Yenilik
Eski Eminönü meydanı sıcaktı, samimi havası farklıydı. Şimdi vapur’dan inince kafası karışıyor insanın, önce nereden karşıya geçeceğinizi düşünerek geniş yollara bakınıyorsunuz. O alt geçidi bulmak bir dert, karşıya geçerken karşınıza çıkan o mezbeleliği görmezden gelmeye çalışmak ayrı dert. Merdivenleri çıkınca Yenicami yine Allahtan orada karşınızda. Mısır çarşısı’na doğru yöneldim. Kaldırımda oturan dilenci beni görünce ezberlediği repliğini en vurucu duruşunu takınarak ve acınası sesiyle söylemeye başladı
“Allah rızası için bir sadaka verir misin?”
“Yanımda hiç nakit yok, kusura bakmayın. Kısmetse başka zaman” deyince
Dilenci oturduğu yerde geniş entarisinin eteğinin kenarından bir POS cihazı çıkardı
“Kredi kartı da olur, onu da kabul ediyorum.”
Şaşkın şaşkın bakıyorum, artık iş nerelere gelmiş, inanamıyorum. Ancak bu girişimcilik de süper, bir şekilde mükafatlandırmak da istiyorum
“İki lira olur mu?”
“Yok artık, en az beş lira çekiyorum. Ben bu parayı bankadan 45 gün sonra alıyorum. Üstelik bankaya da komisyon veriyorum.”
Sözleriyle aptallaştım. Memleketimin insanı ve bankaları sınır tanımaz hale gelmiş.
“Peki beş lira olsun” dedim ve kartımı uzattım.
Girişimci dilenci kartı cihaza soktu, rakamı tuşlarla yazdı
“Şifre rica edeceğim” diyerek cihazı uzattı. Şifremi girerken şaşkınlıktan öleceğim
Kartımı aldım, hayırlı işler dileyip gülerek ayrıldım.
Pazarda satıcıların kredi kartı ile satış yaptıklarını görmüştüm ama bir dilenci kafamı karıştırmıştı. Acaba bankanın bu POS cihazı dilenciye nasıl intikal etmişti?
XYZBank hem kaynak yapısını güçlendirmek hem de müşteri bazında tabana yayılmak için banka içinde çalışan personelini innovasyon yani yenilik konusunda yüreklendirme projesi başlatmıştı. Ertuğrul bankanın Eminönü Yeni cami şubesinde çalışıyordu. Genel müdürlük tarafından şubelerine sürekli hedefler verilir, bu hedefler de genel olarak şubelerle konuşulmadan yukarıdan doğrudan gönderilirdi. O şubenin işlem ve müşteri potansiyeli göz önüne alınmazdı. Her çalışan imkansızları başarmak için koştururdu, rekabet tüm sektörde çok çetindi.
Ne zaman banka dışına bir şekilde çıksa önünü dilenciler keserdi. Bunların günlük kazançlarının çok da hafife alınmayacak kadar olduğu da gazeteler tarafından hep yazılır çizilirdi. Aklına bu dilenciler ve onların nakit akışlarını bankaya yönlendirmek geldi. Onlarda serbest çalışan girişimcilerdi. Bunu yönetime nasıl anlatabilirdi? Hatta onların iyi yerde dilenenlerine POS cihazı bile verilebilirdi. Bu tam bir innovasyon’du ama nasıl anlatılacaktı?
Öncelikle bu fikrin çalışıp çalışmadığını belirli bir süre takip etmesi gerekiyordu. İşlem hacmi ve şubenin kazancı hesaplanmalıydı. Bir firma olması gerekiyordu, sonra yeniliğe açık dilencilerle konuşup fikrini kabul ettirmesi gerekiyordu. Bu işin fayda sağlayacağına dilencilerin ikna olması gerekiyordu.
Hem genel müdürlüğü hem de üstlerini böyle bir projede ikna etmek imkansızdı, ayrıca ticari bir hesap ve vergi dairesi kayıtları da gerekliydi. POS teklif etmeden önce bir süre birkaç dilenci ile konuşup onların günlük hasılatlarını bankaya yatırmalarını sağlamalıydı. Ama dilenciler iş kıyafetleriyle bankaya giremeyecekleri için onlar için gidip para alma ve hesaplarına yatırma işini o halletmeliydi. Gözüne kestirdiği bir dilenci ile bu konuyu konuşmaya karar verdi.
“Hayırlı işler, ben şu köşede gördüğün bankada çalışıyorum” deyince kadın şöyle bir yüzüme baktı.
“Allah rızası için bir sadaka”
“Ben sizinle bir iş konuşmak istiyorum” deyince yan gözle beni süzdü
“Saat altı buçuk’ta gelin, şimdi gölge etmeyin”
Kadının tavrı net, iş saatinde imajını bozmuyor.
O gün altı buçuk’ta iş çıkışı onun bulunduğu yere gittim. Yerinde yoktu, beni yanılttığını düşündüm. Tam gidecekken arkamdan birinin seslendiğini duydum
“Hey, bakar mısınız?”
Başımı çevirip baktığımda iyi giyimli bir hanımı gördüm
“Bana mı seslenmiştiniz?”
“Siz benimle iş konuşmak isteyen bankacı değil misiniz?” deyince şaşırdım. O dilenci kadın gitmiş yerine başka bir şehirli kadın gelmişti.
“Konuşun sizi dinliyorum” deyince lafı dolandırmadan konuya girdim.
“Günlük nakitlerinizi bizim bankanın şubesine yatırmayı düşünür müsünüz?”
“Neden, ne avantajım olacak? “
“Şubemiz yakın, paranızı sürekli takip edip yatırıma yönlendirebilirsiniz”
“Benim zaten banka hesabım var, yatırıma gelince yeterince yapıyorum. Başka bir şey?”
Ne diyeyim, ben bu tür bir karşılaşmaya göre hazırlanmamıştım. Ağzımı açamayınca iyi giyimli hanım hoşça kalın deyip ayrıldı.
Bunca yıldır tecrübem vardır, ağzım laf yapar ama şaşkınlıkla böyle hiç çuvallamamıştım. Projem daha baştan sona ermişti.
Geçen zaman da bu dilenci kadınla çok karşılaştık, hep beni tanımıyormuş gibi yapıp sadaka istedi. Bende inadına bir kuruş bile vermedim. Kış geçti, yeşillenen ağaçlarla çiçek pazarı kuş cıvıltılarıyla doldu. Öğlenleri işim olmazsa hava almak için yemek sonrası dolaşıyorum,
“Akşam üstü sizinle konuşmak istiyorum” diyen dilenci kadın beni şaşırttı.
“Bu sefer beni faka bastıramayacak, bakalım artık beni dinleyecek mi?”
Akşam iş çıkışı gittim, nerede diye bakınırken onu kenarda beklerken gördüm. Yine şık giyinmiş, bakımlı. Kadın için sanki hayat bir oyun, günde iki ayrı tablo yaşatıyor.
“Bana kredi kartı ile ödeme yapmak isteyenler için POS cihazı verebilir misin?”
Yok bu kadın benden beş adım ileride onun düşünce ve hareket hızına ben yetişemeyeceğim belli oldu. Şaşkınlıkla konuşabildim.
“Bir satış şirketiniz mi var? Onun için mi istiyorsunuz?”
“Hayır kendim için istiyorum, burada müşterilerime verdiğim hizmeti genişletmek istiyorum”
Ben öleyim daha iyi, kadının hayallerine ve vizyon’una bakar mısınız?
“Burada arada bazı kimselere fal da bakıyorum, kredi kartı kullanmak istiyorlar. Benden POS cihazı vermek için ne istiyorsunuz?”
Açık ve seçik şartlarımı soruyor
“Pekala, ben bankada hesabımı yapayım, ayrıca sizin de bir ticari bağınızın olması lazım. Sahi bir vergi dairesine kayıtlı mısınız?” diye sordum ama ne kadar saçma bir soruydu
“Tabii, bir çeyiz eşyaları pazarlama şirketim var, bu işinizi görür mü?”
“Olur, sizinle yarın yine bu saatlerde burada konuşalım.”
Ertesi sabah ilk işim hesap yapmak oldu, POS vermek için istenen bir işlem hacmi var mıydı onu öğrendim. Bu işin yaratabileceği riski düşündüm, her şey makul göründü.
“Size POS verilmesini sağlayabilirim. Ancak bankamızın da talepleri var. Pazartesi ve Cuma haftada iki gün şubeye hasılatınızı yatıracaksınız. Bu hasılat en az bir hafta vadesiz mevduatta kalacak. Bu miktar ortalama olarak aylık on beş bin liranın altına düşmeyecek. Ayrıca ilk üç aydan sonra Otuz beş bin lira da vadeli mevduat ortalaması istiyoruz. Bu para 120 günlük vadenin altında da olmayacak”
“Rahmetli annemin nikahını da ister misiniz?” diye sordu
“Rica ederim, ben size yardımcı olmaya çalışıyorum.”
Çantasından hesap makine’sini çıkaran hanım hesaplamaya başladı
“On beş bin lira yıllık % 18’den aylık olarak ortalama net %1,25 getirse demek ki 190 lira parayı da size vereceğim. Oh ne ala ne memleket”
“Bakın bana siz geldiniz, siz bilirsiniz.”dedim
“Tamam, tamam hemen zeytinyağı gibi üste çıkmayın. Bir orta yol buluruz.”
Karşımdaki şık hanım kendince birkaç hesap yaptı
“Bakın, Pazartesi ve Cuma günü para getirip yatırırım, bu para vadesiz mevduat olarak ortalama on bin lira’nın altına düşmez. Vadeli mevduat olarak da Yirmi beş bin lira ortalama kaynağı 90 gün vadeli hesapta tutarım. Ayrıca sizinle çalışmaktan memnun kalırsam bu miktar zaman içinde de artabilir.”
Kadının hesapları beni altüst etti. Meğer ne kadar yanılıp onu hafife almışım.
Şartlarını kabul ettim, en kısa zamanda şubede kendisine yeni müşteri şirket olarak ticari hesap açıldı. Ayrıca bir de şahsi olarak yeni hesap açıldı. POS talebi için en kısa zamanda onay geldi ve teslim edildi.
Geçen birkaç ay içerisinde şube’ye yeni kazandırılan bir müşteri bankanın en verimli çalışılan müşterisi olarak göze çarpmaya başladı. Şubenin vadesiz mevduat ortalaması yükselmiş, bu durum şubenin toplam maliyetini birkaç puan olumlu etkilemişti. Şubede karlılık da artmıştı
Ben durumu şubeye söyledim mi? Henüz hayır, bakalım bu işin sonu nereye varacak? Umarım müşteri bizim bankadan birilerine kartla sadaka teklifinde bulunmaz.