Yaşamımda Değişen Renkler
Geçmişime dönüp baktığımda her günün anlamı yokken nasıl ona bir anlam kattığımı, her bayramın, doğum gününün ve hatta yalnız geçirdiğim sevgililer günlerinin bendeki diğer anlamlarını, giydiğim her kıyafetin markasına bakmadan geçen kaygısız zamanlarda ne kadar basit şeylerle mutlu olduğumu görüyorum.
Dün Dolly Parton`un yazdığı, Shania Twain`in söylediği , Coat of Many Colors adlı şarkıyı sabahtan akşama kadar sürekli dinledim, ve beni bu günlerime götürdü.Kafamda canlanan suretler, yaşamımda bir şekilde iz bırakmış kişiler, olaylar, ve unutmaya çalışıp da aslında hiçbirşeyini unutamadıklarımla kendimi derin bir hesaplaşma içinde buldum.
Bu hikaye, herkesin bebeklik, çocukluk , gençlik ve olgunluk yaşlarındaki renkleri anlatmak dışında sanırım kendi iç dökümümü yapmamı sağlamakta..
6 yaşlarında ananemde kalıyordum,ve sanırım ondan deli gibi korkuyordum,otoriter bir kadındı ve beni sevmedeğine kendimi o zamandan şartlamıştım,annemlere , kardeşlerime, o zaman beni bırakmalarını anlayamadığımdan öfkeliydim,aslında aileme olan öfkemi ananeme yansıttığımı çok sonraları anladım.O zaman ona hissetiğim duygunun rengi koyu sarıydı.
Kimseyle konuşamıyordum,tek konuşabildiğim ellerimdeki parmaklarımla arada sırada eve geldiğini gördüğüm o zaman bana çok çılgın gelen, brek dansı yapan dayımdı.Bir gün teyzemler , ananemi ziyarete gelmişlerdi ve teyzem bana tebeşir tahtasıyla renkli tebeşirler getirmişti, ananem titiz bir kadın olduğundan önce benim üzerimi giydirir, boya yapcaksan şu örtüyü örtelim gel der, ve ben daha tebeşirle resime başlamadan dökme , ortalığı batırma diye beni tembihlerdi.Bu renkli tebeşirlerle ne çizdiğimi görmez, çizdiklerimi o sanki kızacak diye silerdim. Ananemle çılgın dayımın aşk maceralarını Devrek`in sadece tezek diyim ayıp olmasın, kokan kanalından izlerdik, bana bak bakalım ne yapıyor, dayın , eve gelsinde canına okuyum diye söylenirdi ve açıkcası dayımı izlemek bize zevk verirdi.O,değişik bir kadındı,sevgisini belli etmez, kızmayı eksik etmezdi.
Yıllar sonra kötürüm kaldığında , bu sefer ona bakmak sırası bizdeydi.Hiç unutmam, İbo Show`u izletmedim , Tarkan ve o zamanın erkek güzeli için,hiç kusura bakma anane , bunlar, dayımdan yakışıklı ,diye sinirlendirmiştim bilerek, hadi canım demişti neresi yakışıklıymıs, gençlik yıllarımda ananemle ilişkim daha pembe oldu, ve ölüm zamanı bana olan sevgisini anlayabildiğimde 17-18 yaşlarındaydım, şakalaşmaya ve didişmeye başlamıştık.O, ölüyordu ,ben de isyankar bir şekilde büyüyordum.
Bana küçükken , resim yaparken giydirdiği renkli yelek dün aklıma geldi, çok beğenmiştim , şimdi ananem duyduğum renk sadece koyu kırmızı ve mavi, umarım o da benim onu sevdiğimi anlamıştır, her nerdeyse.