Yaratık 1Yaratık 1Doktorun odasındaki kanepede oturan adam :“Size hikayemi anlatmak için geldim buraya.”, diyordu, heyecanla. Adı Metin Saatçi idi. Hemşirenin aldığı notlara göre yirmi dokuz yaşındaydı. İstanbul’da bir sanayi işletmesinde çalışıyordu. Boşanmıştı. Üç çocuğu vardı. Üçü de ölmüştü. “Bir Hocaya gidemem, çünkü Ateistim. Bir Avukata da gidemem, çünkü bir suç işlemedim. Ben yalnızca çocuklarımı öldürdüm. Ardı ardına hepsini öldürdüm." Doktor, masasının altına gizlemiş olduğu teybin kayıt düğmesine bastı. Metin Saatçi kanepeye uzandı. Ayakları kanepenin ucundan dışarı sarkıyordu. Kollarını göğsünün üzerinde kenetlemişti. Yüzünde hiçbir hareket yoktu. Beyaz tavana dikkatli bir şekilde bakıyordu. Sanki tavanda dramatik sahneler oynanıyordu. "Yani şimdi siz onları gerçekten öldürdüğünüzü mü söylemek istiyorsunuz ? Ya da ..." "Hayır !" Saatçi, sabırsız bir şekilde parmaklarını şaklattı. "Ama ben sorumluydum. Ayhan 1986`da, Sibel 1988`de ve bu yıl da Selim. Size her şeyi anlatacağım." Doktor hiçbir şey söylemedi. Hastasının zayıf ve yaşlı göründüğünü düşünüyordu. Saçları şimdiden dökülmeye başlamıştı. Yüzünün rengi de pek sağlıklı değildi. Gözleri, onun çok içki içtiğini gösteriyordu. "Onları öldürdü. Anlıyor musunuz ? Ama buna kimse inanmaz. Keşke siz inansanız, o zaman her şey düzelirdi." "Neden ?" "Çünkü ... " Saatçi konuşmasına devam etmedi. Birden hızla ayağa kalktı. Karşı taraftaki duvara bakıyordu. "O ne ?" , diye bağırdı korkuyla. Gözleri camlaşmıştı sanki. Heyecandan nefes nefese kalmıştı. "Ne ne ?" , diye sordu Doktor. "Şuradaki kapı !" "Dolap. Oraya paltomu asıyorum ve ayakkabılarımı koyuyorum." , diye cevap verdi Doktor. "Açın ! Görmek istiyorum." Doktor hiç sesini çıkarmadan odanın ortasından geçerek dolabın kapısını açtı. Dört tane askının birinde bir palto asılıydı. Tabanında da bir çift parlak siyah ayakkabı duruyordu. "Memnun oldunuz mu ?" , diye sordu Doktor. Şaşkındı. "Evet." Metin Saatçi rahatlayarak yeniden kanepeye uzandı. Doktor yerine dönüp sandalyesine oturduktan sonra konuşmasına devam etti : "Çocuklarınıza karşı işlenen cinayetleri sizin işlemediğiniz ispatlanırsa, bütün bu zor durumdan kurtulacağınızı iddia ediyorsunuz. Niçin ?" "Çünkü ispatlanamazsa hapse girerim." , diye bağırdı Saatçi. "Hem de ömür boyu. Ve hapishanelerde her odanın içini görebilirsiniz. Bütün odaları..." , delicesine gülümsedi. "Çocuklarınız nasıl öldürüldü ?" "Beni sıkıştırmayın lütfen !" Saatçi, üzgün üzgün Doktora bakıyordu. Sıkıntılı bir ses tonuyla konuşmaya devam etti. "Ben , sokaklarda dolaşıp, kendilerinin Napolyon olduğunu iddia eden manyaklardan biri değilim. Bana inanmayacağınızı biliyorum, ama benim için inanıp inanmamanız fark etmez. Önemli olan, hikayemi anlatıp, biraz olsun üzerimdeki baskıyı hafifletmek." "O zaman anlatsanıza." Doktor, yeleğinin cebinden piposunu çıkartarak yaktı. "Serapla 1983`te evlendik. Ben yirmi bir yaşındaydım, o da yirmi. Sonra Ayhan doğdu." Metin Saatçi bir an anılarına dalarak hafifçe gülümsedi, sonra gülümsemesi birden kayboldu. "Üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım. Çünkü ikisini de çok seviyordum. Çok mutluyduk. Onlara rahat bir hayat sağlamalıydım. Bu yüzden bir iş bulup çalışmaya başladım. Ayhan`ın doğumundan kısa bir süre sonra Serap yine bebek bekliyordu. 1986 `da Sibel doğdu. Selim 1989`un yazında doğdu. O sıralarda Ayhan ölmüştü bile. Serap, Ayhan`ın, hasta olduğu için öldüğünü söylüyordu. Onun görüşüne göre Ayhan hastalıklı doğmuştu ve bu yüzden ölmüştü." Doktor piposundan bir nefes çekerek dinlemeye devam etti. "Ama bu önemli değildi. Ben oğlumu yine de sevmiştim." Sesi kızgındı. Sanki çocuğu, karısına nispet olsun diye sevmişti. "Çocukları kim öldürdü ?" , diye sordu Doktor. Saatçi duraksamadan cevap verdi : "Yaratık ! Hepsini de Yaratık öldürdü. Dolaptan çıkarak hepsinin işini tek tek bitirdi." Saatçi, kanepede bir sağa bir sola doğru sallanıyordu. Yüzünde sert bir gülümseme belirdi. "Siz benim deli olduğumu düşünüyorsunuz. Bunu yüzünüzden anlayabiliyorum. Ama bu benim için önemli değil. Size her şeyi anlatacağım, ardından da cehennem olup gideceğim." "Dinliyorum." "Ayhan iki yaşlarındayken başladı her şey. O sırada Sibel henüz bir bebekti. Serap, Ayhan`ı yatağına götürünce çocuk ağlıyordu. Evimizin iki yatak odası vardı. Sibel bizimle yatıyordu. Ayhan ise tek başına, odasında yatıyordu. Önceleri, ona biberonunu vermediğimiz için ağladığını düşündüm. Serap : , dedi. Dinlemedim. Çünkü bu yaşta çocuklara istediklerini verirseniz şımarırlar ve ileride onlarla baş edemezsiniz. Her şeyi annesinden ve babasından bekleyen, pısırık birer insan olurlar, tek başlarına hiçbir şey yapamazlar. Bu yüzden, Ayhan susmadığı ve odasından ayrıldığı zaman, onu odasına geri götürüp bizzat kendim yatırırdım. Serap bana, Ayhan`ın durmadan diye bağırdığını söylemişti. Ben bir şey anlamamıştım. Zaten çocukların konuşmasını kim anlıyor ki, annelerinin dışında ? Eşim, lambalardan birini açık bırakmamızı istiyordu. Bilirsiniz, hani şu üzerinde Mickey Mouse resimleri olan lambalar. Ama ben izin vermedim. Bir çocuk, karanlığa karşı olan korkusunu daha küçükken üzerinden atmalı, yoksa asla bu korkudan kurtulamaz. Maalesef Sibel`in doğumundan sonraki yaz öldü. Onu o akşam yine yatağına ben yatırdım. Hemen ağlamaya başladı. Bu defa ne söylediğini anladım : , diyerek o küçücük parmaklarıyla dolabı gösteriyordu. Işığı söndürerek odama çekildim ve Serapa, çocuğa neden böyle korkutucu kelimeler öğrettiğini sordum. Aslında suratının ortasına bir tane yumruk atmak istiyordum, ama yapmadım. Böyle bir kelime öğretmediğini söylüyordu. Ona inanmadım ve adi pis bir yalancı olduğunu söyledim. O yaz benim için kötü bir yaz dı, biliyor musunuz ? İşim de yoktu. Nihayet, uzun arayışlar sonunda bir iş buldum. Bir depoda kamyonlara içi şişe dolu kasalar yüklemem gerekiyordu. Bedensel çalışma gerektiren bir iş. Bu yüzden her zaman yorgundum. Ayhan her gece uyanıyor ve ağlıyordu. Serap ta onu kucağına alarak birlikte ağlıyordu. Bazen onları öyle görünce, içimden ikisini de pencereden aşağı atmak geliyordu. Bu çocuklar insanı çılgına çevirirler, o kadar ki, onları öldürmek istersiniz. Çocuk beni gecenin tam üçünde uyandırmıştı. Uyku sersemi bir şekilde tuvalete gittim. Eşim Ayhan`a bakmamı istemişti, ama ben ona kendisinin bakmasını söyledim. Çocukla uğraşacak halim yoktu. İşten dolayı çok yorgundum. O yüzden yatağıma geri döndüm. Serap kalkıp gitti. Bir süre sonra, tam uyumak üzereydim ki, birden karımın çığlığı ile kendime geldim. Yatağımdan fırlayarak Ayhan`ın odasına koştum. Çocuk yerde sırtüstü yatıyordu ve ölmüştü. Vücudunun, kan sızan bölgeleri hariç, her yanı un kadar beyazdı. Baldırlarından, başından ve karnından kan yayılmıştı etrafa. Gözleri sonuna kadar açılmıştı ve ölü bir balığın gözleri gibi camlaşmıştı. Donuk bir şekilde boşluğa bakıyordu, tıpkı içi doldurulmuş hayvan biblolar gibi. Üzerinde çiçek desenli pijaması vardı. Ne kadar korkunç. Onu çok sevmiştim."
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yaratık 1 isimli yazı, Güngör Demir tarafından 12.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Kasım
27
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
9
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
22
Temmuz
16
Temmuz
24
Ağustos
12
Temmuz
17 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||