Ye De Yanında Yat
Zemherinin de zemherisi bir kış günü koca kurt açlıktan ölecek raddeye gelmiş.Dağda yiyecek bir lokma bile bulamayan kurt köylere yakın bir noktaya inmeye başlamış.Aç aç dolaşırken bir koyun görür ormanın içinde,köye yakın."Allah’a çok şükür, yemeğim çıktı." der kendi kendine.Bu karda kıyamette yaratan kerem etti de koyunu ayağıma gönderdi bir şekilde. Usulca yaklaşır koyuna ve tam koyunu yakalayacakken bizim koyun uyanır gaflet uykusundan. Kurtuluşu yoktur o an için ve bal gibi de farkındadır bunun. Kurda yalvarmaya yakarmaya başlar.Ey koca kurt beni yiyeceksin kabulüm.Lakin iki tane küçük kuzum var müsaade et de gidip onların karnının doyurup geleyim.Ondan sonra ye beni.Ya da istersen oynayayım sana, gönlünü eğlendireyim biraz. Kurt kabul eder, nasılsa elindedir koyun. Tamam oyna der koyuna. Önce keyfini sürmek ister Kurt Ağa,sonra açlığını gidermeyi hayal eder. Bizimki iki ayağının üstüne kalkar ve oynamaya başlar, göbek atar ikide bir. Kurdun ağzı kulaklarında. Koyun anasının gözü; bir yandan köye doğru bakar,bir yandan da göz ucuyla kurdu süzmeye başlar. Sonra oynaya oynaya kurdun şaşkın ve aval bakışları arasında köye doğru süzülür. Aradaki mesafenin açıldığına inandıktan sonra dört ayak üstüne düşüp köye atar kendisini. Kurt ise olan bitenden rahatsız bir şekilde aldatılmanın yaratmış olduğu soğuk duş etkisiyle açlığına mı yansın, kaçırdığı koyunun semizliğine mi ağlasın, saflığına mı dövünsün.
Açlığın vermiş olduğu eziyet ve kaçırmış olduğu nimetin farkında olarak gayri ihtiyari şu dörtlüğü terennüm etmeye başlar. Gören de aklını zayi etti diye algılar.
Be hey hayvan!
Buldun bir koyun,
Ye de yanında yat.
Sana ne lazım oyun moyun.
Çaresiz bir şekilde yoluna koyulur.Açlık belini bükmüştür. Karnı zillerin en korkuncunu çalmaktadır. Her adım atışında gonglayan bir saat çanı midesini kazımaktadır sanki. Bir iki adım attıktan sonra gördüğü manzara karşısında sevinçten deliye döner adeta. Ağaçların arasında bir at dolaşmaktadır. Bu karda kıyamette yaratan sınamaktadır onu aslında.Habire nimet gönderiyor açlıktan imanı gevreyen kurda. Direk ata doğru gider. At durumu fark eder. Gelenin iyi niyetle gelmediğini anlar ve sorar: ’Hayrola, bir şey mi oldu? ’diye. Kurt ise açlığın vermiş olduğu cesaretle:’Seni yemek için buradayım. Kurtuluşun yok.’ der. At ise kurtuluşunun arkasında yazılı olan beratta olduğunu belirterek kurdun arkasındaki beratı okumasını ister. Eğer beratta kurdun nasibi olduğu yazılmışsa amenna diyecek ve kendini kurda teslim edecektir. Kurt: ’Tamam.’ der. Ve atın arkasına geçer. At arka ayağını havaya kaldırır, kurt da okumaya çalışır gibi başını atın ayağına doğru yaklaştırır.Tam o esnada atımız tüm gücüyle kurdun kafasının ortasına çifteyi basar. Bizimki iki seksen yere uzanır. At ise kaçıp gider. Bizim ahmak kurt saatlerce yerde baygın bir şekilde yattıktan sonra kendine gelir. Başında hala kuşlar uçuşmaktadır. Dünya hızla dönüyormuş gibi gelir ona.
Açlığın vermiş olduğu kahır ve kaçırmış olduğu nimetin farkında olarak gayri ihtiyari olarak şu dörtlüğü terennüm etmeye başlar. Gören de kafayı yedi diye algılar.
Be hey hayvan
Buldun bir kır at
Ye de yanında yat
Sana ne lazım berat merat.