kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Yeryüzü Cehennemi

29 / 12 / 2006  Cuma tarihinde Doğu Kılıçoğlu tarafından eklendi, 491 kez okundu...

“  Yaramazlık yapmış bir çocuk gibi, gidiyordum gardiyanların peşinden. Karanlık,loş bir koridordan geçtik önce,10-15 metrekarelik bir odaya girdik.Hafif şişman,kalın bıyıklı olanı,odadaki genç irisi delikanlıya seslendi. -Sana bir müşteri daha Gürkan,arkadaşın saç bakımını yapıver. Gardiyanların gürültülü şekilde kahkahaları odayı doldur...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Doğu Kılıçoğlu

Doğu Kılıçoğlu







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yeryüzü Cehennemi


 

Yaramazlık yapmış bir çocuk gibi, gidiyordum gardiyanların peşinden. Karanlık,loş bir koridordan geçtik önce,10-15 metrekarelik bir odaya girdik.Hafif şişman,kalın bıyıklı olanı,odadaki genç irisi delikanlıya seslendi.

-Sana bir müşteri daha Gürkan,arkadaşın saç bakımını yapıver.

Gardiyanların gürültülü şekilde kahkahaları odayı doldurdu.Genç,bu espriye hiç tepki vermedi,buz gibi donuk bakışlarla süzdü sadece onları.Hareketleri oldukça ağırdı,tek sandalyeyi ayna asılı duvarın önüne çekti,boynuma örtüyü yavaşça sardı.

-Allah kurtarsın..dedi yavaşça.

Sağol,dedim..ama sesim duyuldu mu duyulmadı mı bilemedim.Makasın ritmik sesleri duyuldu daha sonra.Ve saçlarım lüle lüle dökülmeye başladı.Yere bakıyordum sürekli, içimde bin bir düşünceler dolaşıyordu.Bir kaç saniyelik öfke sonucu buralara düşmüştüm, işte.Zamanı geri alabilseydim keşke diye düşündüm,ama olmazdı ki.

-İlk günler çok zor gelir,uyuyamazsın,battaniyenin altına saklanıp ağlarsın Hocam. dedi yavaşça delikanlı.Şaşkınlıkla başımı kaldırdım.

-Öğretmen olduğumu nerden biliyorsun? Diye sordum.

Hafifçe gülümsedi.” Burada böyledir işte Hocam,sen daha gelmeden hikayen gelir.” Dedi.

Az sonra saçlarım asker traşı,gardiyanların arasında koğuşuma doğru yola çıktık.Koğuşa gitmeden,elime bir paspas verdiler ve tüm koridoru paspas çektirdiler.Çok zoruma gitmişti,utanıyordum,isyan ediyordum,ama elimden bir şey gelmiyordu.

Koğuşun demir kapısının sürgüsü gürültüyle çekildi, gıcırtıyla açıldı,arkamdan sert bir şekilde ittirilerek odaya girdim.7-8 kişi vardı içerde.Ne diyeceğimi,nasıl tanışacağımı bilmiyordum.İyi giyimli 40-45 yaşlarında gösteren biri “Allah kurtarsın” dedi,ardından diğerleri.Yanıma geldi,yabancı marka sigarasından bir tane uzattı..”Gel,otur bir çay iç,rahat ol”dedi.” Hepimiz de aynıyız burada.

Uzun boylu, yine 50-55 yaşlarında bembeyaz saçlı biri geldi,”Fazla düşünme,iyi bir savunmayla ilk mahkemede çıkarsın.”

Az sonra tüm koğuş ile tanışmış,muhabbeti kurmuştum.İyi giyimli olan Ali Rıza Bey,fabrika sahibiydi.Bir alacak verecek yüzünden,kalabalık bir yerde alacaklısına kurşun yağdırmıştı.Gerçi ölen kalan olmamıştı,birkaç yaralı vardı.Mahkemesi hala devam ediyordu.Bayaz saçlı olan Mustafa Bey,muhasebeciydi zimmetine para geçirmekten yargılanıyordu.30-35 lik Mehmet, komik bir adamdı,evli ve çocuklu olmasına rağmen, zamparalık yapmış,olay çıkarmış,kadını dövmüş ve tutuklanmıştı.Saçımı kesen Gürkan’da bizim koğuşta kalıyordu.O da araba hırsızlığından içerdeydi.Devamlı oda içinde volta atan,arada bir derin derin iç çeken 30 yaşarındaki yanık tenli,diken gibi kirpi saçlı Hasan ise, müebbetle yargılanıyordu.Köylerinde arazi kavgasına karışmış,amcası ve amcasının iki oğlunu öldürmüştü.Koğuştaki herkesin neşesi Murat adındaki gençti.Askerliğini bile yapmamıştı. Sevdiği kızı kaçırmış,kızın ailesi şikayetci olunca o da tutuklanmıştı.Kızın yaşı da küçüktü,evlenmeye söz verdiği halde,kızın babasının inadı yüzünden yatmaktaydı.Koğuşta bir de Aydın adında bir genç vardı,askerlik dönüşü arkadaşları ile içki alemi yapmışlar,alkolü çok kaçırınca ne yaptığını bilemez duruma gelmişti.Köylerinde tek başına yaşamakta olan yaşlı bir nineye tecavüz etmeye kalkmış,kadın direnince de boğarak öldürmüştü.

Benim hikayem ise daha değişikti.Görev yaptığım köyde iki kişi çalışıyorduk.O evliydi,yaşca da benden biraz büyüktü.Eşi ise ,zamanında onun öğrencisiymiş.İlk okula giden çocukları vardı.Arkadaş alkole çok düşkündü,aynı zamanda gece alemine de.Her akşam bir gazinoda alem yapar,ertesi gün ise uykusuzluktan kafasını kaldıramazdı.Dost tuttuğu söyleniyordu.Çoğu geceler o dostunun evinde kalıyor,kendi evine gelmiyordu.

Eşi bir gün bana açıldı,sorunlarını anlattı,yardım istedi.Arkadaşla konuştum,ama sonuç olumsuzdu.Bildiği yoldan şaşmıyordu,eşinden boşanacağını dostu ile evleneceğini söylüyordu.Ne kadar yaptığının yanlış olduğunu söylesem de,dinletemedim.

Köy odaları bir başka olur,geceleri odalara çıkar,ava çıkmış olanların vurdukları tavşan,keklik gibi et yemeklerini yemeye giderdik.Yemek sırasında alkol mutlaka alınırdı. Yine böyle bir gecede,yemeğimizi yemiş,alkolümüzü demlenirken,arkadaşım fazla kaçırdı.Ne dediğini bilemez duruma geldi,kaldırıp evine götürmek istedim,direndi.Ayakta zor duruyordu,üzerime yürüdü ve ileri geri konuşmaya başladı.

Tek bir sözü,kurşun gibi geldi bana.Sendeledim,sarsıldım…Eşi ile aldatmakla suçlamıştı beni..Hem de herkesin içinde…Ok yaydan çıkmıştı bir kere,yumruğunu yüzümde hissettim ve yere düştüm.Kan beynime sıçramıştı o anda.Yerden kalkıp,masa üzerinde elime geçen bıçağı savurduğumu ve onu baldırından yaraladığımı hatırlamıyorum.Birimiz hastaneye,birimiz tutuklu olarak cezaevine gitmiştik.Hastanede beni suçlayınca, tutuklu yargılanmak üzere girmiştim.

Ziyaretcilerimin çok olması,hele amirlerimin de ziyarete gelmesi,başta bana önyargı ile bakan cezaevi müdürü ve gardiyanları olumlu yönde etkilemişti.Daha sıcak ve yakın davranıyorlardı  artık.Arada sırada,Fabrikatör Ali Rıza Bey ile müdürün odasına gidip çay bile içiyorduk.

Alışmıştım artık,ders niteliğindeydi sanki burası.Sabretmeyi,alttan almayı,öfkeyi kontrol altına almayı öğreniyorum.Dış dünya ile burası çok değişikti.Eskiler “Yeryüzü Cehennemi” diyordu cezaevlerine.Anlamını öğrenmiştim artık.Kanunları bile değişikti cezaevinin.Bir kere suçlar bile önem sırasına göre sıralanıyordu.Namus cinayetinden yatanlara herkes saygı gösteriyordu,cezaevi personeli bile ayrıcalıklı davranıyordu onlara, en sevilmeyen suçlar ise hırsızlık ve sapıklıktı.Hırsızlıktan yatanlara iyi gözle bakmıyorlar, soyutluyorlardı.Sapıklıktan girenlerin ise hiç şansı yoktu,herkesten hakaret görüyor,en pis işlere gönderiliyorlardı.İtiraz hakları bile yoktu,zaten bu soyutlanmaya,aşağılanmaya fazla dayanamayıp,tek başına hücrede kalmak istiyorlardı.Küçük bir salon genişliğindeki koğuş avlusu,gökyüzünü görebildiğimiz,havayı soluyabildiğimiz tek yerdi.Malta deniyordu bu avluya.Her yemekten sonra,ikişerli,hızlı ve ritmik adımlarla avluda yürümeye Volta dendiğini öğrenmiştim.Ayrıca voltanın raconlarını da,yaşça büyüklerin volta atarlarken önlerine geçilemeyeceği,önlerinin kesilemeyeceğini filan.Ali Rıza Bey ve Muhasebeci en iyi konuştuğum insanlardı.Hele Ali Rıza Bey’den çok yararlı tecrübeler öğrendim.

20.gün Mahkemeye çıkacaktım ve çok heyecanlıydım.Ali Rıza Bey’in avukatı ile ceza evinde görüşmüş ve olayı anlatmıştım.Bu mahkemede çıkabilirsin de çıkamayabilirsin de demişti.Her şey arkadaşının vereceği ifadeye bağlı,eğer eşi ve seni aldatıyorsunuz şikayetinde ısrar ederse,bir süre daha kalabilirsin,mahkeme uzar demişti.

Dediği de oldu,arkadaş iddiasında ısrar etti,hakim de yeni delillerin bulunması ve bu konuda şahitlerin dinlenilmesi için mahkemeyi ileri bir tarihe ertelemişti.Kelepçeler takıldı ve cezaevine tekrar döndüm.Bir diğer üzüntüm ise,arkadaşım eşine boşanma davası açmıştı.İstemeden de olsa böyle bir olaya neden olduğum için suçluyordum kendimi.

Ali Rıza Bey,teselli etti o gün.

-Seni,o arkadaşının eşi kurtaracak Hocam,dedi.Ama yine de iki ihtimali düşünmek lazım,adam kadını boşayacak,kadın alnında haksız bir kara ile dolaşacak,anlattıklarından kadının sana güvendiğini anladım.Eğer,sokakta kalmaktan,kendisi için atılan iftiralardan korkup da,seninle ilişkisi olduğunu söylerse,durumlar karışır,tek kurtuluşun o kadınla evlenme sözü olabilir.Bu kötü ihtimal,ama çıkar da her şeyi doğrusu ile anlatır,kocasını suçlar,senin böyle bir şey ile ilgin olmadığını söylerse ikinci mahkemede çıkarsın.

Bir hafta sonra Ali Rıza Bey,kendi mahkemesine çıktı ve beraat etti,eşyalarını almak için geldiğinde uzun uzun sarılarak vedalaştık.Baba gibi sevmiştim onu,beni Muhasebeci Mustafa Bey’e emanet ederek ayrıldı.Bir hafta sonra ziyarete geldi,yiyecek,sigara,çamaşır filan getirmişti bizlere.Daha sonra hiç gelmedi,tatile gittiği haberini aldık.Ama yine de beni düşünmüştü,avukatını göndermişti bana,vekaletimi istedi avukat,kafa olarak rahatlamıştım artık.İşinin ehliydi avukat ve beraat garantisini vermişti.

Üç hafta sonra mahkemeye çıktım,ve Ali Rıza Bey’in açıkladığı gibi olumlu ihtimal oldu,kadıncağız benimle ilgili olumsuz bir şey söylemedi,aksine benim ona yardım ettiğim,intihardan bile kurtardığımı söyledi,hakim de beraat ettirdi.Sevinçten uçacaktım sanki,dünyalar benim olmuştu sanki.Eşyalarımı almak üzere son defa cezaevine gidecektim,

Uzun uzun vedalaştık koğuştakilerle,Gürkan, bana çok alışmıştı,gariban da birisiydi,yatağımı,battaniyemi ve diğer eşyalarımı ona bıraktım.Mustafa Abi ile baba oğul gibi kucaklaştık,ziyarete gelebilirsem gelmemi,gelemesem de önemli olmadığını söyledi. Dış kapıya kadar Gürkan bana eşlik etti,tanıdık gardiyanlarla da vedalaştım.Tel örgülerle çevrili duvardan dışarı çıktığımda yumdum gözlerimi bir süre,derin derin soluk aldım. Özgürlük bambaşka bir şeydi,İçerdeyken “Dışarı çıkarsam eğer,yeri öpeceğim demiştim” ama yapamadım,utandım.

Geride güzel dostlar ve dostluklar bırakmıştım.Bir de kazandığım olumlu tecrübeler.

Elimde valiz,bir caddeden yukarıya doğru yürürken,hızlı hızlı yürüyen bir genç omzuma çarptı,aldırmadım,yürüdüm.Bir sokağa saptım,iki genç kavga ediyorlardı,hiç bakmadım bile o tarafa.Durakta bir süre bekledim,otobüsüm gelmişti.Cam kenarına oturdum,başım cama yaslı,bakışlarım ufuklarda,yüzümde tatlı bir tebessüm.

Özgürdüm artık.

 




Telif Hakkı Uyarısı Yeryüzü Cehennemi isimli yazı, Doğu Kılıçoğlu tarafından 29.12.2006 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Bedis Kara
Bedis Kara / 18.02.2008
sevgili hocam..böyle sıkntılı bir süreçten yüzünüzün akıyla çıktıktan sonra inandımki her zorluk yenemez yüreginizi...rahatladım sagoln.

İvan Etliyan
İvan Etliyan / 2/24/2007
"baba oğul karşılaştıklarında nasıl yaparlarsa, öyle yaptılar..." bu benim kafamda eskilerden kalma bir cümle. * "Köy odaları bir başka olur,geceleri... " * güzelce yaşanılanı anlatmak gerek hikaye deyince. süslü cümleler ikinci planda.. * akıcı uslubun sahibi yazarı kutlar ve neden seyrek yazdığını sorarım.

Ferda Önenerk
Ferda Önenerk / 1/27/2007
Güzel bir yazi ibret alinacak. Bir anlik öfkelerin insani getirdigi yerlere bakmak lazim bu öykü o kadar güzel belirtmiski bunu. Çok çok güzel bir anlatim.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 1/24/2007
bu güzel bir hikaye ibret olmali insanlar okumali ellerinize saglik


Temmuz
5
Hasıraltı Çocuklar(27)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Temmuz
5
Ruhuma Salıncak Kurup Sallanan Kadın
Korhan BoraYaşamdan Hikayeler • 52 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Almanya Şekerleme ve Anılar
Erdem KapusuzYaşamdan Hikayeler • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
3
Dünyanın En Zengini
Hatice CevizciYaşamdan Hikayeler • 84 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
3
Hasıraltı Çocuklar(26)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 102 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Nisan
17
Sıfır Noktasında Yaşamlar
Doğu KılıçoğluSerbest Şiirler • 71 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
17
Bunalım Takılmalarım 11
Doğu KılıçoğluHayata Dair Denemeler • 83 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
12
Taş Hücrem ve Sen
Doğu KılıçoğluSerbest Şiirler • 92 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Şubat
12
Kal Benimle
Doğu KılıçoğluSerbest Şiirler • 127 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Şubat
12
Son Nokta
Doğu KılıçoğluSerbest Şiirler • 96 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
2
Kalp Kırmak Üzerine Söyleşiler
Doğu KılıçoğluHayata Dair Denemeler • 7186 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Mart
9
Bir Eski Dost
Doğu KılıçoğluDostluk Hikayeleri • 6991 kez okundu. • 35 kez yorumlandı.
Mart
4
Bir Nostalji Kültürü: Mektup
Doğu KılıçoğluHayata Dair Denemeler • 2790 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Mart
7
Hayvanlarda Adalet
Doğu KılıçoğluHayvanlara Ait Hikayeler • 1797 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Mart
17
Sarmaşık ve Günebakan
Doğu KılıçoğluEfsane Hikayeler • 1782 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Yeryüzü Cehennemi, Yeryüzü Cehennemi hikayesi, Yeryüzü Cehennemi hikaye, Yeryüzü Cehennemi nedir?, Yeryüzü Cehennemi hakkında bilgi, Yeryüzü Cehennemi hikayeleri, Doğu Kılıçoğlu hikayeleri, Yeryüzü nedir, Yeryüzü hikayesi, Yeryüzü hikayeleri, Cehennemi nedir, Cehennemi hikayesi, Cehennemi hikayeleri,






Okudunuz Mu?
BedriAdanır
Bedri Adanır




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Car Insurance | Life Insurance | Pay Day Loans | Horoscopes | Mortgages | Video | Arkadaş