Yalnızlığın MartılarıYalnızlığın MartılarıSoğuk bir akşamüstüydü. Bomboş mahalleler de bir o kadar bomboş hayatlara sahip çocuklar, gençler ve hatta…50’li yaşlarda bir adam bu bomboş mahalleye ayak basmıştı. Öylesine yorgun görünüyordu ki önüne çıkan ilk beton yığınına kendini bıraktı. Başını kaldırdığında, alelade bir sokak çocuğuyla göz göze geldi. Son bir gayretle onun yanına yürümeyi başardı. Hafif kirlenmiş kahverengi pardösüsüyle ve başında ki kadife kasketiyle şaşalı bir hayat yaşadığı belliydi.Yaşlı adam söze başladı. -“Merhaba, adın ne?” Çocuk 15, 16 yaşlarında vardı. Eski, yırtık elbisesiyle uzun zamandır sokaklarda yaşadığı belli oluyordu. Yaşlı adam’ın sorusunu garipsemişti. Ona sadece bir bakış atmakla yetindi. -“Ben konuşabiliriz diye düşünmüştüm” -“Ne diye? Biraz sonra gideceğin sıcak yuvayı anlatmak için mi?” Çocuk ayağı kalktı ve uzaklaşmaya başladı. Adam arkasından kısık sesle –“Hayır, yalnızlığımı” demekle yetindi. Bir insanı hipnoz edip, 10’dan geriye saymaya başlayıp sıfıra geldiğinizde büyülü kelimeyi söylemeniz gerekir. Bu büyülü kelime ya onu uyandırır, ya uyandırmaz veya onu yönlendirmenizi bile sağlayabilir. Çocuk arkasını döndü. Evet, Adam onu yönlendirmeyi başarmıştı.Usulca yanına sokuldu. -“Beni en zayıf noktamdan vurdun ihtiyar. Tamam konuşalım. Ben sana kendimle ilgili çok bir şey anlatmayacağım. Ama sen içini dökebilirsin. Belki bu sayede düşünecek başka şeylerim olur.” Biraz duraksadı. Sonra devam etti. -“Benim yalnızlığımın sebebi üvey babam. Beni dövmesinden bıkıp evi terk ettim. Annem benim kadar cesur değildi. O’na karşı gelemeyip, kaderine boyun eğdi. Bazen düşünüyorum, aslında son günlerde hep bunu düşünüyorum. Gitmeseydim… Bu bana daha da acı veriyor. Her aklıma geldiğinde.Belki de hata yapmışımdır deyip geçen günlerime ağlıyorum. Bomboş günler…Bir de ağabeyim var.Benden beş beter, hapiste… Arada bir onu ziyarete giderim. Fakat onu sevdiğim söylenemez. Belki de onunla tam bir ağabey - kardeş olamadığımız içindir. Geçirdiğimiz arada parmaklıklarla, 5 bilemedin 10 dakika… Bana dikkatli olmamı söylüyor. Ne kadar basit geliyor kulağıma, kaybedecek bir şeyim olmazken neye dikkat edeceğim? Kendime dert edecek bir şey bulamıyorum. Düşünecek ne bir ailem ne de derslerim var. Bulduğum her yere yatıyorum, anlayacağın barınma derdim de yok. Aç kaldığım zamanlarda bir güvercin gibi hissediyorum kendimi insanların avuçlarına bakıyorum. Kuru bir ekmek için. Bazen sizin gibi zengin insanların da işlerini yaparım. Kendimi bu kadar aciz hissettiren bir varlığı sevemiyorum. Her defasında avuçlarına bakacağım ve beklentilerimi karşılamasını isteyeceğim; hayatta kalmak için… Şu evde oturan yaşlı bir kadın var. Allah razı olsun bana bayatlamış ekmeklerini verir. Bazen onları salak gibi martılara atarım. Saçma sapan serserilerle dost olmak istemiyorum. Çoğu hap kullanıyor, isteseler de, istemeseler de alıştırılıyorlar buna… Sonra onları köle gibi kullanıyorlar. Ben açlığımı bir kenara bırakıp, etrafımda birkaç canlı olmasını istedim. Onlara da bunları anlatıyorum. Her defasında… Yiyeceklerini yiyip gidiyorlar. Bana yalnızlığımı anlatıyorlar. Yine de onlarla birkaç dakika geçirmek bile beni mutlu ediyor. Onları gerçekten seviyor muyum? İşte ben de buna cevap arıyorum. Bana yalnızlık derken aslında benim sorumu bana sormuş oldun? Sen anlat şimdi.” Yaşlı adam bir iç geçirip, konuşmasına başladı; -“Ben bir baba, bir koca, bir oğul, bir patron ve anladığım kadarıyla sana göre de sevimsiz bir zenginim. Çocuklarım için bugüne kadar elimden gelen her şeyi yaptım. İkisi de iyi yerlere geldiler. Fakat düşünüyorum da onları sadece param mutlu ediyormuş… Her hatıramızda; gülüşlerinde, mutluluklarında sahip oldukları yeni bir eşya var. Olmayı istediğim yerde anlayacağın… Aynı şey eşim için de geçerli. Bütün paramı bırakıp evden çıktığım zaman ilk işinin paraya yöneleceğini biliyorum. Anne ve babam yeteri kadar yaşlılar… Bana muhteşem bir çocukluk sunmadılar belki ama onları yargılamak istemiyorum. Personellerim yükselebilmek için birbirlerinin ve hatta benim de patronumun gözünde benim kuyumu kazıyorlar. Rol almadığım tek yalnızlık, anlayışsız zengin tiyatrosu sanıyorum. Buna da bir açıklık getirelim—“ -“Peki ya sonra…” -“Kim bilir bende bir ağaçla yalnızlığımı paylaşırım.” -“Bir ailen var senin, bir işin, anne ve baban… Anlayamıyorum?” -“Bunlar yeterli değil.Senin ve benim bahsettiğimiz şeyler farklı gibi görünse de aslında aynı. Senin de anne ve baban var. Evden neden kaçtın öyleyse? İşte yalnızlığının yanıtı! İkimizde sahteliklerden kurtulup, sahicileri istiyoruz da ondan geçirdiğin günler boş değildi. Düşünüyormuşsun… Evde ne diye kalacaktın ki? Korkusuna seni tercih eden bir anne için mi? Her gün dayak yiyeceğin bir baba için mi? İşte yanıt bu kadar basit.” Yaşlı adam gözlerini yere dikmiş, düşünce denizinde aklına gelenleri kıyıya vuruyordu. Sessizliği çocuk bozdu. -“Adım’ı soruyordun.Ben Umut…” Yaşlı adam çocuğa bakmaya yöneldiğinde kimsenin olmadığını gördü. Aksine ileri de ailesi duruyordu. Büyük oğlu yaklaştı. -“Baba bütün gün seni aradık. Burada ne işin var, evden epey uzaklaşmışsın… Dedemin kadife kasketinden tanıdım seni. Unuttun mu bugün senin doğum günün. Erol amca, Gülay abla… Bütün ofis arkadaşların sana bir parti düzenlemişler. Babaannemi ve dedemi de getirdik. Annem sabahtan beri perişan oldu. Artık sürprizi kaçtı doğum gününün ama… Hadi gel…” Yaşlı adam olan bitene bir anlam verememişti. Umut, yaşlı adamın yalnızlığına umut olmuştu. Her şeyi sahici yapmıştı bir anda… Belki annesine sarılmaya, belki abisiyle konuşmaya, belki de martılara gidiyordur. Akşamüstü deniz esintisi, elbisesinin her yırtığından tenine değecek, onu ürpertecekti belki… Ama acıtmayacaktı. Martılarla yalnızlığına uçarken, işte o sırada ağlayacaktı… OZAN SUEKİNCİ 24.01.2008
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Kurban Bayramımız Mubarek Olsun
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 3 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Nisan
1
Nisan
1
Ocak
24
Ocak
19
Ocak
17
Mart
23
Ocak
24
Mart
27
Mart
23
Aralık
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||