Yaşasın Demokrasi
..........İnsanlar içindeki SALDIR-AYAKTA KAL,YAŞA politikası gittikçe değişime uğramış. Bütün krallıklar,ağalıklar,din tabakalaşmaları bunların
hepsinin bir amacı var AYAKTA KALMAN İÇİN MUTLAK BİRİLERİNİN SIRTINDAN GEÇİNMELİSİN,GÜCÜNÜ, PARASINI SÖMÜRMELİSİN.Bu, belki doğa karşısında acz kalan, tembellik gösteren insanların ilkönce kaba kuvvetlerini,ardından kendilerine aşiret, beylik, kontluk, aristokratlık, burjuvazilik krallık kurarak (sömür ve yan gel yat) dünyanın cennetini yaşa, isteğindendir. Tembel olacaksın,çalışmayacaksın başkalarının sırtından geçineceksin. İşte bu giderek devletleşmiş,sistemleşmiş.
.........Dünyayı ancak ve ancak psikiyatrlar ve psikologlar el birliğiyle kurtaracaklar. Ancak bir şartla önce kendilerini aşmış olacaklar. İdealleri olacak. Psikiyatristler önce tarihi didik didik edecekler. Yazının icadından bu yana ne kadar yönetim, uygarlık varsa bunların hepsini günümüze kadar oldukça objektif inceleyecekler. Bir kralın aldığı kararı kralın içdünyasının keşfiyle anlamlandıracaklar. Eğer tarihteki olaylar,savaşlar yöneticilerin kişilikleriyle anlamlandırılmazsa o tarih olmaz.
.........Peki tarih neden incelenmeli. Her ülke kendi dedelerine toz kondur muyor. Toz kondurmamak başka bir şey. Geçmişteki cet elbette sevabıyla günahlıyla mensubu bulunduğu ulusun köküdür,değeridir. Fakat tarihten ders alınmalıdır. Tarihten niçin ders almalıyız.Gelecek neslimizi iyi donatmak, mutlu etmek,dünyayı yaşanılır etmek için.Ancak içinizde şu an merhamet var ise insanlara,canlılara ve doğaya acımanız var ise tarihten ders alınmasını istersiniz. Yok içinizde merhamet yok ise siz sadece kendi saldırgan ya da tam tersi güçsüz kişiliğinizi tatmin etmek için dedelerinizle hep övünürsünüz. İyi de bunun ne size yararı var, ne gelecek nesillere. (Övünmenin yani) Hele dedelere hiç. Onlar dini inancımıza göre berzah aleminde beklemekteler.
.........Kanuni Sultan Süleyman zamanına psikolog ya da psikiyatristler bir baksalar. Baba ve anne sevgisi görememiş bir Kanuni. İçi merhamet dolu. Babası Yavuz Sultan Selim ve dedesi Fatih Sultan Mehmet`in aile içi boğdurmaları, kardeş kanının imparatorluğun yaşaması için dökmemeye karar almıştır. Ne şehzadelere,ne kardeşlere acılar yaşatılmasın,bu güzel düşüncesi ona haram olmuştur.Peki neden? Öyle bir sistem kurulmuştur ki
o sistemi padişah da aşamıyor.Padişah o sistemin içine doğmuş. Elini nereye atsa bir arada yaşayan, ama ölüm korkusu yaşayan her milletten değişik insanlar.Artık insanlar mı korkuyla dolaşan ruhlar mı?
........Harem.Sayıları 300`e ulaşan kızlar.Padişah bir gün onları seçecek diye her gün itibariyle temizlenmeleri, hamamda. Haremde dilsizler. Kızlarağası,bostancıbaşılar bunlar güçlü, kuvvetli hadım edilmiş insanlar.
.......Haremdeki kızlar her ulustan ailelerinden koparılan anne,baba sevgisinden, aile sıcaklığından uzak, istemedikleri harem hapishanesine giren kızlar.
...... Enderunda okuyan daha küçüklükten uzak diyarlardan anne ve babasından koparılan çeşitli milletlerden gelen çocuklar.Baba sevgisi yok,aile yok.Özlem,acılar dolu.
........Niçin getirildiniz hareme ve enderuna? Osmanlı İmparatorluğu`nun egemenliği sürsün diye. Peki demez mi ben Rus`um, Rum`um, Ermeni`yim, Arap`ım,Çerkez`im, Laz`ım,Gürcü`yüm siz Osmanlılar Türksünüz cariyenizde,sultanınızda,Enderundaki öğrencinizde sadrazamınızda neden Türk değil, neden beni yurdumdan,yuvamdan alıp geldiniz? Niçin beni yadellerde annesiz, babasız; öksüz,yetim yaşattınız. İşte sadece Osmanlı devleti değil bütün krallıklar kendi milletlerini bir yana atıp saraylarını başka milletlerden zorla aldığı kolu,kanadı,kırık güçsüz insanları,akrabasız insanları seçmek. Kendi milletinden seçerse ne olur elbette koskoca milleti arkasına alıp krallığı yıkabilir. (Siz küçük yaşta ailesinden koparılan kız ve erkek çocuk olmak iste misiniz? Haremde çalışmak üzere hadım edilmiş,hadım edilirken çektiği acıları hisseden bir çocuk olmak ister misiniz? 14-15-16-17 yaşında.)
.......Bostancıbaşılar ya onlar da çoğu Afrikadan getirilen ellerinde palalar ve ipler kes dedikçe kesen, boğ dedikçe boğan... Peki bu insanın insanı kıyıma uğrattığı sistemde kestiren, kesen; boğan, boğduran, kesilen ve boğulanlar hele Cumhuriyet Türkiye`sinin zihni ve rahatlığıyla yetişen sizler bir düşünün. Bir kesilenin yerine koyun kendinizi; bir kesenin yerine koyun kendinizi; bir de kestirenin yerine koyun. Hangisinin yerinde olmak isterseniz?
.........Ama o bir sistem siz o sistemin içine doğmadınız. kapalı bir sistem. Şimdi Mustafa Kemal`in kurduğu sistemdesiniz. Bu sistemi yerden yere vursalar da geçmişten günümüzde hala yaşamaya çalışıyor.Ve siz -biz hepimiz bu sistemin içinde doğduk bize eski sistemler çok güzel gösteriliyor. Tarihi bir psikiyatr ya da psikolog gözüyle inceleyebilir misiniz?
............Siz hiç bir kralın domates ektiğini,buğdayını pazarda sattığını duydunuz mu? Ama yemesi içmesi gırla...Nereden geliyor değirmenin suyu. ``Kral olmuş diyeceksiniz`` Onu kral yapan ne? Kaba kuvveti,halkı sömürmenin taktikleri,sistemi değil midir?
........Neyseki insanlar çırpınmış,demokrasiye eh işte bir tutam bir tutam yaklaşmışlar.``Günümüzde dünyada demokrasi yaşanıyor mu? `` diye sorsanız hayır asla,diyeceğim.Asla demokrasi yaşanmıyor ne uluslar kendi içinde ne de uluslararası ilişkilerde... Hani derler ya suyunun suyunun suyu...
........Demokrasinin yaşanması için insanların yüksek eğitimli,son derece dürüst,bilinçli, bilgili ülkenin içinde büyük oranda hayal gücü yüksek mucitlerin çıkması. Bu mucitlik hem sayısal alanda hem sosyal alanda.
.............Siz hiç bir kralın domates ektiğini,buğdayını pazarda sattığını duydunuz mu? Ama yemesi içmesi gırla.Nereden geliyor değirmenin suyu. ``Kral olmuş diyeceksiniz`` Onu kral yapan ne? Kaba kuvveti,halkı sömürmenin taktikleri,sistemi değil midir.
.........Hürrem Sultan kimine göre bir Tatar kızı,kimine göre bir Rus kızı. Kanuni Sultan Süleyman önce Gürcü asıllı Mahidevran (Gülbahar) gözdesi; ardından Hürrem Sultan`dan çocukları olur. İki eşi daha var. Bu arada Hürrem Sultan (14 yaşında) bir rahip kızı adı Roksalan Ukrayna`dan getirilir. Ailesinin elinden alınarak. Haremde bekletilir. Hırslı,öfkeli ele avuca sığmayan. Nihayet Kanuni Sultan Süleyman`ın annesi Hafsa Sultan baskısıyla Kanuni Sultan Süleyman ile evlenir.Oysa Gülbahar`dan Mustafa adında bir oğlu vardır zaten.
.....Kanuni artık kardeş kanı dökülmesin diye çocuk istememektedir. Mustafa`yı en iyi şekilde yetiştirip Osmanlı`nın devam etmesine inanmaktadır. Artık savaşların yerine kanunlar çıkarıp ülkeyi imar etmektir amacı.
........ Gerçekten de Mimar Sinan`a Süleymaniye Camii yanında külliyeler yaptırmıştır. Fakat anne baskısıyla Haremden asi kız Hürrem `i seçer. Artık Gülbahar`dan uzaklaşır.Çünkü bir eş olarak Hürrem, erki ele almak istemektedir.Çünkü içi hırs doludur. Selim,Bayezit,Cihangir (Üçünü biliyorum) çocukları olur. Gülbahar`ın oğlu Mustafa` yı ortadan kaldırıp kendi oğullarından birisini sultan yapmak istemektedir.Ancak Fatih Kanunlarından da korkmaktadır. Devlet-i Ali nin yürümesi için kardeşlerin öldürülmesi:
Önce Rum asıllı vezir İbrahim`i Kanuni`ye düşman edip öldürttürür. Sıra Mustafa`dadır. Bu arada Mihrimah Sultan `ı Defterdar Rüstem`e verir. Rüstem ile işbirliği yapar.İbrahim`in ölümünde uyduruk mektuplar yazan Rüstem veziri azam olmuştur. Bu sefer Mustafa adına İran Şah`ı Tahmasb`a mektup yazmış gibi Kanuni Sultan Süleyman`ı inandırırlar. Konya`ya gelen Kanuni Sultan Süleyman oğlu Mustafa`yı çadırına getirtirir Mustafa babasına her şeyi açıklamaya çalışırken (Babasının perde arkasından olduğunu bilmektedir.Bostancı başılar Mustafa`yı ipek urganla hem boğarak hem hançerleyerek öldürürler. Hürrem mutludur. Ancak derinde mutsuz...
........ Şimdi Hürrem`i düşünce alır Fatih Kanunları`na göre çocukları arasında savaş başlayacak. Çünkü istemeden de olsa Kanuni çok sevdiği veziri İbrahim ve oğlu Mustafa`yı öldürttürmüştür.Ok yaydan çıkmıştır. Bu arada Cihangir kendini asmıştır.Hürrem`den olan Bayezit manisa`dan Amasya`ya gönderilir, kardeşi Sarı Selim (Durmadan içermiş) Konya`da. Artık Selim üzerine hesaplar yapılmaktadır. Hürrem hastalanır, ölürken Kanuni`ye senden nefret ediyorum,hep nefret ettim,der. Çocuklarım Selim daha erkekliği tam öldürülemeyen Kızlarağasından; Bayezit ise vezirin İbrahim`den idi, der.Kanuni mahvolur. Bunca yıldır şevkat gördüğü, akıl danıştığı Hürrem`in söylediklerine inanamaz. Hürrem`in yanından ayırmadığı kölesi Kanuni`ye itiraf eder. Bostancıbaşı kölenin başını uçurur.(Şimi bu acıları düşünün zenci kadının boynunu vuranlar, zenci kadının acısı ve çizmelerinin önüne bir kesik kadın başı düşen Kanuni nasıl mutlu olsun. Bu mutluluk mu? Ama düzen öyle kurulmuş,sistem o.)
......Yıldırım Bayezit zamanında Ankara Savaşı`nda karısı Despipna(Adı aklımda eksik kalabailir tabi Türkçe adı da) var. Timur tarafından çırılçıplak oynatılır. İşte bu yüzden Osmanlı artık kendine kadın nikahlamıyordu. Ancak Rus kızı Roksalan(Hürrem Sultan) Şeyhülislam Ebussud ile işbirliği yaparak Kanuni `yi yola getirilir ve nikahlanmayı başarır.Çünkü Hürrem Sultan kendine külliye yapmak istemektedir.(Külliye bahane kölelikten kurtulup Kanuni`yi yönetmek.) Şeyhülislam bir kölenin asla yaptıkları hayra geçmez. Hürrem bunu bahane eder, evlenir.Ama asıl amacı Kanuni emrettiği zaman Kanuni`nin yatağına giderdi çünkü o bir gözde idi sadece. Nikahtan sonra Kanuni yatağına çağırır,gitmez. İşte Hürrem başarmıştır artık Kanuni`ye hükmedecektir. Hem de beraberler iken gösterilen neredeyse anne şevkati artık Kanuni`ye gösterilmeyecektir. Hürrem Sultan Kanuni`yi işte bununla yakalamıştı ``Anne şevkati``. Hürrem Sultan doğurduğu hiç bir çocuğu emzirmemiştir. Güzelliği bozulur diye.
.......Kanuni`nin oğlu Kanuni`den sonra sultan olacaktır,buna karar verilir. Amasya`da bulunan Bayezit Ortadan kaldırılacaktır. Selim Konya`dadır. İçkiden kurtulamıyor.Çocukluğunda anne sütü emmedi.Anne ve baba şevkati görmedi.Şişko diye takılırdılar. Çok şekerli şeyler yerdi. Büyünce de mutsuzluğunu içki ile unutmak istedi.
.........Bayezit Amasya`da idi. Mustafa`nın annesi Gülbahar Konya`ya çağrılan
Bayezit`e gitmemesini söyler.Onu da Yeniçeriler Mustafa`yı sevdikleri gibi seviyorlardı. Esas dava kanuni`nin yeniçerilerin güçlü olması,savaş istemeleri Kanuni`nin bir türtlü başedememesi.
.........Bayezit gider Konya`ya Sokullu`nun kuvvetleriyle karşılaşır.Canını zor kurtarır dört küçük oğluyla birlikte yollara düşer Doğu Anadolu Bölgesi`nin soğuğuyla cebelleşir, İran`a varır.Şah Tahmasb`a sığınır. Şah Tahmasb Bağdat`ı istemektedir.Kanuni 400 bin altın verir.Tahmasb`a, bağdat`ı istemekten vazgeçer.Bayezit`i öldürttürür. İstanbul`dan gelen Bostancıbaşılar Bayezit`i ve dört küçük oğlunu boğarlar. Bayezit`in eşlerinden biri dokuz aylık çocuğuyla Amasya`dan Bursa`ya gelmiştir.
.........Emir verilmiştir dokuz aylık çocuk öldürecek köle tebessüm eden çocuğu boğamaz. Yardımcısına der,o da başaramaz.Tekrar kendisi girer tebessüm eden çocuk ipek urganla boğulur.Söyleyin siz 9 aylık boğulan çocuk olmak ister miydiniz? Onun annesi olmak ister miydiniz? Peki onu boğan olmak ister miydiniz?
..........Sözü nereye getirmek istiyorum demokrasi anne,baba sevgisi,şefkati görmüş,insanları din,dil,ırk ayrımı yapmayan,doğayı ve insanları seven insanlar ister. Dünyayı hala insanfsız insanlar yönetiyor.
.......Bakın emperyalist,insafsız insanlar kendi ülkeleriyle baş edebilmeleri için demokrasi olan ülkeleri istemezler. İran ve Suudi Arabistan gibi. Bugün Türkiye`yi İran ve Suudi Arabistan gibi ülkeler çökertmek istemektdedir.
.......Peki demokratik gibi görünen, oysa çoğu krallıkla yönetilen Avrupa ülkeleri ve ABD Türkiye`den ne istemektedir? Şunları:madenlerimizi,zeki insanlarımızı, verimli topraklarımızı, dört mevsimimizi,stratejik durumumuzu,ekmeğimizi...
.......Görüyor musunuz AB ülkeleri,ABD, Harran Ovamızı ve ünlü şitketlerimi alan İsrail, Suudi Arabistan,İran bunların ortak çıkarı Osmanlı`nın ``Hasta Adamı`nın dirilmesini içlerine sindiremektedir. İçimize ne nifaklar sokmaktadır. Cumhuriyetimizin başarısız olması için iç düşmanlarla birlikte nasıl eleleler.
BİR ÜLKE NASIL ELE GEÇİRİLİR?
......Ülkenin eğitimini kendi dilinden yapmayacaksın. Kendi dili ne demek? O ülkenin hayallari demek? Türk olup da Türkçe bilip de hiç ingilizce hayal kurabilir mi insan? Hayır.Siz Ortadoğu teknik üniversitesinde iyi bir mühendis yetişebilirsiniz. Ama hayalsiz,hayal dünyası zayıf bir mühendis. Sadece İngilizce`nin verdiği eğitim kadar düşünürsünüz, o kadar. Oysa tamamen Türkçe yapılsa MUCİTLER çoğalacak. MUCİT:Amerika,AB ülkeleri,Suudi ve İran tarafından alt edilemeyen insan tipi. Bakın MKE`de üç mühendisimiz türlü entrikalarla öldürüldü.Bu yakınlarda bir mühendisimiz daha... Peki Burdur yakınlarında içinde bilim adamlarımız bulunan uçağın düşmesi? Neden? Çünkü onlar bize dayatılan eğitim kefenini yırtan MUCİTLERDİ. MUCİTLERİMİZ az, teknisyenlerimiz çok. ABD,AB ülkeleri,Suudi Arabistan ve İRAN işbirliği yapmışçasına şu insan tipini yetiştiriyor Türkiye`de. Bu insan tipleri şunlar:
İŞBİRLİKÇİ DÜZEY,TEKNİSYEN DÜZEY, AMELE DÜZEY.
......İŞBİRLİKÇİ DÜZEY bizi sömürecek ülkelerin hizmetindedir.Onların yasalarını Türkiye`ye getirir. Onların yönlendirmesi ile ekonomiyi yönlendirir. Madenleri sömürtür.Bu arada işbirlikçi düzey amele düzeyindeki halkın uyanmaması için tarihi,bilimi,dini,dili öğretmez. Sürekli (Anlaşılmayan) dini işler dini sembolleri işler. E amele düzeyindekilerin bastırılması lazım.
.......TEKNİSYEN DÜZEY ülkemizde okuyan yüksek okul mezunlarının hayalgücü dumura uğratılmıştır. Yabancı dil eğitimi yapanlar zaten yabancı dilde hayal kuramadıkları için örneğin kendi dilinde eğitim yapan Amerikalı ya da İngiliz yeni şeyler üretmek için uğraşırken, bir Türk onun yazdıklarını kitaplardan çözmekle meşguldür.Yani daha bilimin alfabesinde. Buradan Avrupa ülkelerine giden yüksek okul mezunlarımıza teknisyenlik görevi verilir
miş, diploma var ama ``YETERSİZ görüyorlar. Dolayısıyla bu TEKNİSYEN KADRO ülkemizde MUCİT olamıyor ülkemizi kalkındıramıyor, yönlendire miyor, bilim bağımsızlığımız yok oluyor.
.........AMELE DÜZEY:Çok sayıda İmam-Hatip okulu açmak.Kur`an Kurslarını yaymak(Bu kurumlar anlamaya değil ezberlemeye yoğunlaşmışlar.Oysa anlamaya yoğunlaşılması gerekir.) Burada bilimden uzaklaştırma var. Bir insan hem müslüman hem mucit olabilir mi, tabiiki. Ama bizde İlahiyat fakülteleri de dahil bir mucit çıkmamıştır. Peki başka bir soru: Nasıl İngilizce öğrenen hem İngilizce kelimeyi öğreniyor hem de anlamını. Niye Kur`an kursuna giden öğrenci sadece Arapça seslendirmeyi öğreniyor. Ama Arapça kelime anlamını öğrenmiyor. Neden öğretilmiyor.Madem din öğretmekte samimi iseniz sizin
önünüzü alan mı var Kur`an Kursunda öğrencileri tecvitle oyalarken neden
Allah`ın öğütlerini anlamadan okutuyorsunuz. İran ve Arabistan için mi? Arapça `yı anlayan öğrenci Arapça ile İslam Kültürünü de okuma fırsatı bulacaktır. Siz bunu sağlıyor musnuz?
....... Yoksa hiç çiftiniz çubuğunuz olmadan hep zekatla geçinen işbirlikçilik mi? Dinden geçinmek. Dönüp diyorsunuz ki mealden okunsun Kur`an? Anlaşılsın. Kimse Ruhban olarak kul ile Allah arasına girmesin buna da razı değiller,niçin? Çünkü çalışmadan ekmek yemek var,bilinçli müslüman elinde
kileri verir mi, zekat! olarak. Peki ABD,AB ülkeleri,İran ve Suudi Arabistan`ın istediği ``AMELE`` tipi nereden yetişiyor işte genellikle üniversite düzeyi eğitim görmeyenlerle Kur`an`ı okuyup da anlamayanlar arasından yetişiyor.
Söyleyin AVRUPA ülkelerinin hangisinde, Amerika`da okunup da anlaşılmayan din kitabı var mı? Unutmayın Okunup da anlaşılmamak Kur`an`a en büyük haksızlıktır. İnanmazsanız mealinden Kur`an`ı okuyun. Kur`an`ı mealinden okursanız o size ``BENİ ANLAYIN diyecektir`` Kur`an `ı anlayan bir müslüman asla AMELE DÜZEYİ vatandaş olamaz.
...... Osmanlı tarihinien samimi olarak övmeden yermeden sadece gerçekleri öğrenen bir Türk asla AMELE düzeyinde olamaz. Türkçe`yi üniversitesinde de daha yükseğinde de bilimde kullanan bir TÜRK asla AMELE düzeyinden bir insan olamaz.
......Şartları tekrarlayalım.Bilimi,dilini,dinini,tarihini en hakikisinden oku,en anladığın tarafından oku.Dünya ülkelerinin önünde harika bir ülke olursun.
Harika ülkenin temelini Mustafa Kemal atmıştır,temel sağlamdır.O, ülkemizdeki insanlarının hayal edemediklerini gerçekleştirerek zaten hayal gücümüzü genişletmiştir. O, Kur`an`ı ve Buhari hadislerini meal ettirerek zaten Mucitlerin yetişmesini istemiştir. O, azınlıkları asla şımartmamıştır.
Dış ülkelerle bağlantınızı kesin,haddiniz bilin,demeye getirmiş, ruhban okullarını kaldırarak, laikliği koyarak dinin kişi vicdanında özgürce,yalaka olmayan bir CİDDİ KUL yetiştirmekle uğraşmıştır.
........Türkiye`de şu an demokrasi var mı? Hayır.Peki ne var suyunun suyunun suyu vardır. Partiler demokratik midir? Hayır. Milletvekili demokrasinin ürünü müdür? Hayır. Onun için demokratiklik aramayın.Milletvekili listesi tek bir kişi
nin beyniyle oluşturulmuş ise bu demokrasi mi? Hayır. Mahkemeleri, kanunları hiçe sayma var mıdır? Evet. Bu demokrasi midir? hayır.
........Demokrasi MUCİT DÜZEYİ` de hayal gücü kuvvetli, bilinçli, bilgili, kültürlü,tarihini,dinini çok iyi bilen tarihinden ders alan insanlar yetiştirmiş midir? Hayır. Peki oyunu satan AMELE DÜZEYİ(Not:Asla ameleliği aşağılamıyorum, bilinç düzeyi olarak diyorum.) insanların verdiği oylarla demokrasi var mı zannediyorsunuz. Satılık oyun demokrasisi olur mu? Ayıptır ayıp para ile oy alıp, kömür ile oy alıp, çeyrek altın ile oy alıp demokrasi var demeyin. Dünyaya bir kavram getirdiniz:
Pirinç DEMOKRASİSİ ve KÖMÜR DEMOKRASİ.
..............Anlıyoruz siz İŞBİRLİKÇİ DÜZEY insanlarsınız. Hepiniz ama hepiniz.
İktidarı da,muhalefeti de hepiniz bir kişinin kafasıyla listeye konulmadınız mı milletvekilleri olarak?
ÖNSEÇİMLE halk sizi aday etti mi? Hayır.
........Sevgili kardeşim tarihimizi boş boş övünerek, dinimizi anlamadan ibadetten (İbadete de eklemeler yapılmış) ibaret sanarak, okullarda ezbere
eğitim yaparak İŞBİRLİKÇİ partilerin suyuna kapılarak DEMOKRASİ icabı şunu şunu beklemeyin. Yapacağınız tek şey başta dinimizin kitabı Kur`an`ı Kerim`i okuyun, anlayın. Kur`an`ı anlamadan ben müslümanım demeyin,sakın demeyin,çünkü Kur`an`ı anlarsanız O BENİ ANLAYIN,der. Şu ayetlere bakın mealden:
Yusf Suresi:2. ayet; Rahman:1.-2.-3. Ahkâf:12.-26.,Duhan 58.; Zuhruf:2.-3.; Ta-Ha 113.; Şuara 193.-194.-195.; Fussilet:2. ve 44.; Şura:7.)
Bu ayetleri okursanız Kur`an`ı ilk defa buradan anlarız. Kur`an der ki BENİ ANLAYIN. Anlamamışsanız yetmez.
........Şimdi siz hangi düzeyde vatandaş istersiniz:
A.MUCİT DÜZEY
B.İŞBİRLİKÇİ DÜZEY
C.TEKNİSYEN DÜZEY
D.AMELE DÜZEY
.........Atatürk MUCİT DÜZEY insan tipini hedeflemişti.
.......Bir de şunu düşünün Türkiye`de şu anda hangi düzey çok nüfus olarak?
Dostlarıma sevgilerle
Deltaseiks