Yanaklardan Süzülen Beklemek
Beklemek; rüyalarda bile susmak demektir. Anlamaktır; dünyanın dört köşesini. Beklemek; çekinmek, çoğu zaman kendini beğenmişliğe zorlanmaktır. Koşulları içindeki ateşle zorlamaktansa; kabul etmektir sakin bir biçimde, ağır ağır okşayarak sıralanmış maddeleri.
Böyle sürdü benimde uğursuz beklemelerim; ruhum kimi zaman insafsız oldu, kimi zaman korkak ama bekledim eteklerime yapışmasını gelecek zamanın.
Bir dağcının ölümüne tırmanışına hiç benzemiyordu inatlaşarak koca bir dağla; benim beklemelerim. Bekleyeni her zaman kışkırtır; kaybetme ihtimalinin düşüncesi. Birden bire elinle boynundan çekip öpmek istersin unutmanın tatlı dudaklarından; ama emin olursun kendinden ve beklediğinden “Hoşça kal!” dersin unutmaya.
Hiç açık seçik söylemezsin; ama beklediğini, gövdene yayılan kalbinin atışı izin vermez zaten buna. “Kasma kendini bu kadar” der bastıran uykunun avuçları. Yorgun, bezgin bir şekilde beklemeye uyursun. Rüyalarının içinde hayaller vardır. O hayaller ki, fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi sarsar seni. Derin bir nefes alırsın, yeni bir günle beklemeye devam edersin saçlarından hasret aka aka…
Beklemek sütliman bir havada uçak kullanmak gibi sessiz ve sakindir. Birden bire biri havanı değiştirmek ister; sende ona beklediğini anlatmaya çalışırsın.
Beklemek henüz kitabı hazırlanmamış bir yazardır; ünü yoktur, ismi yoktur. Kendine bakar ve gülersin. Sanki aynada ki; yabancı birinin karikatürüdür; tepesinde kocaman bir konuşma balonu ile. Birden bire bir yabancılık sezersin, uzay boşluğu ile baş başa kaldığını sanırsın. Ne dilin, ne sözlerin, ne sözcüklerin sana yardım eder. Hızla geçer gözünün önünden gidilecek yerler; ama hiç birine gitmez, kaldığın limanı terk etmezsin.
Terk edemezsin beklediğin yeri; çünkü birsin ki dönmemekten korkmaktır beklemek.