O ürkek bakışları,çekik gözleriyle yer etmişti gençlik çağımda.Fethetmişti yüreğimi...belki de Ceylandan sonraki ilk ciddi yaklaşımım,sol yanımda sızımdı...Yıllar geçit yaptı yine de bir çok yüz ve olay vardı ki hatırlayamadığım bana yabancı ama yaşanmışlıklarım içinde...İşte o karşımda küçük ,masum bir kız... Hayatımın önemsiz bir sahifesinde önemli bir kişiyim ben dercesine gülümsüyor bana... ''Kimsin sen.''diyorum,ara bul diyor.Düşünüyorum,tozlu sayfaları karıştırıyorum,bir kaç kez daha o sahifelerden gülümsüyor bana her defasında dokunamıyorum kaçıyor... Saatlerce mazide gezindim durdum da,bu gizemli doktorla ilgili tek bir tatminkar sonuca ulaşamadım.Beynimin bana kötü bir oyunudur zahir diyip,yenilgiyi kabul etmiştim ki,eşim çıka geldi...gittiğinden de haberim olmamıştı gerçi...Gülümsüyordu,istediğine ulaşmış çocuğun sevinci vardı yüzünde...Bende ise aradığını bulamamış bir çehre....Geldi yanıma ve, -Hayırdır canım,bulamadın mı doktorun kim olduğunu. -Yılları düşündüm,çocukluğumu hatırladım da malesef o tanıdık yüzü çıkaramadım...Belki resimler olsa ,çocukluk resimleri hatırlardım...Aman neyse ne...Bu saatten sonra bulmaca çözecek halim yok ya...Zaten kafamın içi bomboş...O gülümsüyordu hala, -Sen bir şey öğrenebildin mi aşağıdan.Kimmiş,ismi neymiş. -İsmini öğrenebildim sadece,bir de buralı olduğunu..... -Eee,söylesene adamı merakta bırakıyorsun...benimle ilgisi... -Sabırlı ol,anlatacağım...Galiba bu doktor sizin köydenmiş,İsmi Mihriban'mış.Bu isim sanki beynimde bir yıldırım etkisi yaratmıştı.Birden çocukluk yıllarıma dönmüştüm.Daha çok ilkokul yıllarımA... o mutlu çocukluk günlerimde Balların Fatma,Abaz Kemalin Mihriban'ı birlikte gelirdi karşı mahalleden oyuna da saatlerce oyun oynardık...Utangaç,bir kızdı ama bizimle oynamayı severdi.Her defasında annesi kızarak gelir götürürdü de...Kızcağız aksatmadan gelirdi oynamaya....Fatmayla da sıkı dosttular...Bir keresinde onun için benimle kavga bile yapmıştı.Arkadaşımı ,bacımı üzüyorsun diye...İsim üzerine görüntüler oturunca netleşmişti anılar...'Vay be,Abazların Mihribanı demek doktor oldu ha...''Evet söylediği gibi yaklaşık otuz yıldır görmediğim tozlanmış sahifeden çıkıp geliveren bu küçük dosttum beni yıllar öncesine götürmüştü... Mihribanla ilkokul yıllarından sonra görüşememiştik.Çünkü babası çocuklarını almış Böyük şehirde yaşamaya gitmişti.Sonradan konuşulanlara göre...Köylü onu aptallıkla suçlamış,deli demişti çoğu...O İstanbula göçtüğü için...Yitip gidecek kalabalığın içinde,yazık yazık diyordu ihtiyarlar...1970' li yıllarda göç etmişlerdi.İstanbulun taşı toprağı altın diyerek...Hem babası İstanbulda askerliğini yapmıştı,biliyordu bu şehri...Mihriban göçüp gitmeden bir gün önce yine gelmiş oynamaya da... çok durgundu...N'oldu diye sorduğumuzda,yarın gidiyoruz hepinizi çok özlüyeceğim demiş uzun uzun ağlamıştı...Özledi mi bilinmez ama,unutmadığı bir gerçek....Arada bir yad edilirdi köyde,özellikle o metruk ,harebeye dönmüş evlerinin yanından geçerken insanlar acıyla hatırlarlar dostlarının gözleri dolardı...Gidiş o gidiş,öldü mü kaldı mı bir daha haber alınamamıştı...Abazlardan ve çocuklarından...İki çocuğu vardı adamın biri Mihriban diğerinin ismini hatırlıyamıyordum...o da kızdı...Biraz da onun için köyden kaçtığı söylenirdi gerçi...Oğlan babası olamadığı için utancından kaçtı derlerdi..köy yerinde bir kadın oğlan doğuramazsa iyi gözle bakmazlar ona...Sanılmaya ki bu sadece doğuya has,yakın zamana kadar ülkemin pek çok yerinde olduğu gibi bizim buraların da hoş olmayan geleneklerindendir...Bu da sadece bu güne has değil ki...Orta Asyadan getirdiğimiz ata erkil aile yapısının bir özelliği değil mi...Destanlarımızda ,hikayelerimizde aynı gelenekleri görmüyor muyuz...''Oğlu olanı ak çadıra,hakanın sağına...kızı olanı kara çadıra hakanın sol yanına koymamışlar mı''...İşte bu anlayış ve gelenek değil mi ki asırlar boyu kız çocuğu sonrasında kadın ikinci sınıf vatandaş sayılmış...hele bu kırsal alanlarda nice canların heder olmasına neden olmuş.. Oğlan evladı olmadığı için mi yoksa çocuklarının geleceği için mi gitti bilinmez Abaz emmi ama görünen o ki çocuklarının geleceğini kurmuş,okutmuş onları...Gözümde bir kez daha büyüdü adamcağız...İçimde onların yaşamına karşı bir ilgi hasıl olmuştu...Dört gözle Mihribanın tekrar gelmesini bekledim de ancak ikinci günün akşamında yine o tebessümle kapımda belirmişti...
Yazı Sahibi
Lutuf Veli tarafından 25.5.2007 tarihinde eklendi 443 kez okundu.
Telif Hakkı Uyarısı
Yalancı Kaldığı Yerden38 isimli yazı, Lutuf Veli tarafından 5/25/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...