Yaşam Kötüler İçindirYaşam Kötüler İçindirÇiler uyandığında başucunda kırmızı bir gül buldu.Başını hafifçe kaldırdı ve gördüğü taze gülün verdiği şaşkınlık iyice arttı.Kırmızı gülün hemen ardında beyaz bir gül vardı.Şöyle yatakta doğrulup oturdu ve gözlerine inanamadı sanki.Ne güzel,ne müthiş bir manzaraydı bu.Yatak odasının kapısı ardına dek açıktı ve başucundan başlayarak kapının dışına dek devam eden bir kırmızı bir beyaz olmak üzere güllerle bezenmiş bir yol uzuyordu.Hayretini biraz olsun üzerinden atar atmaz yerini meraka bıraktı şaşkınlığı.Bu yol nereye uzuyordu acaba.Usulca,güllere zarar vermeden kalktı ve yolu takip etti.Odanın kapısından çıktı.Uzun holü geçerek salona vardı.Yol hala devam ediyor içindeki mutluluk giderek ve her gördüğü gülde daha da artıyordu Çiler`in.Salondan balkona doğru ilerliyordu kırmızı beyaz yol.Balkon kapısından şöyle bir başını uzattı.Yolun sonunda,üzerinde kırmızı bir masa örtüsü bulunan ve özenle hazırlanmış tabakları,peçeteleri bulunan masaya hayretle baktı.Güllere zarar vermeden adeta parmakları üzerinde yürüdü masaya doğru.Aynı gülleri içinde tutan vazonun yanındaki zarfı aldı eline.Heyecanla açtı,bir kart vardı içinde.Kartı da aralayınca mutluluktan uçtu sanki; "doğum günün kutlu olsun karıcığım,nice yıllara" yazısını okudu defalarca bir çırpıda.O anda arkadan usulca yaklaşarak ve karısının beline yine usulca sarılan Timur "nice yıllara karıcığım" diye öyle bir bağırdı ki aşağıdan geçen seyyar satıcı bile şöyle durup yukarı baktı.Çiler bile unutmuştu bu günün doğum günü olduğunu.Nasıl teşekkür edeceğini bilememeksizin sarıldı kocasına.Evliliklerinin bu ilk yılında geçirdikleri bu ilk doğum gününü hiç,hiç unutmayacaktı.Timur`la tanışmaları oldukça ilginç olmuştu.Timur birgün belediye otobüsünde Çiler`e yer vermişti ve birbirlerine ilk teşekkürlerini etmişlerdi.İşin ilginç yanı bu olay aralıksız altı gün sürmüştü.Timur otobüse biniyor,iki durak ötede binen Çiler`e yer veriyordu.Daha sonra da aynı teşekkürler devam ediyordu.Yedinci gün Timur`un yanındaki koltuk boştu.Çiler yine iki durak ötede binmiş gelip Timur`un yanına oturmuştu.Sıcak bir merhaba ile başlayan arkadaşlık zamanla sevgiye dönüşmüş ve bu günlere gelmişlerdi. Kırmızı beyaz güllerin içindeki masaya oturup güzel bir kahvaltı yaptılar.Kahvaltının sonunda Çiler; "bana hayatımın en güzel hediyesini verdin" dedi Timur`a güllerden yapılmış yolu göstererek.Timur ise; ""ne hediyesi,henüz hediyemi vermedim ki sana" deyince şaşırdı Çiler. "Asıl sürprizi akşam göreceksin" diye devam etti kocası.Ve Çiler`i öperek işe gitmek üzere çıktı evden.Evde yalnız kalan Çiler`i sabahkinin bir iki katı fazlası merak almıştı."Acaba akşam nasıl bir sürprizle karşılaşacağım". İstanbul`un en güzel semtlerinden birinde oturuyorlardı.Kadıköy`de.Oturdukları sokağın bir ucu Bahariye caddesine diğer ucuysa aşağı doğru iskeleye uzanıyordu.Ara ara gelen vapur sesleri ayrı bir tat veriyordu yaşamlarına.Geceleri sık sık kordona iniyorlar,oradaki çay bahçelerinden birinde oturup denizi seyrediyor,simit yiyorlar,sonra da eve dönüyorlardı.İkiside çok mutluydular hayatlarından.Bu huzurlu ve düzenli hayata kolay ulaşmamışlardı çünkü.Ne zorluklar ne ayrılıklar yaşamışlardı üç yıl boyunca.Ama ne olursa olsun sevgileri herşeye üstün gelmiş,sonuçta kira da olsa bir ev,hem de Kadıköy`de bir ev tutmuşlar ve düzenli bir hayata kavuşmuşlardı.Sevgileri ilk günkü ateşi ve heyecanı ile sürüyordu.Geçmişte bir iki tartışma yaşamışlardı ama birbirlerine olan sevgileri yetmişti yine birleşmelerine.Ne kadar da mutluydular.. Akşam olmak üzereydi.Çiler evinin her yanını silip süpürmüş,pırıl pırıl yapmıştı.Salonun ortasına yemek için bir masa hazırlamış,iki mum koymayı da ihmal etmemişti.İki kişilik romantik bir akşam yemeği yiyeceklerdi.Timur da neredeyse gelmek üzereydi hem.Her akşam en geç yedide evde olurdu.Saat de şu anda çeyrek vardı yediye.Eve şöyle bir göz gezdirdi.Herşey hazırdı.Bütün gülleri vazolara doldurmuş,odalara koymuştu.Mis gibi gül kokusu sarmıştı her yanı.Hava kararmak üzereydi.Hafif bir esinti geliyordu balkon kapısından.Bu sırada zil çaldı.Timur gelmişti işte.Telaşla mumları yaktı.Sönmesinler diye de balkon kapısını kapattı.Salonun ışığını da söndürüp son bir bakış fırlattı masaya ve gidip heyecanla kapıyı açtı. Çok acı çekmişlerdi ikisi de geçmişte.Timur askere gittiğinde bir buçuk sene ayrı kalmışlar,hasreti içlerine sığdıramamışlardı.Askerliği bitince de aileleri ile sorunlar başlamıştı.Çiler`in ailesi istememişti Timur`u.Sebep olaraksa Timur`un polis oluşunu göstermişlerdi.Bir polis evine bakamazdı.Eviyle,karısı ve çocuğuyla ilgilenemezdi onlara göre.Evet Timur bir polisti ve çok seviyordu mesleğini,ülkesini.Yurdunun kırmızı beyaz bayrağına aşıktı adeta.Ama sevgilerinin büyüklüğüne engel olamadı aileler ve evlendiler sonunda.Aslında farklıydı düşünceleri.Aileler karşı çıkacaklarına birazcık destek olsalardı bir ev satın alacaklar,zevklerine göre dayayıp döşeyip öyle evleneceklerdi.Ama öyle olmasına izin vermemişti aileler.Ve evlenmişlerdi.Üstelik düğünlerine ne Çiler`in ne de Timur`un aileleri gelmemişti.Timur`un ailesi de Çiler`i istememişti,çünkü oğullarını istemeyen bir aileyi kabul edemezlerdi.Bu düşünceyle onlar da gelmemişlerdi düğüne.Buruk bir mutlulukla geçmişti düğün ama huzurluydular.Çünkü çok seviyorlardı birbirlerini Çiler ve Timur. Gelen,komşunun küçük kızı Sevil`di.Annesi biraz toz şeker istemişti ve onu göndermişti.Çiler,heyecanla açtığı kapıda kocası yerine Sevil`i görünce düş kırıklığına uğradı.Şaşkınlığını üzerinden atar atmaz "tabi kızım,bir dakika bekle getireyim" diyerek mutfağa gitti.Bir kaseye biraz toz şeker koyarak kapıdaki Sevil`e verdi ve "annene selam söyle" diyerek kapattı kapıyı.Tekrar salona giderek ışığı yaktı ve mumları söndürdü.Balkon kapısını açtı yine.İçerisi sıcaktı çünkü.Yaz bitmek bilmiyordu bu sene.Gelip masanın yanındaki kanepeye uzandı ve televizyonu açarak izlemeye başladı.Saate dönüp baktı,tam yediydi saat.Neredeyse gelir diyordu içinden ki kapı zili çalmaya başladı.Timur keşke kaybolan anahtarının yerine yenisini yaptırsaydı diye düşündü,sonra da iyiki yaptırmamış,yoksa geldiğini anlayamaz,mumları yakmaya fırsat bulamazdım diyerek kapıya doğru ilerledi. Evlendikleri ilk sene bir "oh" diyene kadar epey zaman geçmişti.Düğün masraflarını karşılamak kolay olmamıştı Timur için.Eşten dosttan borç almış,onları ödeyene kadar da canı çıkmıştı.Evlerine koyacak az çok eşyaları vardı ama yinede buzdolabı,çamaşır makinesi,televizyon derken iyice dalmışlardı borcun içine.Geçen ay son borçlarını ödemişler ve derin bir "ohh" çekmişlerdi.Artık taksitlere verdikleri parayı bankaya atabilir ve yeni olmasa da bir otomobil parası biriktirebilirlerdi.Para biriktirme konusunda Çiler`in üstüne yoktu Timur için.Ne yapar eder kenara köşeye bir kaç kuruş sıkıştırırdı Çiler.Timur da bunu bildiği için maaşını alır almaz direk getirip Çiler`e verirdi.Ara sıra,okula giden çocuklar gibi o da sabahları işe giderken harçlık alırdı karısından.Hiç de şikayetçi olmazdı bu durumdan Timur.Kendisini biliyordu çünkü,para cebinde olsa,nereye gittiği bilinmeden biterdi kendisinde.Ama biricik karısında öyle miydi.Ay sonu geldiğinde bile hala bankaya yatırılanın haricinde bile para olurdu evde.Timur her zaman şaşırırdı bunun nasıl böyle olabildiğine.Atalarımız boşuna dememişti "yuvayı dişi kuş yapar" diye. Kapıyı açtığında ikinci düş kırıklığına uğradı Çiler.Gelen bakkalın oğlu Selim`di.Bu akşam bakkalı erken kapatacaklardı ve bir isteğiniz var mı diye sormaya gelmişti.Çiler biraz düşündükten sonra "yok yavrum,çok sağol" diyerek kapattı kapıyı.Salona döndüğünde mumları yakıp ışığı kapatmayı unuttuğunu gördü.Üstelik televizyonu da açıktı hala."İyiki gelen Timur değildi" diye düşündü sonra.Yoksa fena yakalanacaktı.Salonu loş bir ortamda görmeliydi Timur.Başbaşa yenecek romantik bir akşam yemeği olmalıydı bu.Allah`tan yemeği fırından çıkarmamıştı,buz gibi olurdu bu saate kadar yoksa.Saat deyince gözü duvara kaydı.Yediyi oniki dakika geçiyordu ve hala gelmemişti Timur.Diğer akşamlar böyle telaşlanmazdı Timur`un geç kalışına,ama bu akşam farklıydı.Güzel bir gece olacaktı.Üstelik kocasının bir sürprizi vardı ve çok merak ediyordu.Bu yüzden telaşlıydı Çiler.Ne kadar da çok seviyordu biricik eşini.Bunu bu sabah daha iyi anlamıştı.Kırmızı beyaz gülleri o da çok seviyordu kocası kadar.Gerçi kırmızıyla beyaz daha çok Türk Bayrağı`nı simgeliyordu Timur`a ama olsun kendisi de gülün en çok kırmızısını sonra da beyazını severdi.Ne kadar da inceydi biricik eşi.Hiç üşenmemiş sabahın köründe kalkıp bir tomar gül almış,kendisini uyandırmadan bir yol yapmıştı güllerden.Gerçi o bir tomar güle bir tomarda para harcamıştı ama olsun,yılda bir o kadar da olsundu.İçinden gelmişti çünkü.Çünkü o da çok seviyordu eşi gibi kendisini,tıpkı kendisinde çok sevdiği gibi eşini.Bu düşünceler beyninden geçerken zilin çaldığını farketti.Fakat çalan kapı değil telefonun ziliydi.Hole geçerek açtı telefonu.En sevdiği dostlarından biri olan Zeynep`ti arayan.Öylesine bir hatır sormak için aramıştı.Çiler bu sabah olanları anlattı Zeynep`e,gülüştüler. "Ne kadar ince ve zarif kocan var Çiler" dedi Zeynep, "keşke benimki de öyle olsa,geçen sene doğum günümü bile bir hafta sonra hatırlamıştı" diye de sitem etti.Çiler gurur duyuyordu eşiyle.Ve git gide daha çok seviyordu Timur`u."Hoşçakal Zeynep" diyerek telefonu kapattığı sırada kapı zili çaldı.Hemen salona koştu ve balkon kapısını,televizyonu ve ışığı kapatarak mumları yaktı.Üzerine elleriyle çeki düzen vererek kapıya gitti.Gelen Tevfik amcaydı.Aile dostları olmasının yanı sıra Timur`un da amiriydi Tevfik amca.Ara sıra akşam yemeklerini birlikte yerlerdi ailece.Timur`la derin sohbetlere girerlerdi,iki el tavla oynarlar ve giderdi Tevfik amca.Her zaman güler yüzlüydü.Türk filmlerindeki o sevimli,babacan sert görünmeye çalışan ama aksine altın kalbini gizleyemeyen komiserlerden biriydi sanki.Ama bu sefer başkaydı Tevfik amca,yüzündeki o her zamanki güleryüzlülüğü yoktu.Elleri önde kenetlenmiş,başı öne eğilmiş öylece duruyordu kapıda.Çiler anlam veremedi onun bu haline ve içeri davet etti Tevfik amcayı.Salona girdiklerinde mumlar yanıyordu hala.Çiler mumları söndürüp ışığı yakarken "bugün benim doğum günümdü de" diyerek bir açıklama yaptı.Tevfik amca bir "off" çekerek, "biliyorum kızım,biliyorum" dedi kısık bir sesle.Çiler; "Timur da gelmedi henüz,ama neredeyse gelir" diyerek "siz çıkarken hala karakolda mıydı" diye sordu.Tevfik amcanın karakoldan direk buraya geldiği belliydi.Üzerinde hala resmi polis üniforması vardı çünkü.Soruya cevap vermedi Tevfik amca.Bir süre bir suskunluk oldu.Çiler sonunda birşeyler olduğunu,bir şeylerin kötüye gittiğini anlamıştı.Ama ne olduğunu bilmiyordu hala.Sonunda suskunluğu bozan yine Tevfik amca oldu."Bak kızım,gel şöyle otur karşıma" dedi.Bunu derken gözü televizyonun üzerindeki tavlaya takıldı ve sessizce iki damla yaş süzüldü gözlerinden.Başı öne eğik olduğu için Çiler göremedi bunu."Timur...............",dayanamadı bu ismi söylerken ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı koskoca komiser Tevfik amca.Çiler bayılacak gibiydi. "Ne oldu Timur`a,ne olur söyle,yalvarırım,ne oldu Timur`uma Tevfik amca,söyleee" diye bağırıyor,dolan gözlerini Tevfik amcanın üzerinden ayırmıyordu.Sonunda Tevfik amca gözlerini sildi,başını kaldırdı,ayağa kalkarak Çiler`i omuzlarından tuttu ve "artık bir şehit eşisin yavrum,başın sağ olsun" dedi. Çiler gözlerini açtığında bir hastanedeydi.Bir şey hatırlamıyordu yada hatırlamak istemiyordu.Ama baş ucunda komiser Tevfik amcasını görünce hıçkırıklara boğuldu.Ağladı,ağladı.Bir saat sonra dindi gözyaşları ve Tevfik amcaya dönerek "nasıl oldu" diye sordu. "Ben orada değildim kızım" diyerek başladı söze Tevfik amca. "Devriye otosuyla kordon civarında geziyorlarmış,o anda yanlarından geçen bir araçtan ateş açılmış ve Timur diğer iki polis arkadaşıyla birlikte şehit olmuş". Son sözlerini söylerken sesi tiriyordu Tevfik amcanın.Zor tutuyordu kendisini ağlamamak için.Ağlamamalıydı.Çiler`i daha fazla üzmekten başka bir işe yaramazdı bu gözyaşları.Timur`u geri getirmezdi. Çiler iki gün sonra hastaneden çıkıp eve geldiğinde salona girdi.Üzerindeki mumlarla pasta ve masa yerindeydi hala.Mutfağa geçti.Fırındaki yemek bile duruyordu olduğu gibi.Kim dokunacaktı ki.Tekrar salona döndüğünde televizyonun üzerindeki tavlanın üstünde bir kaç kağıt ilişti gözüne.Aldı,oturup inceledi.Noter tasdikli bir tapuydu biri.Demek buydu biricik kocasının kendisine olan sürprizi.Peki kim koydu bunları buraya diye düşünerek diğer kağıdı açtı eliyle.Bir mektuptu bu: "Biricik eşim Çiler Bu sabah evden çıktığımda içimde büyük bir heyecan vardı.Ama bu büyük heyecanın yanında garip bir duygu sezdim içimde.Adını koyamadım bir türlü.Belki bulurum diyerek oturup bunları yazdım sana.Zaten belki de vermem sana ya neyse.Evimiz hayırlı olsun ikimize de.Dilerim uzun yıllar çocuklarımızla birlikte mutlu bir hayat geçiririz bu evde,seni seviyorum. Eşin TİMUR Sessizdi bu kez hıçkırıkları Çiler`in.Gökyüzündeki yaşlar da aynı sessizlikle akıyordu yüreğine.Yapayalnız kalmıştı hayatta,ama güçlüydü Çiler,bunu biliyordu.Timur da bu yönünü çok severdi.Hırslı azimli ve güçlüydü.Kendisini toparlamalı ve Timur`a yakışır bir eş olarak yalnız da olsa gururla,başını asla eğmeden devam etmeliydi yaşamaya.Timur da olsa öyle yapardı.....
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yaşam Kötüler İçindir isimli yazı, Cüneyt Bagci tarafından 02.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Eylül
30
Eylül
30
Hani Seni Seviyordum Ya Ben
• Cüneyt Bagci • Hayata Dair Denemeler • 82 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
30
Şu İpliği İğneye Geçirir Misin Oğlum
• Cüneyt Bagci • Hayata Dair Denemeler • 50 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
2
Haziran
2
Haziran
2
Şubat
5
Yazı Yazanların Kaderidir Yalnızlık
• Cüneyt Bagci • Kişisel Denemeler • 694 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
15
Mart
12
Haziran
2 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||