Yolculuğu Deneme(k)Yolculuğu Deneme(k)Yolculuk.Yolda olma hali, “yol”a ait olma hali. Aslında çokta basit değildir ama çok ucuz bir kavramdır. Her şey için yolcu olunabilir, her yolda olan kendini yolcu sanabilir. Kısacası çoğu kez yanlış kullanılan, çoğu şeyin o olduğu sanılan bir kavramdır. Zira her yolda olan yolcu değildir. Şayet ulaşacak bir yerin varsa yolcusundur, ama bir amacın yoksa sadece yol alıyorsundur. Bunun ayırtına varmak ise her babayiğidin harcı değildir. Kısacası yolculuk her insanın algılayabileceği kadar basit değildir, yolculuk ciddi iştir. *** Evet şimdi anladım neden bu denli çok yol öyküsü vardır, hatta sadece yol üstüne yazılan romanlar, yol üstüne kurulan edebi hayatlar vardır. Neden yazarlar yoldayken daha iyi yazar. Neden yoldayken yazılan yazılar güzel olur. “ Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar... Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya, Ulukışla yolundan Orta Anadolu`ya.” Çünkü yolculuk zaten başlı başına yaratıcıdır. Sonu bilinmesi şöyle dursun, olan anı bile bilemeyeceğiniz bir kavramdır. Yine sıradan bir yolculukta – yolculukların sıradanı bile olağanüstüdür - Faruk Nafiz Çamlıbel’in kaleminden düşen dizelerdir yukarıdakiler. Hala anlamlıdır, hala yürek titretir. Çünkü Han Duvarları bir yol şiiridir. *** Yolculuk esnasında her an heyecan bulabileceğimizi unutmamalıyız. Bu heyecanı bulmak için Orient Express yolcusu olmakta şart değil, Agatha Christie’e de ihtiyacımız yok. Basit bir heyecan için bir otobüs, bir muavin kafidir. Muavin’in bilet kontrolü etmesi, yada sadece çay servisi yapması hepimizde bir heyecan yaratmaz mı. Bir silkelenir, bir heyecanlanır, sanki muavin bize Kuantum fiziğinden bir şeyler soracakmış gibi ufukta muavin göründükten itibaren düşünürüz., çay mı yoksa kahve mi ? Yada en azından ben heyecanlanıyorum, ne yapayım hala içimdeki o kahrolasıca çocuğu öldüremedim sanırım. *** Murathan Mungan’ın Kadından Kentler adlı kitabında bir öykü okumuştum. Adı “Kanat Turizm’in Sayın Yolcuları”. O öyküde bir konuya değiniyor ki, o konuda psikoloji veya sosyoloji dalında tez bile yazılabilir. “Otobüste uyumak.” Şu an bir otobüsteyim, etrafıma bakıyorum, uyumak için deli cesareti, peygamber sabrına ihtiyacım var. Hadi deli cesaretini anladıkta, neden peygamber sabrı diyenler mutlaka olur, çünkü bazı insanlar dizginleyemezler o zıpçıktılığı. Şöyle izah edeyim; dik vaziyetteki koltuklarda uyumak kesin Çinlilerin bulduğu bir şey olmalı. Zira bariz Çin işkencesidir bu. Beliniz ağrır, iki büklüm olursunuz. Kafanız öne düşer, ufak çaplı bir beyin sarsıntısı geçirirsiniz. Ki yanınızda oturan hiç tanımadığınız insanın omzuna başınızın düşme ihtimalide bir hayli yüksektir. Yatırsana koltuğu be kardeşim diyenlerde vardır aranızda, şaşmaz. Evet evet var duyuyorum seslerini. Ama yatıramıyorum, ne zaman binsem otobüse önümdeki yolcu kendine küçük çaplı bir yayla kurar. Zaten gereğinden fazla uzun olan bacaklarımı deforme eder, olmadı inat ettiysem de ufak yaylanma hareketleriyle bacaklarıma baskı uygulamak suretiyle beni tehtid eder. Bu koltuk 180 derece yatabiliyor haline şükret der gibi. Bense koltuğumu o kadar geriye yatıramam, yatırsam da bir faydası yoktur, ne olursa olsun bacak hep altta kalacaktır. Ve hep ezilecektir. Evet bunlar sudan bahaneler, biliyorum. Ama yapamıyorum, üstüme gelmeyin işte ya-pa-mı-yo-rum. Biraz fazla ahlaklı veya saygılı olabilirim veyahut korkak, bilemeyeceğim siz söyleyin. Neyse konumuz otobüste uyumaktı, bu koltuk mevzusuda peygamber sabrının gerekliligininden çıkmıştı. Üstünden biraz zaman geçti belki hatırlayamayabilirsiniz. Gelelim deli cesaretine. Uyuduğunuz an en savunmasız halimizdir ve biz tanımadığımız yaklaşık 45 kişinin içinde gönül rahatlığıyla uyuruz ve hiç mi hiç çekinmeyiz. Bence çekinmeliyiz. Tabikide bizi öldürecek değiller ama başka nedenlerim var, hepsi çok sağlam nedenler. Mesela uykudan kalktığımız an, hani şu çapaklı halimiz, gergedan ağzı gibi ağzımızı açıp esnediğimiz nefesimizin ölü bir domuzu diriltecek kapasiteye ulaştığı an. En mahrem, en çirkin halimizdir. E peki nerde kaldı sosyal güdülerimiz, yalan mı oluverdi birden. Yada kaçımız uyurken horlar mıyım acaba diye düşünür ve bunu göze alamayıp uyumaz. Muhakkak ki çok azımız, zira şu an yan koridorda benim hizamda oturan bir adam horluyor. Hemde ne horlama, başımı dayadığım otobüsün camları birazda onun yüzünden titriyor. Amcam gayet iyi giyimli. İtibarlı birisi olduğu belli. Belkide ünlüdür bir yerlerde, belkide bir yazar bir dergide. Ama şu anda sadece horlayan adam. Bana göre huşu içinde horlayan, otobüstekilere göre tü kaka adam. Ve ilginç olan bir noktada hiç kimse onu uyarmıyor, kaldırmıyor. İnsanlar onun hakkında konuşup alay ediyor, homurdanıyor, fısır fısır konuşuyorlar. Cık cık cık sesleri tempolu bir şekilde çıkıyor, arada bir ses aaa yeter ama diyor sonra susuyor. Ve şimdi düşünün otobüstesiniz, önemli birisisiniz – herkes önemlidir – ve horluyorsunuz. Hiç kimse sizi uyarmıyor. Ama sizin hakkınızda büyük bir cadı kazanı kurulmuş, atalım şunu otobüsten diyenler bile var. Hayal edebileceğiniz son noktaya kadar küfürü hakareti yiyorsunuz. Derken uyanıyorsunuz. Ve insanlar hala fısır fısır sizi çekiştiriyor. Etraftan kötü bakışlara maruz kalıyorsunuz. Alın size en az beş seans psikolojik terapi ihtiyacı. Dedim ya, yolculuk zor iş. Not: Nerden başladık nerde bitirdik bende anlamadım. Zaten yazıya Varan Turizm’in Susurluk tesislerinde başladık, Gebze’nin girişinde bitirdik. Denizlide temize çektik. E olsun o kadar değil mi.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yolculuğu Deneme(k) isimli yazı, Emre Kundakçı tarafından 06.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Gel Benimle Çok Çok Uzaklara
• Asude Kökbek • Deneme / Karalamalar • 16 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Ekim
20
Eylül
6
Ağustos
23
Ağustos
19
Ağustos
8
Nisan
14
Haziran
12
Nisan
22
Mayıs
4
Şubat
14 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||