahvettin evladımı eğer evladıma bir şey olsun seni yaşatmıyacam. Bir huzur vermedin lanet olsun senin şu içkine. Ama elifin babasından ses çıkmıyordu şoka girmişti sanki. Öylece gözlerini dik miş elife bakıyordu ve hiçbir şey diyemiyordu. Zavallı kadın kızını ayıltmaya çalışıyor du. Ama nafile bir türlü kendine gelmiyordu elif, başını çok şiddetli vurmuştu çünkü. Bir süre sonra babası da olduğu yerde sızmıştı. Elif kendine geldiğinde sabah olmuş annesi hala başındaydı gözlerini açtığında ilk annesini gördü. _Anne ne oldu bana, diye, sordu. _Sonunda kızım kendine gelebildin çok şükür. _Anne başım çok ağrıyor. _Tamam, kızım geçecek. _Anne _Söyle kızım. _Yok, bir şey. _Tamam, kızım sen dinlen biraz. Ben sana yiyecek bir şeyler hazırlıyım. _Tamam, annecim hazırla ama canım istemiyor. _Olmaz bir şeyler yemen lazım. Elif hiçbir şey demedi ve annesi ona bir şeyler hazırlamak için yanından ayrıldı. Ne yapacağını düşünüyordu. Hayatı boyunca bu geceyi unutmayacaktı ve babasının ona Söylediği o kelimeleri şu an her şeyi hatırlıyordu neyini görmüştü babası şimdiye kadar bir erkek arkadaşı bile olmamıştı elifin o kelimeleri hak edecek ne yapmıştı elif. Beynine kazınmıştı kelimeler bir türlü aklından çıkmıyordu. Resmen kötü kadın yerine koymuştu onu. Bir baba evladına bunu yapabilirmiydi. İçkilide olsa evlada kıyabilirmiy di. Demek ki olabiliyormuş. Elif o andan itibaren hayatını değiştirecek kararı vermişti. Gidecekti burada duramazdı artık. Ertesi günü bayramdı ve halaları İstanbul dan dan geleceklerdi. Onlara her şeyi anlatıp onlarla gidecekti ve orda bir işe girip çalışacaktı. Tek sorun vardı şimdi annesine aldığı bu kararı nasıl söyleyecekti. Annesini üzmek istemiyordu. O böyle düşünürken annesi kapıyı açıp içeri girdi. Kahvaltısını getirmişti .Kadıncağız o kadar fedakârdı ki bütün bunlara çocukları için katlanıyordu Kardeşleri de girmişti kapıdan hepsi ablalarına sarılmıştı ağlıyorlardı. —Tamam, ağlamayın artık susun bakın ben iyim bir şeyim kalmadı artık iyileştim ben, diyordu. —Ama abla biz çok korktuk kendine gelmeyince öldün sandık. —Ben sizi bırakıp gider miyim hiç, diyordu elif ama içi kan alıyordu çünkü en kısa zaman da gidecekti buradan dayanamıyordu artık babasının dayaklarına. Huzur istiyordu mutlu olmak onunda hakkıydı. Şu an tek şey düşünüyordu annesine nasıl söyleyecekti bunu onun için söylemesi o kadar zordu ki. Onu üzmek istemiyordu, annesi onun için çok önemliydi ama bu gece olanlarıda unutamıyordu ve unutamazdı. Cesaretini topladı ve önce kardeşlerine: —Siz çıkın ablam az. Ben annemle bir şey konuşucam. Dedi. Annesi şaşırmıştı.-Ne oldu kızım. Dedi. —Anne ben buradan gitmeye karar verdim. —Nasıl yani. Dedi annesi. —Anne dayanamıyorum artık babama. Halamlar geldiği zaman onlarla beraber gidicem. Bir iş bulup çalışıcam. Ben fazla geliyorum babama bir insan evladına bunları yaparmı. Deyip ağlamaya başladı. Annesi ne yapacağını bilemiyordu, ne söyleyeceğini kızına hak veriyordu. Ama ailesinin bir yana dağılmasını istemiyordu elif daha 16 yaşındaydı. Ne yapardı, nasıl yaşardı, nasıl mücadele ederdi o büyük şehirde, yutmazmıydı onu büyük şehir, ya kurtlar sofrasına yem olursa. İstanbul aç kurtlarla doluydu. Güzel bir kız gördülermi hemen çevresini sararlardı elde etmek için. Elifte çok güzeldi, ya ona bir şey olursa diye bir anda birçok şey geçti kadının haklından. Vazgeçirmek için ne yapabilirdi onu. Ama bir kere takmıştı kafasına imkânsızdı onu vazgeçirmek.ve kafasına koyduğunu yaptı hertesi sabah halalarıyla beraber istanbula gitti.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Virane Hayaller isimli yazı, Selda Kale tarafından 27.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Bekir Karayel yazıyı tebrik etti...
Eyüp Özgür Kılıçarslan yazıyı tebrik etti...
Şeyhmus Çakır yazıyı tebrik etti...
Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
Volkan Sönmez yazıyı tebrik etti...
Güngör Demir yazıyı tebrik etti...
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 19 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 29 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Ekim
22
Ekim
16
Ekim
1
Eylül
26
Ekim
1
Ağustos
27
Eylül
18
Ekim
22
Eylül
26 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||