Zaman Geçip Giderken Kalakalmak…
‘Zamandır her dakika beni yutup yiyen’ diye yazmış Baudelaire. Ben de kendimi bildim bileli zamanla kavgalıyımdır. Zaman ve insan psikolojisinin çatışan yanlarının, örtüşen yanlarından hep daha fazla olduğunu düşünürüm. Ve bu düşüncemin nedeni de, en temel insani kaygı olan ‘zamanın akıp gitmesi değil’, ‘zamanın insanı kendi içinde hapsedip, dilediğince oradan oraya savurması, adeta dalga geçmesidir.’
İnsan, yaşamı boyunca dünün hatırasından ve yarının derdinden, bugününü gerçek anlamda yaşama fırsatını çok az bulur; her ne kadar bunun ayırdına varamasa da. Benim açımdan ise, dünün hatırası, yarının derdine müsaade etmez durumda. Uzun yıllardır, bir zamanlar sahip olduğum hayatın, geri gelmemecesine yok olduğuna şahit oluyorum. Ve bu kaybediş düşüncesi, beni yarınımdan alıkoyuyor. Günümü, dünü düşünerek ve kendimden bile gizli bir yasla geçiriyorum. İpe çekilip de, tam boğulacakken nefes aldırılıp, tekrar asılmak gibi… Defalarca… Ne ölüm, ne yaşam… Ne dün, ne yarın… Ne düne geri gidebilirim; ne de dünü ardımda bırakıp yarına yürüyebiliyorum… Zaman, ‘özlem’ duygusunu kırbaç yapmış, ruhumu dövüyor adeta…
Cibran’ın farklı zamanlara ait iki sözü var, biri: ‘Bugünün en büyük kederi, dünün sevincinin anısıdır’ diğeri ise: ‘Unutkanlık bir biçim özgürlüktür’.
Cibran’ın, bu iki sözü kaleme alırken ne düşündüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek. Mutlu ama kaybedilmiş bir geçmiş, insanın ‘bugün’ünde en büyük kederi ve esaretidir ki unutabilmek onu özgürlüğe kavuşturur.
Bilmiyorum…
Geçmiş canımı acıtıyor, geçmişi düşünmek canımı acıtıyor… Ama o geçmişi unutarak elde edeceğim bir özgürlüğü ister miyim?
Her şeye rağmen hayır, aksine o anıları unutmak düşüncesi bile beni korkutur…
Yani,
Dünün sevinçlerinin kederiyle geçireceğim bir ömrü, anılarımı unutarak kazanacağım bir özgürlüğe tercih ederim…
Ne büyük aptallık!
İnsan zaman karşısında aptalca düşüncelere saplanıp kalıyor… Zamanın biz de bıraktığı izlere bahane arıyoruz… Cibran, ‘Bugünün en büyük kederi, dünün sevincinin anısıdır’ diyor, öte yandan Goethe ise ‘Katlanılmış acıların anısı bir zevktir’ diye yazıyor mesela…
Cibran, Goethe, ben, siz… hepimiz, zamanın bizde bıraktığı izlerle uğraşıyoruz… Oysa zamanın bizi umursadığı yok… İnsanoğlu ve yaşamı zamanın içinde bir toz parçacığı adeta…
Rüzgara kapılmış bir toz parçacığı…