Yaşamdan Öteye(4bölüm)Yaşamdan Öteye(4bölüm)Merak; insanı çoğu zaman en çekilmez dakikalara sürükleyen ender duygulardandır. Öyle ki bu dakikaların bir an önce geçip gitmesini ve cevaba ulaşmayı isteriz. Reyhan, bu nedenle ilk defa pansuman vakti için sabırsızlanmıştı. Dikkatini dağıtmak için odaklandığı şeylerden çabuk vazgeçiyor, kendine olabilecekler hakkında senaryolar yazıyordu. Yaşlı teyzenin duymaktan hoşlanmayacağı şey ne olabilirdi?..Pansuman sırasında bu konuyla alakalı konuşmayacağını bildiği halde Nazlı’yla bir şekilde anlaşmayı umuyordu. Zira yarını bekleyemezdi. Ve pansuman sırası… Nazlı gülümseyerek içeriye girdiğinde, Reyhan en sonunda odaklanacak bir şeyler bulmuş gibiydi. Duvar saatini eline almış, saniyeleri sayıyordu. Nazlı pansuman ve ilaçları bir tarafa koydu, Reyhana yanaştı. Amacı korkutmak olmasa da Reyhan’ı ürkütmeye yetmişti. -“Pansuman…” dedi Reyhan -“Ah… Tabi… Bende tam şu sıralar boşa saydığımı düşünüyordum ki… Öyleymiş” Yapmacık bir gülücük attı. -“Tam olarak anlamadım ama… Neyse yarın seninle bir doktora gidelim diyorum. Çok daha ağır bir durum olabilir. Hoş ağabeyimde doktordu ama o nedense sadece pansumanla yetinmiş…” -“Ağabeyin hakkında anlatacağın başka bir şey olabilir mi?..” -“Ne gibi?-” İçeriye yaşlı kadın’ın girmesiyle adeta Nazlı’nın sözlerine kilit vurulmuş ve odada tekrardan gizem rüzgarları esmeye başlamıştı. Yaşlı kadın bastonunu yere vurdu. Bu hareket artık bir otorite göstergesi olmaktan çıkmış onun o ortamda olduğunu belli eden adeta bir imza niteliği kazanmıştı. Reyhan’a doğru yaklaştı ve konuştu -“Evet, ne gibi?..” -“Ehh sadece, buraya beni getirdiğine göre bir amacı olmalı bunu öğrenmek istedim. Haksız mıyım?” Yaşlı kadın büyük bir kahkaha attı. Reyhan onu gitgide cadılara benzetiyordu. Sivri burunlu, kırışık suratıyla her an bir yerlerden asasını çıkartacakmış gibi bir his uyandırıyordu. -“Tabi ki haklısın. Seni buraya getirmek için bir nedeni olmalı fakat bunu kendisine sorman daha akıllıca olur. Çünkü Nazlı bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyor. Öyle değil mi Nazlı?” -“Evet, evet…” -“Nazlı sadece ağabeyinin doktor olduğunu bilir. Duyduğum kadarıyla bunu da seninle paylaştı. Eğer oğlum sana pansuman yapmışsa bu senin için yeterli demektir. Bunun için yarın hastaneye gitmenize gerek görmüyorum.” -“Bu ne demek oluyor. Ya bana bir şey olursa…-” Yaşlı kadın bastonunu sertçe yere vurdu. -“Gidilmeyecek dedim. Anlaşıldı mı?” Nazlı hala yaşlı kadına karşı sonsuz bir saygı duyuyordu. Bu yüzden sözlerine karşı gelmek bir tarafa, onun kötü sözlerini taşımakta istemiyordu. Onun için hayali bir yaşlıydı o.Her zaman özlemini çektiği gibi… Onun hakkında kötü düşünmek içgüdülerine aykırı geliyordu. Bu yüzden yaşlı kadını sert çıkışı karşısında üzülmüş, ona adeta kendi içinde küsmüştü… Bir köşeye çekilip, gözlerini yaşlı kadından kaçırdı. Yalnızlığını onun şefkatiyle doldurmayı planlarken, aldığı bu büyük darbe onu psikolojik bir travmaya kadar sürükleyebilirdi. Zira geçen gün kocasını kaybetmiş birine göre fazlaca soğukkanlıydı. Yaşlı kadın, Reyhan’ın ona küstüğünü aklından bile geçirmemiş. Nazlıyı da alıp odadan çıkmıştı. Kısa bir süre sonra salondan gelen televizyon sesleri Reyhanı düşünce denizinden çıkarmıştı. Pencereye doğru yaklaştı. Camı usulca açtı. Kendine doğru çekişinden dikey bir hava süzmesinin soğukluğunu hissetti. Gıcırdayan eski pencereler Reyhan’ı ele vermiş olacak ki. Kapıda Nazlı belirdi. Reyhan kendine doğru çekip, pencereyi sıkı sıkıya örttü. Reyhan’a kuvvetli bir tokat attı. Belki de tüm kinini ve içine attıklarını bu şekilde üzerinden atmıştı. Bu rahatlamaya bedeni daha fazla dayanamadı, kendini bırakıp ağlamaya başladı. -“Hani şu yere çakan baston var ya. Duymak istemediği şeyleri duyduğunda, yere vurduğu… O baston benim üzerimde şaklardı bir zamanlar. Her yerim mosmor olurdu. Bırak söylediklerimi, düşündüklerim için yargılanırdım bu evde-” içini çekip devam etti. “Senin son günlerde yaşadıklarını ben ömrüm boyunca yaşadım. Bir lanet gibi yapıştı bedenime çıkarmak için her yaptığım harekette ellerime daha da dolandı. İğrenç bir hastalık, bir delilik…” Yaşlı kadın Nazlıya bastonuyla kuvvetlice vurup, yere yatırdı. Baston Nazlının üzerinde şaklıyor, Reyhan ise cadılığı tam olarak yakıştıramadığı bu tonton kadını hayretler içerisinde izliyordu. Ağlayarak iki büklüm olan Nazlının imdadına Reyhan yetişti. Yaşlı kadının elinden bastonu aldı. “Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz” diye hesap sorarken odaya, kulübe de gördüğü adam girmişti. Yaşlı kadın üstünü çekiştirip, düzeltti. Nefes nefese konuşmaya çalıştı. ”Oğlum… Hiç gelmeyeceksin sanmıştım” DEVAM EDECEK…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Nisan
1
Nisan
1
Ocak
24
Ocak
19
Ocak
17
Mart
23
Ocak
24
Mart
27
Mart
23
Aralık
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||