Zamana Zam Geldi
8 / 3 / 2008 Cumartesi tarihinde Fatma Çetin Kabadayı tarafından eklendi, 179 kez okundu...
“Eskiden gençlerin anket defterleri vardı, hatırlar mısınız? Ben kaç defter eskittim öyle, insanları tanımaya eskiden de çok meraklıydım demek ki,-Gerçi tanıdığımı zannettiklerimi bile tanıyamamışım da- anket soruları öyle çoktu ki, isminden baba mesleğine, en sevdiği hayvandan, ehliyeti olup olmadığına kadar. İlk otuz soruya özenilir sonra başta...” Okuyucu Puanı ;
Zamana Zam GeldiEskiden gençlerin anket defterleri vardı, hatırlar mısınız? Ben kaç defter eskittim öyle, insanları tanımaya eskiden de çok meraklıydım demek ki,-Gerçi tanıdığımı zannettiklerimi bile tanıyamamışım da- anket soruları öyle çoktu ki, isminden baba mesleğine, en sevdiği hayvandan, ehliyeti olup olmadığına kadar. İlk otuz soruya özenilir sonra baştan savma cevaplar verilirdi, lisedeyken yılsonuna doğru anket defterleri ve hatıra defteri sınıfta elden ele dolaşırdı. Sorulardan biri de boş zamanlarınızda ne yaparsınız idi? Cevapları okurken neden bu cevaplar aynı diye düşünerek gülerdim; “Boş zamanlarımda kitap okurum, müzik dinlerim, televizyon izlerim.” Külli yalan! Artık anket defterleri yok, internet hayatımıza girdiğinden beri kırtasiyeler zor durumda. Cicili bicili defterleri alanların sayısı azaldı. Şimdiki gençler bu soruya ne cevap veriyor dersiniz? Ya da sizler? “Boş zaman mı var?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Zaman yirmi yaşına gelene kadar ağır ilerlerken sonrasında su gibi akıp geçiyor. Yanılıyor muyum? Kim demiş ki vaktimi? Satayım ben keyfimi, Sağlık ve sıhhatini, Çok iyi değerlendir… Bakın Süeda TAYLAL ne diyor zamanla ilgili: “Zaman bir hırsızdır aslında bizden gençliğimizi, anılarımızı çalar, sonu belli olmayan bir yola koyar.” Ne kadar doğru, hangimiz aynaya her baktığınızda ufak değişiklikleri fark edebiliyoruz ki? Oysa her gün yüzümüz de, içimiz de bir şeyler değişiyor. Bunlar zamana yayılmasa birden bire olsa kim bilir kaç insan bunalıma girerdi, saçlarımız tek tek beyazlamıyor mu, göz altlarınız kırışmıyor mu?Yoksa yine mi botoks yaptırdınız? Zaman bize verilmiş en büyük hediyelerden biridir. Kolay olan, onu hor kullanmak, zamanım yok diyerek kaçmak, boşa harcamak. Zor olan, ömrün her saniyesini iyi değerlendirebilmektir. Ben çok pratiğimdir mesela, üç işi birden aynı anda yapabilirim. Örneğin televizyon seyrederken çekirdek yiyebilir, aynı anda ortamdakilerle sohbet edebilirim. Şaka tabi. Bir işin bitince hemen yeni bir işe başla cümlesini kendine prensip edinmiş olanlara çok gıpta ediyorum. Zamanı iyi kullanmak önce doğru plan yapmakla başlar. Bunu hepimiz yaparız. Yarın neler yapacağımız bugünden bellidir, gelecekle ilgili planlarımız vardır. Bu planlarımızın arasında kalan zamanlarımızı doğru değerlendirmek de bizim ne kadar başarılı olduğumuza bağlı. Üç şeyin geri dönüşü yok derler; giden zaman, atılan ok, ağızdan çıkan kelimeler… Var mı yoksa? Keşke olsaydı. Zamanında bazı şeyleri yaptığınız veya yapmadığınız için pişmanlıklarınız var mı? Benim var. Aramız da kalsın. O nedenle her şeyi zamanında yapmak çok önemli. Zamanlama hataları başımıza işler açabilir. Son söyleyeceğinizi başta söylemek gibi. Zamanınızı harcadığınız şeyler size geri dönüyorsa doğru yoldasınız demektir. Mesela en basitinden para kazanıyorsanız, birilerine faydalı oluyorsanız, mutluluğunuzu kamçılıyorsanız ne âlâ. Yok, eğer bir faydasını göremiyorsanız bırakın bu işleri. Çünkü zamana gerçekten zam geldi. Hiç kimse uzun süre sonuçsuz şeyler için vakit harcamaz. Boş konuşarak, gereksiz programları izleyerek, dedikodu yaparak ömrünüzü geçirmemeniz tavsiyemdir. Unutmayın öbür dünyada hesaba çekilirken sorulacak sorulardan biri de şu; “Ömrünü nerede geçirdin?” Artık ne cevap verirseniz… “Uyudum…” “Dükkânım vardı, oturup yan dükkândakilerle okey oynardık.” “Msn’deydim.” “Komşuyla elişi yapmak bahanesiyle dedikodu yapıyorduk.” “Kahvedeydik.” “On hayırsız evlat büyüttüm.” Nasıl yaşarsan öyle ölürsün sözünü de bu araya sıkıştırıp bir fıkra anlatayım; Adamın birinin emekliliği gelmiş. İşyeri çalışanları ona jest olsun diye bir hediye vermişler. Açmış bakmış ki duvardaki saat. “İyi de bu saat bu işyerine ait,” demiş. Patron gülümseyerek şaşkın şaşkın bakan işçiye: “İşe başladığından beri gözünü bu saatten ayırmadın, senin için hatırası vardır.” Burada gülmeniz gerekiyor, gülmüyorsanız yaptığınız işten memnun olmadığınızı düşünürüm. Kısacası zaman akıp geçiyor, gözümüzün önüne bakalım. Değil mi? Bakın yeni bir yıla daha girdik, daha geçen yılın yeniyıl partisinin(!) yorgunluğunu üzerimizden atamamışken. Bu yıl neler yapacaksınız, zamanınızı nasıl geçireceksiniz artık o da sizin keyfinize bağlı. Sonuçta zaman da hayatta sizin; kime ne?
Ekim
11
Takılıp Çakılıp Kalmak!?
• Ahmet Bektaş • Hayata Dair Denemeler • 14 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
11
Ekim
11
Ekim
11
Ekim
11
Ekim
3
Yalancı Kazım (6) Son
• Fatma Çetin Kabadayı • Yaşamdan Hikayeler • 157 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
3
Ekim
3
Ekim
3
Ekim
3
Mayıs
2
Mart
9
Haziran
2
Uyarı ( İlköğretim 2 ve 3 Sınıflar İçin İki Kişilik Skeç)
• Fatma Çetin Kabadayı • Mizah Denemeleri • 707 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Nisan
27
Nisan
27 |
![]() |
|
||||||