kayit
Google Özel Arama
22 Kasım İzmir Buluşması! Katılmak için Tıklayınız...
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Memleket Hikayeleri

Zağar


Zağar

Eylül güneşinin bütün ısısını kemiklerinde hissetmek için açtı perdelerini. Camdan dışarıyı izledi Gökçe; koşuşan çocuklar, sararmış otlar ve biraz ilerideki henüz yaprağına ölüm değmemiş kavaklar.


Her şey henüz tam olarak sararıp solmamış ve henüz ilk günleri olsa da; Eylül’dü işte yaşanan. Bütün ağaçlar ve bitkiler son meyvelerini vermiş, dallarındaki son yaprağın düşüp ölecekleri güne kadar; can çekişmeye bugünden başlamışlardır artık. Sanki kumandayla televizyonun bir kanalından diğer kanalına geçmişçesine, keskin ve aniden gelmişti Eylül ve yanında getirdiği hüzün. Ama onu asıl acıtan bir başka hüzündü. Oyun çağı ve genç kızlığı hep kitapların arasında geçmişti ama şimdi bin pişmandı okuduğuna. Okumak ona ne iş kazandırmıştı ne de toplum gözünde bir itibar; boynunu büküp tekrar doğduğu köye dönmüştü işte. Okuldan atıldığı için daha okulunu bile bitirememişti zaten. Gariban anne babasının ve kardeşinin onca yıllık rızkını boşa harcadığına mı üzülsün, bitiremediği okuluna mı? Kızdı kendi kendine ve başladı söylenmeye: “Neyineydi senin okumak? Yaşıtlarının okula giden çocukları var, hepsi bağında bahçesinde çalışıyor. Ukalalık edip okudun, aldın mı işte boyunun ölçüsünü? Köy danasından öküz olmaz demişti ninen de burun kıvırmıştın. Bana yaptığın masraflara değecek, okulumu bitirince seni adam gibi yaşatacağım demiştin babana.” Pencereden geri çekilip gelen güneşin hiçbir zerresini heba etmemecesine, uzandı kilimin üzerine.


Güneş kemiklerini ısıttıkça o düşündü; bazı anlarda dişini gıcırdattı, bazı anlarda gözyaşı setlerini yıkıp çağladı. Hocasının, “sınıftan çık” deyişi yankılandı beyninde; ağlayarak, bir suçlu gibi sınıftan çıkışını ve üniversiteye bir daha gitmeyişini düşündü. İnancıyla geleceği arasındaki tercihi inancından yana kullanmıştı. Verdiği karardan pişman değildi ama bir yandan da içi durmadan yanıyordu işte…



- Ooo doktor hanım, öyle kendi halinize oturacağınıza az da evin işleriyle ilgilenseniz diyorum. Çocukluktan beri hiçbir işe elini sürmedin, senin yerine hep ben çalıştım. Artık diyorum şu kültürlü elleriniz bir işe yarasa. Hayvanların yalağına su döksen de, şifa niyetine doktor elinden bir su içseler.

Seslenen kardeşiydi, aralarında bir yaş vardı. Kızcağız ne kadar söylenip, alay etse haklıydı. Babası ikisini aynı anda okutamam diye, ona okulu bıraktırmıştı. O okuyamamış ve haliyle evin bütün işi de ona kalmıştı. Üstelik okula gitmediği için yıllarca hep ikinciliğe razı olmuştu; ailesi ona hep ikinci öncelikli davranmıştı. Bir şey alınacaksa önce Gökçe’ye alınır, para artarsa kardeşine de alınır veya ona kalitesiz, ucuzu alınırdı. Ve Gökçe’nin okuldan atılmasına hiçbir zaman anlam veremedi, hep “ne olacak, başını açıp girseydin” dedi.

Gökçe, tamam anlamında başını sallayarak kalktı yerinden. Evin önünden aldığı helkeyi köy çeşmesinden doldurup geldi; aynı işlemi defalarca tekrarladı. Yalağı doldurmak yarım saatini aldı ama bu arada hava alıp biraz açılmış oldu. Aniden kafasında bir ışık belirdi, onlar ilk derse alınmadığı zaman bir adam gelmişti yanlarına. Sakallı ve iyi giyimli bey direnmelerini ve eylem yapmaları gerektiğini, kendisinin onların arkasında duracağını söylemişti. Türkiye çapında mağazaları olan bu işadamı hepsine kartını vermiş ve istedikleri zaman gelebileceklerini söylemişti; okuldan atılmaktan korkmayın, ben sizi istihdam ederim demişti. Doktor olamamıştı belki ama gidip bu adamdan iş isteyebilirdi, böylelikle ailesine karşı sorumluluğunu yerine getirirdi.



Orta Anadolu’nun bir kentinde yaşayan Eftim’in işleri gayet yolundadır. Savaş çıkınca Rum komitacılara yüklü bir para yardımı bile yapmıştır. Ama savaş istedikleri gibi bitmemiş, Yunanlılar yenilerek Anadolu’dan atılmıştı. Lozan Antlaşması yapılmış ve mübadeleye karar verilmişti. Kimsenin haberi yoktu ama Eftim, Yunanistan’a gönderileceklerini öğrenmiş ve bir çıkar yol aramaya koyulmuştu. Yaşadıkları topraklara ihanet eden Rumlar trenlerle Yunanistan’a gönderilirken Eftim, karısı ve oğlu Artin ile gizlice Konya’ya geldi. Kendisini balkan göçmeni bir Türk olarak tanıtıp isimlerini de gizledi; kendini Ethem oğlunu ise Ahmet olarak tanıttı. Eftim sakal bırakıp Müslümanlar gibi camiye de gitmeye başladı. Amacı hem ileride yapacağı ticaret için ortam hazırlamak hem de fark edilmemek. Ethem ve oğlu Ahmet kısa sürede cami cemaatinin sevgisini kazandı.


Tedirginlik geçtikten sonra Eftim ticarete kaldığı yerden devam etti. Ama bu sefer Yunanistan’a giden soydaşlarının bir kısmının malını da yok parasına aldığı için daha zengindi ve Müslüman gözüktüğü için de hiçbir yerde zorlukla karşılaşmıyordu. Yıllar geçtikçe Eftim daha da zenginleşti ama bir taraftan da ihtiyarlamıştı. İşleri artık oğlu Artin idare etmeye başladı. Artin, babasının ölümünün ardından şiketi İstanbul’a taşıdı. Yine O’da babası gibi dindar gözüküyor, cami ve birçok vakfa maddi bağışta bulunuyordu. Böylelikle kimse ondan şüphelenmiyor ve sevgisini kazandığı muhafazakâr insanlar onun mallarını tüketiyordu.


Her siyasi çalkantıda serveti birkaç kat artan Artin’e yine gün doğmuştu. Ülke yine kaos ortamına sürüklenmeye başlamıştı. O’da kaosu daha da derinleştirmek için elinden geleni yapıyordu. Amacı kaostan korkup kaçan yabancı ve yerli yatırımcıların mallarını ucuza kapatmak. Kaos bitince ise değmeyin Artin’in keyfine.



Terden sırılsıklam olan Gökçe, nihayet kartta yazan adresi buldu. İçeriye girip Ahmet Bey’le görüşmek istediğini söyledi. Sekreter görüştürmek istemeyince onca yolu tepip gelen Gökçe, artık daha fazla dayanamayıp başladı ağlamaya. Bir taraftan ağlayıp, bir taraftan yalvardı görüşebilmek için. Ne vakit sonra Ahmet Bey’in odasına girebildi. Odaya girince sanki şimdiye kadar çektiği bütün sıkıntılar üzerinden uçup gitmişti. Yanlarına gelip onlara nasıl destek olduğunu ve iş sözü verdiğini hatırlattı Ahmet Bey’e. Ahmet Bey ise onu buyur edip sesini olabildiğince yumuşatıp müşfik bir ses tonuyla:

- Bak ben sana burada bir iş vereyim, bir de ev ayarlarım. Hiç masrafın olmaz, aldığın parayı direk köyüne yollarsın.

Bir süre genç kızın gözlerine baktıktan sonra bir zağar edasıyla gülümseyip devam etti:

- Ama haftada bir kez evine uğrarım, sana sunduğum imkânların karşısında benle haftada bir geceyi çok bulmazsın değil mi?

Bekir CEVİZCİ


Zağar
Yazı Sahibi
Bekir Cevizci
Bekir Cevizci tarafından 4.9.2008 tarihinde eklendi 250 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Zağar isimli yazı, Bekir Cevizci tarafından 04.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Tuğba Balcı yazıyı tebrik etti...

Kasım
20
Satanistin Gerçekleri
Bekir CevizciMemleket Hikayeleri • 122 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
13
Kocaman Yürekli Minik
Bekir CevizciMemleket Hikayeleri • 183 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
5
Topalasan`ın Sünneti
Rasim CanbolatMemleket Hikayeleri • 110 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
1
Pusu
Kadir KoçyiğitMemleket Hikayeleri • 79 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
18
Bodur Mehmet
Zeki YüceelMemleket Hikayeleri • 145 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
20
Satanistin Gerçekleri
Bekir CevizciMemleket Hikayeleri • 122 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
13
Kocaman Yürekli Minik
Bekir CevizciMemleket Hikayeleri • 183 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
31
Okul Müsameresinden Şairler Sofrasına
Bekir CevizciYaşamdan Hikayeler • 129 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
16
Türkçe Bakanlığı İle Sonsuza
Bekir CevizciEğitim Makaleleri • 247 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
8
Bayram Telaşı
Bekir CevizciMemleket Hikayeleri • 263 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
6
Haziran
25
Temmuz
9
Şeytanın Seveceği Tutarsa
Bekir CevizciAşk Hikayeleri • 845 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
23
Rüzgargülü Zamanlar
Bekir CevizciAşk Hikayeleri • 831 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
17
Zamansızlığın Yokuşlarında
Bekir CevizciSevgi ve Aşk Denemeleri • 796 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Zağar, Zağar hikayesi, Zağar hikaye, Zağar nedir?, Zağar hakkında bilgi, Zağar hikayeleri, Bekir Cevizci hikayeleri, Zağar nedir, Zağar hikayesi, Zağar hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
İzmir`in Kavakları

Erol Sunat
Öğretmen Sevgiden İbarettir

Sezer Nişancı
Şiir Gibi

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Shops | Online Dating | Loans | 0 Credit Cards | Free Ringtone | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul