Zaman Kutusu 3Zaman Kutusu 3DÜNDEN DEVAM......Padişah tüm haşmetiyle döndü ve: --Burada tuz sorunu varmış. Çorbacı Baba bunu nasıl halledebiliriz. Asker uzun zamandır burada ve artık sabrı tükenmekte şu konstantin alınmalı hem de bir an evvel alınmalı anlıyor musun? Çorbacı: -- Şey sultanım tuzun buraya gelmesi uzun sürer , tuz buraya gelene kadar asker dayanır mı onu bilmem..... Padişah : -- Vezirim Akbıyık sen söyle hele bu iş nasıl olacak? Tam o sırada bir nefer öne çıkar ve : -- Sultanım izin verirseniz bu tuzu ben nasıl yapıldığını bilirim . Herkesi bir şaşkınlık alır çünkü bildikleri tuz yapılmazdı. Padişah : -- Tamam asker yap bakalım . O asker: -- Bana bir dibek lazım evvala buluna. Diye rica eder az sonra dibek gelir . Asker yerden kahverengi toprağı alıp büyük dibeği doldurur ve bismillah diyerek tokmakla toprağı başlar dövmeye. Biraz sonra o kahverengi toprak vurdukça şaşkın gözler önünde beyazlar ve tuz olur. Padişah gördüğü bu keramet karşısında çok mutlu olur bütün ısrarlarına rağmen bu yiğtten tuzun nasıl yapıdığını öğrenemeyince: -- Bundan sonra senin adın Tuzcu Baba olsun.Allah senden razı olsun . Diyerek dua ve ihsanlar eder. Bizimkiler şaşkındır Kadir: --- Vay be ne baba yiğitler varmış? Bu orduyu kim yenebilir kim? Padişah otağına doğru yol alırken bizimkiler de hazır tuz da gelmişken yemek yemek için Nazif Çavuş un yanına giderler. --Bir kalabalık var şurada onlar arkadaşlarım oraya gidelim çocuklar. der. Nazif Çavuş. Bizimkiler yanlarına varıp : --- Esselamun aleykum ağalar afiyet osun. --- ve aleykum selam buyrun yiğitler birlikte olsun. İçlerinden biri : -- Siz nerelisiniz çocuklar ? Musab : -- Biz İstanbulluyuz ordan geldik. -- Hıı çok mu uzak bu bahsettiğiniz yer? -- Uzak uzak, sen nerelisin ağa? --- Ben Ulubatlılıyım adım Hasan. Hep birden : -- Aaaa Ulubatlı Hasan . Diyerek ellerine sarılıp öpmeye çalışırlar. Bizim Nazif Çavuş başlar gülmeye : -- Yahu ulubatlı sen ne zaman meşhur oldun. Allah muhabetinizi eksik etmeye. -- Ben de anlamadım ,çocuklar durun gayri yemek dökülecek. Herkes yemeğeğini yiğip istirahete çekilir.Sabahla birlikte herkesi Horuzcu Baba namaza uyandırır . O sabah bizimkiler mahşeri kalabalıkla beraber sabahı namazı kılıp çok şükrederler. Namazdan sonra aksakallı bir adam yaklaşır ve : -- esselamunaleykum gençler ben Akşemseddin sizin buraya nasıl geldiğinizi biliyorum benimle gelin . Der demez bizim kafadarlar başlar akşemseddin hz lerinin elini etğini öpmeye: -- Yahu gençler yeter hele bir durun. Ha şöyle sakin olun bakayim.Musab: -- Buyrun efendim emrinizdeyiz. -- Esteğfirullah sizler konstantini çok iyi bilirsiniz değil mi? -- Evelellah efendim heryerini iyi biliriz. -- Güzel . Orada büyük bir sorunumuz var. Yavedud denen büyük bir islam alimi vardır. Horasan dan gelmiştir. Fethin yapılışını zorlaştırıyor.Musab: -- Hem müslüman hem de bize mani oluyor demek ,nedenki? -- o gavurcuklarıma dokundurtmam diyor. Hepsini müslüman yapıp kaleyi içten fethetmeyi düşünüyor ama bu imkansız.Musab: -- Ama o tek kişi neden ,nasıl engeller ki. -- Yakında görürsünüz. Şimdi Celal ve Kadir sizinle birlikte üç asker daha ayarladım gidip Yavedud Sultan a selamımı götürün o anlar çok dikkatli olun . Sen Musab benim yanımda kal sana ihtiyacım olabilir. Haydin Allah kolaylıklar versin. Dışarıda üç asker hazırdır üç kafadar vedalaşıp ayrı istikametlere giderler. İkisi Yavedud Sultan a. Biri de artık Padişahın fedaisi olmuştur. Ve ilk görevini beklemektedir.. Sabah ışığıyla beraber Musab gözlerini top sesleriyle açar. Hemen dışarı fırlar. O büyük şahi topları kalenin duvarlarını yerle bir etmektedir. Macar urban ustanın yaptığı tarihteki bu en büyük toplara hangi kale duvarı dayanırdı ki.Ama o da ne kalenin bir tarafında toplar kaleye deymeden pıtır pıtır sulara düşmektedir. Arkadan bir ses: -- İşte bu Yavedud sultan dır Dualarıyla toplarımızı geri püskürtüyor. Dua edelimde çocuklar ona ulaşıp ikna eder yoksa işimiz zordur. Bu Akşemseddin di ve o an Musab bunun sadece asker değil erenlerin de savaşı olduğunu anladı. Acaba CElal ve Kadir ne yapmışlardı. o gece Celal ve Kadir o üç yeniçeriyle beraber boğazı bir sandalla geçmiş bir dehlizden geçerek Yavedud sultan ının yanına kadar varmıştılar.Akşemseddin in selamını getirdiklerini söyleseler de bir türlü ikna edememişler.Yavedud gavurcuklarıma dokundurtmam geri gitsinler. demiş başka bir şey demezmiş.Geri dönmeye karar vermişler. ve geldikleri yoldan sağ selamet çadırlara varmışlar. Tabi kafalarının üzerinden yanarak geçip kale duvarlarını yerlebir eden şahi toplarını izleye izleye, görevlerini eksikte olsa tamamlamış olmanın mutluluğuyla Akşemseddin in huzuruna çıkarlar...... DEVAM EDECEK
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Zaman Kutusu 3 isimli yazı, Necip Koçoğlu tarafından 07.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
Halis Gürses yazıyı tebrik etti...
Hüseyin Durmuş yazıyı tebrik etti...
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
23
Savaştan Sonra Yenilgi
• Şerafettin Yılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 44 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
22
Kasım
10
Kasım
1
Ekim
30
Ekim
25
Ekim
17
Ağustos
31
Eylül
2
Eylül
10
Eylül
5
Eylül
6 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||