“Kurcaladığım kadar büyük değil geçmiş. Büyütülecek bir şey yok aslında. Uzak bir aşk ve yağmurlarıyla dans ettiğim bu şehirden nefret etmek... Küçük yaşta çok büyük! Gelip geçen dostluklar. Pişmanlık doğurmayan ama nedensizce isyan ettiren yalnızlıklar. Sigara dumanının ilk yıllarında boğulmalar ve geçen Ağustos`lara inat unutulamaz nutuklar..!B...”
Kurcaladığım kadar büyük değil geçmiş. Büyütülecek bir şey yok aslında. Uzak bir aşk ve yağmurlarıyla dans ettiğim bu şehirden nefret etmek... Küçük yaşta çok büyük! Gelip geçen dostluklar. Pişmanlık doğurmayan ama nedensizce isyan ettiren yalnızlıklar. Sigara dumanının ilk yıllarında boğulmalar ve geçen Ağustos`lara inat unutulamaz nutuklar..!
Büyük değil geçmiş..! Yalnızlıkla yıkanmış külden bir eser sadece. Benliğime taş koymuş kalıcı bir fırtına! Uzak değil üryan sonbahar! Uzak değilsin sen ve uzak değiller umutlar. İçimde bir yerde, kan dolaşımının kalıtsal zerrelerinde... Tıkanıyor boğazım, öfke kusuyorum yoktan sebeplerle!
Geçmiş... Büyük değil! O günlerden kalan tek eser, sırtımdaki tırnak izlerin. Akabinde yalnızlık sonrası taarruz günleri ve nihayetinde içeriden süzülen ılık bir ölüm. Azrail`le Rus ruleti...
Mektuplara platonik... Posta kutusuna bakarken suratı asık! Boynunda mecazi bir urgan... ``As beni`` Tırnak izlerinden ölüme kadar olan bu yangının tüm sebepleri, yalnızlık sonrası taarruz günleri..!