Yazmak ÜzerineYazmak ÜzerineHepimiz şair doğmuşuzdur, şu üç tarafı sularla çevrili cennet vatanda. Halk meclislerinde oturduk mu, her birimiz bir Veysel olur, en güzel dizelerle mırıldanabilir. Sade ve anlaşılır dökülür sözcükler dudaklarımızdan.Mürekkep yalamış şehir ahalisinin toplantılarında, geçmişten Fuzuli kadar, modern zamanda ise Nazım oluruz. Aruz ve uyakla dalga geçebiliriz kendi kabiliyetimizden emin. Sonu aynı harflerle biten komediler sıralayabilir, bunu şiir niyetine okuyabiliriz. Bir okulu yoktur şairliğin, yazarlığın, olmamalı, olamaz da diye düşünürdüm ben de. Hem unutmadan; şair-yazar doğulur, olunmazdı sonradan. Olunmazdı belki ama, işlenmez miydi acaba? O kısım hep meçhul kalırdı. Şair-yazarlığa sonradan yeltenenler büyük bir gaflet içindeydiler, beyhude yormaktaydılar kendilerini. Çünkü sonradan bu işi yapmaya çalışanlar birer kötü kopyadan öteye geçemeyeceklerdi. Zaten bir şair-yazar çok uğraş veriyorsa, çalışıp öğrenmeye çalışıyorsa, onun sadece bir kopya olabileceği hemen anlaşılırdı. Çünkü gerçek yazar, oturduğu anda masaya en doğrusunu sıralayıverirdi, deneyip yanılmasına, karalamalar yapmasına, farklı yazarlara bakmasına, sözlükler karıştırmasına gerek olmazdı, olmamalıydı. Başladı mı yazmaya, sözcükler ilahi bir ritimle kalemin ucundan dökülüverirdi beyaz sayfalara. Şu ana kadar bahsettiğim bakış açısını düne kadar ben de taşırdım. Bazen anlamsız bulduysam da, gerçek bir yazar için kağıt kalem haricinde bir hazırlığı anlamsız buldum. Fakat ben, OKS, ÖSS veya KPSS için aylarca hatta yıllarca çalışmayı, dershanelere ve özel hocalar koşturmayı mubah ve hatta zorunlu görüyordum. Bu işin sonucunda kazanılacak söz konusu bir yeti olmayacağı halde, bazı ezber ve kelime-mantık oyunları için bunca çaba haklıydı, yapılmalıydı. En basit diye bilinen meslekler için aylar yıllar uğraşmak gerekirken, yazı erbabı olmak için herhangi bir uğraş gerekmezdi. Yazarlık için, masa-kağıt-kalem üçlüsü yeterliydi, hatta zorunluydu çünkü fazlasını istemek bahsettiğim nedenlerden dolayı sizin meşruluğunuzu sorguya açardı. Yanılgılar, sis ortadan kaybolunca açığa çıkarlar. Yazı erbaplığı için de durum aynı niteliktedir. Sadece günü değil, geçmişi de geleceğe taşıyan bir sanat olan yazı kolay değildir, olamaz da. Her iş gibi, ciddiyet, emek, zeka, yaratıcılık, yetenek vs. ister. Çoğu zaman bu işleri yapan insanlara yol gösterdiği için de daha fazlasını ister.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yazmak Üzerine isimli yazı, Necip Çetin tarafından 13.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Gel Benimle Çok Çok Uzaklara
• Asude Kökbek • Deneme / Karalamalar • 16 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
5
Kasım
11
Ekim
24
Ağustos
18
Mayıs
26
Nisan
13
Nisan
13
Nisan
13
Ağustos
18
Nisan
10 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||