Yatmadan Önce Birkaç DakikaYatmadan Önce Birkaç DakikaGecenin ürkekliği, sessizliği üzerimde. Ne bir ayaz ne de soğuk esen rüzgar! Hiçbiri sessizliği bozamıyor. Mahallede tek bir ışık yok. Benimkinden başka! Keşke balkonumdan yayılan ışıktan birazcık da benliğim nasibini alsa. Ama o da karanlık. Tıpkı bu mahalle gibi. Akşamın sükunetini arada bir ‘okey’ taşlarının çıkardığı ses bozuyor. Belli ki komşular daha yatmamış.Arada şehrin renkli sokaklarından canlı seslerinde geldiği oluyor. Balkonuma ise bu seslerin sadece kırıntısı kalıyor. Hafif ve uzak! Saatin ilerleyen dakikalarında o da yok olacak. Tıpkı bu sokak gibi sessiz ve uykuya dalmış olacak. Sanki durumdan memnun değilmiş gibi, sanki o da şehrin hareketli hayatına karışmak istermiş gibi, küçücük bir sesin yankılanmasını sağlıyor. Havada çıt yok. Esintiden ise bir haber! Bu sokak zamanı kaybetmiş. Sabah olana, kadınlar birer ikişer kendi balkonlarından halılarını sarkıtacağı vakte kadar sessizlik hüküm sürecek gibi.Bunun daha ne kadar süreceğini aranızda bilen var mı? Bence yok! bu yüzden bu soruyu sadece kendime soruyorum. Size sormakla nacizane uykunuzu bölmek istemem. Hem kendim bu soruyu cevaplayamazken siz kendi balkonlarınızdan bana nasıl cevap verebilirsiniz ki? Bendeki çıldırtırcasına sessizliğin sebebi acaba bu sokak mı? Sorular sorular. Binlercesi aklımdan geçip gidiyor. Tüm bunlar sadece iki dakika içinde olup bitmiş. Vay be! Halbuki bana ne kadar uzun gelmişti. Köşeden motor bağıra çağıra, kahkahalar savurarak bu tarafa geliyor. Sanki bu sokağın sakinleri yokmuş tavrıyla, gecenin hüküm süren sessizliğini yırtıp geçerken, hemen köşede; kedilerin çöp poşeti için yaptıkları münakaşayı, sokağın bütün kaldırım taşları izliyor. Belli ki payları dağıtırken anlaşamamışlar. Kafamı yukarı kaldırıyorum. Yarın hava güneşli olacak. Bu balkonda ninem söylemişti. ‘Şu yıldızlara bak! Eğer Sana hepsi göz kırpıyorsa ve göz kırpan yıldız sayısı bir hayli fazlaysa yarın hava güneşli olacak’ bu söylediği sözler o kadar çok hoşuma gitmişti ki! Bu sürü sürü yıldızlar bana ne kadar çok göz kırparsa şansında fazla olurmuş. Gerçi bunu yutmayacak kadar aklım başımdaydı! Ama şimdiyi göze almayıp da inansam, pembe düşlere dalsam kime zarar! Ufka doğru bakarsam bu balkondan sabahları güneşi görebilirdim. Beklersem yıldızların bana verdiği tüyoyu da pekala görebilecektim. Gözlerimden uyku akmasa bunu yapardım ama şimdi bu sessizliğe sabaha kadar tahammül edemezdim. Şehre dikkatli baktığınızda yıldızlar gibi tüm şehrin ışıklarının da size göz kırptığını fark edebilirdiniz. Bunu da ninem göstermişti. Demek ki gün ağarınca tıpkı şu gökyüzünün size verdiği tüyoyu şehir de sunuyordu. Sadece bakmasını bilecekmişsin.. Acaba karşı cepheden de , sokağımızın kırpıştırdığı gözü görebilir miydim? Acaba bu sokak da tüm şehir gibi mutlu olacak mıydı? Her tarafına, sokağın uçtan ucuna çok dikkatli bakmaya çalışsam bile olmuyordu. Göremiyordum. Eğer tüm bu düşündüklerimin yarın tersi olursa yıllar önce ninem bana yalan söylemiş olacaktı. Ama şehirden ayrı bir yaşam tarzı varsa bu sokağın o zaman suçu ne idi? Yarın tüm sokaklara nazaran gözümde cengaver gibi büyüyecek bu sokak, belki tüm pislikler sokağın ardında olup biterken , sosyeteler şehirde güllük gülistanlık bir gün geçirecek ve kendi evlerine döndüklerinde buradan mutlu bahtiyar bahsedecek, sokağım ise, şehrin dublörü unvanını taşırken, bana göz kırpmadığını bilsem bile içim rahat olacak. Deniz fenerinin yaydığı kırmızı ışık, gecenin karanlığını üstüne giymiş koca denizin üzerinde garip şekiller çıkararak saat yönünde döndüğünü daha yeni fark ediyordum. Demek ki bu geceki gibi her gece balkonumdan yeni şeyler görebilecektim. Her yeni güne başlarken bana görmediğim yönlerini fark ettirebiliyordu. Çok da uzaktan gelmese de, derinden dalgaların kayalara çarptığında çıkardığı sesler kulağımda yer edinmişti. Tüm bu düşüncelerimin, kaybettiğim zamanın içinde fon müziği olup çıkmıştı. Ne rahatlatıcı sesti bu! Yüzde olarak hesapladığımızda ki bana bunu bu saatte nasıl hesapladığımı sakın sormayın! Uykum daha ağır basıyordu. Nöbetçilik yapıp şehri ve sokağı beklememe gerek yoktu zaten. Madem yarın için bir şehrim vardı. Madem sır veren şehrim, işlerimin yolunda gideceği konusunda tüyoyu esirgemiyordu, o vakit; halledeceğim işleri bir an önce yapabilmem için uyumam gerekiyordu. Sevgilisinden ayrılan birisi gibi arkama bakmadan yatağa doğru yellendim... Yüzümde ise hafif bir gülücük ve uyku sersemliği, balkonumdan dört duvarıma varıyordum!!!
Telif Hakkı Uyarısı Yatmadan Önce Birkaç Dakika isimli yazı, Görkem Çakın tarafından 6/9/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
İçimdeki Oda Şehir ve Şeylerin Kaderi
• Turgut Yaşar • İronik Hikayeler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
19
Kasım
16
Ayakta Kalırsam Gazi Kalmazsam Niyazi
• Gürhan Gürses • İronik Hikayeler • 105 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
14
Kasım
12
Eylül
16
Haziran
10
Haziran
9
Haziran
9
Nisan
4
Eylül
6
Yatmadan Önce Birkaç Dakika
• Görkem Çakın • İronik Hikayeler • 839 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
4
Temmuz
23
Aralık
1
Haziran
9 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||