Yağlı Boya Tablo mu Yaşam?Yağlı Boya Tablo mu Yaşam?Kendimi nerelere bırakıp da gelsem . İçimdeki boşluğun bir adının olmasını dilerdim .Yok işte.Kendini karlara karşı savunmasız hisseden,tipilerle karşılaşmaktan korkan bir bahar kederi var üzerimde.Ne çiçek açarım ne açan çiçeklere anlam veririm.Öylesine bir hikayenin önemli bir kahramanı gibi hissederken kendimi önemsizliğimi keşfetmenin acısıyla tekrar tekrar batarım bataklıklara.Soruların anlamsızlığıyla boğuşurken cevapların sıradanlığına da anlam veremem.İnsan, yaşamın yaşanmazlığında savrulup tipilerle,kar boranla savaşırken yaşlanıyormuş meğer.Sırtımdaki yükün beynimdeki yükten hafif olduğunu biliyorum.Belki de beyin denilen o şeyi bırakmak lazım sonsuz bataklıklarda.Yalnızlığımın mutlaka bir anlamı vardı. Çözmeye çalıştıkça boğazımda düğüm düğüm olan soru çınarları. Dev,ışıksız,korkunç bir orman gibi.Uğultusundan,serinliğinden kulaklarının işitemez olduğu ve teninin hissedemez olduğu bir orman kalabalığında kalmanın bir anlamı vardı belliki .İnsan kendini bilmeliydi.Belki de kendimin bu kadar farkında olduğum için kederliydim.Belki de hergün yeni bir özelliğimle karşılaşmamın verdiği şaşkınlıktı bu üzerimdeki dev yük.Kendine alışamayan bir insan silueti bu bendeki.Değişmem gerek derken değiştirmem gereken başka bir özellikle karşılaşmak çok yorucu sevgili dünya.Bu gelgitler,bu huzursuzluk nereden hüküm saldı bana.Anlamam lazım bu kaosu. Yıldızlara bakıp bir demet samanyolu yaratıyorum kendime.O kadar yıldızla ne yapacağımı düşünüp çıldırıyorum sonra.Hem bunu yaratmak hem bu çokluktan rahatsız olmak bir dengesizlik.Yorulduğunu hissedince insan bir durmalı,dinlenmeli.Ben durup dinlenmeyi çaresizlik gibi algılarım hep.O yüzden devinimlerimin sonu gelmez.Ben hareket ettikçe herkes durur inadına.Yaşam durur bu devinim karşısında.Benim daha çok hareket edip yorulmamı ister gibi.Artık insanlar neden yorulur anlıyorum galiba.Sen hareket halindeyken her şey ölü gibiyse yorulurmuş insan. Tüm inandıkların bildiklerin bir sabun köpüğü gibi olur hep farklı insanlar karşısında.Bir sabun köpüğünün ışıkla temasına baktığında aslında rengarenk dönen bir cisim görür gözlerin.Ama bu yanıltıcı bir renk şölenidir.Aslında gerçek o kadar da renkli olmayabilir.Renkli görünen her şeyde olduğu gibi bir karanlık mevcuttur ve kandırır gözlerini.Bazen bu renklere hayran olursun bazen de bu karanlığı keşfedip görmek bile istemezsin. Bir yağlı boya tablo değil ki yaşam;baktığında istediğin gibi yorumlayabilesin.Gayet net,belirgin çizgileri vardır onun.Sen onu ne şekilde yorumlarsan yorumla aslında tek birşeydir o.Ne olduğu hakkında yorum yapamadığın tek şeydir.Zaten sen de bir ressam değilsin ki hayatı istediğin gibi yorumlayabilmek için istediğin gibi çizip renklendiresin… Olduğu gibi kabullenirsin.Canını acıtan her şeyin bir göz aldanışı olduğu da düşünebilirsin,gerçek olduğunu da…
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 30 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Eylül
20
Eylül
18
Eylül
16
Eylül
5
Eylül
4
Ağustos
21
Yağlı Boya Tablo mu Yaşam?
• Aytül Pazar • Hayata Dair Denemeler • 253 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Ağustos
28
Eylül
5
Ağustos
20 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||