Yol GünlüğüYol GünlüğüGidiş o dur ki, yolun sonunda dönmek olmaz. Dönüş o dur ki, döndüğünde bekleyenin olur. Her gidişin bir dönüşü var mıdır bilinmez. Gerçek yol, kalpte başlayıp kalpte bitendir. Salim seyyah, kalbe girip orada gömülendir. Zemherinin ortasında kalpte kavrulan kestaneye benzer aşk. Kestaneler soğursa tadından yenmez olur!#Giderken Yazılan Hayallerimdeki yolculukla başlıyorum bitmeyen yolun izini sürmeye. Rastladığım harikalar çepeçevre kuşatıyor gönül sarayımı. Balıksırtı kıvrılan yollarda harcanan ömürlere bedel ne kurulan barikatlar, ne yaylı tümsekler… Hiçbiri kendince bir anlam ifade etmiyor. İvmesi bol, lastik bir tekerin üzerine bindirilmiş hantal bir gövde gibi yokuş aşağı kucağına yuvarlanıyorum. Bütün engeller, üzerine tuz dökülmüş buzlar gibi eriyor. İplik gibi ayaklara dolanan bu yollarda paltosuna bürünmüş karanlığı yardıran bir yabancı görünüyor. Aklım, hürriyetim çepeçevre kuşatılmışken gittikçe uzayan bir gölge gibi bazen saplanıp kalıyorum çıkmaz sokaklara. Üfürükçüler meclisinde kapana kısıldım, yüzümü nereye dönsem pervane gibi ağızlar kasvet rüzgârları estiriyor. Bir karış aklın içinde dolanan vesveseler, zarı delinmiş kulak gibi çınlıyor. Daha kaç kez dinleyeceksin benden bu havaları bilmiyorum. Bittikçe kaset başa sarıyor. Hiçbir uyuşturucu, içimde tekrarları yankılanan bu sesleri susturamıyor. Zamanla yarışıyorum yollarda ve kim bilir kaç kez yolların tozunu alıyorum. ‘Yolların Prensi’ oluyor lakabım. Gaza basarken yolun sonunda seni düşlüyorum. Hızla geride kalırken haftalar, jilet keskinliğinde rüzgârlarla dans etmek hiçte fena fikir değil! Yaşam, sadece şu andan ibaret olsaydı bütün ömrüm sana sarılmakla geçerdi. Bu mücadele tutkusuyla doluyken dağlardan yüce bir kudretin sırtımda pervazlandığını hissediyorum. Yavuz bir ejder gibi yere sağlam basıyor ayaklarım. Herküller ordusunun içinde dalgalanan sancak gibiyim. Tokmaklanan davul gibi gür ve tok çıkıyor sesim. Ancak susmayı tercih ediyorum. Aynalarda görünen sahte suretlerin arasında zaman zaman kaybediyorum rotamı. Virajların keskinliği, rampaların dikliği bir süre sonra gözümü karartıyor. Karanlıkta izliyorum seni. Gözbebeklerim büyüyorlar. Ancak gündüz vakti belirginleşiyor yüzün. Devasa bir uçurumun ya eşiğinden ya beşiğinden dönüp sana geliyorum. Şarampolün dibinden de olsa tırmanıp çıktığım düzlük sana giden yoldan başkası değil. Bu yırtılmış hissiyatımla bilmem ki senin gibisine ne demeli. Yarı yolda mola veriyoruz. Tutulan dizlerimiz açılıyor, adımlarımız büyüyor. Yorgunluğumuzu güzel manzaralı bir mola yerinin sıcak çaylarına emanet ediyoruz. Doğayla iç içe, yolculuğumuz devam ediyor kaldığı yerden. Son durağa yaklaştıkça gözlerimde bir simetri beliriyor. Parmaklarımıza konacak, iki D’li arasında mekik dokuyan, aklını kozada bırakmış, eflatun kanatlı bir kelebekten başkası değil. Kesişen iki halka içinde zikrediliyor isimler… Yol boyu hatıralar kazınıyor şerit çizgilerine. Oysa şeritleri kendimiz belirliyoruz. Bu yola çoktan bir isim verilmiş. Birbirine yaslanan iki yolcunun dudaklarından dökülen sözcüklerin söyledikleri de hep aynı: ‘Nasipten öte yol mu var?’ Bütün yollar dosta giderse ne bu yol biter ne yollar yolcusuz kalır. Yolun bu kilometresinde nazımlar da yollar gibi kavis çiziyor ve içimizde yankılanan, kulaklarımızda fısıldanan bütün sesleri susturup dinliyoruz: Bir yolculuk bu; dünde başlayan, Kavisli yollardan geleceğe giden Aşk halatıdır bizi sıkıca bağlayan Önce çözer, sonra bağlar yeniden. Kilometre taşı düşmüş başımıza! Parıldayan alınlarımızı gelip öpmüş Bu yolculukta girmişiz yeni yaşımıza Hız göstergesinin ibresi kopmuş. Yollara anlatıyoruz pembe sevdamızı Kendimizi yolların kollarına bırakıyoruz İkimizde çiziyoruz kendi rotamızı Biz ki, yollardan dereler gibi akıyoruz ‘Haydi’ diyor yollar; ‘bırakın molayı’ Bizlere özlemini ışıkla sunuyor… Her şeyin vardır diyor bir kolayı Karanlıkta farlarımız kendinden sönüyor. Müsaade istiyorum mola yerinden İkimiz aynı anda kalkıyoruz. Sarsılıyorum seni görünce derinden Ve aşkın masasına ‘ümit’ kazıyoruz. #Dönerken Yazılan Dönüş yollarında demetleniyor gidişte açılmamış çiçekler. Açan her çiçek yenibahara gün sayıyor. Virajların yorduğu tekerler soluklanırken yine mola yerinin demli çayı yudumlanıyor. Düşünceler ümide kilitlenmiş, direksiyona zincir vurulmuş. Adeta başka şey düşünmek haram. Güzelliklerden yol bulup ümitten bahsetmek için bahane olmuş bütün yolculuklar. Yıllar öncesine uzanan bir yolculuğun ‘hey gidi günler’ hatırası olarak çıkacak karşımıza bugün. Birazdan uyku gözlerime kapaklanacak. Kelebek olduğum rüyasını göreceğim yine. Bu kez ona kadar saymanı dahi beklemeyeceğim parmağına konmak için. Dünyanın en mesut kelebeği olacağım. Keşke bu rüyadan hiç uyanmasam… Dün bu saatlerde uyanmıştın. Birazdan yine uyanacaksın. Köpük köpük dalga sesleri işiteceksin. Hayrolsun inşallah diyeceksin. Kâğıt gibi buruşuk ağzı, yağmur gibi dolu gözleri olan bir çocuğun buruk özrünü dinleyeceksin. İçinden bu kaçıncı diyeceksin ama elden ne gelir. Uslanmazın utanması da yok… Dönüş yolunda toplayarak ilerliyorum geride bıraktığım bütün ayak izlerini. Kimsenin haberi olmasın istiyorum bu yolculuktan. Ne kadar uzaklaşmış olsam da gittiğim yollardan sana geri dönüyorum. Bu küçücük bir yolculuktu seninle yine sana yaptığım. Büyük bir yolculuk var gelecekte. Her seyahat, büyük seferin bir kilometre taşı sadece. Bu molanın, sona yakın en son mola olmasını diliyorum. Bu mola da bitiyor. Fakat sabaha yakın ümit şafağında güneşler tüllenirken yollar uzadıkça uzuyor. Yolcu yolunda gerek. Başka bir yolculukta buluşmak üzere… Her gidişin bir dönüşü oluyor Rotası sana dönük yolculukların da... Özlem varken gözler yaşla doluyor Kendimi buluyorum güvercin soluklarında Sana dönülen bu yolculuktan Birkaç yüz kilometre kaldı geriye Dönüp baksam şöyle bir geriye Gülüşüm kaldı ağlayan bir çocukta.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 27 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 36 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
30
Ekim
30
Ekim
24
Ekim
21
Ekim
21
Ağustos
25
Soğuk Sözlü İlık Yüzlü Sıcak Japon
• Deniz Yaşar • Dostluk Hikayeleri • 880 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
6
Mayıs
12
Mart
1
Eylül
9 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||