Yaratık 4Yaratık 4Saatçinin sesi, küçük bir çocuğun sesi gibi tiz ve kulak tırmalayıcıydı. Yüzü yalnızca bir çift gözden oluşuyordu sanki. Kanepenin üzerinde gittikçe küçülüyor gibiydi."Ama onu yanıma almadım." , diye devam etti, çocuk sesiyle. "Bir saat sonra bir çığlık daha duydum. Dehşet vericiydi. O an onu ne kadar çok sevdiğimi anladım. Onu çok seviyordum. Işığı bile açmadan koştum ve aman Tanrım ! Onu almıştı. Selimi sallıyordu. Onu havada sallıyordu. Tıpkı küçük bir çocuğun bir bezle oynaması gibi. Yaratığın görüntüsü korkunçtu. Omuzlarının etleri çürümüştü. Suratı delik deşik olmuş, kafatasının bir kısmı parçalanmış, içeriden çamurumsu bir maddeyi andıran koyu yeşil ve irin rengi karışımı bir pelteden oluşan beyini görünüyordu. Ellerinin yerinde pençeler vardı. Odayı çürümüş hayvan leşi kokusu kaplamıştı ve ... " Sesi çok tiz olduğundan bir an için susmak zorunda kaldı. Sonra yine yetişkin bir insanın sesiyle konuşmaya devam etti. " ... Selimin boynunun kırılma sesini duydum ." Metin Saatçinin ses tonu soğuk ve ifadesizdi. "Kışları, buz tutmuş su birikintilerinin üzerine bastığınızda kırılan buzun çıkardığı ses gibiydi." "Sonra ne oldu ?" Yine aynı soğuk ve ifadesiz sesiyle : "Kaçtım." , dedi. "Bu korkaklık sayılmıyorsa, kaçtım. Bütün gece açık olan en yakın Cafe`ye koştum ve on iki fincan kahve içtim. Sonra eve döndüm. Hava aydınlanmak üzereydi. Yukarı çıkmadan önce Polisi aradım. Selim, odanın ortasında yerde yatıyordu. Gözleri suçlayıcı bir şekilde bana yönelmişti. Kulağının birinden biraz kan sızmıştı. Aslında yalnızca bir damla kadar. Dolaba baktım. Kapısı açıktı ... küçük bir aralık." Metin Saatçi yine sustu. Doktor dijital saate baktı. Elli dakika geçmişti. Sonra Saatçiye yöneldi : "Hemşire Hanım`a söyleyin, size bir randevu ayarlasın." , dedi. "En iyisi sürekli bir seans programı oluştursun. Salı ve Perşembe günleri uygun mu ?" Saatçi tepki verdi : "Ama ben size yalnızca hikayemi anlatmak için gelmiştim ! Anlattıklarım tümüyle gerçekti. Polise yalan söyledim, biliyor musunuz ? Onlara, gece yataktan düşmüş olabileceğini anlattım. Yuttular. Neden olmasın ? Gerçekten de öyle görünüyordu. Diğerlerinde de olduğu gibi. Bir kaza. Ama Serap biliyordu. Serap ... biliyordu." Sağ koluyla gözlerini kapatarak ağlamaya başladı. Bir süre sonra Doktor : "Metin Bey, daha çok konuşacağız.", dedi. "Sanırım hissettiğiniz suçluluk duygusundan sizi kurtarabilirim. ama bunu siz de istemelisiniz." "Benim bu durumdan kurtulmak istemediğimi mi sanıyorsunuz ?" , diye bağırarak kolunu gözlerinin önünden çekti. Gözleri şişmiş ve kanlanmıştı. Yüzü kıpkırmızıydı. "Pek emin değilim." , diye karşılık verdi Doktor, sakin bir biçimde. "Salı ve Perşembe günleri uygun mu ?" Uzun bir sessizlikten sonra Saatçi, mırıldanarak : "Tamam. Nasıl isterseniz." , diye cevap verdi. Sesi sıkıntılı ve biraz da öfkeliydi. "O zaman Hemşire Hanımla temas kurun, size bir program hazırlasın. İyi günler." Metin Saatçi, boş boş gülerek ve başını sallayarak, arkasına bakmadan Doktorun odasından çıktı. Hemşirenin odasında kimse yoktu. Masasında bir kağıt duruyordu. Üzerinde, yazılıydı. Saatçi dönerek yine Doktorun odasına girdi. "Doktor Bey. Hemşireniz yerinde ... " Oda boştu. Fakat dolabın kapısı açıktı. Yalnızca küçük bir aralık. Dolaptan gelen bir ses: "Ne güsseell." , diyordu. "Ne güsseell." Kelimeler, kokuşmuş otlarla dolu bir ağızdan çıkıyordu sanki. Dolabın kapısı birden sonuna kadar açıldı. Metin Saatçi, kök salmış gibi odanın ortasında yapışıp kaldı. Gözleri, yuvalarından fırlayacakmışçasına büyümüştü. Bacaklarının arasından ayaklarına doğru bir sıcaklığın yayıldığını hissetti. "Ne güsseell." , diyordu Yaratık , dolaptan çıkarken. Çürümüş ve iltihapla kaplanmış uzun pençelerinden birinde de Doktorun maskesini tutuyordu. S O N
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yaratık 4 isimli yazı, Güngör Demir tarafından 12.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Kasım
27
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
9
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
22
Temmuz
16
Temmuz
24
Ağustos
12
Temmuz
17 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||