Vuruldum AnaVuruldum AnaVURULDUM ANA...Kör kurşunlara geldim anam, gurbet ellerde... yıkıldım. Aklıma sen geldin, dört duvar arasında, yüzün geldi,sesin geldi, belli belirsiz zihnimin ta ücra köşelerinde. Kaç sene geçti bilmiyorum ama çok özledim, bu yalancı insanların arasında ve bu yalancı şehirde seni ana. Şimdi dışarıda yağmur yağıyor. Pencereden içeri toprak kokusu geliyor,serin yayla kokuları geliyor,senin kokun geliyor, Sen de toprak kokardın ana. Hani derdin ya ana, “her şeye sevgi duy düşmanların bile sevgi dilensin senden ve hiç gönül kırma diye, böyle yaparsan hep kazanan sen olursun, derdin” ya, hep öyle yaptım, ama gel gör ki ana, şimdi zor nefes alıyorum içim paramparça,beynimin her köşesinden çığılıklar yükseliyor, ısırganlar dağlıyor filizlerimi,her gecemde karabasanlarla uyanıyorum ve sen yoksun,beni uyandıran yok... bu zehir akan uykulardan, korkulardan uyandıracak yok ana. Gündüzüm ise gecemden bin beter. Ben mi kazandım ana şimdi, anlamadım yoksa, göz yaşlarım benimi aldatıyor sabahlara kadar. İçim sızlıyor ana , düşmekten ve bir daha doğrulamamaktan korkuyorum. Hep dalıp dalıp hayelere gömülüyorum ve aklımı toparlayamıyorum ana. Yine gelsen, başımı koysam dizlerine, kınalı nasır tutmuş ellerinle okşar mısın saçlarımı, yiğidim aslanım, der misin,kırklar çeşmesini evliya tepesini ve Kösedağını anlatırmısın. ve bende sana bildiğim mehlika sultana aşık yedi gencin hikayesini Yusuf ile Züleyha’yı simurg’a aşık kuşların hikayesini anlatsam,yine gözyaşları ile dinler misin ana. Ah ana ah galiba yürek susunca kalemde susuyor. Mürekkep değilde kan sızıyor kalemden... Ana, at vuruldu,ölen ben oldum. Meydan da kahpelere kaldı, at izi it izine karıştı, bülbüller ölü bulundu bir seher vakti güllerin açtığı bahçelerde. Kargalar nağme yapıyor,artık gönül tahtlarında ana. Ve değer gören onlar oluyor . Eskisi gibi beni bırakıp sen uyuma sakın ana, yılanlar başıboş kaldı, zehir saçıyorlar her yana, kovamam yılanları seni koruyamam ana. Aklıma ne geldi biliyor musun ana, yazın sıcağında, öğlen vakti tarlada, ekin biçerken, yorun yorgun armut ağacının altında, azıkları açıp bir yandan çayın demlenmesini bekleyip, diğer yandan ekmekleri ısıtıp yediğimiz, bulgur çorbası, tarhana, madımak, yemekleri geldi. Bak ana ocak başındaki ekmeğin kokusu taa buralara kadar geliyor ve burnum sızlıyor,ve ekinlerin arasından bana seslenişin “yiğidim koş ekmeğin hazır” diyişin ve babamın kızmasına rağmen ekinleri çiğneyip sana gelişim, ekmeği alışım.. zamana isyan ediyorum,mesafelere lanet okuyorum ana. Ah ana üzerine yağ ve şeker koyduğun o ekmeğin tadını buralarda hiçbir yerde bulmadım. En lüks dedikleri yerlerde bile. Yine hazırlayıp çağırmazmısın. Topladığım yayla çiçekleri kapımızın üzerinde hala asılı duruyor mu ana. Kalbimle toplamıştım onları sana ana, yüreğim soldu acaba onlarda soldu mu? Düştüğümde, yaralandığımda,ot toplar, yaralara kordun , acıyor diye bağırırdım ya, ama ana inan hiçç acımazdı. Sadece senin yavrum demeni duymak için, bilerek ağlama numarası yapardım. Sen yavrum dedikçe sevgin sarardı tüm benliğimi. Yine ot toplayıp yarama basmaz mısın ana. Zira kalbim kanıyor ve bu sefer gerçekten acıyor ana, gerçekten acıyor... Akşamları yine bensiz pencerenin önünde, yıldızlara bakıp isim koyuyor musun her birine ana. “Bak oğlum şu hani, yüreğin gibi parlak olan yıldız senin yıldızın” dediğin benim yıldızım duruyor mu hala. Bu kapkara şehirde yıldızlar gözükmüyor ana. Sen benim yıldızımı görüyor musun .Yoksa kayıp gitti mi, tüm ümitleri hayalleri peşine takarak, kim bilir hangi gönüllere... Benim diktiğim ceviz ağacı hiç ceviz verdimi ana, tayıma ne oldu, şeker veren var mı hala. Ya dağ gibi dedem nice göçüklerin altından sapasağlam çıkmış, nice boran fırtına görmüş dedem, gittiğinden beri pek konuşmuyormuş. Günden güne eriyormuş. Gelsem benimle konuşur mu. Koçum sen aydınlısın. aydınlılar seninle devam edecek der, cebinden çıkardığı tozlu şekerlerden verir mi ana. Dedeme söylemede ana ,üzülmesin, aydınlılar benimle gitmeyecek ana gitmeyecek. Sabah ezanına az kaldı ana,birazdan sen kalkacak ineklerin önüne ot koyacak su verecek ve gelip kalk bakalım tembel namaz geçiyor kalk diyecek, ve ben her seferinde uyuyor numarası yapacak ve sen başımda öylece kalkana kadar bekleyeceksin .ama ana sen kıyamıyordun uyandırmaya, şimdi bak kıyanlar kıydı, hiç uyuyamıyorum ana sabahlara kadar. Zor anam zor, galiba seninde yokluğuna alışamıyacam inan hiç aklıma gelmezdi anam, bir gece beni bırakıp gideceğinin kalbimdeki ikinci kör kurşun olacağı, kör kurşun olacağı... Asa...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Hayat Kaldırım Taşları Gibiymiş
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 52 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Bu Bir Oyundu Aysel (2son)
• Ecem Çevikdil • Yaşamdan Hikayeler • 76 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
21
Ekim
27
Ekim
26
Ekim
26
Ağustos
31
Ağustos
31
Ekim
26
Ağustos
31
Ağustos
31
Ekim
26
Ağustos
31 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||