Yaşıyoruz /51
Cengiz şimdi pek çok şeyi,dahası aydanın mektubunu da unutmuş mutluluk şarkıları söylüyordu.Çünkü mektubu okuyalı bir hafta olmuş,günlerce düşünmüş annesinin deyimiyle ``Eya sürtüştürmüş de tek çıkar yol olarak Aydan`la dost kalmayı yeğlemişti, Hazal`la düğün gününü kararlaşrırırken.Bir an önce düğün yapılsın,olsun demişti anasına da...
Anasının da istediği buydu.Hazalın ailesiyle gün kararlaştırılmış,ufak tefek huzursuzluklar olsa da devreye fedakarlıklar girerek halledilmişti.
Yıllarca hayalini kurduğu köy düğününe razı etmişti Hazalı ve ailesini.Bu cuma günü bayrak kalkacaktı usul olduğu üzre.Davatiyeler dağıtılmıştı tanıdıklar ve akrabalar tarafından da özellikle mersine davetiyeyi kendisi göndermişti.Aydan`ı unutmamıştı.Mutluluğunu paylaşmak istiyordu ...
Geleceğine de ihtimal vermiyordu.Ama ben görevimi yapayım da diyerek gönderdi davetiyeyi.
Nihayet Cuma gelip çatmıştı.Sabah erkenden kalkıp damat traşını olmuş,sonra Cuma namazına gitmişti sadıçlarıyla beraber.
Sadıçlar içerisinde biri vardı ki,özellikle akrabalarının ve dostlarının hoşlanmadığı.
Cengizi yaralayan çocuk,ne etmiş etmiş,yalvarmış yakarmış sadıç olmuştu Cengiz`e...cENGİZ`İN ANNESİ DE İTİRAZ ETMİŞSE DE cENGİZ HİÇBİRİNİ DİNLEMEMİŞTİ.
``Her insanın ikinci bir şansa ihtiyacı var.``diyordu uyaranlara.Allah için bu genç de aileden biriymiş gibi her işe koşturuyor ,gelenleri ağırlıyor,canla başla düğünün güzel geçmesine emek sarfediyordu.
Cuma namazından sonra cemaat topluca Cengiz`in evine gelmiş,hep birlikte mehmet hocanın yönetiminde İstiklal Marşı`nı söylemiş bayrağı evin önünde bir direğe çekmişlerdi.Buralarda düğün evi bayraklarla,bayrağın etrafındaki rengarenk balonlarla duyurulurdu adeta.Şimdilerde unutulmaya başlayan bu geleneği birebir yaşatıyordu Cengiz düğününde.
Koca koca kazanlarda düğün yemeği yapılmıştı.Kazanın birinde pilav diğerinde sulu yemek.Törenden sonra yemekler yenmiş.Edeler şabaya başlamıştı.Şaba geleneği de çok eskilerden gelen bir çok güzellik barındıran bir hoşluktu Çukurova`da.Gerçi davatiyelerde düğünümüz şabasızdır diyordu ama şabalı da olsa şabasız da...Edeler``davulcu`` bu şabayı düğün başlarken ve biterken muhakkak yaparlardı.Şabalıysa düğün sahibine konukların katkısı ve kendi paylarını davul zurna eşliğinde toplarlar.Bu şaba yapılırken nazlanmak edelere adeta eziyet etmek taklalar attırmak,dakikalarca davul zurna çaldırmak da konukların hakkıdır bu gelenek de...
Eğer ede ustaysa ne eder eder şabasını kapar,acemiyse ona Allah yardım etsin,döner döner durur.Yemeklerden sonra gelen konukları şabalamış edeler günü kurtarmışlardı.
Düğün evinde beş davul beş de zurna vardı.Üçü hiç susmadan devamlı çalıyor biri yeni gelenleri şabalıyor yol gösteriyordu.Biri ise yedekte yorulanın yerine geçiyordu.Akşama kadar köy düğününde pek eğlence olmazdı.Asıl eğlenceler gece vakti başlardı buralarda.Yine öyle olmuş gündüz vakti hayırlamaya gelenler oturuyor kahvesini içiyor, şabasını verip oturuyor,düğün sahibine Cengiz`e hayırlı olsun diyip gidiyordu.
Artık akşam olmak üzereydiki eğlenmek isteyen kızlar,kadınlar,gençler gelmeye başlamıştı.Kadınlar evin sol yanındaki boşlukta toplanmaya başlamıştı,erkekler ise sağ yanına...Dolayısıyla haremlik selamlık oluşuyordu ister istemez.Gerçi buralarda haremlik selamlık derken akla dini anlamda bir uygulama gelmez.Sadece erkeklerle kadınların aynı ortamda oynamaları uygun görülmez.Yoksa bazan olur ki kadınların arasında erkekler,erkeklerin arasında da kadınlar oynar ,özellikle gelin geldiği ,ya da kına gününde.
Zaten kadın oyunlarıyla ,erkek oyunlarıda farklıydı.kADIN OYUNLARINDA ÇİFTETELLİ VE AREBESK TÜRÜ OYUNLAR REVAÇTAYKEN ,Erkeklerde halay,üç ayak ,serçe gibi bir takım dramatize özelliği olan oyunlar revaçtaydı.
Düğün ,ilk günü olmasına rağmen tüm akıcılığı ve unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatarak devam ediyordu,yorucu da olsa.Belki de bu köy düğünlerinin sevilmeyen tek yanı varsa,olumsuzluğu belki de.Alkol duvarını aşan gençler ve sonrasında havaya diye atılıp her yıl onlarca kişinin ölmesine ya da yaralanmasına neden olan silah atma hastalığıydı.Gerçi Cengiz dostlarını arkadaşlarını tanıdığı herkesi uyarıyordu silah atmamaları konusunda da...Ne kadar başarılı olacak onu ilerleyen zamanda görecekti.
Bu yazıya sadece yazarın arkadaşları yorum yapabilir
Tavsiye Et :
|
|
Ersin Başeğmez / 12.05.2008
hocam; bu serinin en güzel bölümü olmuş bence. saygılarımla
|
|
|
Çiğdem Bekar Abilov / 12.05.2008
Düğünde bayrak çekmek ve İstiklal Marşımızı okumak...Hiç rastlamadığım ve duymadığım bir adetimiz.Kim bilir daha neler vardır benim bilmediğim.Sanırım bir bir öğreneceğiz yazınız sayesinde
|
|
|
Mehmet Akkun / 11.05.2008
Adı farklı olsada bu gelenek bizde de vardı ama bizi biz yapan her güzel şey gibi artık pek görülmüyor.Cengiz`le yaşattınız teşekkürler
|