Yazsam Roman Olmaz!Yazsam Roman Olmaz!Kalemle tanıştığımız ilkokul zamanlarından sonra öğretmenimiz bizi kelamla da tanıştırmak istiyor.Önümüze boş bir kağıt konuyor ve yazmamız isteniyor.Kompozisyondan bahsediyorum.Hani şu girişi, gelişmesi ve sonucu olan şey.Yarıyıl tatilinde ne yaptınız? Yazın bakalım diyen öğretmenimin masasına ders sonunda dopdolu bir kağıt bırakırdım.Heyecanla dökülürdü satırlar kalbimden... Yıllar geçtikçe yazmak zorlaştı.Kalemimin kağıt üzerindeki hızı her geçen gün düşüyordu.Her kurduğum cümlenin sonuna ünlem işaretleri bir ok gibi saplanır oldu.Soru işaretlerinin çengelleri batmaya başladı sonra bana...Neydi değişen? Yıllar geçtikçe yazmayı zorlaştıran sebep? Sonra düşündüm ki, ben hayatın giriş bölümündeydim.Yazdıklarımın tamamı girişe dair(di).Belki, hayat ağacımdan onsekiz yaprağın düştüğü şu zaman diliminde bile girişteyim.Çocukları düşünüyorum, ne kadar masum bir dünyaları var.Gördükleri, ufka baktıkları yer kadar dünyaları.Çocukluğumda arkadaşımla birlikte deniz kıyısına kadar yürür, ardından ufka bakardık.Karşı kıyı, denizin ortasında yükselen ada bizim için dünyanın kendisiydi.Ulaşılamaz, ayak basılamaz topraklar gibi bakardık hayret ifadeleriyle.Ama büyüyecektik! Büyüdük, daha girişte saysakta kendimizi büyüdük.Dünyanın karşı kıyıdan ibaret olmadığını öğrendik.Dünya bizden hızlı büyüyordu gözümüzde.Biz büyümeye, adam olmaya can atarken, her akşamüstü kıyıda banka oturmuş yaşlı amcaların "çocukluğunuzun kıymetini bilin.Sizin yaşınızda olmak için neler vermezdik!" sözüne aldırış etmez, güler geçerdik.Haklı olduklarını anlamamız için çok zaman geçmedi aradan.Neydi onları haklı çıkaran? Evet, dünya büyüyordu ancak özgürlüğümüz küçülüyordu.Dünya üzerinde bir nokta kadar görünen o "bizim dünyamız" da daha özgürdük.Keşke yazabilsem yine o kompozisyonlar gibi bir çırpıda herşeyi.Denir ya, "hayatımı yazsam roman olur" diye.Yazsaydınız nasıl bir kurgu yapacaktınız? İlk sayfalarda muhakkak çocukluğunuz olacaktı.En güzel günleri olarak geçecekti karakterinizin.Sonra kalem yürümez olacaktı, biliyorum.Kaleminizin üstüne dağlar yaslanacaktı.Soru işaretlerinde pinekleyecektiniz.Batan ünlemler içinizi yakacaktı."Bunu yapmamalıydım" diyecektiniz."Hayatımın en büyük hatasıydı bu iş". Yaşıyor olmanın sorumluluğu bile ağır gelecekti omuzlarınıza.Gün gelir acıyla tanışır her büyüyen "çocuk".Gözlerini yaşartan, onu ağlatan, hıçkırıklara boğan sebep sadece bahçede düştüğünde kanadığı dizi, kolu değildir.Kalp çarpıntılarını ilk defa duyar.Sol yanı acıyordur artık."Sol yanım acıyor anne" dercesine masumca sever.Yeşildir kızın gözleri.Şiirler yazar, sadece kendinin okumaya cesaret ettiği şiirler.. ........... Acının iliklere kadar hissedildiği zamanlar gelir. Hayat akar, yatağını bulmuş su gibi akar yıllar.Sonra, kendilerine insanların kan ve gözyaşlarından servet üreten, çok uluslu şirketlerin sahibi "büyük adamlar" görür.Bir Afrikalı kabile reisine "siz neden bu kadar açsınız?" diye sorduğunda "Siz bu kadar tok olduğunuz için!" cevabını alır.Ve büyümenin, büyük büyük adamlardan biri olmanın acısını hisseder kalbi.Ölümle tanış olur sonra.Bu ölü bedenler, çocukluğunda mahallesinden kaldırılan ihtiyar bedenler değildir! Özlemini çektiği, çekmeye başladığı çağda yaşayan bedenler ölüyordur!" Ve yıkılır son darbeyle.. Gazze`de, az sonra eve ekmek götüren bir Zeynebin, bir Fatıma`nın üstüne düşecek bombanın üstünü imzalayan çocukları görür Tel Aviv sokaklarında. --- Çocukları küçük kurşunlarla mı vuruyorlar anne? --- Haydi yazalım şimdi roman olacak hayatımızı.Polisiye-gerilim olsun türü.Bildik, ve sorumlu olduk hayattan..Ben çocukluğumun dünyasında özgürmüşüm, mutluymuşum, aklıma gelen tek cümle bu, hak veriyorum şimdi bankta oturan amcalara ama samimi değillerdi.O amcalara haykırmak istiyorum."Değerini bilin dediğiniz çocukluğu sizlerde yaşamıştınız.Büyük adam olduğunuzda keşke kirletmeseydiniz dünyayı! Kalbimizi sızlatmasaydınız böyle.Şimdi anlıyorum neden yazamadığımı, hayat yazıyor bizi, yazıyor bize...Yazsam roman olmaz!
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Firdevs Göktepe yazıyı tebrik etti...
Yusuf Kaplan yazıyı tebrik etti...
Remziye Uludağ yazıyı tebrik etti...
Bahar Kalemi yazıyı tebrik etti...
Fatma Çetin Kabadayı yazıyı tebrik etti...
Aralık
5
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 26 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 35 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Haziran
30
Memleket İsterim Şiirlerde Kalmayan
• Taha Süren • Eleştiri Makaleleri • 121 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
25
Haziran
22
Haziran
1
Aralık
9
Ekim
17
Nisan
30
Mayıs
12
Şubat
16 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||