Yutturmak !Yutturmak !Ahh Ah !Neden böyleyiz ? Neden yutturmaya çalışıyoruz ? Neden her an gerilim yaşıyoruz ? Neden doğal yaşamıyoruz ? Neden birşeyleri örtmeye, kamufle etmeye enerji harcıyoruz ki ? Örneğin, Askerlik zamanı : Tuğay komutanı denetlemeye geleceği haberi geçen hafta alınmış. Karakolun bahçesindeki ottan, duvarındaki çiviye kadar herşey düzeltilecek. Bazı araçlar yıllardan beri kullanılmaktan artık iyice eskimiş. Ama hala kayıtlarda olduğundan, çaresizlikten kullanılıyor. Eski model ama hala çalışıyor. Denetlemeye hazırlık amacıyla her defa olduğu gibi, yine boyanıyor. Boya boya üstüne sürmekten kat kat olmuş. Yakından bakınca , elini sürünce yer yer çukurlar, kabarıklıklar hissediliyor. Ama olsun. Uzaktan bakınca temiz görünüyor ya o yeter...!!! Komutana yutturulur, yani... Yerse ! Örneğin, Ev hali : Evde çocuklar evi dağıtmışlar. Salonda oyuncaklar halıya saçılmış. Defterler, kalemler masanın üzerinde dağınık. Açılan kurşun kalem yongaları halıya kadar savrulmuş. Evin annesi mutfaktan sesleniyor. Çünkü akşam gelecek misafirler için ikram hazırlığında, iki ayağı bir pabuca girmiş... -Çocuklar salonu toplayın. Şimdi gelecekler, diyor... Çocuklar ise, tamam anne, deyip, televizyondaki diziden gözlerini alamıyorlar. Ortalığı toplamaya gerek olmadığını düşünüyorlar... Az sonra kapı zili çalıyor. Eyvah, geldiler !!! Neyse ki daha alt kapıdalar. Kapı otomatiğini açmaya bir çocuk giderken diğeri masaın üzerindekileri kitapları gazeteliğe tıkıştırıyor. Masadaki kalem yongalarını eliyle çabucak toparlıyor, üfleyerek tamamen yok ediyor. Halıya dökülenleri, çaktırmadan, halının altına saklıyor. Oyuncakları olduğu gibi çekyetın altına saklıyor... Çekyatın üzerindeki önceden dökülen meyve suyu lekesini örtmek için serilen örtüyü de düzeltti mi tamamdır. Salon misafire hazır... !!! Misafire yutturulur, yani... Yerse ! Örneğin, Pazarda bir tezgah : Tezgaha domatesler dizilmiş. Hepsi de aynı boyda, mübarekler. İri iri, kıpkırmızı. Şöyle önden bakınca hepsi, albeni, diyor... Ama tezgahın arkası nasıl? Çürük, yamuk, her türlüsü var. Dışarıya görülen başka, arkası, içi başka... Müşteriye yutturulur, yani... Yerse ! Örneğin, susuzluk : Beş gündür evde sular kesik. Her gün duş yaparken, iyice huzursuzlanmışsınız. Bir şişe suyla silinmeye çalışıyorsunuz. Temiz çamaşırlar giyiyorsunuz. Kokular sürüyorsunuz. Saçların yağlılığını örtmek için, jöle sürüp, taramışsınız. Olmadıysa bir kasket takarsınız... Temiz görünüp günü kurtarırsınız, böylece... Çevrenizdekilere yutturulur, yani... Yerse ! Örneğin İş yerinde: Tam bilmediğiniz bir konu önünüze gelmiş. Biraz biliyorsunuz ama tam olarak hakim değilsiniz, diyelim. Kendinden emin görünerek, bildiğiniz yan konuları ön plana çıkartırcasına konuşmaya devam ediyorsunuz. Maksat durumu kurtarmak olsun. Amacınız, diğer konulara dikkati çekip zayıf kaldığınız kısımları örtmek... İşyerinde yutturulur, yani... Yerse ! Örneğin, arkadaşınız bir konuda çok üzülmüş. Ağlıyor. Aslında siz onun üzüldüğü şeye pek önem vermiyorsunuz. Ama zil takıp oynayacak haliniz olmadığı için, sahte maskeler takınmışsınız. Üzgün ifadeyle sessizce bakarken, falanca maçta kaç gol atarızı düşünüyorsunuz, veya elinizdeki mendile göz yaşı burun salgısı karışımınızı silmeye çalışırken, falancanın üzerindeki elbisenin çok pahalı olduğunu düşünüyorsunuz... Diğerleriyle göz göze gelince maskeyi kuşanıp, tek başınızayken burun kıvırdığınızı sadece siz biliyorsunuz... Ortam kurtarılır, yutturulur, yani... Yerse ! Bence: Mert olsak, bilgili olsak, kendimize saygımız olsa, çevremizdekileri sevsek boş yere enerji harcamazdık. Temizlik ayrı şey, fonksiyonel olmak ayrı şey. Temiz görünür ama işe yarar mı diyebilmek lazım... Görüntüden önce sağlıklı olmasını düşünmek lazım... Temizlikten önemli sağlıklı iletişim ön planda olması lazım ... Timsah göz yaşlarıyla dost göz yaşlarını ayırt edebilmek lazım... Bilgili olmak lazım... Sevgili olmak lazım... Dürüst olmak lazım... Etin değil, eti yöneten beynin, vicdanın namusunu önemsemek lazım... Kamuflajın altındakini önemsemek lazım. Yememek lazım... Yutmamak lazım... Kesinlikle ben yemem. Bana yutturamazlar !!! Ya siz ? 13.08.2008 / Dr Haluk Namdar
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Yutturmak ! isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 13.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
23
Sessiz Çığlıklarımı Duy Öğretmenim!
• Gülşen Yılmaz • Hayata Dair Denemeler • 32 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Kasım
23
Sanal’dan Gerçeğe (22kasım)
• Nesrin Göçtürk Kaya • Hayata Dair Denemeler • 41 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
11
Ekim
23
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 196 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||