Yaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini DinleYaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini DinleYüreğinin sesini dinle... Her zaman sana doğruyu söyleyecek olan bu ses, seni gerçekten başka çıkış yolu olmadığına ikna edene kadar çarpacaktır. Susmasını dileyebilirsin ama susmaz. O hep söyler.Hiç yakılmamış olan sigarayı yaktı Melek, en son söylenmiş olanların üzerine zehirli bir kaç nefes çekti. Bir daha kelimeler bu kadar dilinin ucuna gelmeyecekti belki de ama asla susmayacaktı da o içinde ki ses. Sigaradan çektiği duman ciğerlerine ulaştığı anda söndürdü sigarayı. Geri kalanına bir gün ihtiyacı olacaktı ama şimdi, o ilk nefes ona bir şeyleri geciktirme ihtiyacını karşılaması açısından yardımcı olmuştu. Döndü yerde yatan cesede baktı. Başının kenarından sızan kan halıyı lekeliyordu. Çoğu kere bu halı üzerinde oluşan lekeleri kendi eliyle çıkarmıştı. Şimdi o leke sonsuza kadar halının üzerinde kalacaktı. Saate baktı. Birazdan misafirleri gelmiş olurdu. Oradan gitmek istiyordu ama o saatten sonra terk etmek yersizdi. Daha önce yapmalıydı bunu, çok daha önce. Evlendiklerinin daha üçüncü ayında Ali katlanılması zor bir hayat yaşatmaya başlamıştı ona. Her sözünde alay, kinaye ve yerme olan, ilgiden yoksun, üstelik kafası bozuldukça küfür ederek “çek git annenin evine” diyen bir adama dönüşmüştü. Gitmeliydi. Ama o hiçbir zaman yanlış seçim yapmış olmasını gururuna yedirememiş, ailesine ben bu adamla anlaşamıyorum dememişti. Üstelik bir kadının evini terk etmesi için geçerli bir sebep olmalıydı. Her kavga edişte toplayıp bohçayı gidemezdi. Kendini avutmak ve kandırmak için daha bin bir türlü neden bulmuştu Melek gitmemek için. Ve Ali onu göndermek için daha fazlasını yaratmıştı her gün. Bir gün Melek kendine “kafayı yemek üzeresin” demişti. Yolda ağlıyordu. Hiçbir şey olmamıştı. Hiç kimse ona bir şey dememişti. Bir süredir evde ne kavga vardı ne gürültü ama o ağlıyordu. Evden içeri girdiği anda bütün eşyaları kırıp dökmek düşüncesi geçti aklından. Yapmadı. Yapamadı. Korktuğu için yapmamıştı. Eğer bir bibloyu bile kıracak olsaydı, Ali ondan bin biblo hatırası çıkarırdı. A, hayır döverek değil. Bazen bir kadın dayak yemeyi bile yapılan manevi işkencelere tercih edebilir… - Sen ne biçim kadınsın - Bir işi de doğru düzgün yap - 10 saniyen var, 10 saniye içinde yapacaksın… - Ağlama lan, bokmu var ağlıyorsun - Pasaklı kadın - Pis kadın - Senden karı olmaz - Yaptığın yemek yenmez … Melek bunlara ne kadar dayandı peki. Tam dört sene. Çünkü tüm yaptıklarına rağmen kocasına bağlıydı. Yürekten ve hayatında ilk defa sevmişti. Sevgi bazen o kadar kuvvetli olabiliyor ki, için için çürüdüğünü bile fark edemiyor insan. Tabi ki çevresindekiler görüyordu. Melek çok zayıflamıştı. Sigarayı bırakmış olmasına rağmen günden güne çöküyordu. Yemek yiyemediğini itiraf etmiyordu. Sadece canım istemiyor. Midem almıyor. Ya da tokum diyordu. İçinde büyüyen bir yumru vardı, öfke. Kızgınlık, pişmanlık. Günden güne kanser gibi tüm vücudunu ve ruhunu sarmıştı. Öyle ki sadece o öfkeyle yaşıyor gibiydi. Kendine kızıyordu, ailesine kızıyordu ve tabi ki en çok kocasına kızıyordu. Nefret etmiyordu. Allah ona öyle bir doğa vermişti ki, nefret duygusu onun tabiatında yoktu. O sadece o öfkeyle yaşıyor ve onunla baş etmeye çalışıyordu. Ali o gün işten erken döndü. Misafirleri geleceğinde hep böyle yapardı. Misafire ve insana çok düşkündü. Karısı hariç her şeye özen gösteriyordu zaten. Melek kocasının kendisini aslında sevmediğini işte bu düşkünlük belirtilerinden keşfetmişti. Kim ne zaman ne yer ne içer ne sever bilirdi Ali. Melek hariç. Beklide biliyordu bilerek, o manevi işkenceye yama olsun diye üzerine düşmüyordu. İşten geldiğinde temiz gömlek istedi. Melek çıkarıp verdi. Bunca senede öğrendiği yegâne şey kocası bir şey istediğinde hemen yapmaktı. Sonuçları iç karartıcı olabiliyordu. “yemek hazır mı” diye sordu hazır olmak üzereydi. “Ali sana bir şey söyleyeceğim” dedi melek konuşurken tersleneceğinden korkarak çekiniyordu. Ali`nin keyfi yerindeydi o gün “söyle ciğerim” dedi. Gülümsemek istiyordu Melek ama gülümseyemiyordu. Neden bu kadar çekindiğini kendisi de bilmiyordu. Söyleyeceği şey kötü bir şey değildi ki; “ben hamileyim” Ali salatayı didikliyordu. Hiç istifini bozmadı. “aldırırsın” dedi. Melek şaşırdı mı, üzüldü mü, şokemi oldu. Kendisi de bilmiyordu. “nasıl yani?” diyebildi. Ali onun yüzüne döndü. Gözleri o korkunç ifadeyi takınmıştı, küçümseyen, alay eden o ifadeyi. “melek “dedi “seninle bir ömür geçirmeye niyetim yok. Şurada en fazla bir yıl sonra kendi işimi kurmaya başlayacağım. O zamanda sen yoluna ben yoluma gideceğim. Seninle şuan sadece ortak bir bütçemiz olduğu için yaşıyorum. Sen çalışmasan masrafları karşılayamam, istanbulda tek başıma yaşamaya kalksam da zor. Eh mecbur sana katlanıyorum. “ Melek her ne yaşamış olursa olsun, ne kadar hakaret, küfür ve aşağılanma duymuş olursa olsun, Ali onu ne kadar kovmuş olursa olsun sadece geçim sıkıntısından kurtulmak için kullanıldığını düşünemezdi. Ali’nin onu bırakacağına inanamazdı. O inanamazdı ama içindeki kanser artık ondan bağımsızdı. Yüreğinin sesini dinledi... Her zaman ona doğruyu söyleyen bu ses, onu gerçekten başka çıkış yolu olmadığına ikna edene kadar çarptı. Sonra çelik tavayı kaldırdı ve buzdolabını açmak için dönen kocasının kafasına indirdi.
Yazı Sahibi
Etiketler
yasanmamis+hikayeler+yureginin+sesini+dinle , yaşanmamış , hikayeler , yüreğinin , sesini , dinle , yasemin , aslan , düş , hikayeleri ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini Dinle isimli yazı, Yasemin Aslan tarafından 9/8/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 4 (final)
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 57 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Aralık
3
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 3
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 45 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
2
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 2
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 63 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
1
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 1
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 94 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
30
Mart
21
Mart
18
Mart
12
Mart
6
Aralık
1
Nisan
10
Ağustos
9
Yaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini Dinle
• Yasemin Aslan • Düş Hikayeleri • 1256 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Haziran
9
Yaşanmamış Hikayeler (2) / Bir Günaydın Hikayesi
• Yasemin Aslan • Düş Hikayeleri • 738 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||