kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kişisel Hikayeler

Yitik Kelimeler Diyarı


Yitik Kelimeler Diyarı


Uzun bir yolcululuğa çıkma zamanı gelmişti artık. Yitirdiğim zamanı kovalama ve büyük sorgulamadan geçme zamanı. Kimsesiz kalanın ben mi yoksa kelimeler mi olduğunu bilmeden, yazar eskilerinin kaç para ettiğini bilmeden öylece yalın ve kendi başına. Çünkü yazmak, kendi başına kalmanın kağıda şifrelenmesinin bir yoluydu belki de. Bu şifreyi bilen kaç kişi kalmıştı, onlar neredeydi şimdi . Korku ve karamsarlık sen bekledikçe üstüne geliyordu sanki. Ben mutluyum ve mutluyken yazamıyor insan zırvalaması daha ne kadar oyalayacaktı beni. Doğurganlığı yitirmiş olmak bu dişi duyguyu kaybetmiş olmak belki de itirafı en zor gelendi bana . Yola çıkmanın zamanı gelmişti. Herkesin gittiği bir yön vardı hayatında, bense yolunu kaybetmiş gibiydim. Hayat o kadar sankilerle doluydu ki bu hengamede varlığımdan bile şüphe duyar olmuştum. Kim çıkaracaktı beni bu kör kuyudan. Bir giden yol olmalıydı bilinmeyen istikamete. Şehiriçi tabelaları bu yönü gösterir miydi, yoksa şehirlerarası karayollarda kara talihe küfrederek gezinmek miydi çözüm? En çok bu karanlık boğmuştu beni , belki acı bir fren sesi belki donuk ve anlamlandıramayan bakışlar. Sonra bir anda gidememek , öylece kalmak olduğun yerde. Gazete sayfalarından bir yorgan üstüne ve bir sonraki günün gaztelerinde kısa ve anlamsız bir haber olmak. Kim bekler seni , acından kim kavrulur bilmeden öylece kardeş olmak toprağa. En çok o zaman gitmek istedim , bu karmaşasından dünyanın . Elim nicedir varmıyor kaleme , gitmek sadece gitmek istiyorum. Bizim gibilerin var olduğu bir yer olmalı, kelimelerini yitirmişlerin yurdu.
Nerede başladı bu hikaye, asıl adam ve asıl kadın kimdi bunu bulmalıydım herşey yok edilmeden önce. Sesleri çalınmış, sessizliği öğrenmiş bu insanlar topluluğu sesini kimlere kaptırmıştı öğrenmeliydim. “Önce kelime vardı” demişti büyük üstad, bir bildiği olmalıydı. Konuşma kartonlarıyla koca bir hayat geçmezdi ki. Konuşmalıydık . Sesli ve sessiz harfler çıkarmalıydık peşpeşe ve bunlar bir anlam ifade etmeliydi. Öncesi ve sonrası , dünü ve yarını , gerçeği ve yalanı olmalıydı tüm bunların. Yoksa yalan söyleyen kelimenin kendisi miydi? O kadar çok yalan söylenmişti ki doğru kelimeler terk etmişlerdi buraları , böyle sessiz ve çaresiz bırakarak bizi kendi dünyalarına, kendi diyarlarına geri dönmüşlerdi. Giderken onlarsız yapamayan asıl adam ve asıl kadını da almışlardı yanlarına , o yüzdendi bunca öyküsüz kalmam. Artık kurgu öyküler zamanı geçmiş “anlatsam roman olur” devri başlamıştı. Ne zaman atlamıştık bu çağları, gerçeğin ne olduğunu anlamadan nasıl gerçek yaşamlara dalmıştık. Bu işin sonu yok biliyorum, öyle hızlı ki zaman şimdi yazdıklarım bile geçmişe gömülüyor. Sessizlikte keramet var demiş olmalı birileri. Kelimeler insanı aldatır, biz size kandırılmamış kelimeler getirdik demiş olmalı. Yolculuk bu yöne belli oldu artık, zaman çalınan kelimeleri bulma zamanı. Her kelime bir hayatı götürdü bizden çünkü , artık kapıda beklemek yok girip almalıyız onları.
Geçmişe uzanmak gerekiyordu bunun için. Önce kelimeleri kronolojik sıraya koymak gerekiyordu. İlk ne söylemiştim , benim söylediğimi diğerleri de söylemiş olmalıydı. Kapıda herkes sırasını bekliyordu mutlaka. Bana neler söylenmişti, ilk olan hep temizdir. Bir şeyler var hatırladığım ama çok eski değiller, yakın zaman ne kadar yakın bilmiyorum, tüm sorun da buradan çıkıyor zaten , unutmak, dün olanı bugün unutuyoruz, yada ben unutuyorum. O zamandı işte, birkaç zaman önceydi diyelim. Biliyorsun herşeyin bir bedeli var demişti, oysa bilmiyordum. Hayatım boyunca duyduğum en önemli şeymiş gibi dinledim onu. Oysa bahsettiği ufak ve önemsiz birşeydi. Kendisini öylesine veriyordu ki anlattığı şeye, insan korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığını sanıyordu. Bunu neyle açıklayabilirdi insan. Ben , kendi hesabıma böylesi ufak ve önemsiz şeylerin böylesi rağbet görmesini anlamamıştım , şimdi anlıyorum kandırılmış kelimelerle ancak bu kadar oluyordu demek ki. Boşluğa dikilen gözlerimi ona doğru yönlendirdim. “Haklı değil miyim ?” diyordu. O an anladım doğru kelimElerin beni terk ettiğini , tek söyleyebildiğim Nikaragua’ya trenle gitmem gerektiği oldu. Ok yaydan çıkmıştı artık doğru söze ne denir diyemezdim böyle bir durumda, cehennemin dibine gitmem gerektiğini hatırlattı. Kalktı gitti sonra , özneyi bile hatırlamıyorum şimdi, edilgen bir hal almalı o zaman tüm bu anlatılanlar. Yaydan çıkan okun hedefi belliydi artık. Bir anda aklıma o kadar çok şey gelmişti ki. İlk aşk maceralarım geldi mesela , ocak müdavimi karpuzcu, bankalar caddesi, terk ediliş lokantası, boynuzlanma pastahanesi, ilk bakış okulları hepsi birden geliyordu. Ama topladığımda o zaman tüm bu betimlemeleri yaşadıklarımın ne kadar az olduğunu anlıyordum. Ok meselesi öyle hızlı büyüyordu ki zarar vermeden neticelenmesi mümkün görünmüyordu. Yıkık omuzlarla, üzerimde hiçbir yük taşımamanın ağırlığıyla gidiyordum . Kendime eskiye veriyordum (demek o zamanda böyleymişim) . Her yıkkınlık sonrası bizim zamanımızda böyle değildi diyordum, oysa öyle bir zamandan söz etmek bile mümkün değildi. O zaman olsa olsa “tunç devri” olur diyecektim daha sonraları. Her şeyin bir hayal perdesi üzerinde oynatıldığı saplantısı o zamanlar yerleşti kafama.
Eskimiş şarkı sözleri gibi hissediyordum kendimi. “Adımız miskindir bizim”le başlayıp “eskiden karpuz idik” ile biten şarkı sözleri gibi. Ama tam o sıralarda “çalgıcı karısı Binnaz” devri başlamıştı. Tüylerimin diken diken olduğu bir mevsime giriyordu sevgili ülkem. Daha doğru ve dürüst kelimeler terk etmemişti bizi , biraz daha sabretmek istiyorlardı. O zamanlar daha Olric’le de tanışmamıştım. Güzel düşler ülkesi diye birşey uydurmuştum, Utopia gibi kendine münhasır bir ülke. Kelimlerin göç mevsimine yakındı zaman, belki “ben sizin babanızım” manzumesinin yazılmasından kısa süre önceydi. Güzel düşler ülkesinin Türkiye temsilciliğine aday olduğum günler. O ülkede kelimeler kendi anlamlarında kullanılırdı. Herkesi takip eden donanımlı ajanları vardı mutlaka. Kendilerinin ne kadar şanslı olduklarını anlamaları için halklarına burada geçen zırvalıkları anlatırlardı. O zamanlar çok aradım o ülkeyi. Olmayacak yerlerde sabahladım, kağıt yığınları üstünde , akşamdan kalma düşlerimi şarap –leblebi kahvaltlarında erittim. Sonra geçti herşey . Unutmak ne büyük erdemdi. Bir onu unutamayacaktım belki de, yola gidip dönemeyeni.
Kalemle tanışmama bağlıydı bunların hepsi. Kalemle ve yazıyla tanıştıktan sonra her şey zincirleme bir trafik kazası gibi gelişecekti çünkü. Küçük bir çocuktum o zamanlar , şiirle mani arası şeyler karalıyordum, etrafımda bunu yapan pek fazla insan olmadığından ben de farklı birşeyler olduğunu sanıyorlardı. Oysa yazdığım aldatılmış bir toplumun aldatılmış kelimelerinden başka birşey değildi.


Evet zamanı gelmişti yola çıkmanın , anılar o kadar kesik kesik ve zorlayıcıydı ki başa çıkacak gücüm kalmamıştı. Ama özgürlük kelimelerin ucundaydı. Yazmak , bir anlamda yaşamaktı benim için. Hayatta kalmak için gitmek gerekli , yitik kelimeler diyarını bulmak gerekli.



Yitik Kelimeler Diyarı
Yazı Sahibi
Dündar Bayram
Dündar Bayram tarafından 30.1.2005 tarihinde eklendi 1302 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
çok güzel şiirlerin var güzelmiş


10/27/2007 tarihinde yorumlandı.

nereye saklanırsa saklansın umutlarımızı kaybetmemeliyiz. o kaçsın biz kovalayalım. hem nereye kaçabilecek. sınırlarını bizim çizdiğimiz dünyada.


10/25/2007 tarihinde yorumlandı.

yüregine selam...


10/25/2007 tarihinde yorumlandı.

Ihlamur çiçekleri öksüz kaldı.Acımız büyük,acımız ortak,acımız çok acı...........


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, geride kalanlara da başsağlığı. AMİNNNN.... ALLAH RAZI OLSUN.


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

SİZE SONUNA KADAR KATILIYORUM EMEL HANIM. SİZİN GİBİ GENÇ VE ÖZELLİKLE BAYANLARIN BÖYLE DUYARLI OLMALARI GÜNÜMÜZ GENÇLERİNE ÖRNEK OLMALI. YAS HEPİMİZN YASI, ŞEHİT HEPİMİZİN ŞEHİDİ.


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

duygu dolu yazınız için teşekkürler. duygularımız ve duygusallığımız hep aynı. herkes için rahmet, herkes için başsağlığı dilerim. buna hepimizin ihtiyacı var sanırım.


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

Tek cümle yazacağım ; Y A S T A Y I M


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

Tek cümle yazacağım; Y A S T A Y I M Ertuğrul ERDOĞAN


10/22/2007 tarihinde yorumlandı.

hikayeniz çok güzel ama yazilari çok küçük


28.11.2006 tarihinde yorumlandı.


Kasım
30
Gereksiz İnsan
Hatice TaşdelenKişisel Hikayeler • 89 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Kasım
25
Zencefil
Tuğba MartinKişisel Hikayeler • 93 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
Serpil EmirKişisel Hikayeler • 93 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
Gökhan DemirağKişisel Hikayeler • 121 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
Gökhan DemirağKişisel Hikayeler • 85 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
26
İlham Perisi
Dündar Bayramİronik Hikayeler • 1284 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
26
Yıkık Şehir
Dündar BayramYaşamdan Hikayeler • 812 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
26
Başka Şehir
Dündar BayramAşk Hikayeleri • 1327 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
22
Anonim
Dündar BayramSevgi ve Aşk Denemeleri • 1950 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
22
Sahipsiz Mektuplar
Dündar BayramMektup Hikayeleri • 1638 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Aralık
24
Bir Sonraki Ayrılık
Dündar BayramDostluk Hikayeleri • 4151 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
30
İstanbul`da
Dündar BayramDostluk Hikayeleri • 3436 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
22
Anonim
Dündar BayramSevgi ve Aşk Denemeleri • 1950 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
22
Sahipsiz Mektuplar
Dündar BayramMektup Hikayeleri • 1638 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
4
Birşey Gibi Kötü
Dündar BayramAşk Hikayeleri • 1545 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Yitik Kelimeler Diyarı, Yitik Kelimeler Diyarı hikayesi, Yitik Kelimeler Diyarı hikaye, Yitik Kelimeler Diyarı nedir?, Yitik Kelimeler Diyarı hakkında bilgi, Yitik Kelimeler Diyarı hikayeleri, Dündar Bayram hikayeleri, Yitik nedir, Yitik hikayesi, Yitik hikayeleri, Kelimeler nedir, Kelimeler hikayesi, Kelimeler hikayeleri, Diyarı nedir, Diyarı hikayesi, Diyarı hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgages | Credit Counseling | coupon-zone.com | Fast Loans | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul