Yeni Bir HayatYeni Bir Hayat- Alo, efendim.- Merhaba canım,nasılsın? - Aaa Selma. Hayırdır inşallah, nerelerdesin sen? - Nerede olacağım be şekerim,gezip tozuyorum işte.Geçen hafta Antalya‘ daydım.Annemle beraber gittik.Bizimkinin işleri çok yoğun biliyorsun,o gelmedi.Kocan zengin oldu mu gezeceksin,hiç acımayacaksın valla. - Sahi eşin nasıl ? Müteahhitti değil mi? - Müteahhit ya .Gördüğüm mü var? O ayrı geziyor ben ayrı.Bazen ben onun bulunduğu yere gidiyorum bazen de o benim olduğum yere geliyor.Öyle görüşebiliyoruz anca.Şikayetim de yok valla şekerim.Böylesi daha iyi.Özlemiş oluyoruz hem birbirimizi.Seninki nasıl? Aynı tas aynı hamam mı? - Anlamadım. - Kocan diyorum şekerim. Kumar oynuyor mu hala? Hadi biz neyse paramız çok,zevk için oynuyoruz arada sırada ama sizin durumunuz öyle mi ya. - Kapı çalıyor Selmacığım. Annem gelecekti. Daha sonra konuşuruz artık.Kendine iyi bak.Ara yine. - Tamam şekerim.Hoşça kal. Kapı çalmamıştı.Annesi gelmeyecekti.Zaten gelmezdi de.Eşiyle evlendiğinden beri konuşmuyordu ailesi onunla.Tüm karşı çıkmalara rağmen o sevdiğinin yanında olmayı seçmişti. Çok seviyordu kocasını.Onun kötü bir insan olmadığını biliyordu,sadece zaafları vardı.Bazen ceplerinden kağıt parçaları çıkardı.Anlardı kumar oynadığını ama hiçbir şey söylemezdi.Birgün kendi kendine bu kötü huylarından vazgeçeceğine inanırdı. Evlendikleri günden beri maddi sıkıntı içindeydiler.Kocası hiçbir işte uzun süre çalışamamıştı.Hep bir şeyler oluyor ve iki üç hafta sonra işinden ayrılıyordu.Şu an çalıştığı yerde ise iki ayını doldurmuştu.Bazen kısa süreli iş gezilerine gidiyordu kocası.Ama buna katlanmak zorundaydı.Hiç değilse düzenli bir gelirimiz olur diye düşünüyordu. Günleri birbirinin aynıydı.Sabah erkenden kalkıp kocasına kahvaltısını hazırlıyor,onu yolcu ettikten sonra ise etrafı toparlıyordu.Akşam ne yemek yapacağını düşünmeye başladığında içi sıkılıyordu.Ne yapabilirdi ki evdekilerle.Genelde patates kızartır,yanına da makarna yapardı.Kocası en çok bunları severdi çünkü. Ütü,çamaşır,bulaşık derken akşam oluverirdi zaten.Evden dışarı çıkmazdı pek.Biraz paraları olduğunda pazara gider sebze meyve alırdı. Akşam olup da kocasının gelme saati yaklaşınca sofrayı hazırlar,örgüsünü eline alır televizyonun karşısına geçip onu beklerdi. İki aydır kocasına yalan söylüyordu,yani kocası son işine başladığından beri.Belinin ağrıdığını,iş yaparken çok zorlandığını anlatmıştı sahte gözyaşlarıyla.Hiç değilse iki haftada bir eve temizlikçi kadın almaya razı olmasını istemişti.Bunca sıkıntıya rağmen kocasının onu kırmayacağını biliyordu. Oysa ortada temizlikçi kadın falan yoktu.Kocasının yine işsiz kalabileceğini düşünerek para biriktirmek istemişti.Temizlikçi gelecek diyerek aldığı paraları saklıyordu.Çok değildi belki ama yine de acil durumlar için kenarda bir miktar para olması onu rahatlatıyordu. Bugün kocasının maaş günüydü.Yarın pazar , acaba sahilde bir çay bahçesine gidelim desem bana kızar mı diye düşündü. ----------------------------------0---------------------------------------- Cebinde çok az parası vardı.Kahvehanenin gazetesini önüne almış bir şeyler yazıp duruyordu. - Tamam mı kupon,yatırmaya gidiyorum bak bizimkileri. - İki dakika daha bekle.Dördüncü ayakta takıldım biraz. - Bugüne kadar hiç para kazandın mı ki at yarışından? Ne düşünüp duruyorsun,yaz bir şeyler işte.Tutacağı varsa tutar zaten. - Bitti işte,al. İki aydır karısına yalan söylüyordu.Hiçbir yerde çalışmamasına rağmen iş bulduğunu,maaşının fena olmadığını ama ara sıra gezilere çıkması gerektiğini anlatmıştı.Onu mutlu etmek için söylemişti bu yalanı.Evlendiklerinden beri yeteri kadar üzmüştü zaten. Sabah işe gidiyormuş gibi evden çıkıyor, akşama kadar bu kahvehanede geçiriyordu gününü.Bazen iş ilanlarına göz atıyor çoğunlukla ise at yarışı oynuyordu. Sağdan soldan borç alarak yaşıyordu. Bugün sözde maaş günüydü.Mutlaka kazanmalıydı.Tutmalıydı oynadığı kupon.Akşam eve giderken bir demet çiçek almalıydı karısına.O süslü kutular içinde bir tane de bilezik götürmeliydi evlendikten sonra sattıklarına benzeyen.Şaşırmalıydı karısı,sıkı sıkı sarılmalıydı ona.Bu kadar parayı nereden bulduğunu sorduğunda ,yaptığı satışlardan dolayı üç maaş ikramiye aldığını söylemeliydi.Gurur duymalıydı karısı onunla.Tutmalıydı oynadığı kupon,mutlaka kazanmalıydı. Geçen ay amcasından yüklü miktarda borç almıştı.Paranın bir kısmını maaşım diye karısına götürmüş , bir kısmıyla arkadaşlarından aldığı ufak tefek borçları ödemiş,kalanıyla ise at yarışı oynamaya devam etmişti.O para bugün tükenmişti işte.Ve artık maaşım diyerek karısına götürebileceği miktarda borç alabileceği kimse kalmamıştı.Mutlaka kazanmalıydı bugün.Aksini düşünmek bile istemiyordu. ---------------------------------------0-------------------------------------------- Hiç bu kadar geç kalmazdı diye düşündü.Geç kalacak olsa bile haber verir , onu meraklandırmak istemezdi kocası. Bugün daha bir heyecanlıydı onu beklerken.Tanıştıkları gün üzerinde olan elbiseyi giymişti.Hafiften de makyaj yapmıştı daha güzel görünmek için.Çok beğenmeliydi onu kocası.Ne kadar şanslıyım diye düşünmeliydi.Şaşırmalıydı da.Acaba bugün özel bir gündü de ben mi unuttum diye söylenmeliydi kendi kendine. Çok özel bir gündü bugün ama kocası bilmiyordu henüz.Kendinden şüphelenmiş ve eczaneden alıvermişti ihtiyacı olan şeyi.Eve gelir gelmez hemen yapıvermişti hamilelik testini.Gözlerine inanamamış, bir daha gitmişti eczaneye ve bir kez daha görmüştü hamile olduğunu. Sevincinden ne yapacağını bilememişti.Hemen kocasına haber vermeyi düşünmüş ama söyleyecekleri karşısında yüzünün alacağı şekli görmek istediği için akşamı beklemeye karar vermişti. Karnına yastık yerleştirip aynanın karşısına geçiyor,uzun uzun kendini seyrediyordu.Çirkinleşir miyim acaba diye düşündü,ya kocam beni beğenmezse.Sonra güldü kendi kendine. Hamile olduğunu öğrendiğinden beri hayaller kuruyordu.Kendi annesi gibi davranmayacaktı çocuğuna.Onunla hep konuşacak,dertlerini paylaşacaktı.Onun mutlu olması için her şeyi yapacaktı.Çocuğuna isim düşünmeye başlamıştı bile. Çok özel bir gündü bugün ama kocası bilmiyordu henüz. --------------------------------------0----------------------------------------------- En yakın arkadaşının evindeydi. Öne doğru eğilmiş, gözlerini halıya dikmişti. - Ayşegül nerede? Yoksa kavga mı ettiniz? - Hiç iyi değilim.Konuşacak halim yok. - Neden geldin oğlum o zaman bu saatte? - Senden bir şey yapmanı isteyeceğim.Ama bana soru sormayacaksın.Sadece dediklerimi yapacaksın. - Ne yapacakmışım? - Beni biraz hırpalayacaksın. - Nasıl yani? - Fazla değil, yüzüme dört beş yumruk atacaksın,sonra da yanağımı jiletle keseceksin.Küçük bir kesik. - Delirdin mi oğlum sen? Dalga mı geçiyorsun benimle? Şaşkın bir halde onun yüzüne bakıyordu. On üç yıldır arkadaştılar ama onu ilk kez böyle görüyordu.Dakikalarca dil döktü,yalvardı neden böyle bir şey istediğini söylemesi için. - Kumar yüzünden değil mi? Kaç kez söyledim sana oynama diye.İyi de neden kendini dövdürmek istiyorsun be adam? - Yapamayacaksan başkasını bulurum.Senden böyle bir şey istediğim için utanıyorum ama mecburum. Ne söylerse söylesin vazgeçiremeyeceğini anlamıştı. - Bir iki kez vururum sana ama yüzünü kesmemi bekleme benden. - Yüzümde kesik olmalı.Olmalı ki ne zaman aynaya baksam bu günü hatırlayayım.Onu ben yaparım. ------------------------------------0--------------------------------------- İyice meraklanmaya başlamıştı.Kendi kendine kızıyordu.İş gezisine gidecekti de ben mi unuttum yoksa diye düşündü. Hazırladığı sofra aynen duruyordu.Yakmış olduğu mum tükenmek üzereydi.Üzerindeki elbise biraz dar geliyordu ama yine de çıkarmamış,kocasını bu haliyle karşılamak istemişti. Merdivenden ayak sesleri geliyordu.Birden çok heyecanlandı, elbisesini çekiştirmeye başladı. Son kez aynanın karşısına geçip kendine baktı. ----------------------------------O------------------------------------------ - Hoş geldin canım. - Hoş bulduk. Eşinin yüzüne dikkatlice bakınca telaşlandı. - Ne oldu yüzüne böyle? Allah ‘ ım kan mı bunlar? - Yok bir şey.Sadece ufak bir çizik. - Bu morluklar ne peki? - Sakin ol lütfen.Anlatacağım neler olduğunu.Hele bir yüzümü yıkayıp kendime geleyim. Ne kadar da güzel olmuştu karısı.Zaten güzeldi ya.Ona yaşattıkları için lanetler yağdırıyordu kendine.Son kez yalan söyleyecekti karısına.Buna mecburdu.Onu kaybetmeyi göze alamazdı.Başladığı oyunu bitirmeliydi. - Anlatacak mısın artık? - Sakin sakin dinleyecek misin beni? - Şu haline bak.Nasıl sakin olabilirim ki? - Tamam anlatıyorum.Akşamüzeri patron maaşlarımızı dağıttı.Bir de zarf verdi bana ayrıca.Zarfı açınca şaşırdım,bir sürü para vardı içinde.Hemen sordum tabii bunlar ne diye.Yaptığım satışlardan dolayı üç maaş ikramiye vermiş meğerse.O paralar benden çok senin hakkındı.Sana bir hediye almayı düşündüm.İş çıkışında kuyumcuya gittim.Bilezik aldım.O çok beğendiklerinden.Sonra da çiçekçiye bir demet kırmızı gül yaptırdım.Çiçekçiden çıkmış yürüyordum ki birisi seslendi.Arabası arızalanmış,ittirmemi rica etti.Arabada da yaşlı bir adam oturuyordu.Ben de yardım ettim.Araba çalıştı.Nereye gittiğimi sordu adam.Aynı semte gidiyoruz isterseniz bırakalım dedi.Kabul ettim.Ön koltukta çantalar olduğu için arkaya,yaşlı adamın yanına oturdum.Biraz ilerlemiştik ki yaşlı adam bir bıçak çıkardı.Hiç bilmediğim bir yere götürdüler beni.Üzerimdeki her şeyi almak istediler.Paraları,sana aldığım bileziği,her şeyi.Boğuştuk.Bıçağı savurdu yüzüme doğru.Bu kesik o yüzden.Sonra da beni orada bırakıp gittiler. Bu kadar şeyi uydurduğuna kendisi de inanamıyordu. Birden hıçkırarak ağlamaya başladı karısı.Sıkı sıkı sarılmışlardı birbirlerine.Şimdi ikisi de ağlıyorlardı. - Seni öldürseler ben ne yapardım? Sensiz nasıl yaşardım? - Lütfen ağlama canım,lütfen.İyiyim bak. - Sakın üzülme paralarımız gitti diye.Çalışır yine kazanırsın.Sen lazımsın bana paralar değil. Karısının halini gördükçe daha çok kahrediyordu kendine.Bütün gerçekleri anlatmak geliyordu içinden.Ama yapamıyordu,cesaret edemiyordu. - Sadece bana değil bize lazımsın sen. - Bize mi? O ne demek? - Hamileyim.Çocuğumuz olacak. Bu kez hıçkırıklarla ağlayan adamdı.Tutamıyordu kendini.Dakikalarca birbirlerine sarılarak ağladılar.Artık dayanamıyordu,her şeyi anlatmaya karar verdi karısına. Bütün gece konuştular.Şaşırsa da,gözyaşı dökse de kızmadı ona karısı.İnanıyordu çünkü bundan sonra kocasının bambaşka bir insan olacağına.Temizlikçi kadın yalanını anlattı o da.Bir iki hafta idare edebilecekleri kadar paraları vardı.Belki de sermaye yapacaklardı o paraları.Pazarda ufak tefek şeyler satarak geçinebilirlerdi. Gece boyunca, gelecek günlerle ilgili planlar yaptılar. Kocasının göğsünde uyuyakalmıştı. Şehrin dört bir yanından ezan sesleri geliyordu.Sabah olmuştu.Yeni bir gün başlıyordu. Üç kişilik yeni bir hayat.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Hayat Kaldırım Taşları Gibiymiş
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 49 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Bu Bir Oyundu Aysel (2son)
• Ecem Çevikdil • Yaşamdan Hikayeler • 75 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
21
Eylül
16
Mart
26
Mart
12
Mart
12
Mart
10
Mart
10
Mart
12
Mart
10
Mart
10
Kadınların Yaşı Sorulmaz
• Mert Sertdemir • Yaşamdan Hikayeler • 189 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
26 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||