“Belirsizlik... Birinci gün;
Ayrılık…
Yalnızlığın yer çekimi kanunu…
Daha önce hiç hissetmediğin bir infilakla başlar her şey. Adını bilmediğin bir uzaklığın, içindeki fütursuz arza düşüşünün resmidir birazda. İki katman arasına sıkışmış bir muamma acıtır yüreğini. Tıpkı iki bedenin ...”
Daha önce hiç hissetmediğin bir infilakla başlar her şey. Adını bilmediğin bir uzaklığın, içindeki fütursuz arza düşüşünün resmidir birazda. İki katman arasına sıkışmış bir muamma acıtır yüreğini. Tıpkı iki bedenin bir metre kareye işlenmiş günahı gibi şehvetli ve doyumsuz bir özlem tadını unuttuğun o sancıyı tattırır yeniden sana. Zaman, mekân ve yaşadıkların… Bütün var oluş sebebin bir anda olanca gücüyle iki tel saç kıvrımına asılıverir.
Anlarsın… Yaşam, bu günlerde iki tel saç kıvrımı…
Kendine çizdiğin bu kıvrımdan harita gündelik hayatını belirler. Nefes almak için nedenlerin bu kadar azalmışken çelik bir halatın çekemeyeceği bu yükü hiç düşünmeden bağlayıverirsin uçlarına. Ve ileriye doğru saymaya başlarsın kopacağı anı bilmeden. ( Bir… İki… üç…) Yalnızlığın yer çekimi kanununa karşı başlattığın bu savaş galibi daha belli olmayan bir mücadelenin bedeninde kanattığı yaralarına aldırış etmeden çıplak ellerinle saldırmak için beklersin sana doğru kopup gelen o bildik canavara…
Bir savaşın iki tanıdık savaşçısı, geçilen bir meçhul gibi. Aylarca aynı düzlemde yaşadıklarının farkına varmadan, varlıklarını bu denli unutmuşken. Bir bilinmezlikten yalnızlığın sesini duymaya başlarsın. Adını bilmediğin bir uzaklıktan beyin üstü çakılmak için bırakmıştır kendini bu boşluğa.
İçindeki fütursuz arza çakılacağı anı düşünürsün…
Bütün dengen alt üst olur infilakın ardından başlayan bu sarsıntı ense kökünden tutup devirmek ister seni olduğun yere. Bilmediğin bir vahşilikle katletmek için geldiği bu yol korkutur seni.
Çift yönlü bir cinayettir bu bir yönünün adı intihar.
Savaşmak için sana ait olanlara bakarsın, çıplak ellerine ve avuçlarına. Terinle tenine yapışmış iki uzun saç telini görürsün ve bilirsin…
Yaşam bugünlerde iki tel saç kıvrımı…
Uzaklaşmadan geri dönmesini beklersin. Çünkü bedeninin bu yer çekimine verdiği savaşın tek kurtarıcısı o’dur. Seni doğururken çektiği sancıları düşünürsün. Rahminin içindeki sıcaklığını ararsın.
Ararsın…
Ararsın…
Gidişinle başlar yalnızlığın yer çekimi kanunu… Gövdemin sert zemine düşmesiyle yok olur sonra… Bıraktığın yer ölüm çığlığı… Gel ve al ellerimi… Ölüm yer çekiminin bittiği nokta… Yalnızlığın ise başlangıcıdır…
Ethem Yeğin / 7/28/2007Gidişinle başlar yalnızlığın yer çekimi kanunu… Gövdemin sert zemine düşmesiyle yok olur sonra, tebrikler İlhan çok güzel olmuş... tamamı ile...