Yüzleşme
6 / 4 / 2008 Pazar tarihinde Ezgi Güven tarafından eklendi, 144 kez okundu...
“gözlerini penceresine değen yağmur damlalarına dikmişti.yavaş yavaş aşağı doğru süzülüşlerine dikkatle bakıyordu.nasıl bir psikoloji içindeydi?çok kırılmış,çok kırmış,vicdan azabı içinde derin derin soluyordu.nefes almakta güçlük çekiyordu az da olsa.içi sıkılıyordu.havadandır dedi.kasvetliydi,varoluşundaki yokluğa takılmıştı.hayata direnmeye ça...” Okuyucu Puanı ;
Yüzleşmegözlerini penceresine değen yağmur damlalarına dikmişti.yavaş yavaş aşağı doğru süzülüşlerine dikkatle bakıyordu.nasıl bir psikoloji içindeydi?çok kırılmış,çok kırmış,vicdan azabı içinde derin derin soluyordu.nefes almakta güçlük çekiyordu az da olsa.içi sıkılıyordu.havadandır dedi.kasvetliydi,varoluşundaki yokluğa takılmıştı.hayata direnmeye çalışıyordu,yağmur damlalarının pencereye tutunmaya alıştığı gibi.tam kıyısından mı yakalamıştı yaşamı?geçmişi silmek zorundaydı geleceğe gidebilmesi için,geleceğin geleceğine inanmak zorundaydı.bardağındaki meyve suyundan bir yudum aldı.içmeyecekti bu gece,sarhoş olmayacak ve kendisiyle yüzleşecekti.çok uzun zamandır kaçıyordu karanlıklarından.karşılaşsa yanacaktı cayır cayır,cehennemde gibi.ateş şimdiden korkutmaya başlamıştı.dışarda fırtınalar kopuyor,gök gürlüyor,aydınlık sadece bir anlık şimşek çakmasından ibaret.koltuunda daha bir gerildi.iç çekti.sesli düşünmeye başlamıştı,sanki yanında biri varmış gibi ama kocaman boşluk.düşündü.baba ne demekti.bilmem diye cevapladı ses tonunu değiştirerek.baba demek nasıl bir duyguydu.gerçekten bilmiyordu.hiç içinden gelerek baba diyememişti,yaşayamamıştı. paramparça bir ailenin çocuğuydu.yalnızlığını yoldaş bilen,hep gözlerinin içi gülen bir çocuk.ağlamak ona göre değildi,korkardı gözlerinden bir damla yaş düşmesinden.yastığına sarılır ağlardı yine karanlık gecelerinde.aradan geçen yıllar hatta günler bile büyütmeye yetmişti onu.içindeki çocuğu öldürmemekti tek dileği.en büyük hatasıda bu değilmiydi?büyüyeli,o masum küçük kızı öleli çok olmuştu ya da zaten ölü doğmuştu. öyle zamanları ardı ki nedenlerinde kaybolur ama sonunda hiçbir nedeninin olmadığını görürdü.işte yıllardır belkide bu gerçekle yüzleşmekten kaçmıştı.güvenmek inanmak hataydı.kimseye güven olmazd.o babasına bile güvenememişti.herkes gidecekti birgün ve o gün yine yalnız kalacaktı,tamamen yalnız.kendinide kandıramayacaktı.bu düşünceler kemiriyordu beynini.ne olursa olsun birine güvenmek zorundaydı.işte tam bu anda çıktı karşısına.sığındığı en sakin limanıydı.güvendi,inandı.başından beri bildiği şeyin gerçek olacağını unutmuştu.o da gidecekti.aylar geçtikçe acı acı öğrendi bunu. çok sevmişti,deliler gibi aşıktı.bir sabah içi acıyarak uyandı.tüm gün aynı sancıyla kıvrandı.vardı böyle yanmasının bir nedeni.en sevdiği,en güvendiği başkasının kollarında uyanmıştı.öğrendiğinde duyacağı yanında o gün hisettiği hiçbirşeydi.alev alevdi içi.kabuslarla uyuyup ağlamalarla uyanıyordu.herşeye rağmen devam etmeli,bırakmamalıydı.gittiği yere kadar dedi.katlanabilirdi herşeye.peki canından çok sevdiği nerdeydi şimdi?o bu kabuslarla boğuşurken neredeydi?hani hiç bırakmayacaktı?yalan mıydı seni seviyorumlar,asla gitmeyeceğimler?o aşkla bakan gözleri sahte miydi,masum dokunuşları?sarhoş değildi ama uyuşmuştu.hiç olmadığı gibi hissediyordu;çaresiz,sebepsiz,nefessiz.bitmişti artık,geçmişi unutmalıydı ama nasıl? nefessiz kalıyorsa almamalıydı soluk.nasıl böyle sevebilmişti?sordu kendine yine. yağmur iyice hızlanmıştı.camı açtı,yüzüne çarptı damlalar.gözlerini kapattı,soluğunu tuttu.mutfağa yöneldi.mutfak tezgahının üzerindeydi sigarası.bir tane aldı ve ocağı açtı,yaktı sigarasını.derin bir iç çekiş daha.sonra dolabı açtı.en keskin bıçağı seçti.onun adını kazımaya başladı koluna.kalbinde açtığı yerden çok daha küçük bir alan ama daha görülür bir yerdeydi en azından.kanlar akıyordu ve durdurmak için hiç çaba sarfetmiyordu.evin içinde dolaşmaya başladı.çıplak ayakları soğuk parkelerde geziniyor ve attığı her adımda gerisinde bir damla kanını bırakıyordu.birşey arıyoru sanki.bultu aradığını;halatı...daha önce defalarca aklına gelmiş olsada deneme cesaretini bulamamıştı hiç kendinde.şimdiyse hazırdı.salonun ortasında kocaman bir kanca vardı.dikkatini çok çekmişti.bir sandalye aldı ve sakince geçirdi halatı kancadan.o şarkıyı açtı.onun sesiydi son dinlemek istediği.tekrar çıktı sandalyeye.bir an durakladı.nefesini tutup gözlerini kapattı.geçirdi son halkasını boynuna.itti sandalyeyi ayaklarının altından,kaydı.onsuz nefes almak bile harammış ona.bu günahlarına birini daha eklemiş olmanın acısı,onsuz geçirdiği zamanın sancısı,güvenmekten duyduğu vicda azabı ve yüzünde herşeye rağmen takındığı,başarmaktan duyduğu hazzın en büyük belirtisi,hiç suratından düşürmediği tebessüm...huzura kavuşmuştu.sonun balangıcından ona onu ne çok sevdiğini söylemek isterdi ama cansız bedenindeki kesikler herşeyin göstergesiydi.
Tavsiye Et :
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Haziran
26
Haziran
6
Mayıs
5
Nisan
10
Nisan
6
Nisan
10
Nisan
2
Haziran
6
Mayıs
5
Nisan
6 |
![]() |
|
||||||||||