Yağmurlu YüzümYağmurlu YüzümYAĞMURLU YÜZÜMHatice Çelik’e… Okulun ilk günüydü. Bugünün heyecanını ve koşuşturmasını yaşıyordum. 19 yaşındaydım ve bunları büyük bir keyifle yapıyordum. Evimden uzaktaydım. Bu mutluluğumu daha da artırıyordu. Biraz daha bağımsız olmanın tatlı korkusu ve heyecanı… Okul merdiveninden çıkarken, bir yandan bunları düşünüyor, diğer yandan eprimiş binanın içini seyrediyordum. Panolarda geçen yaz sömestrinden kalan final notları asılıydı. Okulla ilgili genel duyurular, klüplerin etkinlikleri… Kirden rengini kaybetmiş duvardaki panolardan geçmiş yansıyordu. Pencere kenarına gittim. Hava almak istedim. Pencereyi açıp, dışarıyı seyrettim. Bulutlu bir sonbahar günüydü. Gökyüzünde çeşitli şekiller çizen bulutlar hayal dünyamı zenginleştiriyor, beni düşünmeye sevk ediyordu. İçimdeki heyecanın yerini dinginlik alıyordu. Pencereyi kapatırken bir yazıyı fark ettim. Sigara içmenin cezası bilmem kaç milyon lira. Sigara kullanmıyordum. Bina içinde sigara içilmemesi hoşuma gitmişti. Ama insanımız bunu keşke uyarılmadan yapsaydı, diye düşündüm. Yanlış olan bir şeyi yapmamak için ille de uyarılmak mı gerekiyor. Tuhaf! Sınıflara çıkarken önümdeki 4 yılı düşündüm. Nasıl geçecek, diye. Okuldan sonra yurda gittim. Merdivenlerden çıkarken içimdeki dinginlikten huzur buldum. Bunun bir ömür boyu olmasını diledim. Tüm dileklerimi hatırladım. Hatırladıklarımın bir kısmını hemen unuttum. Yurdun koridorlarında birbirlerine duvarlara meraklı gözlerle bakan öğrencilerle karşılaştım. Bu meraklı gözlerden bir çifti bana aitti. Şimdi yanımdan geçen uzun sarı saçlı kız belki de benim en iyi arkadaşım olacak, önümüzdeki 4 yıl içinde. Belki de oda arkadaşım. Ya da okulun ilk günlerinde tartışıp bir daha onunla hiç konuşmayacağım. Kalacağım yeri bulmadan önce lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkadım. Gözlüklerimi takmadan önce yüzümdeki yağmur tanelerine baktım. Evet, yüzüm yağmur yüklüydü. Bulutluydu. Güzelliğimden mi yağıyordu bu yağmur? Gülüyordum, yok sadece tebessümdü bu. Kuruladım yüzümü, yağmur dinmişti. Kısa siyah saçlarımı, açık beyaz cildimi inceledim, ilk defa seyreder gibi. 4 yıl sonra da böyle mi olacaktı acaba? KOŞUŞTURMA Ufak el çantamı ve bavulumu aldım. Biraz ağırdı. Keşke ağabeyim gelseydi. Aradığında evet deseydim. Merdivenlerden inerken, buraya ilk geldiğim gündeki dinginliği hissettim içimde. Ağır yürüyordum koridorda. Ayak seslerimi duyabiliyordum. Lavaboya gittim. Günün ortasındaydım; ama geç uyanmanın eprimiş yorgunluğu vardı üzerimde. Yüzümü yıkadım. Bir daha yıkadım. Yağmurlu günüm aklıma düştü. Parçalı bulutlu yüzüme baktım. Düşünce gördüm ama çok da mutluluk… Gözlüğümü çıkarıp, gözlerimin kenarlarına baktım. Ufak kırışıklıklar vardı, bana yabancı. Ürkerek dokundum. Evet, benimdi. Okula geldiğim ilk gün gördüğüm sarı saçlı kızı hatırladım. Onu bu dört yıl içinde hiç görmedim bir daha. Çanta ve bavulumu kapıdaki görevliye emanet ettim. Okulumu son defa gezmek istiyordum. Koskoca okulda birkaç kişi olduğundan sesler yankılanıyordu. Konuşan kişileri, onları tanımıyorum, nerede olduklarını tahmin edebiliyordum. Duvarlara baktım. Geldiğimin ikinci senesi boyanmıştı; ama hiç boyanmamış gibi yükseliyordu insanın önünde. Panolara baktım. Gözlerimi biraz gezdirince adımı gördüm. Aldığım notu… 72 alıp geçmişim. Pencereyi açtım. Yüzümdeki yağmuru gördüm. Ne çoktu tanecikler. Toprağın kokusunu içime çektim. Yaz yağmuruydu, yani bendim. Pencereyi kapatırken gözüm sigara yasağı ile ilgili panoya takıldı. Okula geldiğim ilk gün görmüştüm. O günden tek farkı, ödenecek miktarın büyümesiydi. 4 yıl içinde bunu görmüş müydüm, diye düşündüm. (Düşünceli yüzümü görmek isterdim o an.) Hatırlayamadım. Yani 4 koskoca yıl içinde şu sigara yasağı ile ilgili panoyu görmemiştim. Oysa ne çok çıkmıştım bu merdivenlerden, ne çok bakmıştım bu pencereden… Notlarımı öğrendiğim şu panoya… Zaman insana dokunmadan akıyor gibi. Yabancı. Ellerimizle tutamadığımız, gözlerimizle göremediğimiz birçok şey bize yabancı. Belki de ‘bir şeylerin’ farkına varmak için durup dinlenmek ya da sürekli bir dingin ruh hali gerekiyor. Zaman bizden daha hızlı. Bu düşüncelerle indim merdivenlerden. Çantamı ve bavulumu aldım. Görevliyle vedalaştım. Otobüsün kalkış saati yaklaşıyordu. Dışarıdaki yağmur hala bendim. Yağmur yüzümle yürüyordum.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Nisan
11
Nisan
11 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||