Mozan iyice yanıma sokuldu ve kulağıma eğilerek, -Sahi dostum hiçbirşey hatırlamıyor musun... -Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum,sadece eşimin uyumadan önce elimi tuttuğunu ve yanaklarımdan öptüğünü...ha bir de doktorun hemşireye kızdığını...onun dışında hiçbir şey yok kafamın içinde...bir de uğultu var...Doğu hocam, -Normaldir,bu tür olaylarda insan beyni bazı hatırlamak istemediklerini reddeder.Bu bir nevi oto kontroldür.Az sonra doktora da sorar öğreniriz gerçi.demiş ve ruh halimi tanımlamaya ve diğer dostlara bilgi vermeye çalışırken doktor girdi odaya önce odanın içine ,dostlara ziyaretçilere baktı .sonra, -Değerli arkadaşlar,hepiniz kültürlü insanlarsınız,sizlere bir şey söylememe gerek yok,ama bilmelisiniz ki,hastamız müşahade altında onun sıhhati için lütfen hastayı biraz dinlenmesi için rahat bırakın...Ziyaret saatleri dışında gelmeyin lütfen...Bu hastamızın sıhhati için gerekli...demiş ve dostların çıkması için kapıyı göstermişti...Ama söylerken nazik bir dil kullanmış,kimseyi kırmamıştı...Olumlu bir değişiklik olarak gördüm ve tebessüm ettim...Güldüğümü gören doktor... -Hayırdır Kürşat bey,mutlu görüyorum sizi. -Nasıl mutlu olmayım doktorum,sizin gibi aksi birini dahi böyle munis,sevecen görmek mutlu etti beni..pat diye söylediğim söz önce soğuk bir hava estirdi odada,sonrasında bu soğukluk şakalaşmaya yerini bıraktı odamda...Doktorla yarı ciddi şakalaşırken,kapıdan kafasını uzatıp ''doktorum ,nasılsınız diyen''biri vardı.Bir başka doktordu giyiminden ve konuşmasından anlaşılan...Yabancı değildi bu sima.Düşünmeye başladım kim olduğunu.Doktorla konuşurken göz göze geldiğimiz bu şahıs nezaketen geçmiş olsun diyiverdi o sıra...O da tanımaya çalışıyormuş gibi, birkaç kez kaçamak bakışlarla bana baktı...Bir şeyler konuştular tıbbi terimlerle...Anlamadığım dil gibiydi sohbetleri...Bir ara tekrar bana baktı bu davetsiz konuk,gözleri bu kez iyice bende yoğunlaşmıştı.Bense içinde bulunduğum duruma... Alımlı bir doktordu,öyle de bir gözü vardı ki yeşilin tanımlanamaz bir tonu.Ürktüm bu bakışlardan gözümü kaçırmak zorunda kaldım.Doktorumdan müsade isteyerek iyice bana yaklaştı ve kulağıma eğilerek, -Eski dost düşman olmaz Kürşatcığım,geçmiş olsun tekrar ...dedi ve çekti gitti.Şaşırmıştım.Siması yabancı değildi ama silinmiş hafızamı ne kadar zorlasam da bu tanıdık gelen hatırlayamadığım doktoru çıkaramıyordum.Kimdi bu eski dost olduğunu söyleyen kişi...Neden bunu söyleme ihtiyacı duymuştu.Düşünceli halimi gören doktorum, -Kürşat bey,tanımadınız mı doktor hanımı,derken sinsi sinsi gülüyordu. -Yabancı değil ama...yaşadıklarım,bir çok olayı ve simayı silmiş hafızamdan,çıkaramadım doğrusu.Adı neydi doktor hanımın. -Yoo, Kürşat bey benden öğrenemezsiniz.Hem doktor hanım rica etti söylememem için.Sizin hatırlamanızı istiyor. Şu kadarını söyleyebilirim ki ,çook eskilere gitmeniz gerekiyor.Otuz yıl öncesine örneğin.demiş gülerek ayrılmıştı muayeneden sonra. Bütün olanları,bir köşede sessizce dinleyen eşim,yanıma yaklaştı.Soran gözlerle bana baktı. -Bir şey anladın mı,dedim. -Sen,dedi. -Tanıdık geliyor siması ama...N'oluyor bana çıkaramıyorum. -Boşver düşünme o zaman...Ben birazdan gider kim olduğunu sorar öğrenirim .belki o zaman hatırlarsın. -İnşallah,demiştim de hala onu hatırlamaya çalışıyordum.Eşim havayı yumşatmak için belki de, -Kuzum sende şeytan tüyümü var.Vallahi senin bu kadar kırığının olduğunu bilsem evlenmezdim seninle...Maşallah tanımadığın,seni tanımayan sarışın esmer yok...Gülüyordu bunları söylerken, bir yandan da alınmamam,kırılmamam için...Ama bir gerçeği dillendiriyordu aslında... Özellikle lise yıllarından sonra;aşk kırıklığını yaşamam sonrası intikam alırcasına yaşadıklarımdan her gördüğüm çiçeğe konmuş yada etrafında dolanmıştım şuursuzca...Şimdiki hayatımda da onlar benim ayağıma dolanıyordu. Acaba doktor hanımda onlardan birimiydi...Ama otuz yıl öncesine gitmemi söylüyordu doktorum...O zaman lise yıllarına tekabül ediyordu ki...Oyıllarda Sonaydan başkasını hatırlamıyordum.Ciddi olarak ilgilendiğim ,hatta evlenme teklif ettiğim Sonay vardı ki...o da doktor değil Anadolumun bir köşesinde kaderini yaşayan bir öğretmendi...Yine dalıp gitmiştim uzaklara.Her hatırladığımda içimde bir yanmanın ve ezikliğin oluştuğu Sonayı hatırlamıştım...
Yazı Sahibi
Lutuf Veli tarafından 25.5.2007 tarihinde eklendi 261 kez okundu.
Telif Hakkı Uyarısı
Yalancı Kaldığı Yerden37 isimli yazı, Lutuf Veli tarafından 5/25/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Hocam işin zor vallahi..ama gittikçe işler sarpa sarıyor mu ne..hikayenin tadından hiç bir şey eksilmediği gibi dahada güzelleşiyor..kolaylıklar dilerim..sevgiyle kal..