Zorlu Savaş
(Bir Harry Potter Fan Hikayesi)
Sıcak yaz günü olmasına karşın etraf soğuktu,hava kapanmıştı,insanın içi ürperiyor ve anlam veremiyordu. Muggle mahallesinde bir kesim insan dışarı çıkmış,donmuş gibi etrafına bakınıyordu. Birkaç erkek ve kadın ise hızlıca, elleri ceplerinde,birbirlerinden ayrı noktalarda yürüyorlardı. Sanki olabildiğince etrafından uzaklaşmak istiyorlardı. Bir an bir erkek ve kadının gözleri birbirilerine takıldı. Adam yavaşça gözlerini havaya dikerek birşeyi işaret etti. Kadın sağına dönüp, yukarı baktığında siyah birkaç cismin çok yüksekten uçtuğunu gördü. Bunun üzerine adımları koşarcasına hızlandı, tabi diğerlerininde.
Bir an sonra hepsi birden aynı noktada birleşip sola döndüler. Boş ve tenha bir yere denk gelmişlerdi ve o anda buz tutmaya başladı herşey. Soludukları her nefes buhar çıkartıyordu. Bir hırıltı ve umutsuz hislerin ardınden hepsi birden aynı yönde arkalarına döndüler ve ceplerinden asalarını çıkarttıp, havaya doğrulttular.
"EXPECTO PATRONUM!"Asaların ucundan aynı anda beyaz parlak bir ışık çıktı. Işıklar değişik hayvan şekillerini aldı ve ruh emicilere karşı sahiplerine kalkan oldular. Ruh emiciler ise bu büyü karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. uzun kumral saçlı,beyaz tenli bir kadın, hemen sol arka tarafındaki adama bağırdı.
"JOHN DİKKAT ET!"Kadın asasını, arkadaşına salladı ve kalkanı ona kalkan oldu. Ruh emici son anda durdurulmuştu.
"HAYIR!"Bir kadının sesi bu sözleri tekrar edip duruyordu. Sihirbazlar ne olduğuna baktıklarında yerde yatan kadını gördüler. Yerde boş gözlerle,kımırdamadan yatıyordu. Sanki ölüydü ama hayat belirtisi vardı.Bitkisel hayattaymış gibiydi. Uzun kumral saçlı kadın etrafına dikkatlice baktığında onlarca Ruh Emicinin etrafılarını sardığını gördüler. Aç köpekler gibi üzerlerine saldırıyorlardı. Sihirbazların hepsi sırt sırta verip, kalkan büyüsü ile onları uzaklaştırmak için uğraştılar ama kalkan zayıflamıştı,onları göndermek için yeterli olmuyordu. Hepsi dayanmakta zorluk çekiyordu ve.... kalkan söndü. Savunmasız ve güçsüz kaldılar ve aynı anda yüzlerce Ruh Emici üzerlerine saldırıp tüm umutlarını,sevinçlerini emmeye başladılar. Bazıları çoktan pes etmiş,asalarını bırakmış "Ruh Emici Öpücüğünü" bekliyordu. Bazıları ise hala dayanmaya çalışıyordu ama onlarında güçleri git gide zayıflıyordu. Altı sihirbazın kaderleri birazdan bitmek üzereydi...
"EXPECTO PATRONUM!"İnanılmaz büyüleyici,parlak bir ışık asadan çıktı. Öyle parlaktı ki sihirbazlar bile bakmaya çekiniyorlardı. Ruh emiciler hızla etrafa savrulmaya başladılar ve sonunda gözden kayboldular. Beyaz bir bozkurt yere indi ve sahibinin yanına gelerek sevinç narası atıp kayboldu. Medusa gülümseyerek arkadaşlarına döndü. Yüzü zaten beyazken şimdi iyice beyazlamış,solmuştu.
"İyimisiniz?"
"Medusa sen olmadan ne yapardık bilmiyorum"dedi 45 yaşlarında,sarışın bir adam,zorlukla yerinden kalkarken."Birde bana sen gelme çok tehlikeli diyordun değil mi?"
"Tamam tamam af diliyorum senden. Burada olmasaydın hepimiz içi boş torbalara dönerdik. Tabi Marry bizim kadar şanslı olamadı."Hepsi yerde yatan kadına döndüler. Üzgün bir şekilde arkaşlarını sırtlayıp,telefon kulübesine doğru yürümeye başladılar.
"Siz devam edin ben Muggle lara bakacağım."dedi Medusa ve ters istikametde yürümeye başladı. Az önceki geldikleri yere döndüğünde hava ısınmış,gökyüzü açmıştı ama Medusa yinede biraz üşümüştü. Bu hava sıcaklığı ülkesine nazaran hiçbirşeydi. Bu hava yaşadığı şehirde kışlıktı. Muggle lar normal eski yaşantılarına dönmüşlerdi. Kimisi bahçesini biçiyor, kimisi suluyor,kimiside öğleyin bahçede barbekü partisi yapmak için hazırlık yapıyordu.
"Anormal bir durum yok."dedi kadın ve az önceki telefon kulubesine gitti. Birkaç soak hayvanı etrafta dolaşıyordu.Kedinin biri tam karşısında durmuş telefon klubesine bakıyordu.Klubenin için aşağıya inerken, kadın kediye el salladı.
Medusa açılan kapıdan içeri girdiğinde Sihir Bakanlığının da normal yaşam düzeninde olduğunu gördü. Herkes son hızla çalışıyordu. Her yer tıklım tıklım ve boğucuydu.Medusa asasını çıkardı ve salladı asansör son anda yukarı çıkmak üzereyken durdu. Kadın içeri girdiğinden bir kaç aceleci adam bu oyuna sinirlenmişti ama kimse Medusa`ya birşey demeye cesaret edemiyordu. Sert ve tehlikeli bir kadındı. Daha 23 yaşındaydı ama çok güçlü bir cadıydı. Bazı söylentilere göre 15 "Ölüm Yiyeni" aynı anda haklamıştı.Asansör bir süre sonra durdu ve nereden geldiği belli olmayan bir kadın sesi konuştu.
"Seherbazlık Bürosu...."kadın,dahasını duymaya gerek duymadan asansörün kapısı açıp yürümeye başladı.Büronun önüne geldiğinde,kalabalık olduğunu gördü. Tıklım tıklım olmuştu ve herkes bir ağızdan konuşuyordu. Birkaç dakike önce bir arada oldukları John ise onları susturmaya ve göndermeye çalışıyordu. Kadın geçmek istedi ama geçemedi. Bir süre öylece bekledi ama gidecek gibi değillerdi. Öfkelenmişti, asasını boynuna koydu ve SESSİZ BÜYÜ KULLANARAK "Sonorus" büyüsünü yaptı."ARTIK KAPININ ÖNÜNÜ BOŞALTIN! ŞİKAYET VE İSTEKLERİNİZİ DE BAYKUŞLA GÖNDERİN!... ŞİMDİ!"Ses o kadar yüksek sesle çıkmıştı ki sadece seherbazlık bürosu değil tüm kat duymuştu. Herkes sus pus içinde arkasını döndüler ve karşılarında Medusa`yı gördüler. Bazıları birşey söylemek istedi ama kadın sert bakışlarıyla onları susturdu. Çaresiz korkularınında etkisi ile sessizce dağılmaya başladılar. baş seherbaz John minnetle baktı.
"BASİT AMA ETKİLİ BİR YÖNTEM"dedi ama asa boynunda ve hala büyü geçerliydi.Bu yüzden adam sesten yüzünü buruşturdu.Kadın hemen asayı çekip,büyüyü sonlandırdı. Yarı mahçup, yarı dalgacı bir halde gülümsedi."Pardon"
"Hmmm"dedi adam ve içeri döndü. Kadın onu takip etti ve odasına girdi. Az önce birlikte çarpıştığı seherbazlardan ikisi buradaydı. Hepside 40 üstüydü. Daha genç olanlar başka yerlerdeydi.
"Angela, Marry`i götürdü. Çok üzgün nede olsa yakın arkadaşıydı."dedi Amy. Mike ise boynu bükük yere bakıyordu. Medusa anlayan bir tavırla başını salladı. Birşey söyleyecekken kapı vuruldu ve içeri genç bir adam girdi. Medusa `dan hayli büyüktü.Aralarında en az 5 yaş vardı. Uzun boylu,sarışın,mavi gözlü biriydi.Medusa içeri giren, John`un eli dahil herkesin elini sıkan adama hayranlıkla baktı.
"Medusa?"dedi John. Medusa baş seherbazın sesini duyunca irkildi. Adam az önce içeri giren oğlanı işaret edince anladı. Genç adam kadına elini uzatmış gülümsüyordu.Kadın amatörce oğlanın elini sıktı.İçi garip olmuştu tenine dokununca ama belli etmemeye çalıştı.Oğlanın hafif gülümsemesinin arttırması üzerine içini bir an korku kapladı. Fark etti mi?
"Adım Gordon McGregor."dedi adam.Medusa bir an ne yapacağını bilmez bir hal aldı ama kendini hemen toparlamayı başardı.
"Ah evet şey bende Medusa"
"Evet biliyorum. Ünlü Medusa. Tanımayan yoktur demi?"
"İnsanlar bazı şeyleri olduğundan çok abartıyorlar."dedi kız kızararak.Gordon bunun üzerine iyice gülümsedi.
"Gordon, en iyi seherbazlarımdan biridir Medusa. Onun en iyi yaptığı şey bilgi toplamak ve... kızları etkilemek."
"John bunu bir daha yapma lütfen."
"Bilgi toplamak?"
"Ah evet Gordon nüfuslu bir aileden geliyor. Her yerde tanıdıkları vardır ailesinin."
"İşte biraz da kendi çevremle halletmeye çalışıyorum."
"Medusa, Gordon senin gibi alçak gönüllü davranıyor. Bu oğlanın çevresine sahip olsam asla işsiz kalmam. Ailesinin tanıdığından bile daha yükseklerde ve çok tanıdığı var. Bu işi nasıl yapıyor merak ediyorum doğrusu."
"Seninde az önce söylediğin gibi John. Hepsininde çok güzel kızları,kardeş ya da arkadaşları var."Medusa ya bakıp,gülümseyerek. Medusa karşılık vermişti ama çapkın olması onu biraz üzmüştü. Aslında ne düşünüyordu ki.
"Evet Medusa, Gordon senin yeni ortağın. Gordon ölüm yiyenlerin bazı işler çevirdiğini öğrenmiş. Aralarına katmak istedikleri biri var. Onu koruyacaksınız,tüm ailesini biz saklayacağız."
"Saklayacağınız yer belli mi?"
"Aslında hayır ama..."
"...İyi bir yer biliyorum."dedi Medusa gülümseyerek. John bu gülümseme ve bakışı iyi biliyordu. Bu sorunuda çözüme kavuşması ile rahatlayıp arkasına yaslandı ve kadını dinlemeye başladı.
"Fikrini beğendim...Yani ailesini kendi ülkene göndermeni."
"Teşekkür ederim. Orada güvende olurlar.Ölüm yiyenler oraya gidemezler."
"Karanlık lord`un Türkiye`de yandaşları yok mu?"
"Var ama azınlıkta,orada rahatça faaliyet gösteremedikleri için genelde buralarda ya da diğer ülkelerde faaliyet gösteriyorlar. Safkan olanlar senin gibi nüfusunu kullanıyor."
"Peki sen neden buraya gelme gereği duydun?"
"Voldemort benim ülkemde etkisini gösteremiyor olabilir ama yinede bir tehtit Gordon. Ülkemde kendine düşeni yapmak istiyor. Benim gibi birçok uluslar arası seherbaz yurtdışında görev yapıyor. Rusya, Belçika, Amerika,Fransa."Gordon daha fazla soru sormadı. Çünkü karanlık ve sisli sokağın sonuna gelmişlerdi. Genç adam çıkmaz sokağın sonuna gitti ve duvara üç kez vurdu.
"Beyaz ışık geldi, umutsuzluk bitti"Medusa bu cümleyi duyunca anlamsızca yüzünün şeklini değiştirdi.Bunu fark eden Gordon çaresizce omuz silkti. Duvar titremeye başladı,tuğlalar hızla yer değiştirdi ve bir kapı oluşturdu. Eski püskü,demirleri paslanmış bir kapıydı. Medusa için hiç de sağlam görünmüyordu. Eğer tekmelerse kolayca kırılacağından emindi. Kapı yavaşça ama rahatsız edici bir gıcırtıyla açıldı.Kesinlikle uzun süredir kullanılmıyordu bu kapı.Kapının arkasından 30 yaşlarında esmer saçlı,beyaz soluk tenli,yeşil gözlü bir adam çıktı.Ürkek ve tedirgin bir hali vardı.
"Mike Sanders?"dedi Medusa.Oğlan ürkekçe başıyla onay verdi. Medusa gülümseyip asasını çıkarttı ve gelmesi için işaret etti. Üzerine siyap cüppesini geçirdikten sonra bir anda hızlanarak dışarı çıktı ve seherbazların arasına girdi. Üç sihirbaz dikkatli bir şekilde yürüken,Medusa son bir kez arkasına baktı.Kapı aynı şeklde yok olmaya başlamış,yerini aynı pis görüntülü kahverengi tuğlalar almıştı.
"Ailem güvende değil mi?"
"Merak etmeyin bay Sanders. Olamayacakları kadar güvendeler."
"Nereye gideceğiz peki?"
"Sizi sağ salim güvenli bir yere götüreceğiz ondan sonra da ailenizin yanına."Uzunca bir süre yürüdükten sonra çatlak kazanın bulunduğu sokağa geldiler ama seherbazların gittiği yer orası değildir. Özel seherbaz karargahıydı.Yinede Medusa oraya girip birkaç şey içmek istyordu. Nedense durduk yere terlemeye başlamıştı. Hava çok sıcak geliyordu. Bu yüzden de içecek birşeye ihtiyaç duymuştu. Kafası çatlak kazana gitmekle meşgulken bir ses ile irkildi. Asasını çekip hızlıca sokağı kolaçan etti.Gordon`a bakınca onun da aynı şekilde davrandığını gördü,hatta daha ciddi ve sert duruyordu.Göz göze gelince tebessüm edemeden duramadı. Bir an bunun için kendini aptal gibi hissetse de ondan da aynı karşılığı alınca kendini daha iyi hissetti.
"Kızımın kolyesi!"
"Bay Sanders durun!"Ama adam Gordon`ı dinlemeden seherbazların arasından çıkıp iki metre ilerisinde duran kızının altın kolyesine koştu."BUMBARDIE!"Yeşil bir ışık Sanders`a çarptı ve adam kötü bir şekilde sarsılarak yere düştü.
"SANDERS!"
"MEDUSA DUR!"Medusa adamın yanına gitmek isterken yeşil bir ışık ona doğru geldi ama Gordon üzerine atlayıp onu yere yatırdı. Yeşil ışık çöpün kenarında yemek arayan kediye çarptı ve kedi cansız bir şekilde yere yığıldı. Kadın son anda ölümden kurtulmuştu. Ayağa kalktıklarında siyah birkaç cisim etraflarında uçmaya başlamıştı.Medusa uçan siyah cisimlerden rast gele birini hedef aldı ve asasını salladı
"Evertastartin!"büyü bir ölüm yiyeni yere yapıştırdı. yüzündeki maskesi hala duruyordu ama biraz sersemlemişti.Gordon üzerine doğru uçan ölüm yiyeni görünce gülümsedi ve asasını ona salladı
"Levicorpus!"Ölüm Yiyen olmayan iple, olmayan tavana asıldı. Geriye daha 4 ölüm yiyen vardı. Sanders yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştı ama ölüm yiyenleri görünce yerden kalkmak istemedi.Hızlıca cebinden asasını bulmak için uğraşmaya başladı. Medusa üzerine gelenlere lanetler yağdırıyordu ama o kadar hızlı hareket etmeye başlamışlardı ki bir türlü isabet etmiyordu zaten hava karanlıktı, karanlık havada karanlık cisimlerin görünmesi de hayli bir zor oluyordu ancak kendilerine yaklaştıklarında seçebiliyorlardı.Medusa bu duruma canı sıkılmıştı.Gordon ile omuz omuza verip,lanet yağdırmaya devam ediyordu.
"Bu böyle olmayacak!"dedi kadın ve bir anda beyaz bir cisim olup aynı ölüm yiyenler gibi hareket etmeye başladı. Etrafta uçup onları yakalamak için uğraşırken Gordon da aynı şeyi yaptı.İki beyaz cisim karanlığı aydınlatıyordu.
"Avada Kedavra"Medusa yere indi ve öldüren lanetin isabet ettiği ölüm yiyenin yere yıkılmasını izledi. Diğer ölüm yiyenler bunu görünce kızmışlardı onlarda yere indiler. Gordon ile Medusa nın karşısına dikildiler. Medusa tehtitkar bir bakış attığında sadece gözleri gözüken ölüm yiyenlerin bazılarında korku ifadesini görmüştü.Bu onun hoşuna gitmişti.Korku iyiydi,hata yapmak için çok iyi bir yoldu ve hata şu anda Medusa`nın istediği şeydi. Aynı anda her iki taraftan büyüler havada uçuşmaya başladı. Her büyü havanın karanlıkğında parlıyordu. Bir yandan saldırmak bir yandan savunmada kalmak zordu ama başka çareleride yoktu.
"Hadi medusa göster marifetini"dedi erkek bir ölüm yiyen.Diğerleri de ona katılıp gülmeye başladılar.Medusa öfkeden gözleri ateş sardı,sinsi bir şekilde gülümsedi."Sectumsempra!"Büyü az önce kendisi ile alay eden ölüm yiyene isabet etti.Görünmez bıçaklar adamın vücudunda derin kesikler açtı ve adam kanlar içinde yere yıkıldı.Maskelerinden belli olmasa da gülümsemeleri kesilmişti.
"Rictusempra"dedi aralarında ki tek kadın ölüm yiyen.Büyü Gordon`a çarptı ve metrelerce geriye takla atarak düşmesine neden oldu.Genç adam başını çarpttığı için bayıldı.Medusa ise gözlerini kadına kilitledi. Uçuk esmer renkte saçları vardı.Kıyafeti de bir o kadar uçuktu. Sesi soğuk ve keskindi.Kadın maskesini rahatlıkla çıkardı.Karşısında Voldemort aşığı Bellatrix duruyordu.
"Erkek arkadaşın uyuor Medusacıkkkk.Aahhhh ne oldu? kızdın mı? öpte uyansın.hahahahaha Serpensortia!"asadan büyük bir kobra yılanı çıktı ve hızla Medusa ya yaklaştı.Bellatrix ve diğer ölüm yiyenler gülüyor dalga geçen sözler söylüyordu. Medusa ise son derece rahat bir ifade ile yılana gözlerini dikti.
"Orada dur!... bana saldırmak gibi bir gaflete düşme."Yılan Medusa`nın söylediği gibi yaptı ve olduğu yerde durdu,hatta son söz üzerine biraz geri çekildi.Ölüm yiyenler bunu görünce şaşatılar, Medusa nın söylediğini anlamamışlardı ama hangi dili konuştuğunu fark etmişlerdi.Medusa bir çatalağazdı.Bellatrix`in yüzündeki gülümseme bir anda silini verdi.Medusa kadına gülümsedi ve yılana döndü.
"bellatrix`e saldır,hemen!"dedi çatalağız ile, yılan itaat etti ve başıyla onayladı,Hızla bellatrixe doğru yöneldi yılan.Kadın bir an şaşırdıysada kendini hemen toparladı ve asayı yılana salladı.
"Impera Ivanasca!"yılan büyünün etkisi ile ortadan ikiye ayrılıp yandı ve yok oldu.bellatrix asası ile kafasını kaşayıp,zafer dolu bir gülümseme attı.Oysa medusa hiç etkilenmemişti bile."Etkileyici olduğunu söyleyemem.Serpensortia!...Gemino!Medusa`nın asasından bir yılan çıktı ve ikinci büyü ile yılan çoğaldı ve onlarca oldu. Ölüm yiyenler ve bellatrix ise endişe ile yılanlara asalarını doğrulttular.Medusa ise hızlı hareket etti.
"Kadına saldırın!"dedi Medusa çatlağız ile ve asasını diğer ölüm yiyenlerden birine rast gele salladı."Reducto!"büyü ölüm yiyenlerden birine çarptı ve ölüm yiyen geriye uçarak patladı.Diğer ölüm yiyenlerden biri kaçmaya çalışırken başka bir büyüye hedef oldu.bellatrix ise onlarca yılanı yok etmek için uğraşıyordu.
Diğer taraftan Mike çoktan yerinden kalkmış,asası ile Gordon`nın kafasında açılan yarığı iyleştiriyordu. Yer ve başı kan olmuştu.Gordon gözlerini acı ile açtığında Medusa nın hala savaştığını gördü.
"iyimisin?"dedi Mike endişe ile.Gordon sadece başını sallamkla yetindi. Ayağa kalkmak için uğraştı ama dengesini kaybetti bunun üzerine Mike kalkması için genç adama destek oldu. "Mike, hemen şu köşeye saklan. Seni ele geçirmemeliler. Eğer olurda geçirlerse sakın teslim olma. Ailen güvende merak etme."Mike anladığını gösteren bir baş hareketi yaptı ve Gordon`ın söylediği köşeye çekilip gizlendi.Genç seherbaz adamın gizlendiğine emin olduktan sonra medusa`ya yandan saldıran ölüm yiyeni hedef aldı."Rictusempra"Ölüm yiyen teklalar atarak geriye uçtu. Hemen kalkan adam gordon`a saldırdı.Bellatrix üzerine saldıran yılanları yok etmek için uğraşırken Medusa geriye kalan son ölüm yiyen ile uğraşıyordu. Adam medusa nın gözlerine toprak atınca Medusa sersemledi ve dengesini kaybetti o sırada adam ona bir büyü yolladı ve kadın bacakları kilitlenerek düştü ve asası elinden kaydı.
"Medusa ölecek! Medusa zayıf! Karşındakinin hareketlerini iyi tahmin etmeliydin çocuk.Şans bir yere kadar"Ölüm yiyen kızı yakaladı ve kendine çekti ve hırladı.Korkutmak istercesine gözlerini iri iri açtı.Medusa eli ile maskeyi çıkarttı. Uzun siyah saçlı 40 yaşlarında bir adamı bu. Medusa bu adamı daha önce sihir bakanlığında çalışırken görmüştü.Sihir bakanına yakın biriydi."ne oldu? şaşırdın mı çocuk?"
"Yoo sadece sana ne yapsam diyordum."
"Karar verdin mi bari?"
"Evet... gözlerime bak yakışıklı"Adam ne diyeceğini bilemedi.Medusa adamın yakasına yapıştı ve kendine çekti.Medusa`nın gözleri değişmeye başlamıştı bir yılanın gözlerinden farksız olmuştu birkaç saniye sonra.Saçları hareket etmeye başladı ve tıslamaya. Adam korku ile kadına baktı,saçları yılan olmuştu. saldırganca tıslıyor,hareket ediyorlardı. Ölüm yiyen bir süre sonra gözlerini, kadının gözlerinden alamaz oldu. Sanki o gözlerin içine girmişti ve gördüğü şey her ne ise adamı korkutmuş ve çığlık atmasına sebep olmuştu.Bellatrix son yılanı yok etti,Gordon`da son ölüm yiyeni ve her ikiside sesin kaynağına baktığında ölüm yiyenin taşlaştığını gördüler. Bununla birlikte büyü bozulmuştu ve Medusa yeniden ayağa kalkabildi. Bellatrix korkuyla bir an kadına baktı ve cisimlenerek kaçtı.Bir süre sonra ise Medusa yeniden eski haline döndü.
"Sanırım neden sana medusa dediklerini şimdi anladım."dedi Gordon.Medusa ise mahçup bir şekilde gülümsedi."İyimisin?"dedi kadın.Gordon`ın yanına yaklaşıp yarasına bakmaya çalışırken.Gordon, Medusa`nın elini tutup indirdi.İki genç göz göze geldi ve Gordon daha fazla kendini tutamayıp,Medusa`yı öptü.
"Eee şey afadersiniz? bölmek istemezdim ama gidiyormuyuz?"Medusa irkilerek kendine geldi.Adamı tamamen unutmuştu,sadece başını sallamakla yetindi.Gordon ise medusa ya bakıp gülümsedi.
Birkaç dakika sonra üçlü özel seherbaz karargahındaydı. Olanlar rapor edilmiş ve sanders`tan gereken bilgi alınmış, ailesinin yanına gönderilmişti. Medusa bir köşeye çekilmiş birkaç dakika önce olanları düşünüyordu.Arkadan kendisine yaklaşan eli göremedi.Gordon elini Medusa`nın beline doladı ve gülümsedi."Biliyormusun? İnsanın gözlerini senden alamaması için o şekle bürünmene gerek yok. Kendin bu halde bile büyüleyicisin."
"Seninde bir sihrin var,biliyormuydun? İnsanın baktıkça bakasını getiren birşey."
"Nedir o?"
"Gülümsemen"dedi Medusa.Gordon kadının gözlerinin içine baktı ve sadece gülümsedi.Kulağına;"umarım bana her kızışında beni taşa çevirmezsin"
"Söz veremem."
"Bu sanders neyin nesi peki?"
"Sihir Bakanının oğlu.Bakanı tehtit ettiler."
"Ne?! bu mu? Yani hayatımızı bunun için mi tehlikeye attık? Aman Tanrım!"
"Sen ne bekliyordun?"
"Ben ..... boşver.Medusa gülümseyerek camdan dışarı baktı.Şu anda bir savaşın içerisindeydiler,sonunun ne olacağı belli olmayan ama bir kişinin kazanacağı bir savaşın. Birgün bu sonlanacakmıydı acaba? Medusa bir süre düşündükten sonra sonlanmayacağına karar verdi.Bugün Voldemort yarın bir başka kara büyücü. İyilik kadar kötülükte vardı bu dünyada ama Medusa tarafının ne olacağını gayet iyi biliyordu ve şu an önemli olanda sadece buydu.