kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Yılan


Yılan

Ömründe ilk kez duyduğu korkunç bir gürültüyle açtı gözlerini. Açmasıyla da, başından kuyruğuna kadar titredi kapkara. Bir süre kendini toplamaya çalıştı. Yattığı tasın altından çıksa mıydı, yoksa kıpırdamadan kalsa mıydı kestiremedi. Çok korkmuştu. Bir ara yeniden dışarı çıkmayı geçirdi içinden, fakat dışarıya bakar-bakmaz, çıkış deliğinin ağzını yarı yarıya kapatmış çayır yeşili ve köşeli nesneyi gördü, daha çok korkmaya başladı. Korkunç sesin o nesneden çıktığını anlayınca da, dışarı çıkmasının mümkün olmayacağını düşündü. Yarı uzanmış halinden toplanarak yuvasına kıvrıldı. Birbirine bağlı birkaç kara daire meydana getirdi ve dairenin tam ortasından basını, altında yattığı kayanın tavanına kadar kaldırdı, dışarıyı izlemeye koyuldu. Bir ara, nesneden çıkan cızırtı ve gürültüler arasından çıkan sesi tanır gibi oldu. Daha doğrusu sesin ne tür bir canlıya ait olduğunu tahayyül etti. Evet evet, emindi artık, sesin, daha, kısa bir süre önce kendisini kovalayan yaratıklara ait olduğundan. Ne çok korkmuştu. O gün biliyordu ki yakalansa canından olacaktı. Ne kadar düşmanca davranmıştı o yaratıklar kendisine. Halbuki daha önce onlarla karşılaştığını ve onlara bir zarar verdiğini hatırlamıyordu. Niçin canına kast ettiklerine hala bir anlam veremiyordu. O canlılara ait sesi duyunca yeniden aynı korkuyu duydu. Kararını vermişti. Kendini hızla dışarıya atacak ve ellerine yeniden düşmemek için olanca hızıyla kaçıp kurtulacaktı. Ama yine de tedbirli olmalıydı. Emniyetli bulmadığı yerinden çıkıp, daha emniyetsiz bir şekilde o canlıların eline düşmek de vardı.

Başını yavaşça dışarı çıkarıp etrafı bir kolaçan etti. Kendisini delirtecek gibi eden gürültülü ve cızırtılı nesneden başka bir şey görünmüyordu. Yeşil ve bir dikdörtgen şeklindeki nesnenin yanından, yavaş ve tehlikeli anlara karşı dikkatli olmak kaydıyla geçti. Hemen ilerisindeki ısırganların içine aktı. Bulunduğu yerden başını yavaşça kaldırıp, tekrar sesin geldiği nesneye baktı. Ses çıkaran yeşil nesne, az önce altından çıktığı taştan farksız duruyordu yerinde. Kimseye zarar verebilecek bir hali de yoktu. Ancak hiç bu zamana kadar ses çıkaran bir taş gördüğünü hatırlamıyordu. İyice meraklandı bu sefer. Cızırtılar arasında bu gürültülü yaratıktan çıkan bu sesi tanıyordu. Fakat bu iş nenin nesiydi ki, bu diğer taşlara göre renkleri canlı ve düzgün taştan çıkıyordu ses. Emindi sesin oradan geldiğine de, sahibinin şeklini şemalini tahayyül ettikçe oraya nasıl girdiğini ve o nesnenin neresinde saklandığının merakı deli ediyordu. Yanına yaklaşmaya karar verdi ve yavaşça nesnenin yanına doğru kaydı. Hemen önüne vardığında biraz durakladı tehlikeli olmayacağından emin olmak için dikkatli dikkatli baktı. Yeşil nesnenin kimseye zararı dokunamayacağından emindi artık. Sesin tam olarak geldiği yeri aradı. Bulduğunda da, şaşkın bir şekilde çatal diliyle yokladı. Sonra koku almaya çalıştı ne olabileceğini anlamak için. Belli belirsiz bir koku vardı ama ne dikkate değer bir kokusu ne de tadı vardı. Kulağını iyice yaklaştırdı. Aniden sesin ve cızırtının artmasıyla ürkerek geri çekildi ve bekledi. Sonra üzerinden sürünüp arkasına doğru kaydı, sağını solunu yokladı. Merakı iyice artmıştı. Ortasından kuyruğuna kadar olan bölümü ses çıkan nesnenin üzerinde, baş tarafı da arkasında olduğu halde altına girmeye zorlarken ses çıkaran yeşil nesne, sesin çıktığı tarafa devrildi. Korku ile geri çekildi ve yarı yerine kadar, başı yukarda, bir değnek gibi dikildi, vurmaya hazır. Aynı anda da başının üzerindeki dut ağacından sesler geldi ama, nesneden çıkan cızırtılı ses daha fazla olduğundan pek farkına varamadı. Dudun başındakiler;

- Yılan yılan

- He ya gara yılan emmolu. Baksana ıradoyu devirdi kafir.

- Soyhaya bak, değnek gibi dikildi. Alimallah adama bir vursa gebertir vallaha. hem de sokar değil mi emmolu.

- Ses çıkarma Hasan emmimi çağırak da vursun.

- Hani ki Hasan emmi?

- Baksana karşıda Fazlı emmiminen ekin biçiyorlar.

- Çağır çağır. Ben burdan enmem vallaha emmolu. Yoksa dudun başına da çıkabilir mi len

- Korkma korkma aslanım.O radyo ile meşgul baksana. Biz Hasan emmimi çağırak. Hasan emmiiii... Hasan emmiiiii...

Hasan emmi karşıdan;

- Ooovvvvv.

- Yılan emmi yılan. Gara yılan. Aşşada radyonun yanında.

Hasan emmi elindeki orağı destelerden birinin üzerine koyarak elliklerini beline

Takar takmaz koştu ve kamalak ağacında asılı silahı alıp dudun dibine gelmesi bir dakika sürdü. Çevrede ekin biçmekte olan bir-kaç kişi daha, biraz ekin biçmekten kaytarmak, birazda merak saikiyle koşuştular. Yılan, gelenlerden habersiz, radyonun etrafında dolanıyor. Bazan önüne bazan arkasına geçiyor üzerinden kayarak. Bazan da sesin ani şiddetlenmesiyle, geriye çekilip savunma şeklini alıyor başını ta yukarılara kaldırıp dikilerek.

Çevrede ekin biçmekte olan yayla sakinlerinden ak sakallı bir ihtiyar.

- Öldürmesen Hasanım. Bak tarlada desten var. Harman zamanı gara yılan öldürmeği eyi saymazlar. Eskiler anlatırlar ya Hasanım. Harmanda buğday yığınının etrafını dolanıp getmiş mübarek de. Ya sonra n’olmuş bildin herhal. Bilmiyorsan bilesin hasanım., harman buğdayınan dolup taşmış.

Hasan emmi;

- O dediğin hekaye Hafız Dede. Yılandan gelecek bereket eksik olsun. Sen tarlayı eyi bir sür. Sonra da dinlendir ek bideri ve ver gözüne gübreyi bak sen berekete Hafız Dede. Dedi gülerek, biraz da alaylı.

Hafız dede bir süre sustu. Dudakları kıpır-kıpır sakalını sıvazladı. Bir süre daha dudakları kıpır-kıpır bekledikten sonra elini Hasan emminin omuzuna koyarak tebessümle yüzüne baktı, kızgınlığını da belli ederek.

- Neler duyuyorum Hasan can oğlum. Yüzaltı yaşıma geldim, böyle laflar edildiğini duymadım bu yaylada. Bu tarlalar böyle olgunlaşmamış, yetmeden koparılmış laflar duymadı Hasanım. Hadi tövbe istiğfar et bakalım.

Hafız Dede daha sözünü bitirmemiş di ki, Hasan emmi yere çömelerek tüfeği patlattı. Yılan radyonun önüne kalın ve uzun bir kara hortum parçası gibi serildi. Gençlerden biri hemen elinde sopa, yarı korku ile yılanın yanına vardı. Sonra sopayı yılana takarak sürümeye başladı neşe ile. Etrafını irili ufaklı meraklı çocuklar kaplamıştı. Muziplikle yılanı çocukların üzerine “yedi yedi” diyerek savurdu. Çocuklardan biraz irice olanlar kaçtı. Kaçamayanlarsa, bir kısmı korkudan ağlar vaziyette, bazıları da neşeden gülerek üst üste yığıldılar. Çoğunun korkudan gözleri dışarıya fırlayacakmış gibi olmuştu. Orada bulunan bir yaşlı kadın;

- Muzaffer gevezeliği bırak da yılanın ağzına bir parça ekmek ya da kırmızı çaput koy. Dedi. Muzaffer;

- Ekmek koyarsam nolur ki bibi?

Yaşlı kadın, bilgiç bilgiç kasıldıktan sonra;

- Oğlum, ağzına ekmek koyarsan eşi gelmez. Yoksa eşini öldüreni bulur döver. Belki de sokar. Dövmek dedimse Allah, Muhammet (s.a.v) ümmetinin başına vermesin. Geri çekilip-çekilip gerp gerp vurur adama. En galın gırbaçtan kötüdür yılanın dövmesi. Amma ölü eşinin ağzına ekmek ya da kırmızı çaput konulursa; eşi gelir bakarmış ki ağzında ekmek var. “ hııım sen hırsızlık etmişsin, bu sana hak” der ağlaya ağlaya gidermiş.

- Eh bibi eh dediğin olsun. Hadi çocuklardan birine bir parça ekmek getirt de koyak. İstersen ekmeğin içine kaymak da koyak bibi ne dersin.

Bibi; yarı ciddi yarı şaka yerden bir çubuk alıp Muzafferin üzerine yürüdü.

- Sana şimdi kaymağı gösteririm geveze soyha. Kaçma kaçma. Kaçma da suratını değişeyim senin.

Hafız Dede tekrar Hasan emmiye yaklaşıp,

- Eyi etmedin Hasanım. Eyi etmedin. Hafız Dedenin sözü kız çocuklarının birinin ciyaaklamaya benzer sesi kesti. Çocuk parmağı ile işaret ederek;

- Bakın bakın. Diye bağırıyordu.

Hafız Dede, çocuğun gösterdiği yere bakmasıyle;

- Allahuekber. Diye bağırdı.

Hasan emmi başta olmak üzere, o tarafa bakanların gözleri yerlerinde fırlayacakmış gibi, kala kaldılar oldukları yerde. Çevre tarlalarda, oraya gelmeyip ekin biçmeye devam edenler de işlerini bırakmışlar, Hasan Emmiden ve yanındakilerden farksızdılar.

Nereden geldiyse bir hortum gelmiş, Hasan emminin, biçilmiş, sıra sıra ekin desteleriyle dolu tarlasının bir ucundan girip, öteki ucundan çıktıktan sonra, bir başaklar yumağını adeta hınçla, tarlanın hemen kenarındaki, kamalak ve meşe ağaçlarının başına çaldıkta n sonra hiç bir şey olmamış gibi kaybolmuştu. Görenleri asıl şaşırtan şy. Hortumun, Hasan Emminin tarlasının bir ucunda başlayıp öteki ucunda bitmesiydi. Yoksa daha önce görmedikleri bir afet değildi bu. daha tehlikeli hortumlar görmüşlerdi. Bir-kaç tarladaki desteleri, yığınları, hatta yurtları haymaları alıp nereye götürdüğü bilinmeden hortumun kaybettiği, dağıttığı olmuştu.

Hortum bittikten sonra, şaşkın şaşkın birbirine bakanların şaşkınlığını daha da artırdı Hasan emminin cebinden bıçağını çıkarıp kendi yurtlak yerine doğru koşması.

Hasan emmi kendine ait yurda varmasıyla, haymanın hemen altında bağlı danaya yaklaşıp, bağlı olduğu ipini kazığa yakın bir yerinden kesti. İpi keser-kesmez de dananın ön ayaklarına sarıp ani bir hareketle neye uğradığını anlayamayan dana yere daha devrilirken Allahuekber diyerek yönü kıbleye olan dananın boğazına bıçağı çaldı. Etraftan gençler yetişip, boynu kesilen dananın üzerine abanmasalar, belki de danaya Hasan Emminin gücü yetmeyecek ve dana geri kalkacaktı boynu kesik bir vaziyette.

Şaşkınlıktan yarı kurtulmuş kalabalık, kendilerine ve o yaylalara has tevekkülle Hasan emminin yurduna doğru yürüdüler. Çevre yurtlardan gayrı ihtiyari toplanan kalabalıklarla, Hasan emminin yurdu bir anda bayram yerine döndü.

On-onbeş dakika içinde sanki daha önceden planlanmış gibi, önce birkaç genç daha hasan emmiye yardıma koştular ve dananın etini çıkarmaya koyuldular. Uzak yurtlara ve tarlalara haber saldı bir-kaç yaşlı, gençler görevlendirip. Pınarların çevresinde oynayan çocuklar, az ilerideki ceviz ağaçlarının gölgesinde davarını yatağa vurmuş çobanlar, ekin biçen gençler ve yaşlılar, harmanlara şelek çeken kadınlar, kızlar, gelinler, evde günlük işlerini yapan analar, haymalarda torunlarına bakan nineler bir anda doluverdiler Hasan Emminin yurduna.

Öğle sonuna hemen yakın en uzak tarlardan bile hemen-hemen gelmeyen kalmamıştı. Uzaktaki çobanlar ve yurtlaklarda kalan mallara bakanların dışında. Yapılacak işlere bir anda karar veriliyor. Herkes kendisinin yapabileceği işi sanki ulu bir emirmiş gibi, buyurulmadan üstleniyor, Umulmadık işler ortaya çıkıyor ve o umulmadık isler anında yapılıyordu.

Önce, Hasan emminin haymasında bulunan ve yakın yurtlardan getirilen çulları yerlere serdi allı-güllü giyinmiş kızlar ve gelinler. Çulların üzerine karşılıklı serilen rengarenk minderlerle uzun bir sofra oluşturuldu. Kim akıl etti, nasıl akıl etti kimse bilmeden; Gelinler, kızlar, delikanlılar, orta yaslılar ve ihtiyarlar bir anda büyük bir kalabalık ve iştah içinde, hortumun, Hasan emminin tarlasının hemen yanında bulunan kamalak ve meşe ağaçlarının başına çalarak dağıttığı desteleri toplamaya başladılar. Her şey bir anda öyle tabii ve inanılmaz derecede olmuştu ki, dehşet bir ahenk ve neşe vardı ortada. Başakları toplayanlar çalışıyorlar mı, eğleniyorlar mı belli değildi. Bir anda az yukarıdaki harmanın ortasında başak yığını büyümeye başladı. Başaklar o kadar dikkatle toplandı ki. Yerde ve dalların üstünde bir tek başak kalmadığı gibi, ulaşılamayacak kadar yüksekte, ağaçların tepesindeki birkaç başağı da düşürmek in çocuklar yarışa girdiler kuş avladıkları sapanlarla. En son Topal Hürü bibi, bayırdan zorlukla çıkıp, eteğine topladığı başakları “bismillahirrahmanirrahim” diyerek yığının ortasına attı. Bir tek başak bile kalmadan toplanmıştı. Kayıp olsa olsa, çevrede uçuşan kuşların alıp götüreceği kadar olabilirdi.

Zaman geçirilmeden başaklar harmanın ortasına yayıldı. Arkasından üç çift öküz üç döğene koşularak arka arkaya dönmeye başladı. Kalabalık bir cemaat ile kılınan ikindi namazında bile durmadı harmanın sürülmesi. Döğenler çocuklara bırakılarak kılınmıştı namaz.

Güneş, okçu boynundan aşmak üzereyken çocukların “yemeğe, yemeğe” diye çağırmaya başladıklarında, harman çıkarılmış, buğday çuvallanmış, saman iri harallara basılmış, harmanın yan tarafına istiflenmişti bile.

On-onbeş metre uzunluğundaki sofranın başına toplanmaya başlanıldığında, öğleden beri okunan kuran-ı kerim sürmekte idi. Hafız Dede “sadakallahulazim” diyerek, devam etmesi in talebelerinden birinin gözlerine bakması yetti. Zaten sabırsızlıkla “devam et” diye gözüne bakılmasını bekleyen genç devam etti okumaya.

Yaptıkları işleri bitirip. Pınarda ellerini ve yüzlerini yıkayanlar kurulana kurulana, Hasan Emminin yurdunun önüne dizilmiş minderlere kuruldular. Kadınların bulunduğu sofradan çocukların ara-sıra huysuzlanarak ağlamalarından başka çıt ses yoktu ve herkes okunan kur-an’ı dinliyordu.

Hafız dede başını kaldırıp, gözleriyle kalabalığın içinde Hasan emmiyi buldu. Hasan emmi de Hafız Dedeyi kullanmaktaymış ki hemen göz göze geldiler. Hafız dede işaret ederek yanına çağırdı. Hasan emmi gayet uysal bir şekilde gelip, mahcubiyetle yanına diz çöktü.

- Harman ne kadar geldi Hasanım. Dedi.

Hasan emmi başını kaldırmadan;

- Bire-sekiz geldi Hafız Dede. Allahın keremine şükür.

Aynı anda iki-üç metre yüksekte, başları hizasında bir patırtı oldu. Herkes gayrı-ihtiyari başını patırtının geldiği yöne çevirdi. Rüzgar yerden bir gübre torbasını kaldırmış, patır putur sesler çıkartarak uçuruyordu. Hafız Dedenin de, Hasan emminin de gözleri uçmakta olan gübre torbasında mıhlandı kaldı. Hafız Dede belli belisiz gülümsedi. Hasan emmi mahcup ve yüzü kıp-kırmızı başını yere eğdi. Hafız Dedenin yüzüne bakacak takati kalmamıştı. Yılanı öldürmeden önceki sözlerini hatırlayarak “affet Allahım” dedi içinden.

Hafız Dede yüksek sesle, uzun uzun dua ettikten sonra;

- Hadi öğününüz bereketli olsun. Afiyetle. Diyerek duasını bitirdi.

Dua süresince, Hasan Emminin dudakları sürekli kıpır-kıpırdı. En son yemeğe o başladı.



Yılan
Yazı Sahibi
Hasan Ejderha
Hasan Ejderha tarafından 29.11.2005 tarihinde eklendi 1532 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Perihan Zeyfeoğlu yazıyı favori listesine aldı...
Soluk soluğa okudum. Yüreğinize sağlık. tebrikler.


6/25/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
5
Kurban Bayramımız Mubarek Olsun
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
Ali Osman TaşlıcaYaşamdan Hikayeler • 22 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
Ali Osman TaşlıcaYaşamdan Hikayeler • 16 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Bir Anjiyo Hikâyesi
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aysel/69
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 57 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
19
Kar
Hasan EjderhaHayata Dair Denemeler • 256 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Roman Ne Anlatır
Hasan EjderhaEleştiri Makaleleri • 692 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
21
Taş Ağır Gök Yere Uzak
Hasan EjderhaBaşkaldırı Şiirleri • 307 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mayıs
24
Unutma Onu Kalbim Yokluğuna Talibim
Hasan EjderhaKlasik Şiirler • 330 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Mayıs
23
Ceylanların Susuzluğu Beni Yakıyor
Hasan EjderhaKlasik Şiirler • 326 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
2
Baba Bu Gün Dağlar Yeşil Boyandı
Hasan EjderhaYaşamdan Hikayeler • 3170 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
3
Dedemin Hikayesi
Hasan EjderhaAnı Hikayeler • 1824 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
29
Yılan
Hasan EjderhaYaşamdan Hikayeler • 1533 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ağustos
2
Babamız Gelince
Hasan EjderhaYaşamdan Hikayeler • 1322 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
4
Maraş`ın Cezbeli Gülleri
Hasan EjderhaYaşamdan Hikayeler • 1196 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Yılan, Yılan hikayesi, Yılan hikaye, Yılan nedir?, Yılan hakkında bilgi, Yılan hikayeleri, Hasan Ejderha hikayeleri, Yılan nedir, Yılan hikayesi, Yılan hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Hybrid Car Rental | Internet Advertising | Per Insurance | Mortgage Calculator | Chat Php Scripts | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul