Yalnızlık Çöllerinin İri Kaktüsü
1
Tenin;
-duvarları katran karası-
kış gecelerinin
dikenli teli,
gayri şarjörüne fazla kurşun,
paslı, derine batmış;
kanasa iyiydi hani…
2
Düş/ün;
-yalnızlık çöllerinin iri kaktüsü-
sisli hatırlardan
köklerine boşalmış yağmur;
asit yağmuru,
yakar hani…
3
Hasret;
-kan çanağında tandır ekmeği--
gözlerimin
buğusuna yazılmış yazgı;
bitimi, göğsümde
ihtarsız asker kurşunu;
yine de öldürmez hani…
4
Gözlerin;
-kopuk bacaklarımı bıraktığım-
kaçakçı yolları,
mülteci gözlerimin düştüğü
hiçliğin,
uğrak hudut boyları hani…
5
Yalnızlığım;
-kar, tipi, kurt uluması-
eylül yağmurlarının sızdığı
dam çatlakları
ve gidişinin duvar dipleri;
ve hasret, artık bitişlere gebe;
n’olur tut, bitmesin;
belki bir vuslat birikir
avuçlarında hani…
6
Gidişin;
-bitimsizliğe bilenmiş sancıların-
kapanı,
kemiğinden sıyrılmış
etlerden ibaret ben
ve yankısı kaybolmuş çığlık…
Nerden baksan, leş kokuyor hani…
7
Beklemek;
-düşmüşken bir kere düşlerime-
çatlamış sabır taşlarına
kazıyarak adını,
yol kenarında şişmiş cesetlerde
kokmadan,
gömülmeden
öylece, namazsız ve kimsesiz,
en çokta sensiz hani…
8
Yeminim;
-kendini inkara öfkeyle-
düş tutmaz yüreklere inatla
ve azığı nefret sevgimle,
sevdam!
Sen yine de bekle:
Bir ölüm çiziyorum,
ikimize,
tek yüreğe sığmayan
kırpık hayallerin solduğu
o tuvale…
En sen renklerle hani…
Bedri Adanır
24 Nisan 2008