Zamansız Bakış
Zamansız bir bakışla başlıyor oyun. Başlangıcı engellemek o kadar güç ki,
engelleyemezsem devam ederim diyorum ve başlıyorum gözlerle oynanan ufak bir yakalamaca
oyununa. Oyun uzayıp giderken karşımdaki oyunbozanlık yapıp kalkıyor oturduğu yerden ve
usulca uzaklaşıyor. Ve ben yeniden yalnız bırakılmış olmanın burukluğuyla yüzümü yere
eğip yeni oyunlar için ufak davetler bekliyorum. Ama kalbimdeki -her terk edilişte biraz
daha büyüyen- çatlak müsaade etmek istemiyor yeni oyunlara. Kalbim umrumda mı sanki
ağlayarak geçen gecelerim, bu yalnızlık bitsin istiyorum. Varsın kırılsın, zaten paramparça
olmuş umutlarım, gidenlerde son bir umursamaz bakış... Varsın kırılsın, zaten paramparça olmuş
yalnızlık, paramparça olmuş hayat.Sağlam bir tarafım mı kalmış tepetaklak olmaktan her seferinde...
Yediğim darbeler çürütmemiş mi ellerimi kanamamış mı yüreğim gecelerce... Göz yaşlarım birikmemiş
mi içimdeki o ıpıssız yollarda... Her giren kalbimdeki labirenti daha çıkılmaz bir hale sokmamış
mı.. Bir parçasını unutmamış mı içerde kaçmaya çalışırken... Yapma kalbim izin verme seninle
oynamalarına, bu çatlağın her yanımı sarmasına izin verme...