Zaman Kutusu 2Zaman Kutusu 2DÜNDEN DEVAM................ Üç kafadar, hayretle geldikleri yere baktılar. Aslında hiç bir yer gitmemişlerdi aynı yerdeydiler. Sadece zamandan çok öteye gelmişlerdi.Onlar şaşkın şaşkın etrafa bakarken sessizliği Musab bozdu. Musab : -- Arkadaşlar belliki bu gördüğümüz şey bir zaman makinesı bizi 1453 senesine getirdi yani şimdi İstanbul fethedilmeye çalışılıyor.Kadir: -- Evet şimdi biz nisan ayında olduğumuza göre fetih yakındır. Celal: -- Ne yani şimdi biz de mi fethi göreceğiz? Biri beni cimdiklesin. Musab: -- İnşallah Arkadaşlar, evimizden çok uzakta bilmediğimiz bir yerdeyiz çok dikkatli olmamız lazım. Önce gidip bu kutuyu şuralara falan gömelim ki gidiş biletimiz zarar görmesin. Sonra gider Fatih Sultan Mehmed i görürüz ne dersiniz? Celal : -- İyi dedin. Biz de birer fatih olalım İstanbulun Fethinde bizim de tuzumuz olsun. Haydin bre davranın yiğitlerim.Bu sözle hepsini bir gülme tuttu. Musab gidip kutuyu evlerinin yanında en çok sevdiği kendi zamanında yaşlı ama şimdi genç olan çınar ağacının altına gömdü ve bilmedikleri zamanda bilmedikleri şehre yolculukları başladı. Bir kaç tepe sonra bir su kuyusu gördüler zaten dilleri damakları kurumuştu. Hemen suya koştular ama bir at sesiyle irkilip oradaki ot yığınına saklandılar. Bu bir Osmanlı askeriydi. Bu asker çok iriydi ve güçlüye benziyordu. Boyu iki metre vardı. Atını bağlayıp suyun başına geldi. Ve o sudan kana kana içti. Daha düzelmeden arkasından Karamurat filmindeki Bizans askerlerine benziyen beş tane eli kılıçlı asker çıkıp Osmanlı Askerine saldırdı. Kılıcı atında kaldığı için zor durumda kalmıştı bire karşı beş ,hem de silahsız... Musab. -- Haydi yardım edelim şu yiğide ,baksanıza yardıma ihtiyacı var.Celal: -- Tamam ben gidip atın üzerindeki kılıcı alacağım Askere yetiştirirsem yandı gülüm keten ketir. siz gidip üzerlerine atlayın. Harekete geçerler. Aslında üç kafadar karete kursunda siyah kuşak sahibi iyi düğüşçüdürler. Ama hiç kılıçla tanışmadıkları için işleri zordur. Biraz sonra Celal ata yetişir ve atın üzerindeki kılıcı almaya çalışır kılıcı kaldırmasıyla yere yıkılması bir olur. Celal. --Yuh be bu ne abicim tam 50 kilo, nasıl kaldırıyor bu yeniçeri bunu. Deyip kılıcı sürükleye sürükleye kavga meydanına kadar taşır.Arkasını dönüp: -- Yetiştim arkadaşlar demeden beş Bizans askerinin yere serilmiş bedenini görür. Musab: -- Geç kaldın kardeşim sana kalmadı. Celal: -- Alacağınız olsun insan bir tane de bana bırakır Hep beraber gülerler ....Osmanlı askeri: -- Sizden Allah razı olsun yiğitlerim siz olmasaydınız bunlar beni şişlerdi. Bu ne biçim elbise siz kimsiniz.Musab : -- Bizler de türküz uzak bir yerden geldik İstanbul u fethetmek için.Benim adım Musab bu Celal bu da Kadir .Senin adın ne yiğidim. Osmanlı askeri: -- Benim adım Nazif Çavuş, Devriye kademesindenim .İstanbul neresi öyle bir isim ilk defa duydum....Musab -- Neyse bizim osmanlı askerleri nerede ,Fatih Sultan Mehmet nerede ? Nazif Çavuş : -- Fatih mi ? kafam iyiyce karıştı siz daha fazla karıştırmadan sizi sultana götüreyim.Sahi az önce yaptığınız o güreş ne biçim bir şeydi bre. Adamları yerden yere vurdunuz helal olsun. Deyip Celal ın sırtına bir şamar atar. Celal yere yıkılır. hepsi birlikte gülerek 21 yaşında istanbulu fetheden Fatih Sultan Mehmet in yanına doğru yola çıkarlar. Nazif çavuş: --Önce size adam akllı bir yeniçeri elbisesi bulalım bu şekilde askere benzemiyorsunuz.Kılıç kullanmayı da bilmezsiniz değil mi? Öğretirim size hele bir çadırlara varalım gerisi kolay.Musab: -- Çok kaldımı valla çok merak ediyorum yeniçerileri ,Akşemseddin i, Sultan Mehmed i, ah keşke fotuğraf makinamı getirseydim. Nazif çavuş : -- O da ne bir tür silah mı? Musab: -- Evet bir silah hem de çok etkili bir silah der ve gülerler. Biraz sonra tüm ihtişamıyla 265 000 askerin konakladığı çadırlara varırlar. Askerlerin kimisi abdest alıyor, kimisi namaz kılıyor, kimi tutturmuş bir ilahi söylüyor, kimileri eğitim yapıyor , yemek yiyenler .Hepsinin yüzünden gülücükler açan yüzbinlerce osmanlı o günü bekliyor. O fetih gününü. Osmanlı askerleri içinde bazı beyaz sakallı nur yüzlü alimler askerin moralini canlı tutmak için sürekli konuşup askeri sabra teşvik ediyordu.En başlarında da Akşemseddin hz leri......bizim kahramanlar oraya varınca yemek hazırdır. Kadir : --Yemek de ne var? Nazif çavuş. -- Mercimek çorbası. Kurt gibi acıktım ...Baba dök hele bir tas da keyf edelim. Çorbayı ,Çorbacı Baba dağıtıyordu. Yaptığı çorbalar çok meşhurdu ve herkes severdi. O gün tuz bitmiş askerlerden bazıları biz tussuz çorba içmeyiz diye sitem ediyorlardı. Çorbacı baba : -III ne yapalım bu kadar askere tuz mu dayanır? diye söyleniyordu.Bu sitemler Padişaha kadar gitmişti. Biraz sonra Padişah heyetiyle geldi ve : -- Ne oluyor burada nedir derdiniz? Deyince herkeste bir sukut oluştu. Bizim kahramanlar ilk kez Fatih sultan ı görmüşlerdi Celal. -- Fatih sultan Mehmet dedi ve bayıldı. Padişah. --Niye bana Fatih dedi? Musab: -- Çünkü siz İstanbul u Fethedeceksiniz o yüzden sultanım. Padişah: -- Hımm İstanbul demek. Güzel isim ,bu şehre de yakıştı bundan sonra buranın ismi İstanbul olsun. Der ve o şehre uzun uzun bakar yanında da bizim biri ayılmak üzere olan üç kafadar...... DEVAM EDECEK............
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Zaman Kutusu 2 isimli yazı, Necip Koçoğlu tarafından 06.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
23
Savaştan Sonra Yenilgi
• Şerafettin Yılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 43 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
22
Kasım
10
Kasım
1
Ekim
30
Ekim
25
Ekim
17
Ağustos
31
Eylül
2
Eylül
10
Eylül
5
Eylül
6 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||