Yazmak YaşamaktırYazmak YaşamaktırBir şeyler yazmak için elime kalemi aldığımda güzel şeyler yazacağımı umuyordum. Ama maalesef öyle olmadı. Önce şiir yazmaya başladım. Birkaç dizeden sonra sonu gelmedi. Sonra düz yazıya döktüm işi. O da ne? Yazacak çok şeyim olmasına rağmen bir türlü yoğunlaşamıyor, içimden geçenleri doğru dürüst yazamıyorum. Birkaç cümlede bir yazdıklarımı karalıyor, yeniden yazıyor; yazdıklarımı yeniden okuduğumda tatmin olmuyordum. Sıkılmaya başlamıştım. Ve daha fazla sıkıntıya girmemek için, elimdeki kalemi bırakarak balkona çıktım.Balkona adımımı atar atmaz mis gibi bir toprak kokusuyla karşılaştım. Oysa bir iki saat önce yağmurdan eser yoktu. Sadece yerleri ıslatacak kadar çiseleyen yağmurun hoş bir sürpriziydi bu. Toprak kokusuyla birlikte birden çocukluğuma gittim. Neler geçmedi ki içimden… Bir zaman, geçmişteki anılarla hasret giderdikten sonra yeniden odama döndüm. Masanın üstündeki kağıt ve kaleme bir süre baktım. Bir an onların da sabırsızlandıklarını hissettim. Sanki, “Bir daha denemeyecek misin?” dediklerini, duyar gibi oluyordum. Daha fazla dayanamadım. Yeniden kalemi elime aldığımda, ”Ya yine yazamazsam, ya yine yarım kalırsa yazım, ya yine içimden geçenleri aktaramazsam…” diye, az da olsa bir tedirginlik vardı üzerimde. Tüm endişelerime rağmen yazmaya başlamıştım. Yazdıkça rahatlıyor, rahatladıkça açılıyordum. Bu kısa sürede ne olmuş da açılmıştım? Yoksa balkonda ciğerlerime dolan toprak kokusu mu açmıştı beni? Yoksa geçmişte yaptığım gizemli yolculuk mu çözmüştü beni? Elbette ki bunların da etkisi olmuştu, ama asıl önemli olan bendeki yazma isteğiydi galiba. Yazdıkça, içimde bir anlam veremediğim duygular bir bir hizaya giriyor, yüreğimde umut tomurcukları açıyor, günlük sıkıntılarım anlamını kaybediyor ve tüm kaygılarımın yerini güzel hayaller alıyordu. Gerçekten de yazmak müthiş bir şeydi. Sanki insan yazdıkça, yaşadığını daha iyi hissediyor, hayata daha farklı gözlerle bakıyor ve yaşamın tüm renklerini keşfe çıkıyordu. Bir bakıma yazmak; içimizde var olan iyiye, doğruya ve güzele ulaşma isteğiydi. Artık rahat rahat uyuyabilirdim. Çünkü şu birkaç saatlik zaman diliminde yaşadığım duyguları, düşünceleri, hayalleri ve iç hesaplaşmalarımı yazıya dökerek, bir anlamda rahatlamış ve daha da önemlisi, bu gece yaşadıklarımı ölümsüzleştirmiş, yarına taşımıştım. Kuşkusuz bu gece de, tıpkı öbür geceler gibi, mazinin puslu belleğindeki yerini alacaktı. Ama yazdıklarımı, seneler sonra bile okuduğumda tüm canlılığı ve tazeliğiyle yeniden yaşayacaktım. İşte yazının gücü buydu. Yazmak, her zaman yaşamak demekti. Zaten biz insanların da en büyük hayali, ürettiklerimizle, eserlerimizle sonsuza dek yaşamak değil miydi?...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 25 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 35 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
25
Temmuz
21
Temmuz
16
Temmuz
13
Temmuz
9
Temmuz
21
Eylül
25
Temmuz
13
Temmuz
9
Temmuz
16 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||