Yangın ve Yardım
4 / 7 / 2008 Cuma tarihinde Ramazan Özer tarafından eklendi, 167 kez okundu...
“Birtakım mahrumiyetlerine karşılık,köyde yaşamanın güzel ve ilginç yanları vardır. Yıllar önce Anadolunun batısında,şirin bir köyde geleneklerine bağlı insanlar yaşardı.O zamanlar iletişimar açları henüz gelişmemiş,yalnızca radyodan ajans dinlenirdi.Gönüller temiz,tabiat böylesine kirlenmemişti. Gülsüm,on yaşlarında,afacan bir çocuk.İki kard...” Okuyucu Puanı ;
Yangın ve YardımBirtakım mahrumiyetlerine karşılık,köyde yaşamanın güzel ve ilginç yanları vardır. Yıllar önce Anadolunun batısında,şirin bir köyde geleneklerine bağlı insanlar yaşardı.O zamanlar iletişimar açları henüz gelişmemiş, yalnızca radyodan ajans dinlenirdi.Gönüller temiz,tabiat böylesine kirlenmemişti. Gülsüm,on yaşlarında,afacan bir çocuk.İki kardeşini kaybetmiş,bu nedenle her isteği mümkün olduğunca yerine getirilmişti...Bir bahar günü komşu çocuklarla,bahçeye,gezmek için gitmek istiyordu.Annesi izin vermedi,ama, çocuğun ısrarı karşısında mağlup oldu.Üç çocuk merkeplere binip yaklaşık bir km köyün dışında üzüm bahçesine gittiler.Gülsümün annesi çamaşır yıkamak amacıyla avluya su ısıtmak için kazan koymuştu.Kızlar,bir saat içinde geri geldiler.O da ne?Gülsüm bir eliyle omzunu tutuyor ve sürekli ağlıyordu. Çocuklardan biri Gülsüm`ün annesine olanları anlattı:Merkebi yol üstünde giden bir kaplumbağa görünce ürkmüş,hızla geri dönünce olanlar olmuştu. Annesi çocuklardan birine,kahveden kocası Murat Ağa`yı bulup durumu anlatmasını tembihledi.Bir yandan da söyleniyordu: "Kızım,ben sana gitme demedim mi?anasını dinlemeyenin başına böyle işler gelir,işte!zaten işim başımdan aşkın..." Neyse ki köylerinde ,askerliğini sıhhıye bölüğünde yapmış,kırık-çıkıkları tedavi edebilen iki kişi vardı.Çok geçmeden bunlardan biri olan Çoban Mehmet ve Murat ağa geldiler.gülsümün sesi ağlamaktan kısılmış,yüzü ise kızarmıştı. "Neden düştün kızım?" diye sordu,Mehmet Usta.Konuşturup çocuğun dikkatini dağıtmak istiyordu.Sesleri duyan komşular da hemen toplanıvermişlerdi.çoban Mehmet derhal teşhisi koydu: "Kemik kayması olmuş...Babası tut çocuğu.Çok sürmez.Kız,sen de derin nefes al,nefesini de tut biraz!" Belki on saniye sürdü.Çocuğun omzu eski haline gelmişti.Ağlamaya devam ediyordu.Artık dinlenmesi için annesi onu yatağına götürdü.Usta çocuğun omzunu bağlamıştı,dikkat etmelerini söyledi.Murat Ağa cebinden çıkardığı bir miktar parayı Usta`ya uzattı,oysa almak istemedi.Murat Ağa ısrar etti,verdi parayı.avluda oturmuş,ikram edilen ayranı içiyorlardı.Çocuğun bağırışları her birinin kulaklarında çınlıyordu.O sırada bir takım sesler duyuldu.Kulak kabarttılar,sesler git gide yaklaşıyordu.Murat Ağa kalktı,açık olan giriş kapısında bir süre bekledi.Kahvedeki bütün herkes tam karşısında,hızlıca geliyorlardı.Ellerinde kazmalarla kovalar.Murat A ne olduğunu anlamaya çalışırken,en önde bulunan uzun boylu ve iri cüsseli değirmenci Halil İbram Murat Ağa`ya sordu: "Hani,yangın nerde?" "Ne yangını değirmenci?!" "Ne bilen ben?Gahvede biri (Murat Ağa`nın evi yanıyoooo!) deye bağırdı da!" Olay anlaşılmıştı.Avluda çamaşır kazanının ateşinden çıkan dumanlarla omzu çıkan çocuğun bağırışları birleşince,yanlış anlaşılma olmuştu. İlk olarak Çoban Mehmet durumu kavrayıp bir yandan gülüyor,diğer yandan anlaşılmaz bir şeyler söylüyordu: "Demek öyle köylüler...Yangın zannettiniz... Koşup geldiniz!.." Murat A o evi dört yılda tamamlamış,evi köyde olmasına rağmen çok güzel olmuştu.Lakin bahsettiğim yangın tatbikatı gibi olaydan yaklaşık bir yıl sonra,o ev gerçekten yandı.Yaşlı iki kadının,gece komşuya ellerinde çırayla gidip gelirlerken sıçrayan kıvılcimdan yangının çıktığı söyleniyordu. (haziran,2008;denizli)
Ekim
13
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Ağustos
16
Temmuz
8
Temmuz
8
Temmuz
8
Temmuz
5
Temmuz
1
Temmuz
4
Temmuz
8
Haziran
28
Temmuz
8 |
![]() |
|
||||||