Yaşamak Güzel ŞeyYaşamak Güzel ŞeyGüllerle bezenmiş bahçede çimlere basmamak için pür dikkat geziyordu.Yeni yapılmış parke taşlarının üzerine tek tek basarak kafasındaki binlerce düşünceyle etrafı seyrediyordu.Güzel bir bahçeydi aslında.Renklerin her tonunu görmek mümkündü burada.İnsanın,en karamsar halinde bile şöyle bir bakması,bir yaşama sevinciyle buluşmasına yeterdi.Ona yetmiyordu.Renkler bir anlam vermiyor,sıra sıra dizilmiş güller sevgi taşımıyordu onun için.Kırmızının yeşilin kahverenginin hiç,hiçbir ifadesi yoktu.Yalnızca bir tek renk belki açardı onu,siyah.. Siyaha bürünmüştü hayatı.Her ne kadar henüz genç de olsa karanlıktı içi.Hayattan bir beklentisi olmadığına inandırmıştı kendisini.Yaşı gençti.Belki görüntüsü yaşını büyük gösteriyordu ama henüz yirmialtısındaydı.Saçlarında nadiren görülen aklar,göz altlarında ve alnında oluşan çizgiler,taktığı siyah,kalın çerçeveli gözlükler ve boynundaki resmiyet timsali kravat sayesinde epey fazla gösteriyordu yaşı. Hayatında isteği yere gelememişti.Hep macera dolu hızlı bir yaşam düşlemiş,zaman ve şartlar onu bu monoton ortama itivermişti.Ailesi de monotondu.Emekli babası,yaşlı annesi,içine kapanık ve derslerinden başını kaldırmayan bir kız kardeşi vardı.Gün gün sıkılıyordu içi.Hayattan bir zevk almıyordu.Aylar önce farketmişti bunu ve artık birşeyler yapmak istiyordu.Öyle ki,renkler bile bir anlam taşımıyorsa hayat ne anlam verirdi ki onun için... Bir sabah farklı kalktı yatağından.Yüzünü yıkadı.Başını lavabodan kaldırırken yukarıda asılı duran aynaya takıldı gözleri.Yüzünü inceledi dikkatle,farklı birşey göremedi.Yıllardır takındığı o ciddiyet,iyi aile çocuğu tavrı yüzündeydi yine.Gitti giyindi.Kravatını düzeltmek için geçti yine aynanın karşısına.İşte o an anladı farkı.Az evvel aynada gördüğü aksiyle şimdiki görünüşü çok farlıydı.Kravatı sinirle fırlattı attı bir köşeye.Sonra sırasıyla önce ceket,gömlek derken pantolon gitti bir yerlere.Babasının gençlik yıllarından kalma bir t-shirt vardı.Bir çırpıda giydi onu.Yılbaşında hediye gelen kot pantolonu da bir türlü alışamadığı için giymezdi ama giydi bu kez.Saçlarını şöyle bir dikine doğru taradı elleriyle.Kız kardeşinin jölesi işe yaramıştı.Bir şey eksikti,hayır fazlaydı.Tabi ya; gözlükler.Lanet okuyarak fırlattı çöpe.Kremi aldı ve gözlüğünün yıllardır yüzünde yer ettiği izleri kapattı bir çırpıda.Geçen ziyarete gelen dayısının montu kalmıştı evde ve öylece duruyordu.Aldı ve giydi.Deri mont da tamamlamıştı kıyafetini.Gittikçe monotonluktan kurtuluyordu tipi.Şimdi bir eksiği vardı,hatta iki.Çizme ve güneş gözlüğü.Onları da üst kattaki komşunun büyük oğlundan tedarik etti.Herşeyin hazır olduğunu hissedince geçti boy aynasının karşısına,düşüncelerinde bir asilik buldu.İşe gitmeyecekti,hatta işi bırakacaktı.Monotonluk ve sıkıcılık kokan o muhasebe bürosuna bir daha hiç uğramayacaktı. Evden çıktı.Çıkarken de "saçlarımı da uzattım mı vay dünyanın haline" diye de düşünüyordu hani.İlk uğrak yeri banka oldu.Biriktirdiği tüm parasını çekti bir anda.O da şaşırmıştı.Yıllardır biriktirdiği parasını bir anda çekivermişti.Aklına her türlü asilik geliyordu.Kimin ne düşüneceği umurunda bile değildi.Bir motor kiraladı.Atladı üzerine ve kontağı açıp gaza yüklenmesi bir oldu.Kullanıyordu.Halbuki daha önce hiç binmemişti motora.Kiraladığı adam birkaç birşey izah etmişti o kadar.İlerideki siyah camlı binanın önünde durdu ve şöyle bir kendine baktı.İnanmak mümkün değildi.Hep hayal ettiği o macera dolu hayata geçmeye hazır,asi,kanı deli biri duruyordu karşısında.En azından o öyle görüyordu camdaki aksini.Hiç gitmediği ama bildiği bir yer vardı.Oraya genelde motorlu gençler takılırdı.Hiç vakit geçirmeden oraya gitti. Motoru diğerlerinin arasına park etti.İşte hayat birkaç metre ilerideydi ve sesi geliyordu kulaklarına.Gelen ses hızlı ve tırmalayıcı bir müziğin tınılarıydı.Bu da hayat demekti onun için.Kapıyı açtı,iki adım attı ve durdu.Şöyle bir bakındı etrafa.Kapkaranlıktı.Gözlüklerini aldı eline.Şimdi daha iyi görünüyordu.Uzun amerikan barda sırtını dönmüş insanlar hem konuşuyor hem içiyordu.Düzensiz bir şekilde dizilmiş masalarda kızlı erkekli gruplar hararetli bir muhabbete dalmış konuşuyorlardı.Ara sıra yükselen kadın kahkahaları ayrı bir renk katıyordu ortama.Duvarlar,rengi belli değildi duvarların.Desenli kilimler asılmıştı her duvara ve gitarlar vardı üzerlerinde.Bara doğru yürüdü ağırca.Yanındaki biri "hey dostum,şu bizim bira ne oldu ya" diye haykırdı.Dostum demişti adam ve bizimki de bu sözü tutmuştu.Barmene yaklaştı ve tuvaleti sordu.Barmenin işaretiyle buldu tuvaletin yerini ve girdi.Bir yerde duymuştu,bir bara ilk defa gidiyorsan ilk önce tuvaletin yerini öğren,sonra da bir kızın ismini.İlkini yapmıştı.Saçlarını düzelttikten ve parmaksız eldivenlerini de giydikten sonra çıktı tuvaletten. Yine bara yöneldi.Sırtını insanlara çevirmiş tek başına içen birinin ardından geçti ve yanına,bar sandalyesine çöktü adeta. "Selam dostum" demeyi de ihmal etmedi.O an gözü barmene takıldı.Büyük,kulplu bir bardağı tutuyordu elinde ve ona bakıyordu. "Jetonun köşeli mi" dedi yanındaki adam, "bira mı diye soruyor". Şaşırdı ve keleyerek "e evet bira" deyiverdi.Demesiyle on metrelik barın üzerinden biranın kayarak önünden geçmesi bir oldu.Allah`tan ileride oturan genç bir kız tutmuştu birayı ve yere düşmesine izin vermemişti.Kıpkırmızı bir ifadeyle kızın geri fırlattığı bardağı yakaladı bu sefer.Yanındaki "dalgın mısın yoksa yeni misin buralarda" dedi.Çaktırmadan, "dalgınım" dedi. "O her zamanki kız meseleleri mi,eğer öyleyse hiç bahsetme giderim,aynı derdi yıllarca dinledim ben". "Hayır, özel konular". "İyi öyleyse,adın ne". "Murat". "Güzel, ben Ayhan, cin desen de olur.Arkadaşlar arasında cin ayhan diye anılırım". "Memnun oldım cin". Cin ayhan yıllardır takılırdı bu tür ortamlara ve bizimkinin dalgın değil de yeni takıldığını çoktan anlamıştı.Cin bir uyuşturucu satıcısıydı,kullanıyordu da.Aklında ve gözlerinde yeni takılan birinin kolay av olacağı fikri ve parlaklığı vardı.Cebinden paketi çıkardı, "sigara" dedi. "Kullanmıyorum". "Çok kötü,aslında iyi ama çok geçmez başlarsın". "Öyleyse şimdi başlayayım" Ve aldı Murat bir tane paketten.Sanki kolay av olduğunu kanıtlamak istiyordu.Cin ayhanın hoşuna gitmişti bu tavır.Bayağı bir şeyler satabilirdi buna. "Güzel,alışıyorsun,şuraya bak,şu masada arkadaşlar oturuyor,takılalım mı ne dersin" diyerek köşedeki masayı gösterdi eliyle.Murat`ın da amacı dost edinmekti zaten.Kabul etti teklifi.Masada beş kişi vardı şimdi yedi olmuştu.Murat tek tek tanıştı onlarla ve tek tek sunulan sigaralardan aldı.Beşi de iyi görünüyordu.Murat aklınca "tam aradığım kişiler" diyordu.İki kız beş erkek vardı masada ve çok geçmemiş bir iki kız daha gelmişti.Zaman geçtikçe muhabbet koyulaşıyor,sigaralar yakılıp söndürülüyor,biralar dolup bitiyordu.Masada genelde ikili muhabbetler vardı.Bir kız bir erkek.Bizimkine de düşmüştü muhabbet edecek bir kız.Sorulan sorulara cevap veriyor,kendisine birşey sorulmadan konuşmuyordu Murat.Ortam hakkındaki bilgisizliğini belli etmek istemiyordu.Kısacası ortamı öğrenmek istiyordu.Gittikçe öğreniyordu da.Hava kararmıştı.Murat çakır keyif bir kafayla muhabbete bayağı ısınmış bir vaziyatte devam etmek istiyordu geceye.Alkolün etkisiyle cesareti de artmıştı ve hareketleri de serbestleşmişti.Hatta çalan müziğe kulak vermiş,"Metallica" demişti.Atmıştı aslında ama tutturmuştu.Zaten genelde "Hatfield`in" sesi çınlatırdı barı.Sohbet ettiği kızla yıllardır tanışıyorlarmış gibi samimileşmişti.El şakaları yapıyorlar,ara sıra kız başını Murat`ın omuzuna koyuyor "bir alemsin Murti" diyordu.Daha ortamın ilk gecesinde bir lakabı bile olmuştu bizimkinin; "murti". O gecenin ardından ortamın müptelası olmuş,her gece gelip takılmaya başlamıştı.Ailesi artık onu tanıyamıyor,yüzünü bile göremiyorlardı.Murat da kendilerine karşı ne bir saygı ne bir sevgi kalmıştı.Zamana bıraktılar durumu ama hata ettiklerinin farkında değillerdi. Cin ayhan arkadaş grubuyla oturuyor ve onlara birşeyler anlatıyordu. "Çocuklar bizim murti iyi çocuk,sempatik.Daha dün girdi ortama ama yıllardır buralardaymış gibi davranıyor.Bizim işlere yatkın.Yani iyi bir satıcı olur.Kullanmasına da gerek yok zaten,satsın yeter". Diğerleri de onaylayınca kapan kurulmuştu.Murat o her zamanki tavrıyla ve her zamanki saatte daldı içeriye. "Hey dostlarım,nabersiniz,nasılsın cin,keyfin yerinde mi,şuraya bak Hatfield konuşturuyor yine gitarı ha".Oturdu. Cin "gel muti" dedi, "konuşalım biraz". Cin Murat`ın açıklarını biliyordu ve bundan yararlanmak istiyordu.Örneğin Murat buralarda yeni olduğunun bilinmesini istemezdi. "Murti,bizim ortamı bilirsin.Bu ortamda para çok önemlidir.Ve bizim de paraya ihtiyacımız var,yardımın gerekiyor". "Ne yapabilirim". "Şunları al ve paketle,yani sat işte". Murat Ayhan`ın eline sıkıştırdığı bir iki küçük paket esrara baktı şöyle bir.Esrar olduğunu biliyordu ve şaşırmıştı aslında.Yeni yaşamından da kopmak istemiyordu.Geçmişindeki o monotonluğu düşünmesi yetti kabul etmesine. Aradan bir iki hafta geçmişti.Murat yani bizim murti iyiden iyiye satıcılığa alışmış,eve uğramaz olmuştu.Ama nereye kadar sürerdi bu.Bu arada bir kız arkadaşta edinmişti doğal olarak kendine. Kendine yalnızca o kızla birlikteyken gelebiliyordu.Çünkü ilk defa biriyle çıkıyordu ve şıp diyede sevmişti kızı.Onunla birlikteyken Murat oluyor,o yokken murtiliğe devam ediyordu.Murat sürdürüyordu yeni hayatını.Kız arkadaşı da bir kullanıcıydı ve Murat biliyordu bunu.Gel gelelim işin kötülüğünün farkında değildi.Nasıl farkında olabilirdi ki,sigarayla bile fazla mazisi yoktu Murat`ın.Nerde sigara nerede esrar eroin. Bir gece geç saatlerde kız arkadaşını evine bıraktıktan sonra kendi evine geldi Murat.Odasına girip sızdı.Yaşlı anne ve babası nasılsa birşey diyemiyorlardı kendisine.Derken kapı zili çaldı bir süre sonra.Ardından kendi odasının kapısı tıklatıldı.Kız kardeşi; "ağabey,seni iki polis arıyor,gelir misin". Telaşlanmıştı Murat.Ne yaptım diye soruyordu kendine ve bulamıyordu cevabı.Zaten o bunu düşünene kadar nezarete atılmıştı bile.Yaklaşık iki saattie nezarethanedeydi ve neden burada olduğunu hala bilmiyordu.Derken nezarethanenin kapısı açıldı ve tanıdık bir yüz girdi içeri.Gelen cin Ayhan`dan başkası değildi.Murat onu görünce şaşırmış oysa gayet sakin bir şekilde gelip Murat`ın yanına oturmuştu. "Cin ,ne oldu,neden buradayız,söylesene ya" diye bağırdı Murat. "Seninki" dedi cin, "seninki varya hani şu senin hatun,manyak karı cank yapmış"."Ne,ne yapmış,cank ne demek söylesene,ona ne olmuş,yıksa..." "Dur bağırma kulağımın dibinde ya,dur da anlatayım çömez.Cank eroinin aşırı dozda bilerek alınmasıdır,altın vuruş yani,sonucuda mutlaka ölümdür". "Yani". "Yanisi var mı budala,senin karı öldü işte,biz de buradayız ve zor çıkacağız anlaşılan". Murat başını iki avucunun arasına alaral çöktü soğuk duvarın dibine.Karma karışık olmuştu aklı.Hala inanamıyordu olanlara.Sevdiği kişi ölmüştü.Kendisi de hapse girmek üzereydi ve evden de arayan soran yoktu.Batmıştı tam anlamıyla. Tam altı ay yattı Murat,cinle beraber içeride.Ve altı ay sonra çıkabildi ilk mahkemesine.Mahkeme sonuçları şöyleydi....... Gerçi ne önemi vardı ki,sonuçta üç yaşam erimişti bu ortam sevdası yüzünden.Ama akıllarda kalan bir cümle vardı mahkemede.Bu cümlenin sahibi de Murat`tı; "Hakim bey,tek istediğim, o yıllardır sıkılarak taktığım kravatıma ve o siyah kalın çerçeveli gözlüğüme geri dönmektir". Ne idi ne olmuştu Murat.Murat ile murtinin arasında yalnızca bir tek benzerlik kalmıştı.O da renklerin hala ona bie şey ifade etmemesi.Renkler görüldüğü zaman birşey ifade ederdi,bakıldığı zaman değil.....
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yaşamak Güzel Şey isimli yazı, Cüneyt Bagci tarafından 02.06.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Eylül
30
Eylül
30
Hani Seni Seviyordum Ya Ben
• Cüneyt Bagci • Hayata Dair Denemeler • 82 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
30
Şu İpliği İğneye Geçirir Misin Oğlum
• Cüneyt Bagci • Hayata Dair Denemeler • 50 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
2
Haziran
2
Haziran
2
Şubat
5
Yazı Yazanların Kaderidir Yalnızlık
• Cüneyt Bagci • Kişisel Denemeler • 694 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
15
Mart
12
Haziran
2 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||