Yaşamdaki Hakikathakikate Giden Yol1
18 / 5 / 2008 Pazar tarihinde Levent Paşaoğlu tarafından eklendi, 117 kez okundu...
“(Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi severek istedim de insanı yarattım.) Öncelikle böyle bir konuyu ele almaya niyetlendiğim ve kaleme aldığım için cahil cesaretimi mazur görmenizi rica ediyorum. Amacım; bir şey bildiğimi ifade etmek değil, bu vasıta ile yazarken araştırmak, yazdığımı burada paylaşırken sitenin değerli yazarlarının yorumla...” Okuyucu Puanı ;
Yaşamdaki Hakikathakikate Giden Yol1(Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi severek istedim de insanı yarattım.) Öncelikle böyle bir konuyu ele almaya niyetlendiğim ve kaleme aldığım için cahil cesaretimi mazur görmenizi rica ediyorum. Amacım; bir şey bildiğimi ifade etmek değil, bu vasıta ile yazarken araştırmak, yazdığımı burada paylaşırken sitenin değerli yazarlarının yorumları ile bir şeyler öğrenebilmektir. Yöntemimdeki sıralama yanlışlığı için özür dilerim. Bir kusurumuz olursa aff’ola… Yaşamdaki hakikat! Bu yüce gerçek insanın varlığı ile birlikte hep sır olmuş, sırrı çözenlerde şifreli yazılarla, şiirlerle, öğütlerle insanları hep uyarmış ancak hiçbir zaman apaçık insanlığın gözü önüne sermemişlerdir. Veya henüz nasibimiz olmadığı için görememişizdir. Her insan yaşamı boyunca en az bir kez de olsa Yaşamdaki hakikati kendisine sormuş ve cevabını aramıştır. Allah insanı neden yarattı? Yaratılıştaki gaye ne? İnsan olarak ne yapmalıyız? Kur’ anı Kerim’ in sırrı ne? Nasıl bir insan olmalıyım? Vs. Kimileri sorularının cevabını bulmuş, bulduğu gerçekle pişmiş, yanmış… Kimileri de daha başlangıç aşamasında pes ederek klasik, ruhsuz, soğuk nefesli yaşantısına geri dönmüştür. (Tabi her şey nasip işidir.) Ayten ÇALIŞ hanımefendinin bir makalesinde dediği gibi; “Hakikat bir yol’ dur, Başlangıcı ve sonu olmayan… Yol’da aslında bir ömürdür. Ama her ömür maalesef bir yol değildir.” Bu gerçek, insanın şevkini kırsa da öncelikle yolu tespit etme eğiliminde çabalarımızı devam ettirmeliyiz. Tabi ki takdir Allah’ındır. Muhterem Ahmet HULUSİ beyefendi bir kitabında “hakikati” şöyle tanımlıyor; ”Hakikat” dediğimiz şey, Hakk’ın varlığı ve onda mevcut olan manaların aşikâre çıkışıdır... Bu manalar, aşikâre çıkarken, terkibiyet hükmüyle zahir olduğu için biz ona “beşerden” meydana geliyor deriz...” Bu sözden de anlaşılacağı üzere; Hakikatin birinci gerçeği Hakk’ın varlığı ve Hakk’ta var olan manaların İnsanda ortaya çıkmasıdır. Bu manaların ortaya çıkması insanın birleştirme yetisine kalmıştır. Yüce yaratan, insanı yaratırken diğer canlılardan insanı ayırt eden ve insanı Dünyaya halife kılan özelliklerden biri olan “Aklı” insana vermiştir. Akıl, beş duyu organından gelen verilere göre 5n 1k kuralını uygulayarak (ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim?) mevcut durum/lar karşındaki davranışlara karar verir. Beş duyu organından gelmeyen, görsel değerlendirme, şartlanma ve bilgisizlik aklın algılamasını zorlar. Akıl, gözle göremediği, elle tutamadığı, tadını alamadığı veya koklayamadığı şeyi yok sayar. İşte burada şüphe durumu hasıl olur. Akıl şüphe içinde yorumlar yapmaya başladığı anda ise her şeyi ters değerlendirir ve hakikatten uzaklaşır. Hakikat ilmine perde olan şeyde aklın şüphe içinde yorumlar yapmasıdır. Şüpheyi, şartlanmayı yani hakikate giden perdeyi kaldırmamız da hakikatin başka bir gerçeğidir. Her iş’te olduğu gibi hakikatin de parolası “DOĞRULUKTUR.” "Rabbimiz Allah`tır" deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ahkaf Suresi/13 Doğruluk, en iyi, takva hâlinde gerçekleşebilir. Ayette "Doğrularla beraber olun" (et-Tevbe, 9/119) buyrulması, bu kavramın toplumsal oluşuna delâlet eder. Doğruluk bir misaktır, kulluk ahdidir: Ahde vefa ve sadakatin mükâfatı hem dünyada hem âhirette verilecektir. Bir düşünürün dediği gibi “Maddi hayat dengeye, manevi hayat doğruluğa dayanır. Doğrulukla ilgili çok hoşuma giden bir olayı paylaşmak istiyorum. Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri`ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri`nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla: - Hasan Basri`yi (r.a.) gördün mü? diye sordular. O gayet sakin: - Evet, dedi. - Nerede? - İşte şu kulübemde... Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri`ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip: - Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? dediler. - Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse, benim suçum ne? Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri: - Ey Habib! Biliyorum ki Rabb`im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? dedi. Hazreti Habib mahcup bir şekilde: - Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah`tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi. DEVAM EDECEK….
Tavsiye Et :
Derya Sesigüzel yazıyı tebrik etti...
Hatice Yücesoy yazıyı tebrik etti...
İpek Gongu yazıyı tebrik etti...
Aydan Özdemir yazıyı tebrik etti...
Bedis Kara yazıyı tebrik etti...
Sibel Doğan yazıyı tebrik etti...
• Aydan Özdemir yazıyı favori listesine aldı...
Ekim
7
Sudi Arabiyada İslamiyet
• Halis Gürses • Hayata Dair Denemeler • 18 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
7
Gel Bakbir Elimde Gökyüzü Var Hala…
• Aylin Başdemir • Hayata Dair Denemeler • 42 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
7
Ekim
7
Yazmak Tehlikeli Dedik Ya (2)
• Bahattin Gülyuva • Hayata Dair Denemeler • 54 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ekim
7
Mayıs
18
Yaşamdaki Hakikathakikate Giden Yol1
• Levent Paşaoğlu • Hayata Dair Denemeler • 118 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mayıs
14
Mayıs
14
Mesnevi’den Esinlendim Bu Gece
• Levent Paşaoğlu • Soyut Şiirler • 156 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Nisan
18
Nisan
18
Mayıs
14
Mayıs
14
Mesnevi’den Esinlendim Bu Gece
• Levent Paşaoğlu • Soyut Şiirler • 156 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Yaşamdaki Hakikathakikate Giden Yol1
• Levent Paşaoğlu • Hayata Dair Denemeler • 118 kez okundu. • 5 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||||||||