Yeni Nesnellik
yeni nesnellik akımı, avrupa da savaşın ortaya çıkardığı çirkin, acıklı, korkunç görüntüleri resmediyordu.
almanya da mannheim şehir galerisinin yönetmeni g.f.hartlaub, 1925 te "yeni nesnellik. dışavurumculuktan sonra alman resmi" adıyla bir sergi açtı. sergi, birkaç yıldan beri hartlaub un topladığı, belli bir gerçekçilik eğilimini yansıtan resimlerden oluşuyordu. sergi büyük bir ilgi gördü ve başlığı, yeni bir sanat akımının adı oldu. serginin en önemli üç ressamı georg grosz (1893-1959), max beckmann (1884-1950) ve otto dix (1891-1969) idi.
gerçekte gerek bu üç ressam gerekse ötekiler, fovistler ya da kübistler gibi, sınırları belli, kapalı bir üsluba sahip değillerdi. paylaştıkları nokta, der blaue reiter ve konstrüktivizm gibi akımların soyutlaştırma deneylerinden sonra, figüre ve nesneye dönüş eğilimiydi. bir de, dışavurumcularda savaş öncesinde görülen o şiddetli ama soyut ve belirsiz umudun yerini alaycı ve karamsar bir bakış almıştı. her türlü hayalcilikten uzak, soğuk ve dikkatli bakışlarını, avrupa nın I.dünya savaşında adeta yırtılmış, parçalanmış toplumsal dokusuna yöneltmişlerdi. resimlerinin konularını, toplumda ve bireyin yaşamında rastlanan kasvetli, çirkin, gülünç, acıklı ve sakil görüntüler oluşturuyordu; ama yaklaşımları, özellikle de grosz unki, her türlü duygusallıktan uzaktı. gerçekte, bu üç sanatçı da sanat yaşamlarına dışavurumculuğun etkisi altında başlamışlardı. savaştan sonra dışavurumculuğun bir kanadı (kandinski) soyut resme geçerken die brücke grubu ve kokoschka gibi ressamlar da motif olarak insan figürüne ve nesnelere bağlı kalmışlardı. yeni nesnellik, bu çizginin, ayrıntılar yönünden daha gerçekçi bir devamıydı; die brücke deki öznelliğin yerini, katı bir nesnellik almıştı. beckmann, grosz ve dix, ayrıntılarda gerçekçilikle bütünde çarpıtmayı birleştiriyorlardı. aynı şekilde, şiire ve tiyatroya büyük ölçüde dışavurumculuk akımının etkisi altında başlayan bertolt brecht de bu dönemdeki şiir ve şarkılarında grosz unkiyle büyük paralellikler gösteren alaycı, saldırgan ve nihilist bir duyarlığı yansıtıyordu.
beckmann, grosz ve dix in siyasal yaklaşımları arasında da fark vardı. grosz ve dix, 1918 de kurulan ve dışavurumcuların sol kanadının da yer aldığı "kasım grubu" üyeleriydi. bu, savaşta yıkılan alman toplumunun gerek maddi gerekse manevi yönden yeniden kalkınmasına hizmeti amaçlayan sosyalist eğilimli bir sanatçılar topluluğuydu. öte yandan, grosz un dadacılarla da ilişkisi olmuş, fotoğrafçı john heartfield ile ortak kolajlar yapmıştı.
grosz ve dix in resimleri, karikatüre yakındı; grosz, 1929 da "aşk, herşeyden önce aşk" adlı bir albümde toplanan bazı çizimlerine yazdığı önsözde şöyle diyordu: "herşeyden önce aşk. bu başlık, burada işlenen konuların kişiler arası ilişkiler olduğunu gösteriyor. pekala ama benim çizimlerimin, tatlı, romantik aşkları anlatmasını beklemeyin. ben, bir gerçekçi olarak, kalem ve fırçamı, gördüklerimse genellikle pek romantik ve hülyalı olmayan şeyler. nedendir bilinmez daha yakından baktığınızda insanlar ve nesnelerde bir pejmürdelik, çirkinlik, anlamsızlık ya da anlam kaypaklığı belirir. benim eleştirel gözlemlerim her zaman konunun anlamı ve amacıyla ilgili bir soruyu içerir...ama çok ender olarak tatmin edici bir yanıt alırım. bu yüzden, bu eksik yanıtın yerine kendi grafiklerimi kağıda geçiririm. kesinlikle ayık ve gizemsiz bir biçimde! insanlar birbirlerinin yanından geçip giderler...biraz önce bulundukları yerde bazı boşluklar kalır; ben, bu boşluğu yakalamaya, kaydetmeye çalışırım. her yerde akılcı planlar ve düzenlemeler yapılıyor, yaşasın ilerleme, genel olarak insan ilişkileri yaşasın, özellikle de üreme yaşasın! elimi kaldırıyor ve bu ebedi insanlık yasasını selamlıyorum, ve tabii hayatın aldırışsız geçip gidişini de.."
otto dix in yapıtlarında ise, grosz un acımasızlığından farklı olarak, alaya aldığı, çirkinliğini vurguladığı olaylar ve durumlar karşısında daha yumuşak bir insani kaygıyı yansıtılıyordu. dix in resimlerinde, alman militarizmi, savaşın sonuçları gibi daha doğrudan siyasal konuların yanı sıra, yaşlılık, ruhsal güvensizlik gibi sorunlar da işleniyordu.
beckmann ise bu grubun dışavurumculuğa en yakın olan üyesiydi. resimlerinde, insan figürleri ve nesneler, hafifçe çarpıtılmıştı. kullandığı renkler, dix inki gibi soğuk ve acıydı. insan ve nesneler, havasız, sıkışık bir mekan içinde kapalı kalmış gibiydiler. her şey bir felaketin eşiğinde olunduğunu haber veriyordu. işlediği konular, genellikle ölümler, kıyımlar, kısır bekleyişlerdi. picasso, beckmann ın resimlerini "çok güçlü" bulduğunu belirtmişti.
bu üç sanatçı nazilerin iktidara gelişinden sonra almanya da yaşamayacak, avrupa nın başka ülkelerine ve abd ye göçeceklerdi. ancak başlattıkları akım, özellikle abd de siyasal içeriği boşaltılmış olarak "büyülü gerçekçilik" adı altında sürecekti.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :