Yemen DilberiYemen DilberiGercek bir tutku anı;Elinize -daha önünüze gelmeden kokusuyla baş döndüren- bir Türk kahvesi alıp bir hikaye okuyayım diye açıyorsunuz kitabınızı. Bir bakıyorsunuz ki; yazının sürükleyiciliğinden midir yoksa kahve kokusunun sarhoş eden kokusundan mıdır bilinmez bir solukta yarılamışsını z hikayeyi. Zaten Araplar bugün bilinen kahveyi tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında „qahwah“ olarak kullanılmaktaymış.Kahvenin canlandırıcı ve enerji veren etkisi şaraba benzetilmiştir. Ülkemize kahve olarak geçmiş, buradan da Avrupa`da cafe, caffe, coffe şekline gelmiştir. Geçmişte yerli halk „Sihirli Meyve“ dedikleri bitkiyi un haline getirip ekmek yapıyor ve meyvesini kaynatarak tıbbi amaçlı olarak kullanılıyormuş. Uzun yıllar ekmek ve kervanlarda yolculuklar sırasında peksimed yapılarak tüketilmenin dışında başka bir şekilde değerlendirilmeyen kahvenin bugün bildiğimiz anlamda içilmeye başlamasıyla ilgili olarak değişik rivayetler vardır. 1- Habeşistan`ın Kaffa şehrinde yaşayan Khaldi adındaki bir çobanın bir çalıya ait kırmızı meyveleri hayvanlarının yemesinin ardından daha hareketli olduğu, bunun gün boyunca ve gece de devam ettiği dikkatini çekmiş.Kendiside bu meyveyi yiyerek denemiştir.Verdiği hissi ve keyfi sevince diğerlerinede haber vermiş ve kahve bugünlere kadar gelmiştir. 2- Yemen`de yaşamış olması muhtemel olan Sufi Seyhi Şeyh Şazili’nin kahveyi ilk içen kişi olduğu rivayet edilir.Bir sebepten dolayı bir dağa sürgün edildiği ve oradakı yaban otlarını yiyerek ve suyunu kaynatarak yaşadığı ve kendisini ziyarete gelen kişilerede bu otdan ikram ettiği söylenir.Cezayir`de kahveye „Şazeliye“ denmesinin sebebi bu olsa gerek.Bugün bile Anadolu`nun bazı bölgelerinde kahve falı için kahve kapatılırken Şeyh Şazili`nin ruhuna fatiha okunur.Ayrıca El-Şazili`nin kahvenin „tıpkı zemzem gibi, ne niyetle içilirse ona yaradığı“ söylediği yaygın rivayetlerdendir. 3- Bir başka rivayette ise kahveyi ilk içen kişinin Hz. Süleyman (a.s) peygamber olduğu yönündedir.Yolculukları sırasında uğradığı bir şehirde halkın bir hastalığa yakalandığını görür.Cebrail (a.s) buyruğu üzerine Yemen`den gelen kahve çekirdeklerini kavurarak bundan hazırladığı içeceği hastalara verir. Bunu içen hastalar iyileşerek sağlığına kavuşur. Bizde Osmanlı Döneminde ilk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde ,1517 de Yemen valisi Özdemir Paşa , Yemen de içtiği ve çok beğendiği kahveyi Istanbul`a getirmiştir.Yemen Dilber`i kısa sürede saray mutfağında kendisine özel bir yer edinmiş ve Istanbul halkının tutkunu olduğu bir lezzet haline gelmiştir. Kahvehaneler kurulmuş 1) ve buralarda alimler, sairler ve öğrenciler toplanarak bir yandan kahvelerini yudumlarken bir yandan da buraları sohbet ve ilim meclisleri haline getirmişlerdir. Günümüzde de ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde Kahvehaneler -isimleri değişiklik arzetsede- insanların bir araya gelerek sohbet ettikleri gündelik hayatin yoğun temposundan ve stresinden uzaklaşarak bir nebze olsun soluklandıkları mekanlar haline gelmiştir. Hani çoğumuzun bildiği bir söz vardır ya yer yer dillendirdiğimiz; ” Gönül ne kahve ister, ne kahvehane Gönül sohbet ister kahve bahane… ” Yürek: Gönül 2) kelimesi, kalp’ten farklıdır. Mana hayatımızın kalbini temsil eder. Ve mana dünyamızda „kahvenin kırk yıl hatırı“ vardır, bir fincanın ötesinde… Bahanesi kahve olsun istedim sohbetimizin. Meramım bir çift güzel söz söylemek, karşıda hoş bir sada uyandırmak, gönüllerde bir tat bırakmaktı. Ki; bir tad bıraktıysa dimağınızda kalsın ve okumak için şevk versin gönlünüze… Gercek bir tutku anı; Kahve 1)Kahvehane gecmiste bugünkü kahvehanelerden cok farkli olarak aydinlarin,sairlerin ve alimlerin bir araya gelerek birbirlerinden istifade ettikleri ilim haneleri idiler. 2)Yürek-Gönül kelimesi bu anlamda sadece türkce ve arapca da kullanilmaktadir.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yemen Dilberi isimli yazı, Ömer Ersoy tarafından 19.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Gel Benimle Çok Çok Uzaklara
• Asude Kökbek • Deneme / Karalamalar • 16 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
3
Kasım
30
Kasım
19
Kasım
12
Kasım
7
Eylül
28
Git Rüzgar Bir Hüzünlü Bayram Daha
• Ömer Ersoy • Lirik Şiirler • 655 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Mart
11
Ağustos
15
Ağustos
8
Eylül
14
Aşk`ın Mahkemesi Damarımda Akan Sızı
• Ömer Ersoy • Aşk Hikayeleri • 315 kez okundu. • 5 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||