Yeni Hayat Ama Nasıl?
Yaşamak, açık denizlerde küçük bir yelkenliyle yol almak gibidir. Kimi zaman güneş gülümser yüzümüze ve dalgalara adeta hareketsiz kalmalarını emreder. Rüzgar ılık ılık üfler, yolumuza devam etmemizi sağlar. Bazen de gökyüzü çatar kaşlarını ve öfkesini bizden çıkarmak istercesine yıldırımlarını gönderir üzerimize. Dalgalar korkularından titrerken biz, o küçücük teknecik, batmamak için dua ederiz. O koca okyanusun karşısında yapabileceğimiz başka bir şey de yoktur zaten...O an, hayatımız onun elindedir.
Bir tek hayat yoktur aslında. Hayatlar topluluğu vardır. İnsan, dünya üzerindeki varlığı süresince birden fazla hayat yaşar. Bebekliğimizi ele alalım. Kim anlatabilir bize o zamanlarını ? Hiç-kimse. Başka bir hayattı sanki değil mi ? İlk hatırladıklarımız, beş altı yaşlarında olduğumuz dönemlerdir. Anımsarız ama farklı bir zaman diliminde, başka bir hayat gibi algılarız o günlerimizi. Bütün ömrümüz değişik mekanlarda yaşanan değişik hayatlardan oluş-maktadır. Kimilerini çok iyi anımsarız, kimilerini hayal meyal veya hiç. Fakat şu da var ki, aralarında tam bir bağlantı kuramayız bu hayatların. O yüzden ben bu durumu birden fazla hayat olarak nitelendirdim. Çünkü yaşanmış olan farklı zamanlardaki o insan da farklıdır. Her saniye sonunda yeni bir hayata doğru yol alırız ve geride kalan artık soyuttur, yoktur. Yok olmuş, artık olmayan bir şey üze-rinde çalışmak imkansızdır. Oysa gelecek, ya da yeni hayat, henüz var olmamıştır ve bizi beklemektedir. Kısmen de olsa, bu yeni hayatı belirlemek bizim ellerimizdedir.
Hayatlar arasındaki geçişler de dikkatli olmalıdır. Molalar ve-rilip planlar, proğramlar yapılmalıdır. İnsan, kişisel dünyasına dönerek bir iç polemiğe girmeli, sosyal ilişkilerini analiz etmeli, En doğruyu, en iyiyi bulmaya, belirlemeye çalışmalı, bir restorasyona başlamalıdır.
Önemli olan, kendimizi, bu değişiklikleri algılayıp, analiz ederek, uygulama safhasına koyabilme yetisine sahip kılabilmektir. Bu da, geçmiş yaşamları tecrübe şeklinde yeniden değerlendirmekle olur. Gözardı edilmemesi gerek önemli nokta ise, geçmiş hayatların gelecekteki hayatlarla, birbirlerine bir zincirin halkaları gibi bağlı olduklarıdır. Bir de bunların arasında kalan şimdiki hayat vardır. Somut olan ve her anıyla şimdide yaşanan hayat. Bir kovalamaca, bir telaş, bazen bir kaos, bazen de müthiş bir düzen ve mutluluk tablosu, akıp gider zamanla raks ederek.
Acılar, sevinçler...
Ama yine de her şeye rağmen bu yeni hayatı aramalıyız. Onu bulduğumuzda, nasıl yaşayacağımız artık bizim ellerimizdedir, yeter ki, yeni hayata bakacak cesareti içimizde hissedelim...