Yalnızlığımdan Anneme MektuplarYalnızlığımdan Anneme MektuplarAnneciğim bu mektubu okurken yandaki tarihe bakar mısın? İşte o gün benim doğum günüm. Ama sen yanımızda yoksun. Ben dün bütün derslerimi bitirdim. Dalgınlıktan beni öpmedin o zaman. Ama sen yoktun. Beni çok özlediğini biliyorum anneciğim. Ben seni dünyalar kadar çok seviyorum. Benim seni sevdiğimi biliyorsun değil mi anne? Sen bize şefkatle bakıyorsun. Yemiyorsun yediriyorsun, içmiyorsun içiriyorsun. Giymiyorsun giydiriyorsun. Bu yüzden olabilir mi? Daha çok nedeni var aslında ama bunları yazana kadar ellerim kopar. Ama ben sana bir kısmını yazdım. Özlüyorum seni. sen oradayken. Sende beni özlüyor musun canım annem. Tabiî ki de seviyorsan özlemeyi bileceksin, benim bu sözlerimi unutma tamam mı? Unutursan da beni özlemezsen ben çok üzülürüm biliyor musun? Ablamın yerinde olsaydım şimdi dışarıda vaktimi geçirmezdim. Mesela sana mektup yazardım. Ya da derslerimi yapardım. Daha bir sürü şeylerle geçirebilir. Ama onu da kendi bilir. Bu kadar yazılanı okumakta vaktini alacak ama hemen şimdi okursan çok sevinirdim biliyor musun? Yani yanımda olsaydın ve bunları ben sana şimdi verseydim.... Sana yüz binlerce daha yazı yazardım ama ellerim acıdı. Sen hep diyorsun ya küçük kasların geliştikten sonra ellerin acımaz. Yanımızdayken parmak kaslarım gelişsin diye, kurabiye poğaça yaparken bana yardım et derdim. Et ki küçük kasların gelişsin. Bak gelişmiyorlar artık. Ellerim acıyor yazı yazarken. İstiyorsan ben sana her gün mektup yazar sonra da onları okurum, sende beni dinlersin olur mu? Yanımdaymışsın gibi. Seni çok seviyorum buna inan canım anneciğim benim. Canım annem benim unutma ben senin hep yanındayım. Üzülmeni istemiyorum, ben seni çok özlüyorum. Seni çok seven kızın Eda Her şey ablamın doğum gününde annemin hastalanmasıyla başladı. Aslında annem daha önceleri de ilaçlar kullanıyordu. Bazen günlerce uyuyordu. Kalkınca da bize yani ablama ve bana sorular sorardı. Bu gün günlerden ne? Mesela günlerden Cuma olurdu ama o Perşembe değil mi diye sorardı. Çok üzülüyordum anneme. Onu çok seviyorum. O gün ablamın doğum gününün de, babam annemi anneannemlerin yanına götürdü. Ben ikiye gidiyordum. Bizim yanımıza geldi gitmeden önce. Benim yatağıma oturdu ve “canım kızlarım” dedi. “Ben hastayım. Şimdi gitmem gerekli. Gitmezsem iyileşemem. Siz sağlıklı bir anne mi istiyorsunuz, yoksa hasta bir anne mi” diye sordu bize. Hepimiz ağlıyorduk. Neler olduğunu anlamamıştım bile. Ama annemin iyileşmesini istiyordum. Ablamda öyle. Ablam daha beşe gidiyordu o zaman. Bizde “iyileşmeni istiyoruz” dedik. O gün annem evden giderken, dört yıl boyunca sürecek acı dolu yılları bilemezdim. Aslında o kadar hasta olmasa bizi bırakıp gitmeyeceğini biliyordum. Şimdi bunları yazarken bile içimde bir ateş yanıyor. O günler geliyor aklıma. Annen de babanda var ama sen ortadasın. Ne annenin yanında mutlu olabiliyorsun ne babanın yanında. O günden sonra anneme bir sürü mektup yazdım. Bazılarını vermedim bile. Çünkü annemi çok seviyordum ve onun üzülmesini istemiyordum. Ondan ayrı geçen günlerde hep aklımda o vardı. İki yıl boyunca babamla birlikte kalmıştık. Annem anneannemlerin yanında köyde kalıyordu. Biz okula gittiğimiz için babamda kalmak zorundaydık. Köyden okula gidip gelmek zor oluyordu. Cuma akşamları dedem bizi okuldan alır annemin yanına götürürdü. Pazartesi de okula getirirdi. Rüyalarıma girerdi annem. Bazen onun öldüğünü de görürdüm. Ağlayarak uyanırdım uykumdan. Sonra da şükrederdim. Çünkü o bir rüyaydı. Annem yaşıyordu. Ben onu görebiliyordum. Haftada iki günde olsa! Ölmesinden daha iyiydi. Sonra da kalkar önce anneme mektup yazardım. Yazdığım o mektupları hafta sonu anneme gidince verirdim. Ama içinde üzüntülü olanları değil. Günaydın Annelerin en nadidesine ve en güzeline günaydın! Uykumda seni gördüm canım annem. Uykumda bile senin gözlerin, hatların siyah saçların pırıl pırıl parlıyordu. Yazım hoşuna gitti mi? Neden güzel yazıyorum biliyor musun? Senin gözlerin ve senin güzel saçların için. Anne biliyor musun senin dıştan görünüşünde güzel, içten görünüşünde. Ama seni tanımayanlar senin ne kadar iyi biri olduğunu bilmiyordur belki de! Anneciğim biliyor musun? Senin babamla ayrıldığınıza çok gülen ve sevinen oldu. Ben bunları çok gördüm duydum. Sen ise ne kadar ağladın. O gülenlerde bir gün ağlayacak biliyorum anneciğim sen sakın üzülme olur mu? Daha yazardım ama derslerimi yapmam gerekli canım annem. Seni çok seviyorum. Ben mahkeme nedir, hakim nedir onu bile bilmiyordum o zamanlar. Ama öğrendim. Yine de annemle babamın ayrılmaları bana şaka gibi geliyordu. Sanki bir gün yeniden bir araya geleceklerdi. Çünkü ben öyle istiyordum. Hangi çocuk istemezdi ki. Annemin yanımda olmadığı o günler çok zordu. Çünkü ben annemle her şeyi konuşuyordum. Canım neye sıkılırsa annem hemen anlardı. Ben bazen anlatmak istemesem de, annem gözlerin bana bir şey olmamış gibi söylemiyor derdi. Ya da yüzüme bakar. Bak gözlerin gülmeye başladı derdi. Bende gülmeye başlardım. Babaannem, halam ve amcamlarla birlikte aynı apartmanda oturuyorduk. Bazen onlara da kızıyorum. Annemle babamı bir araya getirmek için hiçbir şey yapmamışlardı. Onları suçladığım bile çok oldu. Bir şekilde günler geçiyordu. Ama hep bir şeyler bana annemin yokluğunu hatırlatıyordu. Sabahları beni ablam uyandırırdı. Annem olsaydı o kaldırırdı beni. Hem de öperek. Hadi kızım okula geç kalacaksın derdi. Saçlarımı örerdi. Hem de her gün başka bir şekil verirdi saçlarıma. Saçlarımı çok severdi annem. Bunları beline kadar uzatacağız derdi hep. Hafta sonları balıksırtı örüp öyle gönderirdi beni okula. Ama ben bir hafta boyunca hep aynı saçla giderdim okula.Yani annemin ördüğü saçla. Öğretmenimin bile dikkatini çekmişti bu. Kendimi yalnız hissediyordum. Eve gelince yemek yoktu. Annemi arardım telefonla. Annem ağlamamak için kendini zor tutardı ama hissederdim onun ağladığını. Annemin yemeklerini isterdim her gün. Ama yoktu işte. Babam ya sandviç yapardı. Ya da ekmek arasına domates peynir koyar yerdim. Canım annem, bu günler sensiz nasıl geçecek. Geçmiyor işte. Geçmiyor. Bunu hiç düşünmek bile istemiyorum. Sabahları kalkınca, saçlarımı tarayan biri yok. Sen Pazar günleri saçlarımı örüp gönderiyorsun ya. Öğretmen geçen “kızım halana söyle de saçlarını tarasın senin” dedi. “Annen Pazartesi sabahları nasıl örüp gönderiyor sen o saçlarla geliyorsun bir hafta boyunca okula” dedi. Ama kimse bunu düşünmüyor anne. Bazen ablam tarıyor saçlarımı ama acıyor biliyor musun? Senin gibi taramıyor. Sabah kahvaltımı babam hazırlıyor. Ama ne var biliyor musun? Senin o sıcaklığın yok annem. Öğlenleri okuldan gelince ev buz gibi! Aslında elbette ki sıcak ama soğuk işte, sen yoksun. Ablam anca kendi dersleriyle ilgileniyor. Ben babamı beklemek zorunda kalıyorum. Ama o yorgun oluyor akşam eve gelince, benimle fazla ilgilenemiyor. Hele öğlenleri sandviç ve kuru şeyler yemekten bıktım. Hatta hatırlıyor musun geçen sana telefon açmıştım, ben artık kuru şeyler istemiyorum öğlenleri, bıktım artık. Sulu yemek istiyorum diye. Sende telefonda ağlamıştın ben ağlayınca. Hatta babaannene git söyle demiştin. Senin yemeklerinin yerini tutmuyor anne be, tutmuyor işte. Kimse senin gibi güzel yemekler yapamıyor. Hafta sonunun gelmesini zor bekliyorum. Sana sarılıp uyumayı, saçlarımı okşamanı o kadar özlüyorum ki. Bana bakışını. Seni ne kadar özledim deyişini özlüyorum anne. Bitsin artık bu ayrılık, al beni yanına. Eğer mahkeme beni babama verirse. Kaçarım senin yanına anne. İnan ki kaçarım. Belki babam kızacak bana seni isteyince. Onu da seviyorum ama çocuklar anneleri olmadan yaşayamıyorlar ki anne. Yaşayamıyorlar. Geçen anneanneme söylerken duydum. Onlar hasta olunca uyuyamıyorum demiştin. Bende uyuyamıyorum anne. Bende hasta olunca sen yoksun başımda diye uyuyamıyorum işte. Sen olsan ben uyuyamıyorum diye ateşimi düşürmek için bir sürü şeyler yaparsın. Ballar içirirsin ya da bir sürü ot kaynatırsın bana. İlaçlar verirsin. Bir dakika başımdan ayrılmazsın. Özlüyorum seni anne. Odamızı dağıttığımız ve toplamadığımız için bizimle oturup konuşmalarını bile özledim. Bana kızmanı bile. Her şeyini özledim işte senin. Ama bu mektubu sana vermeyeceğim. Çünkü biliyorum ki sen eğer bu mektubu okursan çok üzülürsün. Çok ağlarsın. Bizi hiçbir zaman bırakmak istemediğini bizim için ne kadar çok savaş verdiğini biliyorum anneciğim. O yüzden bu mektubu sana vermek istemiyorum. Seni çok seviyorum ve çok özlüyorum. Seni seven kızın Eda Hele bayramlar. Annemsiz geçen bayram sabahları. Eskiden yani annemle babam birlikteyken annem akşamdan hazırlardı giyeceklerimizi. Bayram günü kalkar giyinirdik. Sonra annem sarmış olduğu saçlarımı açardı. Saçlarım kıvırcık olurdu. Ben çok severdim kıvırcık saçları. Hep birlikte babaannemle dedemlere giderdik. Orda kahvaltı ederdik. Sonra da akrabaları gezerdik. Annem akşamdan hazırlardı valizimizi. Çünkü anneannem ve dedemlere gidince orda kalırdık bir iki gün. Kuzenlerimde olurdu oraya gidince. Ne güzeldi o zamanlar. Ama annem gittikten sonra her şey değişti. Sabahları yine dedemle babaannemin yanına gidiyoruz kahvaltıya. Artık babam akrabaları da gezmiyor, biz halamlarla gidiyoruz onlara. Annesi ve babası varken, annesiz ve babasız. Sevgili günlük, bugün arife yani yarın bayram. Ben hiç mutlu değilim. Bir yandan seviniyorum, bir yandan da üzülüyorum. Üzülüyorum çünkü annemle babam ayrı. Buna sadece ben üzülmüyorum. Ablam, annem, babam da çok üzülüyor. Bugün çok mutsuzum. Bugün babamda kalacağız. Ama yarın sabah kalktığım zaman annem burada olmayacak. Oysa her bayram annem arife gecesi saçlarımı sarardı benim. Sabah kalktığımda açardı onları. Saçlarım kıvırcık olurdu. Hem bu da değil ama bilmiyorum. Ama üzülüyorum. Bugün bayram. Çok mutluyum babam bizi annemin yanına bıraktı. Annemi çok özlemişim. Bizi görünce annemin gözleri dolmuştu. Sanırım bizi çok özlemiş. Bende onu çok özledim, ablamda. Dedem bize salıncak yaptı. Yarın ablamla birlikte salıncakta sallanacağız. Havalarda uçacağız.. Ağaçlar başımıza çarpacak. Ben nedense annemin yanında daha mutluydum. Aman bunu babam duymasın. Çok üzülür sonra. Babamın üzülmesini istemem. En çok sevindiğin olay ne deseler? Annemin yanında kalmak derim.... Bugün Aliağa ya döndük. Annem, ben ve ablam. Bu akşam babamın yanında kalacağız. Annemden ayrılacağım için üzülüyordum ama babamı da çok özlemişim. Bunları sadece sana anlatıyorum sevgili günlük. Bana verilmiş bir sırrı hep sana söyledim. Bunun bir sakıncası yok. Tabi ki sen konuşamazsın. Bende akıl bu kadar işte. Anlıyorsun beni değil mi? Annem bir yıl sonra Aliağa da ev tuttu. Çalışmaya da başlamıştı. Bir mağazada çalışıyordu. Hem artık para da kazanıyordu. Daha önceleri annemden bir şeyler isterdim. Annem de alamayınca çok üzülürdü. O zaman ki aklım demek ki düşünemiyordu. Ablam bana çok kızardı. Eda annemin parası yok derdi bana yavaşça. Ama ben anlamazdım. Annem hem iyileşmişti de. Ama hep ayrılıktan bahsediliyordu. Bizim yanımızda konuşmazlardı. Bazen annemle anneannem konuşurken duyardım ayrılıkla ilgili konuşmaları. Boşanmaktan konuşurlardı. Ne demekti boşanmak? Mahkeme, hakim, dava. Annem ağlardı bazen.Ama hep yalnızken. Ben anlardım onun ağladığını çünkü gözleri kızarırdı. Anne sen ağladın mı diye sorardım. Hayır! ağlamadım, başım ağrıyor derdi. Ayrılacaklardı. Annem ve babam boşanacaktı. Ablamla konuşurduk bunları. Çok üzülürdük. Yine de annem ve babam bazen görüşürlerdi. Sinemaya, alışveriş yapmaya giderdik hep birlikte. Ne güzel geçerdi o zamanlar. Bugün babam bizi ve annemi carfoura götürdü. O anı çok sevmiştim. Sadece, babam, annem ve biz. Tıpkı bir aile gibi ama değil. Bana yağlı boya alındı, biliyor musun? Ben bir metreye bir metre yirmi santimlik bir tuvale yağlı boya resim çalışıyorum. Resmimi çok beğeniyorum, normalde yapsam bile ben güzel resim yapıyorum. Buna inanıyorum. Evet! buna inanıyorum. Sen de inanıyor musun? Doğru sen benim resmimi görmedin. Yine akşam olmuş ya. Ben akşamları sevmiyorum. Çünkü akşamları içime bir sıkıntı girer ve bir türlü çıkmak bilmez. Ağlamaya başlıyorum sonra. Yarın babam bizi teyzemlere götürecek yani Foça ya. Onun için seviniyorum. Teyzemlerin evi deniz kıyısında. Deniz dedim de, denize bakınca aklıma hayat geliyor. Bizim yaşamımızda böyle akıp gidiyor bence.... Annemle babamın ayrılmış olması beni çok üzüyordu. İçimden atamıyordum bu düşünceyi. Okulun rehber öğretmeninle konuşuyorduk o zamanlar. Selda öğretmenimiz bize sohbet edelim derdi. Sınıfta benimle birlikte üç arkadaşımın daha anne ve babaları ayrılmıştı. İkisinin babaları evlenmişti. Annemin ve babamın ayrılmasını kabul edememiştim. Ben onların evlenmesini nasıl kabul ederdim. Söylerdim de bunu anneme. Sakın evlenme diye. Ablam bağırırdı anneme. “Evlenmeyeceksin. Bizi dünyaya getirmeden önce düşünecektiniz bunları” derdi. Annem evlenmeyi düşünmüyordu ama yine de bu düşünce beni çok üzüyordu. Annem ve babam ya başkasıyla evlenirse ne yapardık biz. Onlara anne ve baba diyemezdik. Bu düşünce beni deli ederdi. Hep bu ayrılık kelimesi yüzünden canım çok sıkılırdı sonra da olur olmaz bir şey için annemi üzerdim. Bazen ağlardı annem. Ya da hiçbir şey söylemezdi. Benim sinirimin geçmesini beklerdi. Sonra da konuşurdu benimle. Ama ben her seferinde ondan özür dilerdim. Yine bir mektup yazardım anneme. Özür mektubu. Ben geri zekalının biriyim. Bir daha yapmayacağım desem inanmazsın. Çünkü, buna ben bile inanmıyorum artık. Kendimi tutamıyorum. Şimdiye kadar seni yüz kere üzdüm. Hepsinde de bir daha yapmayacağım dedim değil mi? Ben salağım! Bu kadar iyi kalpli bir anneyi üzmem akıllı birinin yapacağı bir şey değildi. Keşke hiç doğmamış olsam. Hiç olmazsa o zaman sen üzülmezdin. Biliyorum bunu istemezdin sen. Bana niye cevap vermiyorsun. Benim seni nasıl sevdiğimi bilemezsin, ben senin için burada ölürüm. Sırf senin için. Ağlamana dayanamam. Kimsenin ağlamasına dayanamıyorum ki. Şuan başımın ağrısından deliriyorum. Affet desem affeder misin? Bir daha olmaz desem inanır mısın bana? Ben olsam inanmazdım. Çünkü seni üzüyorum, sen affediyorsun sonra yeniden seni üzüyorum. İşte o yüzden affetmezdim. İnanmazdım. Çünkü hep aynı yalan hep aynı yalan. Bir daha yapmayacağım diyorum. Ama yeniden yapıyorum. Canım annem affet beni. Sevgili günlük. Bugün annemi üzdüm. Kendime çok kızıyorum sonra. Neden böyle yapıyorsun diye. Annemi çok seviyorum. Biliyorum o beni yine affeder. Ama onu üzdüğüm için daha çok üzülüyorum sonra. Ona bir mektup mu yazsam yine. En iyisi o galiba. Bazen anneme mektuplar yazıyorum ya. Bazen de ablamın telefonundan anneme mesajlar atıyorum. Anneme mektup yazmak ve mesaj çekmek eğlenceli geliyor. Annemi sevindiriyor bunlar. Bende onu sevindirdiğim için mutluluk duyuyorum. Ama bazı mektuplarımı ona veremiyorum. Belki büyüdüğüm zaman veririm. O zaman fazla üzülmez o yazdıklarıma. En çok sevdiğimde anneme şiirler yazmak. Annem gibi şiir yazamıyorum daha ama büyüdüğüm zaman yazarım herhalde. Canım annem Canımsın, kanımsın, Sen benim anamsın Annem beni bırakma, Ne olur dön artık Islak çorapla gezdim diye Melek annem üzülür sonra Anam iyiliğimi ister Ne yapar sonra bensiz Nalan anamın adı Elleri yumuşaktır Melek annem, güzel annem Seviyorum seni ben Bu şiir senin için annem, senin için Canım annem En sevdiğim şey ise, günlüğüme bir şeyler yazmak. Bazen annemle bile konuşamadığım zamanlarda günlüğüme yazardım. Her zaman olmasa bile yazardım işte. O benim tek sırdaşımdı. Annem gibi. Bilirdim ki o kimseye bir şey söylemezdi. Bazen arkadaşlarıma bile bir şeyler anlatsam, onları başkasından duyunca üzülürdüm. Bende çok üzülüyordum. Günlüğüme bir şeyler yazmak rahatlatırdı beni. Sanki içim boşalırdı. Ne bileyim işte. Onun gibi bir şey. Canım çok sıkıldığında bunları sana anlatmak bana iyi geliyor. Günlük biliyor musun sanki bunları anlatmakla yüreğim aydınlanıyor. İçim bir tuhaf oluyor. Ne bileyim işte ya. Annemin yanında olmadığımda canım çok sıkılıyor. Tamam! Kuzenlerim ile de güzel vakit geçiriyoruz. Onlar alt katta oturuyorlar. Babamda kalmak ta güzel ama ya annem! Yarı yıl tatilinde bitecek yakında. Ben okulumu öğretmenimi çok özledim. Annem hafta da iki gün akşamları halk eğitimdeki resim kursuna devam ediyordu. Bende resim yapmayı çok seviyordum. Bir gün annem benim yaptığım resimleri öğretmenine götürmüş. Öğretmeni çok beğenmiş. Hani demiştim ya bana yağlı boya alındı diye. Onun içindi. Sonra bende annemle birlikte halk eğitime kursa gitmeye başladım. Resim yapmayı çok seviyordum. Hala seviyorum. Küçüklükten beri en çok istediğim şey ressam olmak. Ben kocaman bir tuvale yağlı boya resim yaptım. Hatta o resmimi Hüseyin öğretmen aldı. O resmimi çok beğenmiştim. Öğretmen ve annemde beğenmişti. Ama asıl önemli olan benim beğenmiş olmamdı. Ben güzel resim yapıyordum. Hatta yirmi 23 Nisan da bir yarışma vardı. O yarışmaya da katılmıştım okulda. Aliağa da birinci olmuştum resim yarışmasında. Sonra Monaminin bir yarışması olmuştu Türkiye de birinci olmuştum. Bunlar beni çok mutlu etmişti. Annem beni bu konuda hep destekliyor. Hatta yeniden Hüseyin öğretmenin atölyesinde ders almaya başlayacağım. Hüseyin öğretmen Eda bizi geçecek falan diyor. Ama bilmiyorum. Resim yapmayı seviyorum. Beni rahatlatıyor. O zaman sergiye de katılmıştım ben. Benim resimlerimi çok beğenmişlerdi. Mahkeme bitecekti artık. Biz bir seçim yapmak zorundaydık. Ablamda bende. Annem bize dedi ki. Babanızı da seçmiş olsanız ben hep sizin yanınızda olacağım. Sizi sevmeye devam edeceğim. Bu seçimi yapmak çok zordu. Babamı da çok seviyordum. Ama annemin yanında kalmak istiyordum. Ne olurdu sanki birlikte olsalardı. Ne olurdu. Annem Hayat her zaman istediğin gibi olmaz, bazen iyi bazen kütü olur. Ve anne ben seni çok seviyorum. Hayatta yalnız bırakmayacağım seni. Sen üzülme, seni ikimizde çok seviyoruz. Ablamda bende. Canım anneciğim ablama sormadım ama oda senin yanında kalmak ister. Neden biliyor musun? Çünkü sen melek gibisin. Babama da söyleyeceğim, “ben annemin yanında kalmak istiyorum” diyeceğim. Hatta şunu da söyleyeceğim, 2sen annemden ayrılırken hiç yavrularını düşünmedin mi?”diyeceğim. “Bir şey söyleyeyim mi baba sana, annem gibi melek bir insan yoktur bu hayatta. Biz annemde kalacağız bunu aklından çıkarma” diyeceğim. Canım annem sen üzülme. Yanına geleceğiz senin. Sen üzülme. Seni çok seviyorum. Sevgili günlük, o annelerin annesi inan ki bak. Öteki anneleri bilmiyorum ama bana göre o dünyanın en iyi annesi. Bugün çok üzgünüm annem İstanbul’a gitti. Ben ağlamıştım. Ama giderken annem ve ben birbirimize söz verdik. Onu ikimizde tutacaktık. Söz şuydu: çok güleceğiz, hiç ağlamayacağız. Bugün fazla bir şey yazmak gelmiyor içimden. Ne bileyim. İçimden gelmiyor işte. Gülemiyorum ama ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Aynaya bakıyorum. İçimden gülümsemek gelmese bile gülümsemeye çalışıyorum işte. Bugün babamın doğum günü, onun için mutlu olmaya çalışıyorum ama annemde İstanbul’a gittiği içinde üzgünüm. Onu şimdiden özledim bile. Zorla da olsa gülmeye çalışıyorum. Ama galiba beceremiyorum. Ben yazmayı çok seviyorum. Şuan içimden gelmiyor dedim ama yazıyorum yine. Aynı yazarlar ve şairler gibi. Bir ara tiyatrocu olmayı çok istemiştim. Aynı zamanda, ressam ve sporcu. Bunların hepsini olmak imkansız geliyor bana ama annem olursun diyor. Neyse. Seninle gece yatmadan yaptığımız sohbetleri özledim anne. Çok özledim hem de. Beş gün sende iki gün babamda geçiriyoruz. Sanki evimiz ne orası ne burası. Oraya gidince oraya alışıyorum buraya gelmek istemiyorum. Buraya gelince de oraya gitmek istemiyorum. Bizim evimiz neresi anne? Benim melek annem Asmanın dalları Ne oldu balları Nefes aldım ve verdim Ellerini buldum canım annem Melek yüzlüm, kan gözlüm Seni seviyorum, siyah saçlım Elini tutum, göğsüme koydum Nefesini tuttum İsmini sordum Seni seviyorum, diyen bir ses Elimi tuttu göğsüne koydu Verdi cevabı annen dedi İki gün geçti özledim annem seni Yattım, sarıldım, uyudum sen ile Oydu gördüğüm rüyamda bile Renklere baktım güneşte Uyudum, yıldızlarda gördüm Melek annem, dünyamsın... Canım anneciğim seni nasıl sevdiğimi bir tek Allah biliyor. Bana dünyaları al, anneni bize ver deseler ölürüm, dayanamam. Sen hiç kimse için önemli değilsin belki ama benim bir tanemsin. Sadece sen benim için önemlisin. Zaten bazen anneannemle bu yüzden kavga ediyoruz. Ben diyorum ki ben daha çok seviyorum, anneannem diyor ki ben daha çok seviyorum. Seni seven, uğruna ölmeye hazır canın kızın Eda Annem Aliağa ya taşındıktan bir yıl sonra biz annemin yanında kalmaya başlamıştık. Annem babamın iş yerine çok yakın başka bir mağazada çalışmaya başlamıştı. Babam annenize söyleyin o işten çıksın, siz onun yanında kalın, ben annenize oradan aldığı aylığı vereceğim dedi. Bunu anneme söylediğimizde annem böyle bir şeyi kabul etmedi önce. Sonra bir akşam yine yemeğe gitmiştik hep birlikte Foça ya. Orda babam annemi ikna etti. Annem o işten çıktı. Biz hafta içi annemin yanında kalmaya başladık ama ne zaman istersek babama gidiyorduk. Mahkemenin bitmesine çok az vardı. Canım annem benim Hiç kimse için önemli olmasa bile Benim için önemlisin Canım benim Biricik anneciğim Dünyaları verseler Değişmem ben bu güzelliğe Tatlı yanaklarını Elma gibi ısırır Kendime saklarım kimse görmesin diye Anneme şiir yazmayı çok seviyordum. Sonra bu şiirleri yazdığım kağıtların üstüne parfüm sıkıp anneme veriyordum. Hatta eskiden Cumartesi günleri anneme biz kahvaltı hazırlardık ablamla birlikte. Birde kağıda gül resmi yapar üzerine parfüm sıkardım. Onu da annemin kahvaltısının yanına koyardım. Annem ne kadar mutlu olurdu o zamanlar. Annem Öl desen ölürüm Yanağında gülünüm. Ne desen yaparım Canım annem benim Bu şiiri senin için yazdım Her şeyi senin için göze aldım Neyi alamadım Söyle bana annem benim En büyük dostumsun Doyamadığım gülümsün Kokulu menekşemsin Uyuyamam sensiz annem benim Tutunacak dalımsın Yanağımda alımsın Canım gülüm balımsın Olamam sensiz annem benim Bu şiiri senin için yazdım. Umarım beğenirsin, doğum günü kutlu olsun annem benim Seni çok seviyorum. Umarım şiirimi beğenirsin. Gerçekleri yazdım şiirimde. Bana güven annem. Mahkemenin yaklaşması hiç aklımdan çıkmıyordu. Ablam ben gitmeyeceğim deyip ağlamaya başlamıştı. Ben de gitmek istemiyordum. Ama babam bizim de mahkemeye çıkmamızı istemişti. Ne söyleyecektik orda. Bir gün aklıma babaannemin sözü gelmişti. Ben daha önceleri her şeye ağlardım. Ağlayınca istediğimi yaparlardı benim. O zaman babaannem derdi ki “her şeye ağlarsan ya annen ölür ya da baban”. Allah korusun. Onların ölmesine dayanamam. Aklıma bile getirmek istemem şimdi bunu. O gün o söz aklıma gelince bir anda kendimi suçlamaya başlamıştım. Annemle babamın ayrılmasına ben sebep oldum diye. Tabi ki böyle değil di ama ben bu düşünceyi aklımdan atamıyordum. Annem bizim için yeniden üniversite sınavlarına girmişti. İyi bir işe girmek istiyordu. Babamın istediği için ayrılmıştı işten. Biz artık yanındaydık ama çalışmam gerekli diyordu. Başka bir iş buldu petrol ofisinde. Orda çalışmaya başladı. İşten eve çok yorgun geliyordu. Gündüz çalışıyor, akşamları da ders çalışıyordu. Birinci sınıfı geçmişti bile. Hem de bir tane zayıfı bile gelmemişti. O ders çalışırken yine yazmaya başladım. İçimden ne geliyorsa yazıyordum. Anneme verecektim yazdığım mektubu. Bir yandan ağlıyor, gözyaşlarım yazdığım kağıdı ıslatıyor, tükenmez kalem kağıdın üstünde dağılıyordu. Annem benim ağladığımı bile görmedi. Mektubu ona verene kadar. Anneme mektup Çok sevdiğim anneme neler yazmak geliyor içimden. Şuan ağlamak geliyor içimden. Ama ağlayamıyorum. Umarım beni anlıyorsundur canım anneciğim. Neden ağlamak istiyorum biliyor musun? Dün okulda öğretmen ayrılıktan bahsetti. Gözlerim yaşlarla doldu birden. Çünkü birden aklıma sen birde babam geldi. Şuan bana kızabilirsin ama kızma anneciğim içimden gelenler bunlar. Şuan ağlıyor muyum? gülüyor muyum bende bilmiyorum. Şuan ben içimden geçenleri yazıyorum. Belki hepsi çok anlamsızlar ama öyle işte. Şimdi sana baktım da, sen çalışıyorsun. Babamdan ayrıldıktan sonra güzel bir işe girebilmek için yeniden üniversiteye başladın. Bunların hepsi bizim için yani ablam ve benim için biliyorum. Gerçi şuanı benimle geçirmeni daha çok isterdim ama ders çalışmak zorundasın. Tıpkı benim çalışmak zorunda olduğum gibi. Gündüzleri işe gidiyorsun, geceleri ders çalışıyorsun. Üzülüyorum senin için anne. Bizim için yapıyorsun biliyorum ama üzülüyorum işte. Aklımdan ne geçti biliyor musun anne. Babamla ayrılmanızın suçlusu benim, Sen şimdi bana soracaksın, neden? Senin suçun ne diye. Yok öyle bir şey diyeceksin ama ben biliyorum. Hani, babaannem bana hep şöyle derdi hatırlar mısın? Hep olur olmaz şeylere ağlıyorsun. Siz o zaman babamla ayrı değildiniz. Sonra da derdi ki ya annen ya da baban ölür her şeye ağlama. Bu cümleyi anmak bile istemiyorum. Neden beni aldırmadın bana hamile kaldığında sanki. Keşke hiç doğmasaydım. İşte bu yüzden sen babamdan ayrıldın. Ben seni çok seviyorum ama anne. Ben her mektubumun sonunda sana soru soruyorum ya. Bu mektupta sormayacağım. Mektuplarımı okuduktan sonra benimle konuşuyorsun. Yani cevaplarını söylüyorsun. Bu kez içinden geçenleri yaz bana olur mu? Bugün seninle yazarak anlaşmak istiyorum. Şimdi ben yazdıklarım çok anlamsız dedim ya sana. Sende niye öyle diyorsun çok anlamlı onlar dersin. Ama sen ben üzülmeyeyim diye böyle söylüyorsun biliyorum. Ben senin yüreğini okuyabiliyorum anne. Sen benim yüreğimi okuyabiliyor musun? Şuan okuyabilseydin, benim ağladığımı da görürdün. Ama görmüyorsun. Sen ders çalışmaya dalmışsın. Ben neyi biliyorum ki san ki, hiçbir şey bilmiyorum. Matematiği üç, İngilizceden iki almış, trafikten karnesine belki de üç geçecek, ne bir ressam olabilir ne de bir avukat. Bir ressam olmak için bilgili olmak gerekmiyor, yetenek gerekiyor ama bende o bile yok. Sen bunu okuduktan sonra senin resmin güzel diyeceksin ama fayda etmeyecek. Sakın böyle düşünme diyeceksin ama ben bunu içimden atamıyorum. Kibritçi kız geldi aklıma. Ne bir evi vardı ne annesi nede babası, sobaları bile yoktu. Kibritçi kız gibi donup ölsem şimdi. Neyse boş ver daha çok üzmek istemiyorum seni. Lütfen bu mektubu sana verdiğimde ağzından bir çıt bile çıkmasın. Eğer benim yazdıklarıma bir cevap vermek istiyorsan lütfen yazarak ver olur mu? Ben seni çok seviyorum canım annem. Sevgili günlük bugün sevgililer günü. Ben çok mutluyum. Anneme çiçek aldım. Annem çok sevindi. Tabi ki annemle birlikte annem sevindiği için bende sevindim. Babam seni yemeye götüreyim dedi anneme. Annemde biz evde yalnız kalacağımız için başka gün gideriz dedi. Bazen anlamıyorum hem ayrılar hem görüşüyorlar. Gerçi annem hep diyor bize ben sizin için babanla görüşmek zorundayım. Acaba barışırlar mı? Aslında onlar mutluydular. Hep başkalarının yüzünden oldu bütün bunlar. Şimdi onların isimlerini söylemek istemiyorum. Oda bende kalsın. Senin gibi bir annenin kızı olduğum için çok mutluyum ben. Dün yine rehber öğretmenin yanına gittim. Onunla konuşmak hoşuma gidiyor. Bazen kimseye anlatamadıklarımı ona anlatıyorum. Babama çok kızıyorum bazen. Yakında mahkemeye çıkacağız ama ben gitmekte istemiyorum. Ne diyeceğim orda senin yanında kalmak istiyorum bunu hakim amcaya söyleyeceğim ya babam o zaman çok üzülecek değil mi anneciğim. Ama ben sensiz yapamam ki. Küçük çocuklar hep annelerinin yanında kalmalılar. Anne sevgisiyle büyümeli çocuklar. Aslında yüreğimden geçen bizim bir yuvamızın olması. Sen bizim için buraya taşındın. Çalışıyorsun. Biz senin yanında kalıyoruz. Babam buna izin verdi. Ama ya mahkemede beni hakim amca babama verirse yine. Bir gün babamda kalıyorduk daha, sen buraya taşındıktan sonra bir Perşembe günüydü hiç unutmuyorum. Sen ablamı aradın sizi çok özledim bu akşam bana gelin dedin. Biz babama söyledik annemize gitmek istiyoruz diye ama babam izin vermemişti. O kadar ağlamıştık ki o akşam yemek bile yememiştik. İşte o yüzden ben seni istiyorum. Çünkü biliyorum ki hakim amca bizi sana verince sen babamıza gitmemize izin verirsin. Hem de ne zaman istersek. Ama bu konuda babama güvenmiyorum anne. Hakim amca babama verirse bizi ben senin yanına kaçarım anne. Kızma bana ama öyle. Bazen sana yazdığım mektupları vermiyorum. İçinde üzüntülü şeyler var diye. Sen üzülmeyesin diye. Sanırım bunu da vermeyeceğim anne. Keşke hep birlikte bir arada olsak değil mi. Hayatta seni üzen en önemli şey ne diye sorsalar. Annemle babamın ayrı olması derdim. Bugün ablamın doğum günü! Çok mutluyum. Bu akşam annem babam ve biz yemeğe gideceğiz. Evli olmasalar bile biz birlikte yemeklere ve gezmeğe gidiyoruz bazen. O zaman ben çok mutlu oluyorum. İşte o beklediğimi gün. Mahkeme olmuştu. Ne kadar korkmuştum o gün. İçim bir tuhaftı. Babam götürmüştü bizi mahkemeye. Annem ve dedem avukatıyla birlikte gelmişlerdi. Biz başka yerde oturuyorduk, annemler başka bir yerde. Sonra bir amca annemle babamın adın söyledi. Önce onlar girdi içeri. Sonra bizi çağırdı. Hakim amca ne kadar sert bir adamdı. Bir sürü soru sormuştu bana. Ama soruları soruyordu, sonra aynı soruyu bir daha soruyordu. Ben hepsine de annem demiştim. Sonra ablamı çağırdı yanına. Bana sorduğu soruların aynılarını ona da sordu. Ablam o sorulara cevap verirken sesi titriyordu. Ağlayacak sandım onu. Kötü bir gündü. Mahkemeden sonra babam beni anneme bıraktı. Çünkü hakim amca bizi anneme vermişti. Artık hep annemde kalacaktık. İstediğimiz zaman babama da gidecektik. Annem hiç karışmıyordu babama gitmemize. O günden sonra istediğimiz zaman babamda kaldık. Sevgili günlük hakim amcanın yanına gittik dün. Ne kadar zor geldi biliyor musun o sorulara cevap vermek. İçim acıdı. Sen bir yandasın, babam bir yanda. Ve hakim amca soruyor bana “nerde oturuyorsun şimdi, okula nerden gidip geliyorsun? Sana annen mi daha iyi bakar baban mı? Kimin yanında kalmak istiyorsun?” bu soruları durmadan sordu bana. Bunlara cevap vermek çok zordu anne. Babamı da çok seviyorum ama sensiz duramıyorum işte. Benim yerimde hiçbir çocuk olmak istemezdi. Olmasında. Çok üzüldüm. Seni seçtiğim için babam çok kırılmış çok kızmış bana anne. Babamın yanına gittim bugün. Babam yoktu. Dedem vardı dükkan da. Kimi arıyorsun dedi bana. Babam nerde dedim. Oda senin baban kim dedi bana. Bende Önder dedim. Sen kimin kızısın dedi. Bende babamın dedim. O zaman niye babanı seçmedin dedi. Git buradan senin baban yok dedi bana. O kadar ağladım ki anne. O kadar ağladım ki anne. Sanki bütün suçlu benmişim gibi sizin ayrılmanıza ben neden olmuşum gibi beni suçlaması içimi yaktı biliyor musun? Gözlerim o kadar şişmişti ki ağlamaktan yanına gelemedim hemen. Sen beni öyle görseydin çok üzülürdün. Çok ağlardın. Çok üzülüyorum anne, çok üzülüyorum. Bugün günüm üzgün geçti. Çünkü, rehber öğretmen beni çağırmıştı. Annem ve babamdan bahsettik, Arkadaşım Selin ile ben çok ağladık ama ağlamamın nedeni vardı, oda anne ve babalarımızın ayrı olmasıydı. Şuan ben şu yazıyı yazarken ağlamak istiyorum. Ama ağlamıyorum. Çünkü anne ve babalarımızın ayrılması daha iyi oldu bence. Annelerimizin acı çekmelerine dayanamıyorum. Selinle ortak çok yönlerimiz var. Bunlar dan biri anne ve babalarımızın ayrı olması. Selin’in benden daha çok acısı varmış aslında. Selin in yerinde olsaydım her zaman ve her dakika ağlardım. Babası evlenmiş. Hem de başka biriyle. Babasını nerdeyse hiç göremiyor. Ama ben her gün babamı görüyorum. Benim annem evlense, babamda kalırım. Babam evlense. Annem de. İkisi de evlenirlerse yani başkalarıyla o zaman anneannem ve dedemin yanında kalmaya giderim. Anneannemle dedemi çok seviyorum. Biliyorum ki onlarda beni çok seviyorlar ve bizi bırakmazlar. Onlar evlenmezler çünkü zaten evliler. Demek ki ben selinden daha şanslı biriyim. Hiç olmazsa babamı görüyorum. Selin babasını evlendiğinden beri görmemiş. Bazen annem ve babamın ayrılması derslerimi de engelliyor ama bu benim elimde değil. Şimdi bu yazıları yazarken hüngür hüngür ağlıyorum...... Dünyada en güzel şey ailedir... Annesiyle babasıyla birlikte dolaşan çocukları görünce o kadar üzülüyorum ki bilemezsin anne. İçimden bir şeyler kopuyor sanki. Bizleri çok sevdiğinizi biliyorum. İkinizin yanında da mutluyum ama birlikte değiliz. Geçenler de hani hep birlikte sinemaya gittik ya ben o zaman çok mutlu olmuştum. Sizi bir arada görünce o kadar mutlu oluyorum ki. İşte o an dünyanın en mutlu çocuğu ben oluyorum sanki. Sonra babam bizi seninle birlikte eve bırakıyor. O kendi evine gidiyor. İşte en kötüsü de o. Bütün mutluluk sona eriyor. Sanki ben güzel bir rüya görmüşüm sonrada uyanmışım gibi oluyor. Bugün rehber öğretmenin yanına gittik. Sohbet edecektik. Selin, ben ve Tolga. Tolga babasının evlendiği kişiye anne dedi. Selin adıyla hitap ediyordu babasının evlendiği kişiye. Anlayacağın ortak sorunlarımızdan konuşuyorduk. Ama ben daha anne ve babam başkalarıyla evlenmelerini bile kabul etmiyorum. Ailemizin yıkılmaması gerekiyordu. İşte hep böyle geçti dört yıl. Üzüntüler, ağlamalar, mutlu olmadığım halde öyle gibi görünmekle. Şimdi annemin çok güzel bir işi var. İyi bir yerde çalışıyor. Güzel de aylık alıyor. Babamda bizim için anneme para veriyor her ay. Piyano kursuna da başladım. Babam bana güzel bir org aldı. Evde de çalışıyorum derslerim olmadığı zamanlarda. Annem ve babam hep biz mutlu olalım diye uğraşıyorlar ama onların ayrı olması kötü. Alışmaya başladım artık onların ayrı olmalarına. Tekvandoya başladım bir yıl önce. Hep sporcu olmak istiyordum ya. Belki de o yüzden. Hatta tekvando öğretmenimiz beni İzmir’de müsabakalara hazırlıyor. Uzun süredir resim yapmıyorum. Okulda yapıyorum ama hepsi o. Hüseyin öğretmenin atölyesine gitmeye başlayacağım yakında. Derslerimi de fazla etkilesin istemiyorum. Annem de babam da evlenmedi. Babam bazen evleneceğim diyor. Anneme söylüyorum. Annemde diyor ki “ evlenebilir tabi ki, yalnız yaşamak zor”. Ama ben kabul edemiyorum bunu. Geçenlerde bir şey farkettim. Annem günlüğümü okumuş galiba. Aslında hiç yapmazdı bunu. Sonra.... Sevgili günlük. Dün akşam tekvando kursuna giderken bana bir şey sordu annem. “bana babamdan ayrılmanı istemiyoruz diye neden söylemediniz?” ne kadar çok şaşırmıştım bu soruya. Ve bir süre sessiz kaldım. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Ne söylemem gerektiğini de. Sanki beynim durmuştu. Sonra da “birlikte olmamızı ister miydiniz” dedi. Bu sorduğu sorular başıma sanki koca bir taş gibi düştü. “Anne ne diyorsun sen” dedim. “Tabi ki isterim” dedim. “Peki! sen babamla yeniden bir araya gelebilir misin?” dedim. “Ya, tekrar hasta olursan? Ya sana bir şey olursa”. Annem güldü. “Peki! bir şey demiyorum” dedi. O gece, her zaman olduğu gibi kendi odamıza çekildiğimizde. Anneme “bana sorduğun soruyu ablama soracak mısın?” dedim. Her gece yatmadan mutlaka konuşuyoruz ya annemle. O gün neler oldu. Nasıl geçti, beni üzen bir şeyler oldu mu diye. Ama akşam ki konuşma bunların hepsinden daha önemliydi. Bir ışık yanmıştı sanki. Tüm dünyamı aydınlatacak bir ışık. Acaba tekrar bir araya gelebilecek miydik? Acaba tekrar bizim bir yuvamız olacak mıydı? Ablam bir sürü yorum yaptı. Güldü ama gözleri dolu dolu olmuştu ablamın. Mutluluktan uçuyordu sanki. Bugün ablamla birlikte oturup anneme ve babama bir mektup yazmaya karar verdik. Çünkü akşam o kadar şaşırmıştık ki. Sevinçle şaşkınlığı bir arada yaşıyorduk ikimizde. İşte annemize ve babamıza yazdığımız mektuplar... Neden bana babamdan ayrılma demediniz? Buna ve buna benzer soruların cevaplarını tam olarak verememiştik anne. Cevap versek bile senin istediğin cevaplar olmadı yani seni tatmin etmedi cevaplar eminiz. Ama şimdi veriyoruz. Sana ayrılma demedik çünkü sen haklıydın ve hala haklısın. O zamanlar çok hastaydın ne kadar hasta olduğunu biz senden daha iyi biliyoruz. Sana ayrılma demedik anne çünkü seni üzmek istemedik yani bizim üzüldüğümüzü bilme istedik. Tepki de vermedik hiç, neden? Sen onca üzülecek şey varken birde buna üzülme diye. Belki gecelerce ağladık sessizce, hissettirmeden ama kendimiz hissettik çektiğimiz acıları! Ağladık evet ama ne oldu? Hiçbir şey. Evet anne! büyüdük ve artık kendimize güveniyoruz. Ve sizin karşınızda dimdik durmaya hazırız. Sen de bizim mutluluğumuz için her şeyi yaparsın biliyoruz. Sizin barışmanızı o kadar çok istiyoruz ki! Artık arkadaşlarımıza annem orda babam şurada oturuyor demek istemiyoruz. Biz işte burada oturuyoruz ve bizim bir yuvamız var demek istiyoruz.... Açıkçası yazacak başka bir şeyimiz yok anne. Çünkü sen bizim her zaman mutluluğumuzu düşünecek, sırlarımızı paylaştığımız, bizim için her şeyin üstünden gelebilecek ve bizim gerçekten çok sevdiğimiz annemizsin ve anne biz senin için ölümü bile göze alırız ki bu senin için az bile. Seni çok seviyoruz Ecem ve Eda İlk olarak şunu sormak istiyoruz. Aile nedir baba? Bizim ilkokuldan beri öğrendiğimiz aile baba, anne ve çocuklarda oluşur. Aile de herkes bir değer taşır. Ve herkes birbirinin görüşünü alarak hareket eder. Aynı zamanda aynı evde yaşamaktır aile. Peki! baba soruyoruz: bizim ailemiz kaç kişiden oluşmakta? Biz, annem ve sen aynı evde mi oturuyoruz? Birbirlerinin görüşlerini alarak mı hareket ediyoruz? Bunların cevapların biz vermiyoruz baba. Şimdi annem başka yerde, sen başka yerdesin. Ya biz! Biz nerdeyiz baba? Mahkemede biz annemizle ve babamızla yani ikisiyle de birlikte olmak istiyoruz diyemedik baba. Nedenini bilmiyoruz ama şunu unutma baba. Biz artık büyüdük. Onları düşünebiliyoruz. Ve her şeyin farkındayız. Evet! Senin de farkında olduğun gibi, biz de birçok şeyin farkındayız baba. Ve bu akşam yemeğe çıkmamızın nedeni, annem ve sensin; yani biz artık sizin birlikte olmanızı istiyoruz. Her çocuğun, annesi ve babasının birlikte olmasını istediği gibi. Kendini bir bizim yerimize koy bakalım sen ister miydin? Bunun nedenini kendin vereceksin ve eminiz ki sen de isterdin. Sen de isterdin annenle babanın daima birlikte olmalarını. Şimdi diyeceksin ki, neden önceden söylemediniz de şimdi söylüyorsunuz? Çünkü annemin o aralar morali bozuktu. Ve hastaydı. Daha çok hasta olmasından korktum. Belki de sizle konuşma gücünü o zaman kendimizde bulamadık. Ama şimdi karşınızdayız. Evet! büyüdük, kendimize güvenimiz arttı. Annemiz ne düşünecek bilmiyoruz. O bizim her zaman iyiliğimizi ister. Ve mutlu olmamız için savaşır. Ona da böyle bir şey yazacağız. Senin de bizim için bunu yapacağını biliyoruz baba. İkinizin de bizi anlayacağını umuyoruz. Bunu bizim için yapmalısınız. Ayrılırken bizim görüşümüzü aldınız mı baba? Hayır! sadece anlaşamıyoruz. Bu yüzden ayrıldık ya da bu yüzden ayrılacağız dediniz. Bizim düşüncelerimizi anladınız baba. Şimdi sizden bizim için gerçekten çok önemli olan bir şey istiyoruz. Biraz geç olsa da bizi kırmayacağınızı biliyoruz. Biz artık sizi bir arada görmek istiyoruz. Bize nerede otuyorsun diye sorulduğunda, annem orda babam şurada demek istemiyoruz. Biz işte orada oturuyoruz demek istiyoruz baba. Siz ayrıldıktan sonra kendinizin mutluluğunu düşündünüz. Oysa biz sizden perişan haldeydik ama belli etmedik. Neden? Siz üzülmeyin diye. Yani sizi düşündüğümüz için. Umarız ki, şimdi de siz bizi düşünürsünüz ve yeniden hep birlikte oluruz. Aynı eskisi gibi baba… Yazdığımız mektupları anneme ve babama verdik. Anneme vermekte zorlanmadık ta babama veremedik hemen. Çünkü onun mektubu anneminkinden daha farklıydı. Mektubu okuduktan sonra o kadar durgunlaştın ki annem. Gerçi annemi görmedim o zaman yanında yoktum. Sanırım ağlamıştı. Biz gelince boynuma sarıldı beni öptü. Ablamı da. Galiba dedem ve anneannemde mektubu okumuştu. Evde öyle bir sessizlik vardı ki. Aklımdan acaba ne düşünüyorlar diyordum. Soramıyordum da onlara bir şey. Ama gece benimle konuşunca çok rahatlamıştım canım annem benim. Ben sizin için her şeyi yaparım demen bana sanki dünyaları vermişti. Önemli olan babamın bu mektuba vereceği tepkiydi. Aslında biraz da çekiniyorduk babamdan. Ne diyecekti bize. Hala merak ediyorum. O kadar heyecanlıyım ki. Ne zaman bizimle konuşacak o mektup la ilgili olarak dört gözle o günü bekliyorum. Sevgili günlüğüm bugün babam bizimle konuştu. Bugün Pazar. Babamda kaldık akşam. Yalnız o kadar korktum ki babam gelin bakalım biraz konuşalım sizinle deyince. Sonra da babam konuştukça ağladım. Ben de, ablam da, babam da. Hep birlikte ağladık. Biz ona mektupta yemeğe çıkalım, annemi de alalım, sizinle konuşmak istiyoruz diye de yazmıştık. Ben annenizin geri döneceğini sanmıyorum dedi bize. Siz mahkemede annenizi seçtiğiniz de ben o kadar üzüldüm ki dedi. Eve geldim ve ağladım dedi. Size ne kadar değer verdiğimi ve ne kadar sizi sevdiğimi biliyorsunuz dedi. Bizde baba bir kez bizi dinle ne olur dedik. Akşamı iple çekiyorum. Çok merak ediyorum neler olacak… Bugün 23 Şubat. Tam dört yıl önce bugün annem evimizden gitmişti. Ve annemle babam ayrılmaya karar vermişlerdi. Bugün ablamın doğum aynı zamanda. Ama ne oldu biliyor musunuz? Bugün annem ve babam yeniden evleniyorlar… Artık bizim bir yuvamız var… Hayatta en önemli şey AİLEDİR…
Yazı Sahibi
Etiketler
yalnizligimdan+anneme+mektuplar , yalnızlığımdan , anneme , mektuplar , eda , öztürk , yaşamdan , hikayeler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Kurban Bayramımız Mubarek Olsun
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 2 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kasım
5
Eylül
15
Gülen Bir Güneş Gibi Olacak
• Eda Öztürk • Hayata Dair Denemeler • 53 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
3
Yalnızlığımdan Anneme Mektuplar
• Eda Öztürk • Yaşamdan Hikayeler • 340 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Ağustos
15
Eylül
3
Yalnızlığımdan Anneme Mektuplar
• Eda Öztürk • Yaşamdan Hikayeler • 340 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Ağustos
15
Ağustos
11
Ağustos
12 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||